Hz. İmam Sadık’ın -as- seyrinde Vahdet
https://parstoday.ir/tr/radio/uncategorised-i92401-hz._İmam_sadık’ın_as_seyrinde_vahdet
İslam peygamberi Hz. Muhammed’in -saa- veladet günü ile eş zamanlı olarak Hicri kameri 17 Rebiülevvel gününde risalet ve nübüvvet hanedanında, risaletin mutahhar sülalesinden bir bebek dünyaya geldi ve kendisi ile beraber, bu mutahhar aileyi sevenlere bir dünya aydınlık, ilim ve bilgi armağan etti.
(last modified 2023-09-08T06:51:29+00:00 )
Aralık 15, 2017 18:17 Europe/Istanbul

İslam peygamberi Hz. Muhammed’in -saa- veladet günü ile eş zamanlı olarak Hicri kameri 17 Rebiülevvel gününde risalet ve nübüvvet hanedanında, risaletin mutahhar sülalesinden bir bebek dünyaya geldi ve kendisi ile beraber, bu mutahhar aileyi sevenlere bir dünya aydınlık, ilim ve bilgi armağan etti.

Ehlibeyt İmamları arasında İslam ümmetinin  vahdeti ve birlikteliği, büyük önem taşıyan konulardandır;  öyle ki bu büyük insanlar, Müslümanlar arasında vahdetin korunması zaruretinin altını önemle çizerken diğer mezheplere mensup olanlarla karşılaşınca, vahdetin korunmasını Şiilerin temel görevi olduğunu belirtiyorlar.  Nitekim bu büyük insanların  siyerinde ve onları izleyen Şiilerin davranışlarında, diğer Müslümanlarla teamül ve hoşgörülü olmak,  büyük önem taşıyan konulardandır.  Bu önemli konu, Şii mezhebinin, asil dini kültürünü gösterirken aynı zamanda Şiilere yönelik birçok iftira ve yanlış anlaşılmaları da bertaraf ediyor.

İslam peygamberinin ehlibeyti,  Resulullah'ın –saa-,  Kur’an-ı Kerim'in yanında onların varlığını, saadet ve felaha ulaşma yolu olarak tanıtacak kadar değerlidir.  Onların sözleri Kur'an'ın sözü ve hedefleri ilahi ayetlerin gerçekleşmesidir.  Hz. İmam Sadık -as-,  her şeyden ziyade insanların gönül birliği ve vahdetini düşünen, her zaman insanlar arasında derin duygusal bağlar ve insani ilişkilerin var olmasını vurgulayan ilahi önderlerin en mükemmel örneğidir.  Hz. İmam Sadık -as- şöyle buyururdu:  Birbirinizle birleşin,  birbirinizi sevin, birbirinize iyilik ve ihsan eyleyin ve birbirinize karşı merhametli olun. 

Hz. İmam Sadık’ın -as- Resulullah’ın –saa-  hanedanına bağlı olması,  derin bilgi ve hikmet sahibi olması, iyi huyları ve diğer birçok özellikleri, bu büyük imamın Müslümanlar arasında güçlü bir köprü gibi aralarındaki  bağların daha güçlü olmasına sebep oluyordu.

 Hz. İmam Sadık -as- tefrikayı İslam'ın sarsılması ve düşmanların bu durumu suistimal etmesine sebep olduğunu belirtiyordu. Tüm Müslümanlara sevgi ve dostluğu tavsiye ederken yakın ashabından birine şöyle bir tavsiyede bulundu: Bizi izleyenlere selam söyle ve onlara de ki Allah’ın rahmeti, insanların dostluğunu kazanan  kulun üzerine olacaktır. Hz. İmam Sadık -as- çeşitli dini gruplar ve kesimlerin İslami toplumun diğer üyeleri olduğunu düşünerek onların desteklenmesi ve onlara saygı gösterilmesini buyururdu.  Zira onlar da zalim hakimlerin zulüm ve eziyetlerine  maruz kalmışlardı.  Bu yüzden Müslümanların onlarla dostluk ve ilişkilerini korumaya  ilaveten tüm insanların ihtiyaçlarının giderilmesine çalışmaları gerektiğinin altını çiziyordu;  nitekim kendileri de bizzat böyle davranırdı.

Tarihin de belirttiği gibi Hz. İmam Sadık -as- dönemi, İslami ilimlerin ilerlediği ve hatta felsefi ve tecrübi ilimlerin en parlak dönemlerinden biridir.  Hz. İmam Sadık -as-,  kendisine ve seçkin öğrencilerine hükümet Kurumu'ndan uygulanan tüm baskılar ve zorluklara rağmen,  büyük çabalarla İslami toplumu, dönemin diğer rakip beldelere  göre birçok bilimsel alanda gıpta edilecek düzeye ulaştırabildi.  Hz. İmam Bakır ve Hz. İmam Sadık -as- dönemlerinde Yunan felsefesinden  bir çok fikri şüpheler İslami beldelere karışmasına ilaveten, İslam'ın geniş toprakları içeride birçok Küfür ve maddiyatçı düşünce ile karşı karşıya kalmıştı.  Hz. İmam Sadık -as- sahip olduğu bilgi ve tedbirleriyle her iki alanda dönemin toplumundaki bazı İslami fırkaların yanlış düşüncelerine cevap verebildi.  

