İslam dünyasında ilhad ve dini irticadan kurtuluşta vahdetin rolü
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i92385-İslam_dünyasında_ilhad_ve_dini_irticadan_kurtuluşta_vahdetin_rolü
İslam dünyasında vahdet, anahtar konulardan biridir.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 15, 2017 15:15 Europe/Istanbul

İslam dünyasında vahdet, anahtar konulardan biridir.

Bu meselenin önemi, İslam ümmetinin kaderi üzerindeki önemli tesirleri yüzündendir. Çeşitli boyutları olan bu tartışmada vahdetin İslam dünyasında dini irtica ve dinden çıkanların oluşturduğu akımları yok etme üzerindeki etkisi Müslüman düşünürlerin, alimlerin ve bilginlerin üzerinde durduğu konulardan biridir. Ancak bu konuyu irdelemeden ve vahdetin bu dini ve beşeri afetten kurtuluşta rolünü araştırmadan önce bu konunun önemine ve İslamî toplumda konumuna değinmek gerekir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bir kaç yıl önce İslami Şura Meclisi milletvekilleri ve Başkanı ile görüşmesinde sulta düzeninin açık gizli planlarına karşı uyanık olma zaruretine işaretle, İslamî inanç ve duyguları renksizleştirmek ve İran milleti ve diğer Müslüman milletlerin arasında ilhad ve ilhad benzeri düşünceleri yaygınlaştırmak gibi konuların İslam düşmanlarının hedef ve senaryoları arasında yer aldığını belirtti.

Ayetullah Hamanei bu bağlamda Batı medyasının İslam ülkelerinde gençlerin düşüncelerini etkilemek için yürüttüğü geniş çaplı propagandalarına temas ederek şöyle dedi: türlü fesatları yayganlaştırmak ve dini inançta kuşku yaratmak, sulta düzeninin İran ve bölgede İslamî uyanış hareketine karşı uyguladığı belli senaryodur. Bu yüzden İslam’ın büyük alimleri Müslümanlar var gücü ile vahdetin Kuranî ilkesi ve İslam Peygamberi’nin -s- siyerine destek yolunda kullanmaları gerektiğini vurguluyor.

Ancak burada akla gelen soru, nasıl İslam ümmetinin vahdetini koruyarak din adına gündeme getirilen irticai ve ilhadi akımların şom tesirlerini bertaraf edilebileceği sorusudur.

Kur'an'ı Kerim ve hadislere göre beşeriyetin tek kurtuluş yolu olan tevhid yolundan geri dönmek, cahiliye dönemine veya bilinen gericiliğe geri dönmek ve ilhad akımları tarafından kuşatılmak sayılır. Bu yüzden Kur'an'ı Kerim’e göre cahiliye kavramı, zaman ve mekan kavramları ile sınırlı olan bir kavram değildir ve hangi toplum tevhid yörüngesinden çıkarsa cahiliyeye geri dönmesi mümkün değildir. Fransız şarkiyatçı ve Arap edebiyat tarihi adlı kitabın yazarı Regis Blachere bu konuda şöyle yazıyor: cahiliyeden maksat, cahillik ve bilmezlik dönemi değildir ki İslam Peygamberi’nin -s- yarattığı ilim çağına karşı ve vahiy karşısında yer alan dönem olsun. Cahillik sözcüğü gerçekte her türlü şiddet, yırtıcılık, istibdad, bencillik vesaire fenomenleri kapsayan bir konudur.

Cahiliye, ilhadi ve irticai düşünceler ister İslam öncesi dönemde ister yeni çağda olsun, ortak mahiyeti söz konusudur. İrticai, ilhadi ve cahiliye akımların en önemli ortak özelliği, akılcılığı ve mantığı ve Allah tealaya gerçek imanı yok etmektir ve davranışları bağnazlığa doğru sevkeder. Bu sorun her yerde ve her zaman ortaya çıkarsa çıksın, toplumda büyük sapmalara yol açar. Nitekim günümüzde mevcut şartlarda irticai ve ilhadi düşünceler İslam ümmetine yönelik ciddi bir tehdit olmuştur.

Günümüzde irtica bazen cebir, bazen baskı, bazen halka yönelik kanlı terör saldırısı ve bazen de çürük düşünce ve inanç ve kültürel geri kalmışlığa dayanarak zuhur eder. Ancak irtica temelli tüm akımların ortak yönü, beşeriyeti yok etme doğrultusunda hareket etmeleridir. Hz. Ali’nin -s- değerli vecizelerini içeren Nehcül Belağa’da işaret edildiği üzere irticai akımlar ve cahiliye kültürü ve Firavunluların adabı, ehli beyt döneminde de halk arasında var olan akımlardı. Son yıllarda ve cahiliye ve irticanın yeniden hortladığı kara dönem olarak adlandırılması gereken son dönemde maalesef  aşiret cahiliyesini yaygınlaştıran ve tekfirci siyonist IŞİD teröristlerinin baş hamileri sayılan bazı ülkeler çeşitli adların altında bazı radikal örgütleri türettiler ve din karşıtı saflaşmaları oluşturarak bölgeyi ve dünyayı vababi düşüncesini yaygınlaştırmakla zor duruma soktular.

