Kuzeyden güneye, Yemen gelişmeleri - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i101705-kuzeyden_güneye_yemen_gelişmeleri_1
Suud rejimi Amerika ve BAE’nin destekleri ve Yemen’in istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi yeniden iktidarın başına getirme bahanesi ile Mart 2015’te Yemen topraklarına saldırdı ve bu ülkeyi karadan, havadan ve denizden kuşatma altına aldı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Mart 06, 2018 16:54 Europe/Istanbul

Suud rejimi Amerika ve BAE’nin destekleri ve Yemen’in istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi yeniden iktidarın başına getirme bahanesi ile Mart 2015’te Yemen topraklarına saldırdı ve bu ülkeyi karadan, havadan ve denizden kuşatma altına aldı.

Şimdi ise bu savaş Yemen’in Güney bölgelerinde ve özellikle önemli bir kent olan Aden kentinde Arabistan ve BAE’nin himayesi altında bulunan güçlerin arasında şiddetli çatışmalara dönüşerek devam ediyor.

Şimdi Yemen’de Arabistan ve BAE’nin daha fazla hak iddia etmesi Yemen’in güneyinde geniş çaplı anlaşmazlıklara dönüştüğü ve bu bölgede yaşayan insanları istifa eden Mansur Hadi taraftarları veya karşıtları olmak üzere ikiye böldüğü anlaşılıyor. Bu durum Ebu Dabi’yi Yemen’in Güney eyaletlerinde ve özellikle Aden kentinde Arabistan’ın nüfuzunu önlemeye çalışmaya yönelttiği gözleniyor. Bu yüzden Yemen’in önemli liman kenti olan Aden hali hazırda Yemen’in güneyi geçiş konseyine bağlı milislerle istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’nin taraftarı olan milis güçler arasında çatışmalara sahne oluyor.

Anlaşmazlıkların devam etmesi ve gün ışığına çıkmasından sonra şimdi Arabistan ve BAE, her biri rakibini devre dışı bırakmaya çalışıyor. Gerçi iki rakip bundan önce Yemen’e dayatılan savaşta, kuzeyde tüm eyaletlerin kontrolünü elinde bulunduran Yemen ordusu ve Ensarullah hareketine karşı birlik olmaya karar vermişti. Gerçekte buna göre de Suud rejimi Yemen’in kuzeyini ta başkent Sana’ya kadar ele geçirme peşindeydi ve BAE de Güney eyaletlerinde bu ittifaka bağlı olan milisleri destekliyordu.

Ancak şimdi ve Yemen’in güneyinde ortaya çıkan yeni durumlara ve Arabistan ile BAE özellikle bu bölgenin üzerinde nüfuz konusu ihtilaf ve çatışma çıkmasına bakıldığında, Riyad ve Ebu Dabi arasında sürtüşmelerin şiddetleneceği anlaşılıyor, zira BAE Yemen’in güneyinde kontrolü sağlamak ve buradaki tüm limanları ve adaları ele geçirmekte kararlı görünüyor.

Biz de bu gelişmelerden hareketle Yemen’in iç gelişmelerini ve özellikle bu ülkenin güneyinde yaşanan gelişmelerin muhtemel sonuçlarını ve bu sonuçların Yemen’in siyasi geleceğini nasıl etkileyebileceğini irdelemeye çalıştık. İrdelememizde ayrıca Yemen gelişmeleri ile ilgili bileşenlerin bölgesel ve küresel düzeyde güvenliği nasıl etkileyebileceğini de açıklamaya çalıştık.

Son yıllarda Yemen’in iç gelişmeleri Ortadoğu ülkeleri ve yine bölge dışı güçlerin dikkatini üzerine çektiği görülüyor. Arabistan’ın Yemen’e saldırması ve Amerika’nın bu ülkeye müdahalede bulunması ve Yemen’e karşı askeri bir ittifak kurulması, hepsi Yemen’in iç huzursuzlukları ve neden bölge dışı güçlerin bu yoksul ülkeye bu kadar ilgi göstermesi hakkında bazı tahminlerin ileri sürülmesine yol açan gelişmelerdir.

Burada esas soru ise Amerika’nın hangi sebeplerden ötürü Yemen’e ve iç meselelerine bu kadar merak sarmasıdır.

Aslında bu sorunun cevabı, sohbetimizin ana eksenini oluşturuyor. Bu çerçevede Yemen’in coğrafi konumu uzun vadede bağımsız bir değişken ve bölgesel ve küresel düzeylerde tehditler ve sorunlar da bağımlı değişken olarak ele alındı.

Teorik açıdan Ortadoğu gibi jeo stratejik ve jeo ekonomik önem arz eden bir bölgede düzeni ve güvenliği etkileyecek her türlü etken, Amerika’nın bölge üzerindeki hegemonyasının bir boyutunu tehdit edecektir. Bu varsayımla Yemen gelişmeleri ABD hegemonyasına yönelik büyük tehdit sayılıyor.

