Hz. Zeyneb –s– mahzarında
Aşk ve vefa abidesi, iffet simgesi, sabır örneği olan Zeyneb (sa), Şia tarihinin ziynetidir, yaratılış ziyneti, babasının ziyneti... Şeref ve ismet hanedanından büyük bir kadın. Zeyneb tüm iyiliklerin ve faziletlerin aynasıdır.
Bugün İslam Peygamberi’nin –s– sevgili torunlarından Hz. Zeyneb’in –s– veladet yıldönümünü idrak ediyoruz. Kameri altıncı yılda böyle bir günde Hz. Ali –s– ve Hz. Fatıma’nın yuvası bu pak evladın nuru ile aydınlandı. Zeyneb, İslam Peygamberi’nin –s– sevgili torunu için seçtiği addır ve babanın ziyneti anlamına gelir. Bu ad, bu kızın sevgili babası Hz. Ali’nin –s– nezdinde değerli konumunu yansıtır.
Biz de Hz. Zeyneb’in –s– veladet yıldönümünü kutluyor ve o hazretin yaşamını kısaca gözden geçirdiğimiz programımızı sizlerle paylaşıyoruz.
Hz. Zeyneb –s– saadet ve erdem yuvası olan bir evde dünyaya geldi. O hazret her gün babası Hz. Ali’nin –s– ilim ve belagatinden yararlandı ve pak ruhu da sevgili annesi Hz. Fatıma’nın –s– aşk ve sevgi dolu kucağında huzur buldu. Nitekim bu ortamda Hz. Zeyneb –s– için ilahi ilim ve maarifle tanışma ve ahlaki faziletleri idrak etme şartları da hazırdı.
Hz. Zeyneb –s– henüz altı yaşındayken annesi Hz. Fatıma’nın derin ve geniş hutbesini ezberlemişti, ki bu da, ismet ve paklık odağında yetişen bu genç kızın fikri gelişmesini ve düşünce alanında buluğ çağına geldiğini gösteriyordu.
İmam Ali –s– Kufe’ye yerleştikten bir yıl sonra bu kentin ilim meraklısı genç kızları ve kadınları İmam Ali’ye –s– bir mesaj göndererek şu talepte bulundu: Duyduğumuza göre kızınız Zeyneb –s– annesi Hz. Fatıma –s– gibi ilim ve bilimlerde kemale ermiş bir insandır. Eğer müsaade ederseniz kızınızın mahzarına gelip onun ilim ve bilim pınarından yararlanmak istiyoruz.
İmam Ali –s– bilge kızı Kufeli Müslüman kadınları ve kızları eğitmesine ve onların ilmi ve dini meselelerini çözmesine müsaade etti. Hz. Zeyneb –s– de bunu yapmaya hazır olduğunu ilan etti ve bazı ön görüşmelerin ardından Küfeli genç kadınlar ve kızlar için Kur'an'ı Kerim tefsir celseleri düzenledi ve büyük bir şefkat ve samimiyetle onların sorularına cevap vererek şüphelerine açıklık getirdi.
Hz. Zeyneb –s– evlilik yaşına geldiğinde, amcasının oğlu Abdullah bin Cafer’le izdivaç etti. Abdullah bin Cafer Arapların zengin şahsiyetlerinden biriydi. Ancak yüce düşünceleri olan Hz. Zeyneb –s– kendini yaşamın maddi şatafatı ile sınırlandırmadı. Hz. Zeyneb –s– hiç bir koşul altında ve hiç bir zaman hakikat gevherini zalimlerin tamahlarına feda etmemesi gerektiğini öğrenmişti. Bu yüzden Hz. Zeyneb –s– kardeşi İmam Hüseyin –s– ile birlikte dini ihya etmeye ve insanları yüceltmeye ve toplumu ıslah etmeye karar verdi.
Hz. Zeyneb –s– eşi Abdullah ile evlenirken, hayatı boyunca kardeşi İmam Hüseyin’in –s– kenarında yaşamayı şart koştu. Eşi Abdullah da Hz. Zeyneb’in –s– bu şartını kabul etti.
Böylece Hz. Zeyneb –s– İmam Hüseyin’in Medine’den Kerbela’ya tarih yazan yolculuğunda onun yanındaydı ve Kerbela’da yazılan hamasette Emevilerin zalim ve fasık hükümdarı Yezid ile mücadele etti.
Edep ve edep öğrenmek insan yaşamında akılcılığın en üstün kriteridir. Edep gevheri kalplerden karanlıkları giderir ve insanın içinde nur ve aydınlığa vesile olur, öyle ki her insanın emsalsiz değeri, edebi ile ölçülür.
Hz. Zeyneb –s– ise imamet mektebinde edep dersi almış bir insandı. O hazret yaşamında, siyerinde söz ve amelinde sevgili babası ve annesinin siyerini ve söz ve amelini tüm benliği ile öğrenmiş ve benimsemiştir. Hz. Zeyneb –s– söz ve amelde samimi, dürüst ve edepliydi, öyle ki bir çok kadın onun ilk karşılamasında eşsiz ahlakına hayran kalıyordu.
Gerçi Hz. Zeyneb’in –s– ömrü İslamî maarifi korumak ve ihya etmekle geçti ve her anını ilahi emirlere itaat etmekle geçirdi, fakat aynı zamanda ibadet alanında da özel anlamda seçkin bir konuma sahipti. Hz. Zeyneb –s– en zorlu şartlarda ibadetini ve bu yöndeki sorumluluğunu tam olarak yerine getirmeye büyük özen gösteriyordu. Hz. Zeyneb –s– bir çok geceyi ibadet ve Kur'an'ı Kerim tilaveti ile sabahlayan bir insandı.
