İmam Humeyni -ks- ve Ayetullah Hamanei bakışında vahdet
İmam Humeyni -ks- ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei çağımızın en büyük muslih insanlarıdır ve İslam ümmetinin vahdet ve birlikteliğinin gerçekleşmesi yönünde etkili çözüm yolları sunmuş ve kendileri de bizzat bu meydana ayak basarak bu çözüm yollarının bir çoğunu hayata geçirmiştir.
Vahdet haftası, vahdet meselesine sadece slogan atmanın ötesinde pratik yollarını ele almak ve irdelemek için çok uygun bir fırsattır. Kuşkusuz vahdet meselesi kendine özel karmaşıklıkları söz konusudur.
Tarih sayfalarına baktığımızda Seyyid Cemaleddin Esedabadi, Şeyh Muhammed Abdu, Ayetullah Burucerdi, Şeyh Şeltut, Seyyid Kutub, İmam Humeyni -ks- ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei gibi bir çok büyük alim ve muslih insanın adı ile karşılaşıyoruz. Bu insanların her biri vahdet habercisi olmuş ve Müslümanların arasında vahdet ve birlik için uzun yıllar çaba harcamış ve cihat etmiştir
İmam Humeyni -ks- çağımızın en büyük muslihlerinden biridir ve İslam ümmetinin vahdet ve dayanışmasının gerçekleşmesi için pratik çözüm yolları sunmuş ve kendisi de bizzat bu meydana ayak basarak bu çözüm yollarının bir çoğunu hayata geçirmiştir.
İmam Humeyni -ks- açısından İslam vahdet için en temel çözüm yollarından biri İslamî hükümeti kurmaktı. İmam Humeyni -ks- vahdet kavramını beyan ederken birliktelik ve bir arada olmak ve hak yolunda ilerlemek gibi önemli noktaları gündeme getirdi ve hakiki vahdet, Allah’ın ipine sarılmaksızın anlamsız olacağını vurguladı.
Kur'an'ı Kerim’e göre insanlar yaratılış ilkesinde vahdet içindedir, zira Allah teala insanları aynı nefis cinsinden yaratmıştır. Yaratılışta hakim olan bu vahdet tek bir ümmetin şekillenmesine zemin oluşturur. Kur'an'ı Kerim açısından beşeri tek ümmet zulüm, dünyataleplik, etnikçilik, düşmanların tefrika çıkarması, şeytan vesveseleri ve telkinleri yüzünden dağılır.
Kur'an'ı Kerim tek ümmetin yeniden gerçekleşebilmesi için İslam dininin kutsal tealimi temelinde kardeşlik, sevgi, rahmet, rafet, fazl ve barışı öneriyor. İmam Humeyni -ks- de bu noktaları hatırlatarak İslam dininde Müslümanların birbiriyle kardeş olduğunu vurguluyordu. Dolaysıyla İslam ümmeti de İslamî kardeşlik bağı ile birbirine kenetlenen ve hepsi İslam dinine inanan bireylerden oluşan bir toplumdur.
İmam Humeyni -ks- bir çok yerde İslamî vahdetten maksadın, Müslümanların hangi mezhep ve gruptan olursa olsun, bir araya gelmelerinden ibaret olduğunu beyan etmiş ve bu mananın hayata geçirilmesi için Müslümanların kendi mezheplerini bırakıp bir tek mezhebi seçmeleri geremediğini kaydetmiştir, zira bu iş ne gerekli ve ne de uygulanabilir bir konudur. İmam Humeyni’ye -ks- göre Müslümanlar ortak dini değerleri çerçevesinde İslamî vahdeti kurabilir. Bu hedefe ulaşmanın yolu ise Müslümanların en azından İslam ümmetini ilgilendiren ortak konulara geniş açıdan ve mezhep, milliyet, dil ve benzeri etkenlerin ötesinden bakmaları ve pratikte de İslam ve Müslümanların genel maslahatlarına cüzi maslahatlarına kıyasla öncelik tanımaları gerekir.
İmam Humeyni’ye -ks- göre Müslümanların arasında tefrika ve ihtilaf büyük bir derttir. İmam -ks- bu bağlamda şöyle buyurmakta: Müslümanların arasında tefrika ve ihtilaf ancak ne şii mezhebine ne de sünni mezhebine, ne hanefi mezhebine ne de başka mezhebe inananların yararınadır. Bunlar ne şiilerin ne de sünnilerin var olmasını istiyor ve bunun için bu iki mezhep arasında ihtilaf çıkarıyor. Bizler hepimiz Müslüman olduğumuz manası üzerinde durmalıyız, hepimiz Kur'an'ı Kerim ehli ve tevhid ehli olanlarız ve Kur'an'ı Kerim ve tehvid için emek harcamalı ve bunlara hizmet etmeliyiz.
