Keramet önderi İmam Hasan’ın –s– şehadet yıldönümü
Bugün İmam Hasan Muctaba’nın -s- şehadet yıldönümü.
Bugün dolaysıyla tüm İslam alemine taziyelerimizi sunarken, imamet ve hidayet semalarının ikinci parlayan yıldızının şehadet yıldönümünde sizi bu hazretin yaşamı ile ilgili hazırladığımız özel programımız dinlemeye davet ediyoruz.
Gökyüzü İslam Peygamberi’nin -s- torununun şehadetinin yasını tutuyor. Böyle bir günde İmam Hasan Muctaba -s- evinde mazlumane bir şekilde şehit düştü. İmamet ve velayet semalarının ikinci parlayan yıldızının yürekleri burkan şehadeti dolaysıyla ehli beyt -s- aşıkları ve onların hakiki şiilerine taziyelerimizi sunuyoruz.
İmam Hasan Muctaba -s- İmam Ali -s- ve Hz. Fatıma’nın -s- evladı ve Allah Resulü’nün -s- ilk torunuydu. Tarihte belirtildiği üzere İmam Hasan Muctaba -s- çehresi Allah Resulü’ne -s- en çok benzeyen kişiydi. İslam Peygamberi -s- de torununa özel ilgi duyuyordu. Hz. Hasan -s- çocukluk çağının sekiz yılını Resulullah efendimizin -s- yanında geçirdi ve o hazretin huyundan ve siyerinden etkilendi ve yine İslam Peygamberi’nin -s- nurani mahzarında ilahi hakikatleri ve sırları öğrendi. Bazen Allah Resulü’ne -s- vahiy nazil olduğu sıralarda Hz. Hasan -s- dedesinin yanındaydı ve ilahi ayetleri bizzat Allah Resulü’nden -s- dinliyor ve ardından annesi Hz. Fatıma’ya -s- beyan ediyordu.
İmam Hasan Muctaba -s- çok sabırlı ve tevazulu bir insandı ve halk arasında kerim ve cömert biri olarak ün yapmıştı. Nitekim tarihte de belirtildiği üzere o hazret üç kez ve her defasında tüm malının yarısını Allah yolunda muhtaç insanlara infakta ulundu ve ehli beyt kerimi olarak lakaplandırıldı. Kerim, çok cömert ve bağışlayan kimseye denir.
Sabırlı anlamına gelen Helim sözcüğü Kur'an'ı Kerim’de 15 kez beyan edilen bir sözcüktür ki 11 kez Allah’ın sıfatı ve iki yerde Hz. İbrahim ve bir yerde Hz. İsmail ve bir yerde de Hz. Şuayb’ın sıfatı olarak beyan edilmiştir. Dolaysıyla sabır önemli ahlaki ve İslamî değerlerden biridir. Bu sıfatı peygamberler gibi seçkin insanlar taşır ve bu sıfatı tam olarak taşıyan insanlar gerçekte ilahi sıfatlardan birinin mazharı sayılır.
Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’de Hz. İbrahim’i bu sıfatı taşıdığı için takdir ederken şöyle buyurmakta:
İbrahim cidden yumuşak huylu, bağrı yanık, kendisini Allah'a vermiş biri idi.
Öte yandan İmam Hasan Muctaba -s- da bu sıfatı taşıyan seçkin insanlardan biriydi.
Günlerden bir gün Şam halkından cahil bir ihtiyar Medine kentini gezerken yolda İmam Hasan’ı -s- bir merkep üzerinde gördü ve o sırada ağzına gelen ne kadar çirkin söz varsa İmam Hasan’a -s- söyledi. İmamın arkadaşları yaşlı adamı uzaklaştırmak istedi, fakat İmam buna mani oldu. Yaşlı adam hakaret etmesi bitince İmam Hasan -s- yanına geldi, selam verdi ve yüzünde tebessümle ona şöyle dedi: ey yaşlı adam, zannedersem buraların yabancısısın ve güya bazı şeyleri sana yanlış anlatmışlar. Eğer bizden rızamızı talep edersen hoşnut oluruz. Eğer bizden bir şey dilersen sana veririz. Eğer bizden tavsiye istersen sana tavsiyede bulunuruz. Eğer muhtaç biriysen senin ihtiyacını gideririz. Eğer birilerinden kaçıyorsan, sana kucak açarız. Eğer merkebini bizim evimize doğru yöneltirsen, istediğin kadar bize misafir olabilirsin ve bu senin için daha iyi olur. Zira bizim evimiz geniş ve amadedir ve içinde bir çok imkanlar vardır.