Mukaddes İslam dininden sapan bu sapkın akım bu semavi ve ilahi dinin bazı tealimini tahrif ederek yeni bidatlerin temelini atmaya başladı ve sonuçta tekfir gibi şom bir fenomenin türemesine sebebiyet verdi. İstedikleri her Müslümanı tekfir ederek kafir ilan eden bu tehlikeli düşünce bölgede bir çok cani terör örgütünün türemesine yol açtı ki IŞİD de bu örgütlerden biriydi. Bu örgüt kurulduğu günden yok olduğu güne kadar bir dizi bahanelerle binlerce masum Müslümanın canına kıydı ve uyguladığı şiddetle İslam’ın barışçıl imajını tahrip etmeye başladı. Gerçekte ilhadi ve irticai düşünceleri yaygınlaştıranlar dini saf inancı yok etmek için radikalizme yöneldi ve böylece İslam’dan kötü ve tahrif edilmiş bir imaj sunmaya çalıştı. Bu arada İslam’ın siyonistler gibi yeminli düşmanları da bu tür akımları destekleyerek İslam dünyasında ihtilaf ve nifakın şiddetlenmesinde etkili rol ifa ettiler.

Kuşkusuz insanı insan eden İslam dini beşeriyetin kurtuluşu ve saadeti için izlenmesi gereken yolu bu ilahi dinin izleyenlerine sunmuştur. Ancak bazı sapkın ve cahil ve doğru yoldan sapan insanlar kendilerini ve başkalarını cahillik bataklığına saplamıştır. İlhad ve irticadan kaynaklanan bu bataklıktan tek kurtuluş yolu ise derin bilince dayanan vahdet, nefsin tezkiye edilmesi ve nefsani heva ve heveslerden kurtulmakla mümkündür.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Tahran’da düzenlenen 30. İslamî vahdet konferansına katılan konuklarla  görüşmesinde bugün bölgede iki irade karşı karşıya geldiğini, bunlardan biri vahdet iradesi ve diğeri tefrika iradesi olduğunu belirtti. Ayetullah Hamanei bu tehlikeli vadiden tek kurtuluş yolu Kur'an'ı Kerim ve İslam Peygamberi’nin -s- tealimine dayanarak vahdet içinde olmaktan ibaret olduğunu vurguladı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei konuşmasında küresel istikbar ve sömürü düzeninin Müslümanların arasında tefrika çıkarmak ve Müslümanları zayıflatmak için artan çabalarına işaretle şöyle devam etti: İslam dünyası bugün bir çok sorun ve acı ile karşı karşıyadır ve vahdet, birliktelik, yardımlaşma ve İslamî bir çok ortaklık temelinde dini ve fikri ihtilafları bir kenara bırakmak bu sorunların ve musibetlerin aşılmasının tek çaresidir.

Gerçekte vahdet ve gönül birlikteliği de ancak Allah tealaya ve vahiy tealimine gerçekten inanılarak elde edilebilir. Bu yüzden din işlerinde fikri ayrışmalara ve çeşitli tarikatların türemesine yol açan her türlü ihtilaf ve anlaşmazlık da İslam açısından reddedilen ve men edilmiş bir durumdur. İslam dininin semavi öğretileri, irticai ve ilhadi düşünce ve akımlar kontrol altına alınmadığı takdirde beşeriyeti insaniyet ve ilahi değerlere inanç yörüngesinden çıkardığını ve insanı kendi varlığının gevherinden gafil bıraktığını gösteriyor.

Maalesef bu süreçlerin sonucunda bazı irticani akımların cahiliye temelinde türemesi ve silah gücünü kullanması yüzünden Yemen gibi ülkelerde binlerce masum insan kana bulandı veya IŞİD gibi tekfirci terör örgütleri ortaya çıkarak İslam ülkeleri kan gölüne dönüştü ve Müslümanların kafası kesildi. Aynı ilhadi ve irticai cahiliye düşünce, aşiret cahiliyesi döneminde bazı hurafelere ve beyhude sebepler yüzünden savaşların başlatılması ve kanların akıtılması gibi günümüzde de şehvet ve bencillik ve kibir yüzünden şom hedeflerine ulaşmak için İslam ülkelerinde Müslüman kardeşlerini kıymalarına yol açtı.

Lübnan’ın İslamî davet ve diyalog derneği Başkanı Muhammed Hızır bu konuda şöyle diyor: Müslüman alimleri ve düşünürler pratik çözüm yollarına baş vurarak kamuoyunu cahiliye bağnazlıklarından uzaklaştırmaları gerekiyor, zira aynı cahiliye ve kör bağnazlıklar İslam dünyasının mevcut sorunlarıdır.

Lübnanlı düşünür Hızır Müslümanların vahdeti şimdiki dünyanın kriz ve sorunlarının üstesinden gelmenin tek yolu olduğunu belirtiyor ve bu vahdet de Kur'an'ı Kerim ve hadis öğretilerine dayanarak gerçekleşebileceğini vurguluyor. Muhammed Hızır etnikçilikle mücadele ve İslamî vahdetin gerçekleşmesi için ne bir haftaya, hatta haftalarca zamana ihtiyaç bulunduğunu ve İslam alimleri ve düşünürleri bu yolda ilerlemeleri gerektiğini belirtiyor.