Kudüs; İlahi dinlerin çıkış noktası - 7
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i100443-kudüs_İlahi_dinlerin_çıkış_noktası_7
Bugünkü sohbetimizde Beytülmukaddes’in Arap tarihi ve mahiyeti ve korsan rejim İsrail’in bu mahiyeti yok etme çabaları ve uygulamaları hakkında konuşmak istiyoruz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Şubat 23, 2018 14:40 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde Beytülmukaddes’in Arap tarihi ve mahiyeti ve korsan rejim İsrail’in bu mahiyeti yok etme çabaları ve uygulamaları hakkında konuşmak istiyoruz.

Hatırlanacağı üzere bu programı ABD Başkanı Donald Trump Kudüs’ü çakma rejim İsrail’in başkenti ilan etmesi ve Amerika ve siyonist İsrail’in bu kutsal kenti Yahudileştirmee yönelik sinsi çabaları üzerine hazırlamıştık. Geçen bölümlerde Filistin topraklarının tarihini ve kutsal toprakların nasıl Britanya devletinin yardımları ile siyonistlerce işgal edildiğini ve bu topraklarda çakma İsrail rejiminin kurulduğunu anlattık. Bu gelişmelerin seyrinde Kudüs ve Mescid-i Aksa her zaman en önemli ve en özel yeri bulunmuştur.

Gerçekte siyonistler tarihi tahrif etmek ve kendilerince uydurma bir tarih yazmakla Kudüs’ü kendilerinin anavatanı gibi tanıtmaya çalışıyor, fakat gerçek tarih bunun tam tersini söylüyor. Bugün eldeki tarihi belgeler ve kanıtlar Beytulmukaddes’in esas sakinleri tarih boyunca Araplar olduklarını göstermektedir. Miladi 13 ve 14. Yüzyıllarda kentin Arap nüfusu 40 binin üzerinde olmuştur. Yine Beytulmukaddes Hateyn savaşında kurtulduktan sonra yine bu kentin nüfusunun %70 ila %80 kadarını Müslümanlar oluşturuyordu. Miladi 1181 yılında gerçekleşen Hateyn savaşında haçlılar Salahaddin Eyyübi ve ordusunun karşısında hezimete uğradı ve Kudüs haçlı işgalinden kurtuldu.

Yine tarihi kaynaklar ve belgeler Beytulmukaddes’te yaşayan Hristiyanların da Arap kökenli olduklarını gösteriyor. Kudüs’te Yahudi nüfusu İslamî dönemlerde yok denecek kadar azdı. Yahudiler ikinci Halife döneminde halifeden aman mektubu aldıktan ve barış anlaşması imzaladıktan sonra bu kentte görülmeye başladı. Bu anlaşmaya göre Yahudiler Beytulmukaddes’te ikamet etme hakkını kaybetmişti, fakat onlar Mescid-i Aksa’da hizmet etme maskesi altında bu kenti nüfuz ettiler. Ancak daha sonra Halife Ömer bin Abdulaziz Yahudilerin bu kutsal kentte varlığına son verdi. Araplar tüm eski çağlarda ve hatta bu kent Avrupalılar tarafından işgal edildiği yıllarda bu kentte yaşıyordu, nitekim Kudüs’te ne kadar tarihi eser varsa hepsi Arap kültürü ürünüdür ve kentin tüm mahallelerinde göze çarpmaktadır.

İslamî dönemlerde Müslümanların Beytulmukaddes’te ilmi, kültürel ve medeni varlığı, tüm İslamî bölgelerde ilim ve maarif talebeleri bu kentte bir araya gelmesine vesile olacak kadar göz kamaştırıcı boyuttaydı.

Ancak siyonistlerin Beytulmukaddes’te tarihi varlığı ile ilgili iddiaları araştırıldığında bu zümrenin Kudüs tarihi bile bilmedikleri ve kendilerince bir tarih uydurdukları ve Kudüs’ün gerçek tarihini örtbas ettikleri anlaşılır. Yahudiler özellikle Arapların ve Müslümanların miladi yedinci yüzyıldan 1967 yılına kadar bu kenti işgal ettikleri yıla kadar kentin Arap İslam hakimiyetini inkar etmeye çalışıyor.

Beytulmukaddes üzerindeki İslamî hakimiyet yaklaşık 12.5 asır sürdü. Bu süre Kudüs’ün İslam dini zuhur etmeden önce de sırf Arapların egemenliği altında bulunduğu yıllardan başkadır. Nitekim İslam öncesi dönem da asırları kapsamaktadır. Bu yüzden siyonistlerin Kudüs üç bin yıl boyunca sürekli Yahudilerin başkenti olduğu iddiası tamamen geçersiz ve mesnetsiz bir iddiadır ve bu iddia, Yahudilerin tarihi uydurduklarını ifşa etmektedir.

Gerçekte çakma rejim İsrail kurulmadan önce de siyonizm hareketinin elebaşıları bir gün Beytulmukaddes’i işgal etmeyi hayal ediyordu. Örneğin 1922 yılında Britanya çalışma Bakanı olan siyonist liderlerden Alfred Mond bir toplantıda Yahudilere şu vaatte bulunmuştu: Süleyman heykelini yeniden inşa edeceğimiz gün çok yakındır ve ben gelecekte hayatımı bu binayı Mescid-i Aksa’nın enkazı üzerinde inşa etmeye adayacağım.

7 Temmuz 1920 tarihinde Britanyalı General ve Filistin’in askeri valisi Buls, Britanya devletine şöyle yazdı. Filistinli Yahudilerin büyük hahamı ve Yahudi liderler konseyi üyesi İbrahim İshak ve siyonizm cemiyeti başkanvekili Usekşen resmen Britanya’nın Filistin’deki manda yönetiminden beytulmukaddes ve Mescid-i Aksa’nın tamamen onlarla devredilmesini talep etmiştir.

