Hac farizesi; insanın değişimi - 3
Kur'an'ı Kerim ayetleri Hac farizesinin siyasi boyutuna vurgu yapmıştır.
Örneğin Maide suresinin 97. Ayetinin başında şöyle buyurmakta: Allah, Kâbe'yi, o saygıya lâyık evi, haram ayı, hac kurbanını ve (kurbanın boynuna asılan) gerdanlıkları (maddi ve manevi yönlerden) insanların belini doğrultmaya sebep kıldı.
İslam Peygamberi’nin –s– Hac sırasında uygulamaları da o hazretin bu farizenin hem manevi ve hem siyasi boyutunu gözetlediğini yansıtmaktadır.
Bir insan tek başına kendi inancını ve görüşünü tebliğ edecek olursa, etki alanı çok kısıtlı ve dar olur. Gerçekte insanların mesaj ve görüşünün nüfuz alanını genişletmek için başvurulan en etkili ve en uygulamalı yöntemlerden biri onu toplu halde beyan etmektir. Bu yüzden günümüzde bazen bir grup insanın bir araya gelerek eylem yaptığına ve belli bir konu hakkında görüşlerini beyan ettiğine ve geniş yankı bulduğuna şahit olmaktayız.
Bu açıdan bakıldığında Hac farizesi her yıl belli günlerde yapılan beşeri toplantıların en büyüğü ve en orgazine edilmiş şeklidir ve böylece İslam’ın yüce mesajları tüm dünyaya duyurulur. Bu tebliğ ve propaganda yöntemini yüce Allah 14 asır önce Müslümanlara öğretti ve böylece Müslümanlar Allah’ın dinini tebliğ ederek kendi aralarındaki vahdetini de pekiştirmelerine zemin hazırladı. Hal böyleyken, acaba Hac farizesi sırf bireysel ve manevi bir farize olduğu ve siyasi ve sosyal boyutu söz konusu olmadığı söylenebilir mi?
Hac menasikine bakıldığında da bu farizenin teşri edilmesinin amacı kulu Müslümanların yoğun kalabalığı arasında Allah tealaya doğru seyri ve sulükünden ibaret olduğu anlaşılır. Bir başka ifade ile Hac bireysel sosyal ve manevi siyasi bir etkinliktir. Eğer Hac farizesinin amacı bireysel bir ibadeti yerine getirmek olsaydı, o zaman belli bir zaman diliminde yapılmasına ve hacıları bu yönde bazı sıkıntılara sokmaya gerek olmazdı. Oysa Allah teala Hac farizesi için Zilhicce ayını belirleyerek bu büyük ilahi farizeyi Müslümanların en büyük kongresine çevirmiştir. Buna göre hacılar belli bir zamanda ihrama giriyor ve hepsi aynı kıyafet içinde ve birbirinden ayırt edilmeksizin Kabe’yi tavaf ediyor ve safa merve say'ını yerine getiriyor. Bu toplantının doruk noktası milyonlarca hacının Arafat, Maş’er ve en son Mina’da vakfeleridir ve burada üç kez şeytan simgelerini taşlayarak her türlü şeytani güçten beraat ediyorlar. Bir başka ifade ile Hac farizesinde bireysel ibadet bu şekilde toplumla bütünleşmiş ve böylece İslam ve Müslümanların yüce mesajlarını yansıtmıştır.
Sohbetimizin başında da belirtildiği üzere, Kur'an'ı Kerim ayetleri Hac farizesinin siyasi boyutuna vurgu yapmıştır. Örneğin Maide suresinin 97. Ayetinin başında şöyle buyurmakta: Allah, Kâbe'yi, o saygıya lâyık evi, haram ayı, hac kurbanını ve (kurbanın boynuna asılan) gerdanlıkları (maddi ve manevi yönlerden) insanların belini doğrultmaya sebep kıldı.