İmam Seccad –s– şöyle buyuruyor: Halam Zeyneb –s– Küfe’den Şam’a giderken tüm farz ve müstahap namazlarını kılar ve bazı menzillerde aşırı açlık ve susuzluk yüzünden oturarak bu ibadetini yerine getirirdi.
Kendisi bizzat masumlardan ve ilahi feyiz aracılarından biri olan İmam Hüseyin –s– kardeşi Hz. Zeyneb’le –s– vedalaşırken şöyle buyurdu: Sevgili kardeşim, beni gece namazlarında unutma.
İmamın bu talebi, Hz. Zeyneb’in –s– Allah tealaya kulluk konusunda en zirveye ulaştığını ortaya koyuyor.
Hz. Zeyneb’in –s– bir başka yüce özelliği, fedakarlığıydı. Günlerden bir gün İmam Ali –s– yoksul bir insanı eve getirdi ve onu ağırlamak istedi. İmam –s– eşi Hz. Fatıma’dan –s– evde misafirlerine sunacakları bir yiyecek olup olmadığını sorduğunda, Hz. Fatıma –s– kızları Zeyneb için ayırdıkları biraz yiyecekten başka bir şey olmadığını söyledi. Ancak o sırada sadece 4 yaşında olan Hz. Zeyneb –s– annesine şöyle dedi: Anneciğim, benim yemeğimi misafirimize verin.
İmam Ali’nin –s– sevgili kızı Hz. Zeyneb’in –s– fedakarlığının doruk noktası Aşura gününde sergilendi. Rivayetlere göre, Hz. Zeyneb –s– Aşura sababı yanında Muhammed ve Aun adında iki evladıyla İmam Hüseyin’in –s– huzuruna çıkarak şöyle arzetti: Atamız Halil İbrahim Allah tealanın kurbanını kendi oğlu İsmail’in yerine kabul etti. Canım kardeşim, sen de bugün bu iki kurbanı benden kabul etti ve bil ki eğer kadınların cihat etmelerine izin verilseydi, canımı bin kez seve seve senin uğruna feda eder ve her saatte bin kez şehit olmayı arzu ederdim.
Hz. Zeyneb’in –s– hayatının en muhteşem ve en aydın günleri, şehitlerin efendisi, kardeşi İmam Hüseyin’in –s– eşliğinde geçirdiği aşk ve şehadet günleriydi. Aslında Hz. Zeyneb’in –s– kişiliğini tanımak için en iyi kaynak, o hazretin Aşura tarihinde yeri ve ehli beyt –s– fertleri ile birlikte esir düştüğü günlerdir. İslam tarihinin o hassas günlerinde Hz. Zeyneb’in –s– ruhi azameti en güzel biçimde tecelli etti. Nitekim bu seçkin kadının eşsiz şahsiyeti, Allah’a kulluğunu ve irfanını gözler önüne serdi.
Mısırlı ünlü yazar ve Kerbela hanımı adlı eserin yazarı Dr. Ayşe Bentulşati şöyle diyor: Zeyneb –s– şecaat, cesaret, bilim, bakış, kifayet, düşünce, ruhi güç ve zamanı tanımanın en mükemmel örneğidir ve üstlendiği her türlü sosyal görevi en iyi biçimde yerine getirmiştir. Zeyneb –s–, beş parlayan güneşten nur alan ve her birini en şayeste biçimde değerlendiren ve böylece bir dünyayı aydınlatan aydır. Pak kan, pak kök, pak süt, üstün zeka, büyük hocalar, en büyük beşeri inkılaplara katılmak, evrensel hadiseler ve gelişmelerin deneyimleri, Zeyneb’i –s– hakettiği gibi yetiştirdi ve onu insaniyetin en yüce mertebelerinden bir örnek yaptı.
İran İslam Cumhuriyeti nizamı Hz. Zeyneb’in –s– kutlu veladet yıldönümünü Hemşireler günü olarak adlandırmıştır. Bu özel günün Hemşireler günü olarak adlandırılmasının sebebi ise Hz. Zeyneb’in –s– yaşadığı çağın masum imamı Hz. Zeynebabidin –s– ve ehli beytin –s– diğer musibetzede fertleri ve hastalarının bakımını üstlenmesiydi, nitekim İmam Hüseyin –s– kıyamının mesajını korumak ve tebliğ etmek görevini de en iyi biçimde yerine getirdi ve Kerbela’da hastalanan imamın bakımını da tüm o zorluklara ve kısıtlamalara karşın bir an bırakmadı ve son ana kadar inancına ve imamına karşı yükümlülüğünü yerine getirdi.
Kuşkusuz hemşirelik mesleği ağır ve değerli bir görevdir ve bu görevi üstlenmeyi kabul eden insan sabırlı olması ve her türlü zorluğa rağmen görevini yerine getirmesi gerekir ve bunu ancak Hz. Zeyneb –s– gibi büyük bir kadını örnek alan insanlar yapabilir.
Gerçekte Hz. Zeyneb’in –s– makamı o kadar yüce ve büyüktür ki hemşirelerin görev ve sorumluluğuna saygı göstermek amacıyla o hazretin veladet günü Hemşireler günü olarak adlandırılmıştır.