Cahil ihtiyar İmam Hasan Muctaba’nın -s- inkılapçı sabrından kaynaklanan şefkat dolu sözlerini duyunca birden altüst oldu, öyle ki gözleri yaşla doldu ve şöyle arzetti: şahadet ediyorum ki sen Allah’ın yeryüzünde halifesisin. Allah kimin içine kendi risaletinin makamını yerleştireceğini herkesten daha iyi bilendir. Sen ve baban benim gözümde en gazaba uğramış kişilerdiniz, ama şimdi siz benim gözümde en sevilen insanlarsınız.
Bu sözlerin ardından yaşlı adam İmam Hasan’ın -s- evine geldi ve o hazrete misafir oldu ve bir süre sonra, kalbi risalet hanedanının sevgisi ile dolmuşken İmam Hasan’ın -s- huzurundan ayrıldı.
İmam Hasan’ın -s- sabrı o kadar fazlaydı ki risalet hanedanının en sıkı ve en kinci düşmanlarından biri olan ve İmam Hasan’a -s- çok acı çektiren Mervan şu itirafta bulundu: Tüm bu kötülükleri, sabrı dağlarla boy ölçüşen bir insana yaptım.
Gerçekte İmam Hasan Muctaba -s- ve diğer masum imamlar -s- Kur'an'ı Kerim mektebinde yetişmiş seçkin insanlardı ve bu yüzden güzel ahlaka ve seçkin bir karaktere sahipti.
Rivayetlere göre günlerden bir gün hizmetkarlardan biri İmam Hasan’a -s- bir demet çiçek verdi. Çiçeklerin kokusu odaya yayılmıştı. İmam çiçek demetini kokladı, gülümsedi ve şöyle buyurdu: seni azad ettim. Hizmetkarı mutluluktan ne diyeceğini ve imamdan nasıl teşekkür edeceğini bilemedi. Büyük bir mutluluk içinde odadan ayrıldı. O sırada imamın arkadaşlarından biri şaşkınlık içinde sordu: neden onu küçük bir çiçek demetinin hatırına azad ettin? İmam -s- büyük bir şefkatle şöyle buyurdu: Rabbim bizi böyle yetiştirdi ve Kur'an'ı Kerim’de şöyle buyurdu: ne zaman biri size bir hediye verirse, siz ona daha iyisi ile karşılık verin. Onu Allah yolunda azad etmek onun için en iyi hediye idi.
İmam Hasan Muctaba -s- sevgili babası İmam Ali -s- Kufe’de şehit olduktan sonra halkın talebi ve kendisine biat etmelerinin ardından hilafeti kabul etti ve babasının adalet yolunu sürdürdü.