İslam Peygamberi’nin –s– Hac sırasında uygulamaları da o hazretin bu farizenin hem manevi ve hem siyasi boyutunu gözetlediğini yansıtmaktadır. Allah Resulü –s– Mekke’yi fethettiği ilk yılda şirk ve tağut simgeleri olan Kureyş putlarını yok etti. Bir yıl sonra Hac sırasında Hz. Ali –s– İslam Peygamberi’nin –s– emri üzerine tevbe suresinin ilk ayetlerini okudu. Bu ayetlerde Allah teala ve Peygamberi müşriklerden nefret ettikleri beyan edilerek müşriklere dört ay süre tanındı.
Allah Resulü –s– veda haccı olarak ün yapan son Hac ziyaretinin bitiminde de yüce Allah’ın emri üzerine Hz. Ali’yi –s– kendisinin halefi ilan etti. Gerçekte İslam Peygamberi –s– Hac sırasında Müslümanların büyük toplantısından istifade ederek önemli siyasi işlerini o sırada yürütüyordu, ki bu da tam günümüzde Hac sırasında yapılması gereken şeydir.
İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük kurucusu İmam Humeyni –ks– Kur'an'ı Kerim ayetleri ve İslam Peygamberi’nin –s– siyerinden hareketle Hac farizesi ibadi siyasi bir farize olduğuna inanıyor ve şöyle diyordu:
Hac doğduğu günden beri siyasi boyutu ibadi boyutundan daha az olmamıştır ve siyasi boyutu, siyaset olmakla beraber başlı başına ibadettir.
Bir başka tabirle Hac farizesinde gözetilen siyaset, dünyada yaygın olan siyaset gibi ahlaki olmayan boyutu yoktur, bilakis Allah dinini tebliğ etmek içindir ve bu yüzden bu farizenin bu boyutu da başlı başına ibadettir. Ama maalesef Hac farizesinin düzenlenmesinden sorumlu olan Suud rejimi sapkın Vahabi tarikatının inancından hareketle bu farizenin siyasi boyutunu tanımamakta ve elinden geldiğince de bu boyutu engellemeye çalışmaktadır. Ancak buna karşın Hac farizesinin bazı siyasi cilvelerinin önüne geçmek mümkün değildir.
Müslümanların vahdet ve gücünü göstermek, muhteşem Hac farizesinin en önemli siyasi işlevlerinden biridir. Hac farizesine dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar katılıyor ve Müslümanların düşmanlara karşı izzet ve iktidarını sergiliyor. Bir başka ifade ile siyasi ibadi Hac farizesi Fetih suresinin son ayetinin mısdakıdır. Ayet şöyle buyurmakta: Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler.
Hac sırasında da Müslümanlar hangi ülkeden olursa olsun, kendi aralarında merhametli ve gönül birliği içindeyken, düşmanlara karşı sert ve çetindir. Bu sonucu milyonlarca Müslümanın bir arada ve sakin bir şekilde ibadetlerini yerine getirmelerinden elde etmek mümkün.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Hac farizesinin vahdet uyandıran boyutu hakkında şöyle buyuruyor: Hac, gönüllerde tevhid ruhunu yeniden canlandırabilir, büyük İslam ümmetinin parçalarını birbirine kenetleyebilir, Müslümanların azametini onlara geri verebilir ve onları düşmanların dayattığı aşağılık ve zillet duygusundan kurtarır.
Vahdetin gerçekleşmesi için Müslümanların birbirinin inancı ile tanışmaları ve yanlış anlaşılmaları gidermeleri gereklidir, ki bunun zemini de Hac farizesinde hazırlanmıştır. İslam düşmanları Müslümanların arasında tefrika yaratmak için büyük uğraş verir, ancak Hac, Müslümanların hangi mezhepten olursa olsun, yanlış anlaşılmaları gidermeleri ve görüşlerini birbirine yakınlaştırmaları bakımından uygun fırsattır. Bu arada çeşitli İslamî mezheplere mensup olan ulema da İslami vahdet yolunda yapıcı ve etkili rol ifa edebilir. Ama maalesef Hac fırsatı Suud hanedanının duyarsızlığı yüzünden pek fazla ciddiye alınmıyor ve İslamî mezheplerin arasında diyalog ve uzlaşma yönünde etkili adım atılmıyor. Buna karşın muhteşem Hac kongresi ve dünyanın çeşitli ülkelerinden farklı mezheplere mensup olan Müslümanların bir araya gelmesi kendiliğinden İslamî vahdet, vefak ve gönül birliği zemini oluşturduğu anlaşılıyor.
