İslamî vahdet ve Hz. Mehdi’nin -s- zuhuru
Evrensel yegane hükümette önemli olan şey, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan insanların arasında iman ve manevi vahdet yaratmaktır, ki bu da Hz. Mehdi’nin -s- evrensel yegane hükümeti kurulduğu zaman gerçekleşecektir.
Tüm dinler, mezhepler ve düşünceler evrensel yegane hükümete inanır. Yahudiler kendilerine ait bir saltanatın dünyaya hükmedeceğine inanır. Hristiyanlar ise Hz. İsa’nın -s- döneceği inancına sahiptir. Müslümanlar evrensel yegane hükümetin İslam Peygamberi -s- hanedanından biri tarafından kurulacağına inanır. Yine dünyanın maddi düşüncelerinin önde gelen büyükleri ve teorisyenleri de dünyada böyle bir hükümetin kurulacağı ve tüm insanlar tek bayrak ve tek hakimiyetin emri altında yaşayacağı günü bekler.
Öte yandan dünyanın önde gelen büyük ilmi, kültürel, siyasi ve sosyal şahsiyetleri de her biri kendi çapında bu düşünceyi benimsemiş ve bu yönde açıklamalarda bulunmuştur. Örneğin İngiliz ünlü filozof Bertrand Rasel bu bağlamda şöyle diyor: Dünya tüm insanları tek bayrak ve tek şiar altında birleştirecek bir muslihi beklemektedir.
Nisbiyet teorisini gündeme getiren ünlü düşünür ve bilgin Albert Einestain de bu konuya işaret ederek şöyle diyor: dünyanın dört bir yanına barış ve safanın hüküm süreceği ve beşeri camianın tüm fertleri birbiriyle kardeş ve dost olacağı bir gün, pek uzakta değildir.
İngiliz tarihçi prof. Arnold Twin ise Newyork barış konferansında evrensel yegane hükümetin kuruluş zaruretine işaret ederek şöyle diyor: beşeriyetin barış ve kurtuluş için tek yolu evrensel bir hükümetin kurulmasıdır.
Fransız sosyolog Gaston Butol da evrensel hükümete inananlardan biri olarak şöyle yazıyor: savaş, devletlerin hükümdarlığının doğrudan sonucudur. Bağımsız ve irili ufaklı devletler var oldukça rekabetler, bencillikler, kin ve nefretler ve sonuçta savaş da olacaktır. Tek hükümdar ise adalet ve barışı tüm dünyada büyük bir imparatorluğun birer eyaletleri gibi inşa edecektir.
Görünen o ki beşeriyet savaş ve her geçen gün daha da yayılan münakaşalardan ve güvensizlik durumundan kurtulmak ve sürtüşmeleri hafifletmek için evrensel yegane bir hükümeti kurmaktan başka çaresi yoktur. Buna göre İslam dini de dünya halkına evrensel yegane hükümeti inşa etmeyi vadetmiştir. Bu hükümette hak, barış, istikrar ve güvenlik pratik getirilerinden sayılır. İslam dini açısından evrensel yegane hükümet, Hz. Mehdi -s- zuhur ettiği zaman gerçekleşecektir. Bu hükümet, dünyada var olan tüm hükümetlerden farklı olacaktır. Hz. Mehdi’nin -s- hükümeti yegane Allah’a iman temelinde şekillenecek ve amacı da tüm milletleri ve tüm ülkeleri birleştirmek, beyhude imtiyazları ve itibarları kaldırmak ve insanların arasında vahdet ve gönül birlikteliği yaratmak ve kardeşlik bağları kurmak olacaktır.
