Kadir hutbesine kısa bir bakış
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i40408-kadir_hutbesine_kısa_bir_bakış
Kadir, Allah’a ve resulüne inanan ve iman edenlerin arasında bir misaktı, öyle ki buna bağlı kalmak, imanın doğruluğunun şahidiydi.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ekim 01, 2016 09:06 Europe/Istanbul

Kadir, Allah’a ve resulüne inanan ve iman edenlerin arasında bir misaktı, öyle ki buna bağlı kalmak, imanın doğruluğunun şahidiydi.

Ve bu ahit ve misak hala vefa talep ediyor ve biat eden elleri sadakat ve samimiyete davet ediyor. Her yıl bu gün, Allah ve Resulü ile bağlanan ahit ve misakı tazelemek için mutlu bir bayram olarak kutlanıyor.

Kadir misakı dünden bugüne elden ele verilerek bu güne geldi. Habercilerin sesi ağızdan ağıza ulaşarak kulaklarımıza geldi ve emirülmüminin sevgisi kalpten kalbe akmaya başladı. yazık ki dünün insanları bir süreliğine Kadir’e  göz yumdu ve Resulullah’ın –s– fermanını gözardı ederek emirülmüminine yardım etmekten kaçındı, bahaneler üretti ve sonunda da yapacaklarını yaptı.

Ama bugün biz varız. Hani orada olmayanlar, ama Kadir risaletinin bayrağını Resulullah’ın –s– okuduğu hutbenin eteğinden teslam alıp dinin tümünü Ali velayeti aşkında görmeleri gereken bizler varız artık.

Evet, gelin biraz Kadir üzerinde düşünelim ve Hz. Mehdi’nin –s– zuhuru ve bekleyişin son bulması için dua edelim. Evet, bu eller İmam Mehdi –s– ile biat elleridir ve bugün Kadir bayramında bu kez bizim ahde vefa etme günümüzdür.

İslam Peygamberi’nin –s– Kadir hutbesini baştan başa şöyle gözden geçirdiğimizde, hutbede 11 merhale göze çarptığı anlaşılır.

Birincisi, Allah’a hamd ve dua etmektir. Allah Resulü –s– hutbenin başında yüce Allah’ın güç ve rahmet sıfatlarını beyan etti ve ardından Allah’a kulluk ettiğine ve ilahi zatın karşısında huşu içinde olduğuna şahadet getirdi.

İkincisi, önemli bir konu için ilahi fermandan söz etti. Bu merhalede Allah Resulü –s– sözü doğrudan esas konuya getirdi ve açıkça şöyle buyurdu: Allah tarafından kesin bir ferman geldi, şöyle ki Ali bin Ebutalib hakkında önemli bir konuyu beyan etmeliyim ve eğer bunu yapmazsam, ilahi risaleti tamamlamış olamam ve Allah’ın cezasından korkarım.  Resulullah –s– daha sonra Hz. Cebrail’in kendisine üç kez nazil olduğunu  ve yüce Allah’ın emri üzerine o hazreti bu toplantıyı düzenlemeyi ve herkese şöyle ilan etmesini söylediğini belirtti:

Ali bin Ebutalib benim kardeşim ve benim vasim ve benim ümmetime halefim ve benden sonra İmam’dır. Onun benimli ilişkisi Harun’un Musa ile ilişkisidir, fakat benden sonra bir peygamber yoktur  ve o, Allah ve resulünden sonra sizin velinizdir. Ve Allah teala bu konuda kitabından bir ayeti bana şöyle nazil etmiştir:

Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.

Ali bin Ebutalib namaz kılan ve rukudayken sadaka veren ve her an Allah tealayı zikreden kimsedir.

Allah Resulü –s– hutbenin devamında münafıkların ve düşmanların fitnesi yüzünden Allah tealadan kendisini bu önemli meseleyi tebliğ etmekten mazur görmesini talep ettiğini, fakat talebi kabul görmediğini, Allah teala o hazreti halkın şerrinden korumayı güvence altına aldığını, Allah kerim olduğunu belirtti ve ardından Maide suresinin 67. Ayetini tilavet etti:

Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.

Üçüncü merhale 12 imamın velayetini ve imametini resmen ilan etmekti. Hutbenin bu bölümünde Allah Resulü –s– kendisinden sonra 12 imamın dünyanın sonuna kadar imametini resmen ilan ederek tüm tamahlara son noktayı koydu. Burada önemli noktalardan biri o hazretin 12 imamın velayetinin tüm insanlar için ve tüm zamanlarda ve tüm mekanlarda geçerli olduğunu ve sözleri tüm alanlarda son söz olduğunu vurgulamasıydı ve imamların Allah ve resulüne vekaleten helaldan harama ve tüm ilimlerden tam yetkili olduklarını ilan etti ve daha sonra da bu meseleden kuşku duyan herkes, kafir ve melun ve ilahi gazaba uğrayacak kişi olduğunu buyurdu.