Yahudi ansiklopedisinin siyonizm başlıklı bölümünde şu ifadelere yer veriliyor: Yahudiler güçlerini odaklayarak düşmanları Beytulmukaddes’ten ihraç etmek ve bu kenti komuta merkezleri yapmak istiyor.

Ağlama duvarı muhafızları adli cemiyetin Başkanı ise açıkça Müslümanların mülkiyetini iddia ettikleri Mescid-i Aksa’nın Yahudilerin Süleyman tapınağı üzerinde inşa edildiğini iddia etti.

Böylece Yahudilerin Filistin topraklarını gasp ederek şom rejimlerini kurmadan önce da Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’yı ele geçirmek istedikleri anlaşılıyor, zira Yahudi hahamlar Mescid-i Aksa’yı yıkarak enkazı üzerinde Süleyman tapınağını inşa etmeleri gerektiğine inanıyor. Yahudi hahamlar ayrıca Mescid-i Aksa altında bulunduğunu iddia ettikleri Tevrat’ı çıkarmaları gerektiğini savunuyor.

Siyonist rejim İsrail 1948 yılında kurulduğu günden bu yana Kudüs ile ilgili bir kaç hedefi gündemine aldı. Bu hedeflerin arasında Beytulmukaddes kentinin tamamını işgal etmek, kenti Yahudileştirmek, İslamî imajını yok etmek ve siyonist rejimin başkentini Tel aviv’den Kudüs’e taşımak gibi hedefler yer alıyor. Eli kanlı rejim bu şom hedeflerine ulaşmak için Filistinlilerin arazilerini işgal ve gasp etmeyi ve evlerini ve İslamî mekanları yıkmayı ve kentin Müslüman nüfusunu taciz ederek bezdirmeyi ve siyasi, sosyal, iktisadi ve hukuki açılardan baskı altına almayı gündemlerine almış bulunuyor.

Beytulmukaddes kentinde ilk siyonist yerleşke inşaatı yönünde çabalar 19. Yüzyılın ortalarında ve 1930 yılına kadar 24 yerleşke inşa etmekle başladı. Britanya devleti de Filistin üzerindeki mandalığı yıllarında Filistinlilere ait bir çok araziyi Beytulmukaddes’te Yahudi ajansına devretti ve ayrıca Doğu Beytulmukaddes’te Filistin halkının her türlü bina inşa etmesini engelledi.

1967 savaşından sonra siyonist rejim Beytulmukaddes’i işgal ettikten sonra kentin Arap nüfusunu kentten ihraç etmeye ve bu kenti Yahudileştirmek için özellikle Doğu Beytulmukaddes’te yerleşke inşaatına başladı, çünkü Kudüs’ün en önemli tarihi ve kutsal İslamî eserleri kentin bu semtinde yer alıyor.

1987 yılından itibaren ise Kudüs’te Filistinlilerin arazilerini gasbetme sürecinde yeni bir dönem başladı ve yerleşke inşaatına devam edilerek bu çalışmaya ivme verildi.

1967 yılından sonra 32 Arap köyü işgal edilerek yerle bir edildi ve enkazı üzerinde siyonist yerleşkeler inşa edildi. Bu dönemde Doğu Kudüs’te 38 bin 500 yerleşim birimi inşa edildi. Oysa Filistin Britanya tarafından işgal edildiği 1917 yılında Kudüs’te Arapların mülkiyet oranı %90 kadardı ve Yahudiler kent nüfusunun sadece %4 kadarını oluşturuyordu.

Siyonist rejim yayılmacı politikaları temelinde Batı şeria ve Gazze şeridini 1967 yılında işgal ettikten sonra Kudüs’ü Yahudileştirme politikasını yerleşke inşaatı ile uygulamaya başladı.

Bu doğrultuda Yahudiler Filistinlilerin arazilerini gasp ettikten sonra Beytulmukaddes’i Batı Şeria'dan ayırmak için üç şeritte siyonist yerleşkeleri inşa etmeye başladı. Birinci şerit eski kentin çevresinden başlayarak kentin batısına doğru uzanıyordu ve kentin tarihi dokusunda Yahudi mahallesi ve milli parkı ile destekleniyordu ve yine bu şeridin doğusu ve güneyinde de ticari merkez inşa edilmişti. İkinci şerit kentin duvarlarının dışında kalan Arap mahalleleri ve Kudüs belediyesinin Ürdünlülerin egemenlik dönemindeki yönettiği alanı üç tarafından kuşatıyordu. Bu yerleşkeler bir yay gibi Kudüs kentini Arapların Kuzey ve güneyde yaşadıkları mahallelerden ayırıyordu. Bu şeridin üzerindeki yerleşke sayısı ise 11 kadardı.

Siyonistlerin Kudüs’ü kuşatma altına almak için yaptığı üçüncü şerit yine siyonist rejimin bu kenti Yahudileştirme planlarına göre inşa edildi. Bu projelerin amacı Arap mahalleleri sakinlerinden boşaltmak ve siyonistleri onların yerine yerleştirmekti. Buna göre de 1996 yılına kadar Doğu Kudüs’te arazilerin %71 kadarı gaspedildi ki bunların %31 kadarı kamu maslahatı ve %40 kadarı da yeşil alan bahanesiyle işgal edildi ve bu bölgelerde inşaat yapmak yasak ilan edildi, fakat kısa bir süre sonra Yahudilere yerleşke inşaatı için izin verildi.