Hz. Mehdi’nin -s- evrensel hükümetinde her türlü ırk, sınıf, coğrafya, hizip, dil ve benzeri ihtilaflar yok olacaktır. Hz. Mehdi -s- hükümetinde tüm insanlar İslamî rahmet bayrağı altında diyalog ve hoşgörüye yönelecek ve savaşmak yerine aydınlatıcı ve delillere dayalı tartışmalar başlayacaktır. Hz. Mehdi -s- hükümetinde çeşitli dinlerin mensupları özgürlük ve güvenlikten yararlanmak ve kişisel ve kalbi imanını korumakla beraber zamanla beşeriyetin kurtarıcısının kişiliğinin cazibesi ve izlediği yolun etkisi altında kalarak İslam dinine geçecek ve Allah’ın fermanına teslim olacaktır. Bu hükümet, evrensel yegane hükümettir. Bu hükümette yerküre tek bir hakim ve tek bir hükümet tarafından adaletli bir şekilde yönetilecektir.
Evrensel yegane hükümette önemli olan şey, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan insanların arasında iman ve manevi vahdet yaratmaktır, zira tek bir ümmet ve tek bir toplum kurabilmek için güçlü ortak inanç önemli bir zarurettir ve farklı ve zıt dünya görüşleri hiç kuşkusuz toplumda ayrışmalara ve uyumsuzluklara yol açar ve insanların vahdetini engeller.
İslamî rivayetlere göre Hz. Mehdi -s- zuhur ettiğinde tek bir dünya görüşü dünya halkının kalbine ve düşüncesine hakim olacaktır. O dönemde insanlar tek yürek ve tek ses saadet ve maslahata doğru hareket edecek ve sosyal yol ve yöntemlerde ihtilaf ve ayrışma olmayacak.
İmam Cafer Sadık -s- Mufazzal adında sahabesine şöyle buyurur: Ey Mufazzal, bizim hanedandan olan Mehdi -s- milletlerin ve inançların arasındaki ihtilafları ortadan kaldıracak ve tüm herkese tek bir inanç hakim kılacaktır.
Kuşkusuz bu vahdet ve gönül birlikteliği zorla ve baskı ile değil, Resulullah’ın -s- sünneti ve insanların ilim ve tanımının gelişmesi sayesinde olacaktır.
Hz. Mehdi’nin -s- evrensel yegane hükümeti döneminde bilim ve bilinç göz kamaştıracak şekilde ilerleyecektir. Vadedilen İmam -s- beşeriyete geniş hakikatleri ve kainatın sırlarını anlatacak ve böylece Allah’ı tanıma temelleri güçlenecektir. İnsanların bilim ve bilincinin gelişmesi ile birlikte kuşkular, şüpheler ve muğlaklıklar da yok olacak. İnsanlar her gün daha yeni ve asil tanımlara kavuşacak ve yeni hakikatleri keşfedecek ve daha yüce ve daha üstün yol ve yöntemlere kavuşacak ve her geçen gün daha iyi bir şekilde yaşayacak.
İmam Cafer Sadık -s- Hz. Mehdi -s- hükümeti döneminde yeni bilimlerin aşikar olacağı konusunda şöyle buyurur: bilim ve bilgelik 27 harftir. Peygamberlerin şimdiye kadar getirdikleri ve insanlar için aşikar ettikleri şeyler sadece bunun iki harfi kadardır ve insanlar bu iki harften daha fazlasını şimdiye kadar tanımamıştır. Bizim hanedandan olan Mehdi kıyam ettiğinde, diğer 25 harfi de aşikar edecek ve halk arasında yaygınlaştıracak ve o iki harfi de ekleyecek ve böylece 27 harfi yaygınlaştırmış olacaktır.
İmam Bakır -s- da şöyle buyurur: Bizim hanedanımızdan olan Mehdi, zuhur ettiğinde halk kitlelerinin aklî gücünü geliştirecek ve akıl ve düşüncelerini kemale erdirecektir.