İslam düşmanlarından beraat ilanı, Hac farizesinin bir başka siyasi işlevidir. Biraz önce de belirtildiği üzere Fetih suresinin son ayeti İslam Peygamberi –s– ve Müslümanların kendi aralarında merhametli ve kafirlere ve düşmanlara karşı çetin olarak tanımlıyor. Ancak müşriklerden beraat meselesini açıkça beyan eden ayet, Tevbe suresinin üçüncü ayetidir. Ayet şöyle buyurmakta:
Hacc-ı ekber (en büyük hac) gününde Allah ve Resûlünden insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü müşriklerden uzaktır.
Bu çerçevede İmam Humeyni –ks– de şöyle buyuruyor: Hac sırasında müşriklerden beraat haykırışı, siyasi ibadi bir haykırıştır ve Allah Resulü –s– buna emretmiştir.
Günümüzde İslam düşmanlarının mısdakı, bu semavi dine ve izleyenlerine karşı komplo hazırlayan devletler ve en başlarında Amerika ve korsan İsrail yer alan rejimlerdir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Hac sırasında İslam düşmanlarından beraat etme zarureti hakkında şöyle buyuruyor: Hac kendi cevheri ve özünde iki temel unsur barındırır. Bunlardan biri Allah tealaya düşüncede ve amelde yakınlaşmak ve diğeri tağut ve şeytandan cismimiz ve ruhumuzla kaçınmaktır.
Dolaysıyla hacılar vahiy topraklarında düzenlenen büyük Hac kongresinde İslam düşmanlarından beraat ettiklerini ilan etmek için en iyi fırsata sahiptir.
Son yıllarda İranlı hacılar başka ülkelerden gelen hacılarla beraber Amerika ve siyonist rejim İsrail gibi müşriklerin günümüzdeki mısdaklarından beraat ettiklerini ilan etmek üzere muhteşem merasimler düzenliyordu. Ancak bu istikbar karşıtı merasimden rahatsız olan Suud rejimi Amerika’nın entrikaları ile 1987 yılında müşriklerden beraat etkinliğini kana buladı ve Mekke’de yüzlerce hacıyı şehit etti veya yaraladı. Bu kanlı baskın yüzünden daha sonraki yıllarda bu merasim çok kısıtlı bir şekilde düzenlendi. Ancak kesin olan şu ki bu tür baskılarla İslam ümmetinin İslam düşmanlarına karşı öfke ve nefreti yok edilemez.
Aslında milyonluk Hac kongresi Müslümanların birbirinin halinden ve durumundan haberdar olmaları için en iyi fırsattır. Bu konuda İmam Humeyni –ks– şöyle diyor: Hac, Müslümanların bir yıllık sorunlarını ele alma ve bu sorunları bertaraf etmeye çalışma fırsattır.
Günümüzde büyük medya organları genellikle süper güçlerin hizmetindedir ve bu yüzden İslam ülkelerinde yaşanan gelişmeleri doğru düzgün yansıtmamaktadır. Oysa çeşitli ülkelerden hacıların bir araya gelmesi onlara doğru bilgileri paylaşmaları ve İslam dünyasının sorunlarına çare bulmaları yönünde iyi bir fırsat sunuyor.
Bugün İslam dünyasının en önemli sorunları, Amerika’nın İslam ülkelerinin içişlerine karışması, Filistin topraklarının siyonistlerce işgali ve tekfirci teröristlerin Suriye, Irak, Libya, Yemen ve Afganistan gibi ülkelerde türlü cinayetleri İslam adına işlemeleri ve ayrıca Batılı ülkelerin İslam karşıtlığı propagandası yapmalarıdır. Gerçi tüm bu sorunlar hacıların buluşmalarında gündeme geliyor, ama yine de Suud rejimi bu konuda öncülük ederek hacılara Müslümanların sorunlarını ele almaları ve bu sorunlara çözüm bulmaları yönünde hareket etseydi, hiç kuşkusuz İslam ümmetinin durumu daha iyi olurdu.