Ancak halkın o hazrete biat etmesi, Şam yöresinde hüküm süren Muaviye için beklenmedik bir gelişme oldu. Bu yüzden Muaviye İmam Hasan’a -s- karşı çıkmaya karar verdi ve o hazretle savaşmak üzere bir ordu tedarik gördükten sonra Irak’a doğru harekete geçirdi. Muaviye bununla da yetinmedi ve aynı zamanda Kufe’nin güçlü şahsiyetlerini de para ile satın almaya başladı. Muaviye’nin fitneleri ve sevkettiği ordunun elebaşılarının acımasızlığı bir yandan ve İmam ordusunda bazı komutanların ihaneti ve nifak yaratması ve halkı bölmesi öbür yandan İmam Hasan’ı -s- İslam’ın aslını korumak ve Müslümanların maslahatını gözetlemek üzer Muaviye ile barış yapmaya zorladı.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İmam Hasan Muctaba’nın -s- mübarek yaşamının o zorlu günleri hakkında şöyle diyor:
Emirülmüminin -s- o dönemin İslamî camiasının şartları yüzünden şehit düştü. Daha sonra imamet sırası oğlu İmam Hasan’a -s- geldi ve o şartlarda o hazret de altı aydan daha fazla dayanamadı. O hazreti yapa yalnız bıraktılar. İmam Hasan -s- seyrek sayıdaki sahabesi ve arkadaşları ile Muaviye ile savaşıp şehit düşecek olursa, o dönemin İslamî toplumuna hakim olan ahlaki sapkınlık, kanının yerde kalmasına sebebiyet vereceğinin bilincindeydi. Zira Muaviye’nin propaganda, para ve hileleri herkesi ele geçirecek ve bir iki yıl geçtikten sonra da halk İmam Hasan -s- boşuna Muaviye’ye karşı çıktığını söyleyecekti. Dolaysıyla tüm zorluklara katlandı ve kendisini şehadet meydanına atmadı, zira kanı boşa akmış olacağını biliyordu.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei beyanatının devamında çok önemli bir noktaya temas ederek şöyle diyor: bazen şehit olmak, hayatta kalmaktan daha kolaydır. Hakikaten de böyledir. Bu noktanın anlamını mana ve hikmet ehli olanlar çok iyi bilir. Bazen hayatta kalmak ve belli bir ortamda yaşamak ve mücadele etmek, öldürülmek ve şehit olmak ve hakka yürümekten daha zordur. İmam Hasan -s- bu zor yolu seçti.
Gerçi Emevi iktidarı İmam Hasan Muctaba’ya -s- barışı dayattıktan sonra bir çok hedefine ulaşmıştı, ama yine de o hazretin varlığını bazı şom niyetlerini hayata geçirme yolunda ciddi bir engel olarak görüyordu.
Muaviye’nin amaçlarından biri, kendi halefini bizzat belirlemekti. Ancak Muaviye bu işe İmam Hasan -s- hayattayken kalkışacak olursa, o hazretin şiddetli muhalefeti ile karşılaşacağını biliyordu ve bu yüzden her ne şekilde olursa olsun İmam Hasan’ı -s- şehit etmeye karar vardı.
Muaviye bir süre araştırdıktan sonra İmam Hasan’ın -s- eşi Cade’yi bu şom hedefini gerçekleştirmek için en uygun kişi olarak gördü. Bunun üzerine Muaviye gizlice Cade’ye yüz bin dirham para yolladı ve İmam Hasan’ı -s- şehit ettiği takdirde onu oğlu Yezid’le evlendirme sözü verdi. Şahane bir hayatı hayal eden Cade İmam Hasan’ın -s- suyuna zehir dökerek o hazreti zehirledi ve kısa bir süre sonra İmam Hasan -s- zehrin etkisiyle şehit düştü.
İbni Abbas Allah Resulü’nün -s- şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
Ne zaman evladım Hasan Muctaba’ye zehirle şehit ederlerse, gökte ve yerde yaşayan tüm mahluklar onun yasını tutacaktır. Bilin ki evladım Hasan için yas tutmak ve çektiği musibetlere ağlamanın büyük faziletleri vardır. Kim onun musibeti için gözyaşı dökerse, gözleri tüm gözler görmezken aydınlanacak ve görecektir ve gönlü tüm gönüller hüzünlüyken hüzünden arındırılır ve kim onun Baki’deki mezarını ziyaret ederse sırat köprüsünde adımların titrediği günde her türlü kaymadan korunacaktır.
Allah’ın selamı ilahi dini kurtarmak için Muaviye’nin tağut iktidarı ile barış yapmanın acısına ve münafıkların alaylı sözlerine katlanan sabırlı imamın üzerine olsun.
Bir kez daha İmamet ve velayet semalarının ikinci parlayan yıldızının yürekleri burkan şehadeti dolaysıyla ehli beyt -s- aşıkları ve onların hakiki şiilerine taziyelerimizi sunuyoruz.