Allah Resulü –s– şöyle buyurdu:

Ey insanlar, bu, benim böyle bir topluluğun arasında son kez bulunmamdır. O zaman Allah’ın emrini duyun ve benimseyin ve ona boyun eğin, çünkü Allah teala sizin mevlanız ve Rabbinizdir. O’ndan sonra da Muhammed, şu ayakta duran ve sizinle konuşan kişi sizin velinizdir ve benden sonra da Ali Rabbinizin fermanı üzerine sizin veliniz ve imamınızdır. Ardından da imamet benim soyumda onun evlatlarındadır, ta ki Allah’ı ve resulünü ziyaret edeceğiniz güne kadar. Allah tealanın helal kıldığı şeyden başka helal yoktur ve Allah tealanın haram kıldığı şeyden başka haram yoktur ve O, bizzat beni helal ve haram hakkında bilgilendirmiştir. Ve ben Allah tealanın kitaptan ve helal ve haramından bana öğrettiklerini eda ettim. Ey insanlar, Allah tealanın bana verdiği ilimden başka ilim yoktur ve ben öğrendiğim her ilmi muttakilerin imamına öğrettim ve Ali’ye öğrettiğim ilimlerden başka hiç bir ilim yoktur ve o, sizin imamınızdır.

Allah Resulü –s– şöyle devam etti:

Ey insanlar, ondan uzaklaşmayın ve ondan kaçmayın ve onun velayeti karşısında kibirlenmeyin ve baş kaldırmayın. O hakla yol alandır ve ona amel edendir ve batıldan uzak durur ve onu men eder ve Allah yolunda hiç bir serzeniş edenin serzenişi onu incitmez. O, Allah’a ve resulüne iman eden ilk insandır. O, hiç kimse peygamberin yanında yer alıp Allah’a tapmazken, kendisini Allah resulünün fedaisi eden ve her daim Resulullah’ın yanında olan kimsedir. Ey insanlar, onu üstün tutun, zira Allah onu üstün tutmuştur ve onu benimseyin, zira Allah onu atamıştır.

Ey insanlar, o Allah tarafından atanan bir imandır ve Allah, onu inkar edenleri asla bağışlamaz ve tevbelerini kabul etmez. Ey insanlar Kur'an'ı Kerim üzerinde düşünün ve ayetlerini anlayın ve ahkamını uygulayın ve benzerlerinin peşinden gitmeyin, zira Allah’a and olsun size Kur'an'ı Kerim’in caydırıcı fermanlarını beyan eden ve kitabın tefsirini açıklayan tek kişi şu anda elini tuttuğum ve onu kendime doğru yukarı çektiğim kişidir ve size ilan ediyorum: Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır ve Ali bin Ebutalib benim kardeşim ve vasimdir ve onun velayeti Allah’ın emridir ki bana nazil etmiştir. Ey insanlar, Ali ve benim pak evlatlarım Allah’ın kulların arasındaki emin ve hekim kullarıdır.

Dördüncü merhale emirülmüminin Ali’nin –s– Allah Resulü –s– tarafından kaldırılıp tanıtılmasıydı. Allah Resulü –s– eliyle Hz. Ali’nin –s– elinden tuttu ve o hazreti kaldırdı ve açık bir şekilde tüm anlattıkları bu Ali hakkında ve onun evlatları hakkında olduğunu belirterek böylece her türlü kuşkuya mahal vermedi ve o sırada üç önemli noktayı hatırlattı. Resulullah –s– ilkin dua etti ve şöyle buyurdu: Ey yüce Rabbim, kim Ali’yi severse, sen de onu sev ve kim Ali’ye düşman olursa, sen de onun düşmanı ol ve kim Ali’ye yardım ederse, sen de ona yardım et ve kim Ali’yi horlayacak olursa sen de onu horla ve kim onu inkar ederse sen de onu lanet et ve kim Ali’nin hakkını inkar ederse, sen de ona gazabını nazil et.

Resulullah –s– daha sonra dinin imamların velayeti ile tamamlandığını belirterek şöyle buyurdu: Ey yüce Rabbim, sen bu konuyu aydınlatmak ve Ali’yi bugün atamakla bu ayeti hakkında nazil ettin:

Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim.

Ve ardından şöyle buyurdun:

Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.

Resulullah üçüncü nokta olarak bu risaletin tebliğ edilmesine Allah’ı şahit tuttu ve şöyle buyurdu: Ey yüce Rabbim seni şahit tutuyorum ve benim senin mesajını ilettiğime dair senin şahadetin yeter.