Hz. İmam Sadık -as-, İslami toplumun ilmi ve şer’i konularına ilaveten Müslümanların birbirine daha da yakınlaşmasını sağlayan konulardan da gafil kalmıyor ve birçok vurgu ile onları  birbirine daha yakın ve dayanışma içinde olmaya davet ediyordu.  Bu bağlamda Hz. İmam şöyle buyururdu:  Ehli sünnetin hastalarını ziyaret edin!  Onların emanetlerini eda edin!  Mahkemelerde onların lehine tanıklık edin! Ölülerinin cenaze törenine katılan!  Onların camilerinde namaz kılın ki " falanca Caferidir" desinler,  falanca Şiidir desinler ve bu beni hoşnut ediyor.

Aslında Hz. İmam Sadık -as- gerçek anlamda İslami vahdet konusunun kahramanlarından birisidir.  O Hazret Müslümanlar arasında gönül birlikteliği için şöyle buyururdu: من صلی معهم فی الصف الأول کان کمن صلی خلف رسول الله."   Ehli sünnet kardeşleri ile birlikte cemaat namazının 1. Safına katılanlar,  Tıpkı Resulullah –saa- ile birlikte namaz kılarak ona iktida edenler gibidir. 

İshak Bin Ammar Hz. İmam Sadık’ın -as-  kendisine şöyle buyurduğunu söylüyor:  Ey İshak!  Acaba muhaliflerle camide namaz kılıyor musun?  Ben evet deyince Hz. İmam şöyle buyurdu:  onlarla namaz kıl ki, onlarla ilk sırada namaz kılan, tıpkı Allah yolunda çekilen kılıç gibidir.

İşte Hz. İmam Sadık’ın -as- bu güzel tutumundan dolayı  o hazretin öğrencileri sadece Şiilerden değildi ve ehli sünnet ve cemaatin büyük alimleri de o hazretin engin bilgisinden feyiz alıyordu.  O hazretin büyük öğrencilerinden Malik bin Enes, Muhammed bin Hasan Şeybani,  Sufiyan Suri, İbn-i Ayniyye,  Yahya bin Sait,   Eyüp Secistani,  Şu’be bin Hocac, Abdülmelik Cerih  ve diğerlerine değinilebilir.

Ehli sünnet alimleri ve tarih yazarlarının tümü, o hazretin şanı,  makamı ve azametini  itiraf ederken  o hazreti, iyi huylu,  bilgin, cömert ve uzun ibadetler yapan biri  olarak övmüşler.  İmam’ın bilimsel makamı hakkında,  ehli sünnet bilgilerinden en az 160'ının kendi kitaplarında o hazretten büyüklükle söz ettiklerini ve o hazretin hadislerini aktardıklarını söylemek yeterlidir.  Ehli sünnet ve diğerleri direkt veya dolaylı olarak Hz. İmam’ın öğrencilerindendi.  Malik bin Enes, Hz. İmam Sadık’ın -as- yanında öğrenci olmakla her zaman övünmüştür.  Ebu Hanife de 2 yıl Hz. İmamın öğrencisiydi. 

Hz. İmam Sadık -as- bir başka yerde şöyle buyuruyor: Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir ve onun gözü ve aynası ve yol göstericisidir ve ona ihanet etmez. Onu Kandırmaz; ona zulüm etmez; ona yalan söylemez ve onun gıybetini etmez.

Bu rivayette Hz. İmam Sadık -as- açıkça Müslümanlar arasında kardeşlik ve çok yakın ve dostça ilişkilere değiniyor;  bu kardeşlik ve ilişkiyi  tüm kötü davranışlardan, kötü huylardan ve çatışmalardan uzak biliyor.  Hz. İmam Sadık -as- siyeri de bu büyük insanın hiçbir zaman kendini etnikçilik veya sosyal sınırlara önem vermediğini ve her zaman İslam'ın çeşitli mezhepleri ile dostça ilişkilerde ısrarcı olduğunu gösteriyor.

Belki bazıları Hz. İmam Sadık’ın -as- tavsiyelerini takiyye  veya ehlisünnet kardeşlerini  idare etme şeklinde değerlendirebilir fakat bu düşünce ne Hz. İmam Sadık -as-  dönemi ile uyuşuyor ve ne de halihazırdaki Şii mercilerin fetvaları ile uyuşuyor;  zira halihazırda da Şii mezhebi taklit mercilerinin fetvaları,  yine Hz. İmam Sadık’ın -as- asırlar önce Ehli sünnet Müslümanları ve mümin kardeşlerine karşı davranış tarzına  binaen beyan ediliyor.

Hz. İmam Cafer Sadık -as- ilim ve fazilet açısından döneminin önde gelen insanıydı.  Ehli sünnet'ten Maliki mezhebinin lideri ve o hazretin öğrencilerinden olan Malik bin Enes o hazret hakkında şöyle buyurmuştur:  hiçbir göz, Fazilet, ilim, ibadet ve takvada  Cafer bin Muhammed gibisini görmedi ve hiçbir kulak vasfını duymadı. O çok cömert, güler yüzlü ve çok faydalı biriydi.

Ebu Hanife'den de, gördüğü en fakih insan sorulduğunda, " “Gördüğüm en fakih insan Cafer bin Muhammed’dir"  dedi.