Milli güvenlik bileşenleri bakımından Amerika’nın dünyanın bu köşesinde hegemonyasını ciddi bir şekilde tehdit eden en büyük tehlike bölgesel güvensizliğin yayılması ve sonuçta El-kaide gibi tekfirci terör örgütlerinin güçlenmesidir ki bu da başlı başına güvensizliğin tırmanmasını kısır döngüye çevirir. Gerçi bu arada Amerika bizzat El-kaide ve IŞİD gibi tekfirci terör örgütlerini kullanarak bölgede nüfuzunu arttırmaya çalıştığı kesin kanıtlarla bilinmektedir. Nitekim son yıllarda IŞİD’in Irak ve Suriye topraklarının bir bölümünü işgal ederek Amerika’nın nüfuz stratejisi ve yine Batı Asya bölgesinde askeri hegemonyasının güçlenmesine hizmet etti.

Şimdi gelin hep birlikte Yemen gelişmelerinin Amerika ve Arabistan’ın bölgede nüfuz stratejisinde nasıl rol ifa ettiğini gözden geçirelim. Bunun için önce Yemen’in coğrafi ve stratejik konumunun önemine bakalım.

Yemen Arap yarımadasının güneyinde yer alıyor ve Kızıldeniz ve Aden körfezine uzun ve geniş sınırları buluyor. Gerçekte Yemen’in stratejik konumu ve Afrika boynuzuna musallat olması ve bu bölgede her türlü hareketliliği kontrol etme imkanı sağlaması ve ayrıca, Afrika kıtasının doğusundaki kıyıları bu ülkeye özel önem kazandıran etkenlerdir. Bundan başka bu ülkenin stratejik Babul Mendeb boğazına musallat olması da enerji ve ticari yüklerin transitinin güvenliğini temin etme bakımından Yemen’e ayrı bir önem kazandırmaktadır.

Gerçekte Babul Mendeb boğazının önemi Kızıldeniz’e kıyısı bulunan tüm ülkeler için ticari ürünlerin ve silahların transiti bakımından temel önem arz ediyor. Örneğin Mısır ve Suriye’nin İsrail’e karşı gerçekleştirdikleri 1973 savaşında Yemen Cumhuriyeti Kahire ile işbirliği çerçevesinde Babul Mendeb boğazını İsrail’e silah taşıyan gemilere ve İsrail’in savaş gemilerine kapattı ve böylece Tel aviv’in deniz kuvvetlerinin Kızıldeniz üzerinden Mısır’a darbe vurmasını büyük ölçüde engelledi. Bu durum aynı zamanda Sina cephesinde devam eden savaşın seyrinde de büyük etkisi oldu. Bundan başka Arabistan’ın Cidde ve Yenba gibi önemli kentleri ve yine Kızıldeniz kıyısında bulunan onlarca kent için de ticaret ve turizm faaliyetleri Babul Mendeb’in güvenliği ve sorunsuz olmasına bağlıdır. Dolaysıyla Yemen’in Afrika boynuzuna musallat olmasından başka, Babul Mendeb’in güvenliğinin temin edilmesi de bu ülkeye özel stratejik konum kazandırmıştır.

Yemen’in iç siyasi ve sosyal durumuna gelince, bu ülke sosyal ve nüfus yapısı bakımından aşiret eksenli bir toplumdur, öyle ki aşiret töreleri bazen hatta ülkenin yasalarından daha üstün sayılır. Yemen toplumunda aşiretler kültürel ve sosyal her şeyin üstündedir ve hatta siyasi hayata atılma konusunda da en etkili kurum sayılır. Yine Yemen devletinin bir çok önde gelen etkili ve tanınmış şahsiyeti de ülkenin önde gelen büyük aşiretlerine mensup kişilerdir. Örneğin Yemen’in eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, Yemen’de büyük nüfuzu olan Haşed aşiretleri federasyonuna üye olan bir şahsiyetti. Bu aşiretlerin liderleri Yemen’in önemli siyasi yetkilileri olmuştur.

Yemen’in önemli ve ünlü aşiret liderleri genellikle misafirlerini ve konuklarını ağırlamak için büyük salonları vardır ve Kat meclisleri adını verdikleri oturumlar bu salonlarda yapılır. Bu meclislerde önemli siyasi konular hiç bir kısıtlama olmaksızın tartışılır.

Gerçekte Yemen’de aşiretlerin gücü ve toplumun aşiret eksenli olması, devletin nüfuz gücünü kontrol altına alan ve otoriter bir yapıya dönüşmesine engel olan bir etkendir. Ancak aynı konunun etkisi yüzünden devlet de bu ülkede hiç bir zaman milli kimlik ve kişilik eksenini şekillendirememiştir.

Eğer Yemen’de eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in siyasi yaşam tarihini gözden geçirecek olursak, Salih’in hiç bir dönemdi hiç bir müttefikine sadık kalmadığı ve arada bir müttefiklerine karşı isyan ettiği anlaşılır. Ali Abdullah Salih siyasi hayatını Arabistan rejiminin desteği ile başladı ve sonunda Suud rejimine karşı kurulan bir ittifaka katıldı ve Husilere karşı beş kanlı savaş dayattığı halde Husilerle müttefik oldu ve yine yolun sonunda Husilere karşı komplo kurdu.

Bu arada bazı çevreler Ali Abdullah Salih’in Husilerin açtığı ateş sonucu değil de, Arabistan’ın başını çektiği ittifakın bombardımanında öldüğünü belirtiyor.