İmam Humeyni -ks- Müslümanların arasındaki ihtilafların kökleri doğa, coğrafya, dil, yerel kültürler ve hepsinden daha önemlisi alemin sultacı zorba güçlerinin komploları ve entrikalarına dayandığını biliyordu. Bu zümre Müslümanların arasında ihtilafları, tefrikaları ve ayrışma konularını ön plana çıkarmaya çalışıyor. Bu yüzden İslam ülkeleri arasındaki ihtilaflar ortak stratejik ilkelere ve yöntemlere göre bertaraf edilmesi gerekir. Diyalog, takrib, uzlaşma, ortak duygu yaratma ve ortak kadere inanma gibi etkenler vahdeti şekillendirebilecek bileşenlerdir. İmam Humeyni -ks- bu konuda şöyle diyor: eğer Müslümanlar asrı saadette sahip oldukları izzeti yeniden kazanırsa, İslam’a ve vahdete yönelirse, bilsinler ki o vahdet ve ittifak İslam eksenindeydi ki onca doğaüstü gücü ve şecaati yaratmıştı.
Gerçekte İslam dünyasının vahdeti İmam Humeyni -ks- açısından büyük bir ülküydü. İmam -ks- bu konuda şöyle diyordu: İnşaallah bir gün tüm Müslümanlar birbiriyle kardeş olur ve fesadın tüm kökleri Müslümanların beldesinden koparılıp atılır ve şu fasık İsrail’in kökü Mescid-i Aksa’dan ve İslamî ülkemizden koparılıp atılır. İnşaallah hepimiz birlikte Kudüs’te vahdet namazı kılarız.
İmam Humeyni -ks- rihlet edince, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei imamın taşıdığı bayrağı omuzlanarak taşımaya başladı ve İslamî vahdeti, hareketinin ekseni haline getirdi.
Ayetullah Hamanei İslamî vahdet konusunda şöyle diyor: eğer İslam alimleri Kur'an'ı Kerim’nin Hadid suresinin 25. Ayetinde “Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik.” Buyruğunu kabul ediyorsa ve dinlerin hedefi eşitlik, adalet ve iyi bir yaşam sağlamak ve zulmü bertaraf etmekten ibaret olduğuna inanıyorsa, o zaman hareket, İslam hakimiyetine doğru olmalı ve İslam ülkelerinde ve İslamî toplumlarda İslam hakimiyeti mümkün bir durumdur.
Gerçekte şirk temelinde inşa edilen bir toplumda insanlar sınıflara ayrılır ve birbiriyle yabancılaşır. Ancak tevhidi camiada, yani varlık aleminin başlangıcı ve sahibi ve varlık aleminin sultanı bir ve var ise ve alemin tüm hareketleri ve mahlukları O’nun varlığından, güç ve iradesinden ise, o zaman insanlar birbiriyle akraba gibidir, çünkü hepsi Allah tealaya bağlıdır, hepsi bir noktaya bağlanır ve hepsi bir noktadan medet ve yardım umar. Bu yüzden İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’ye göre İslam dünyasının ilerlemesi ve yücelmesi ancak İslamî vahdet ve dayanışma ile mümkündür. Ayetullah Hamanei bu konuda da şöyle buyuruyor: geniş bir çemberde İslam ümmetinin zafer sırrı, vahdettir. Eğer İslam ümmeti ilim ve ilerleme, maddi gelişme, kendi kaderini belirleme, ecnebi sultasından kurtulma, iç ve dış saadete kavuşma alanlarında ilerlemek istiyorsa, bunlar ancak tevhid ve vahdetle mümkündür.
İslam dünyasındaki sorunların üstesinden gelmek ve siyasi, kültürel ve iktisadi bağımsızlığa kavuşmanın önemli yollarından biri, İslamî ortak bir cephe kurmaktır. Bu konuda İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei şöyle diyor: dünya Müslümanları birbiriyle ittifak kurmalı ve birbirine düşmanlık gütmemeli ve hepsinin ekseni Allah’ın kitabı, Resulullah efendimizin -s- sünneti ve İslam şeriati olmalıdır. Müslümanlar yaşamlarının temelini İslam ve Kur'an'ı Kerim üzerinde inşa ederek yaşamın tüm evrelerinde başarılı olabilmelidir. Tarih boyunca ne zaman Müslümanlar birlik olduysa, ne zaman bütünlüklerini ve vahdetini koruduysa, ne zaman İslam ve Kur'an'ı Kerim ekseninde hareket ettiyse düşmanların hile ve kumpasları onları etkileyememiş ve istikbarın tüm komploları etkisiz hale getirilmiştir.