Beşinci merhale, ümmetin imamet meselesine özen göstermeleriydi. Bu merhalede Allah Resulü –s– açıkça, kim imamların imametine karşı çıkarsa iyi amelleri heba olacağını ve yeri de ebediyen cehennem olacağını buyurdu. Allah Resulü –s– daha sonra da emirülmüminin Ali’nin –s– bazı faziletlerini saydı ve hased meselesine işaretle insanların imamlara karşı çıkma ve sapmasının sebebi hasedden kaynaklandığını  ve Ali –s– ile düşmanlık da şakavet işareti olduğunu vurguladı.

Altıncı merhale ise münafıkların sabotajlarına vurguydu. Allah Resulü –s– bu merhalede ilahi gazabın bazı boyutlarına temas ediyor. O hazret Kur'an'ı Kerim’den lanet ve azab ile ilgili bazı ayetleri tilavet ettikten sonra şöyle buyurdu: bu ayetlerin amacı, onları gözardı etmekle görevli olduğum bazı sahabedir. Fakat bilin ki Rabbimiz muhaliflere ve düşmanlara ve hainlere ve suçlulara hücceti tamamlamıştır ve benim onları bu dünyada gözardı etmek, ahiret azabını önlemez.

Altıncı merhale ehli beyt –s– dostlarını ve düşmanlarını beyan etmekti. Allah Resulü –s– hutbenin devamında ehli beyt –s– ile dostluk ve düşmanlığın tesirleri üzerinde durdu ve bu bölümde hamd suresini tilavet ettikten sonra şöyle buyurdu: bu sure benim hakkımda ve Allah’a and olsun imamların hakkında nazil olmuştur. Bu sure genel olarak da onları kapsar, özel olarak da onların hakkındadır. Onlar Allah’ın dostlarıdır ve asla korkmaz ve asla üzülmezler ve bilin ki Allah’ın hizbi galiptir.

Allah Resulü –s– dah sonra da Kur'an'ı Kerim’in müminler ve ehli beyt –s– izleyenleri hakkındaki bazı ayetlerini tilavet ederek bu insanları Al-i Muhammed’in –s– şiaları ve izleyenleri olarak yorumladı ve ardından münafakları ve cehennem ehli olanlar ve şeytanlar ve melunlar hakkında bazı ayitleri okudu ve bu kesimi de Al-i Muhammed’in –s– düşmanları niteledi.

Sekizinci merhale Hz. Mehdi –s– ile ilgiliydi. Burada Allah Resulü –s– vadedilen Hz. Mehdi –s– ve bazı özel sıfatları hakkında beyanatta bulunarak şöyle devam etti: ey insanlar, bilin ki ben uyarıcıyım ve Ali hidayet edicidir. Ben peygamberim ve Ali benim vasimdir. Bilin ki son İmam Hz. Mehdi bizdendir. O tüm dinlere gelip gelendir. O tüm zalimlerden intikam alandır. O tüm zirveleri fetheden ve hepsini yıkandır. O tüm şirk ehli olanlara galip gelen ve hidayete erdirendir. Bilin ki o, tüm evliyaların kanının intikamını alandır. O Allah’ın dinine yardım edendir. O tüm ilimlerin mirasçısıdır ve hepsine musallattır. O Allah tarafından haber veren ve herkese Allah’a imanını hatırlatandır. O geçmişlerin müjdelediği kurtarıcıdır ve hüccet olarak kalacaktır ve ondan sonra da başka hüccet yoktur. Hiç bir şey onunla beraber olmadan hak olmaz ve onsuz hiç bir nur yoktur. O hiç kimse ona galip gelemeyen zanttır. O Allah’ın yeryüzünden veliyi ve O’nun hükümlerini uygulayandır.

Allah Resulü –s– dokuzuncu merhalede Hz. Ali –s– ile biat edilmesinin gündeme getirdikten sonra onuncu merhalede de Hac ve umre ve namaz ve zekat ve emri maruf ve nehyi münkirden söz etti ve ilahi takvayı hazırlattı ve Hz. Ali –s– ve diğer masum imamların ahkamın tek müfessiri olarak ilan etti.

Onbirinci merhale ise kalabalıktan resmen biat almaktı. Fakat orada bulunan insanların sayısı çok fazla olduğundan Allah Resulü –s– ilkin Allah’ın emri üzerine dilden biat alacağını ifade etti ve herkesin tekrarlaması gereken metni okudu ve böylece elle biat sayılan biati aldı. Çünkü Allah Resulü –s– gelin canımız, dilimiz ve elimizle biat edelim şeklinde buyurmuştu  ve hutbenin sonunda da emirülmüminin Ali’ye –s– selam gönderdi ve müminlere dua ederek kafirleri lanetledi ve böylece hutbesini tamamladı.015