İnsanların sosyal yaşamlarında ihtiyaç duydukları en temel gereksinimlerden biri güvenliktir. Bazı bilginler güvenliği, toplumun saadete nail olma şartı olarak tanımlıyor. Aslında bu güvenlik toplum bireylerinin yaşamının tüm boyutlarında yaşanmalı ve onları siyasi, sosyal, iktisadi, bireysel, ahlaki, hukuki vesaire açılardan koruma altına almalıdır.
İslamî hadislerde ise Hz. Mehdi’nin -s- evrensel yegane hükümetin güvenli hükümet olarak tanıtılıyor. Bu hükümette güvenlik bireyin en ufak meselesinden dünyanın en büyük ve en genel meselesine kadar tüm alanları kapsıyor. Hz. Mehdi -s- hükümetinin döneminde insanlar huzur içinde ve hiç bir panik ve dehşete kapılmaksızın yaşayabilir. Buna göre insanların yaşamında bir takım çalkantılara ve huzursuzluklara yol açan hadiseler Hz. Mehdi’nin -s- evrensel yegane hükümetinde yaşanmayacak. Hz. Mehdi -s- hükümetinde insanların arasında oluşan vahdet tüm dünyaya huzur, barış ve güvenin hakim olmasına vesile olacak ve insanlar huzur içinde yaşayacak. Hz. Mehdi -s- hükümetinde insanlar can ve mal güvenliğinden yararlanacak ve toplumda hırsızlık, yalan, sahtekarlık gibi durumlar yavaş yavaş yok olacak. Hz. Mehdi -s- döneminde güvenlik, halkın vahdeti ve birlikteliğinin sonucudur. İnsanlar birlik olursa hiç bir güvensizlik söz konusu olmayacaktır. Güvenlik meselesinin önemi hakkında İslam Peygamberi -s- İmam Ali’ye -s- hitaben şöyle buyurur: vatanda güven olmazsa hayır da olmaz.
Bu yüzden Hz. Mehdi’nin -s- evrensel yegane hükümetinde kadınlar tek başına dünyanın bir ucundan öbür ucuna seyahat edebilecekleri ve hiç bir güvensizlik hissine kapılmayacakları ifade edilir.
İnsanoğlu tarih boyunca sürekli yaşadığı toplumda adaletin tam olarak uygulanmasını arzu etmiştir. Ancak gerçek şu ki adaletin tam olarak uygulanması insanlar için her zaman ulaşılamayan bir arzu, bir hasret haline gelmiştir. Gerçi insanlar hala bu arzuya ulaşmaktan umudunu kesmemiş ve her zaman bir nevi adalete kavuşmayı beklemiştir ve elbette bir gün bu bekleyiş sona erecektir ve o gün, beşeriyetin büyük kurtarıcısı Hz. Mehdi’nin -s- zuhur ettiği gün olacaktır. Gerçekte İmam mehdi -s- ve hazretin ve yaşadığı çağın özellikleri ile ilgili bir çok rivayette adalet meselesine işaret edilmiş ve hatta bazı rivayetlerde Hz. Mehdi’den -s- adaletin tam tecelli etme mazharı olarak söz edilmiş ve gerçekte risaletinin tam tercümanı olan o hazrete adalet adı verilmiştir.
Adalet konusunda şu noktayı unutmamak gerekir ki adalet sağlanarak toplumda ayrımcılığa son verildiğinde insanlar tek yürek olur ve liderleri ile bütünleşerek toplumun gelişmesi ve ilerlemesi için ellerinden gelen çabayı harcar. Nitekim Kur'an'ı Kerim de halkın birlik ve beraberliğinin güvencesi olan sosyal adaletin sağlanması için çeşitli yolları sunmuştur. İhsanda bulunmak, infak, zekat ödemek, mağdurlara ve mustazaflara yardım etmek, toplumda yoksulluk ve adaletsizliği giderme yollarıdır. İmam Cafer Sadık -s- Hz. Mehdi -s- döneminde geniş adalet konusunda şöyle diyor: Allah’a and olsun onun adaleti insanların evine girer, soğuk ve sıcağın girdiği gibi.