İslamî vahdetin pratik bildirgesi iç ve bölgesel şartlara göre İslamî devletlerin, milletlerin ve elit şahsiyetlerinin arasında daha fazla irtibat ve vahdet için uygun bir temel oluşturabilir. Bu bildirgeyi hazırlamak, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei tarafından İslam dünyasının seçkin alimleri ve aydınlarına verilen bir görevdir. Ayetullah Hamanei, Müslüman alimler ve aydınlar İslamî vahdet bildirgesini tarihi bir talebe karşılık vermek üzere tedvin etmeleri gerektiğini ve eğer bugün bu görevlerini yerine getirmezlerse, gelecek kuşaklar mutlaka bizleri sorgulayacağını vurguluyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İslamî toplumların vahdeti ve birlikteliğinin gerçekleşmesi için İslamî hakimiyette İslam ümmetinin vahdeti ve birlikteliği yönünde bazı bileşenlere vurgu yapıyor. Ayetullah Hamanei Müslümanların bencillik ve dünyataleplik huyu ile mücadele etmeleri, küresel batıl düzene karşı teslim olmamaları, İslam dünyasının coğrafi konumundan yararlanmaları, etnikçilik ve mezhepçilik tehlikesine karşı duyarlı olmaları, İslam dünyasında düşmanların tefrikacı komploları ile mücadele etmeleri, siyonizmle mücadelede vahdet oluşturmaları, İslamî devletler ve milletlerin arasında kötü zannı bertaraf etmeleri ve hepsinden daha önemlisi İslami vahdetin ekseni olarak İslam Peygamberi’nin -s- şahsiyetini tanımaları vahdetin önemli bileşenleri olduğunu belirtiyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei şöyle diyor:
İslam aleminin vahdet ekseni hepimizin inanç noktası, tüm insanların duygularının odaklanma noktası olarak İslam Peygamberi’nin -s- mukaddes zatı olabilir. Biz Müslümanlar İslam Peygamberi’nin -s- mukaddes zatı kadar bu denli aydın ve bu denli geniş kapsamlı ve tüm Müslümanların inandığı bir noktamız yoktur. Hepimizin kalbini ve duygularını inançtan başka duygusal ve manevi bir bağ, o mukaddes zata bağlamıştır. Bu, vahdetin en güzel merkezidir.
Uluslararası İslamî mezhepler takrib kurumu ve dünya ehli beyt asamblesi, İslam İnkılabı rehberinin tedbirleri ve çeşitli İslamî mezheplerin ve tarikatların alimleri ve düşünürlerinin hemfikirliği ile birlikte İslamî vahdet projesi doğrultusunda faaliyet yürüten iki önemli kurumdur. Kuşkusuz İslamî mezheplerin önde gelen müçtehitlerinin fetvaları İslamî vahdet ve ihtilafların giderilmesinde önemli etkisi vardır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin bu yönde öncülüğü ve Şii Müslümanların namazda sünni mezhepli bir imama uyabilecekleri veya ehli sünnetin cemaat namazına katılabilecekleri yönünde fetvası, Müslümanların yakınlaşması açısından önemli bir zemin oluşturmaktadır.
Yine Kuveyt’te şii olduğunu iddia eden bir alim İslam Peygamberi’nin -s- eşlerinden birinin vefat yıldönümünde ona karşı hakaret içeren sözler sarf ettiğinde, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei hemen bir soruya verdiği cevapta Ayşe’ye her türlü hakareti haram ilan etti. Bu fetva İslam dünyasında geniş yankı uyandırdı. Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle buyurdu: başta İslam Peygamberi’nin -s- eşini itham etmek olmak üzere Ehli sünnet kardeşlerimizin simgelerine hakaret etmek haramdır. Bu konu tüm peygamberlerin ve özellikle Seyyidi Enbiya büyük peygamber Hz. Muhammed’in -s- eşlerini kapsar.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin bu fetvası İslam dünyasının ehli sünnet müçtehitleri arasında geniş yankı uyandırdı. Örneğin El Ezher şeyhi Ahmet Ettayyib bir bildiri yayımlayarak bu fetva uygun zamanda ve fitne kapılarını kapatmak ve çatlakları önlemek için yayımlanan bir fetva olduğunu belirtti. Şeyh Ahmet Ettayyib bildirisinde şu ifadelere yer verdi: büyük bir takdir ve hoşnutlukla Hz. İmam Hamanei’nin sahabeye veya Resulullah’ın -s- eşlerine hakaret ve taarruzla ilgili mübarek fetvasını öğrendim. Bu fetva, fitne ehli olanların tehlikeli uygulamalarını derin idrak ve sahih bilimle yayımlanan bir fetvadır ve Müslümanların vahdetine yönelik ilgi ve şevki yansıtır. Bu fetvanın önemini arttıran şey ise, Müslümanların büyük alimlerinden biri ve Şii Müslümanların en büyük taklit mercilerinden biri ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının yüksek lideri olan biri bu fetvayı yayımlamış olmasıdır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin gönül birlikteliği ve vahdet için vurgusu Kur'an'ı Kerim’e baş vurmaktır. Kur'an'ı Kerim Enfal suresinin 46. Ayetinde şöyle buyurmakta:
Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.