Irak seçimleri, önemi, ittifaklar ve yabancı aktörlerin tutumu – 3
Bu bölümde yabancı aktörlerin tutum ve hedeflerini ele almak istiyoruz.
Irak, Ortadoğu bölgesinde her türlü gelişmesi bölge içi ve bölge dışı güçler için büyük önem arzeden ülkelerinden biridir. Bunun en önemli sebebi ise Irak’ın bir zamanlar Arap dünyasının büyük güçlerinden biri olması ve şimdi de Ortadoğu bölgesinde güç dengelerinde önemli bir yeri bulunmasıdır. Bu yüzden bölgesel ve küresel güçler Irak’ta parlamento seçimlerinin büyük bir hassasiyetle izliyor ve her biri bu seçimlerde desteklediği akımın daha fazla sandalye kazanması için çaba harcıyor.
Genel bir bakışta, Irak’ta parlamento seçimleri Arabistan, ABD, korsan İsrail, Türkiye ve İran İslam Cumhuriyeti için büyük önem arzettiği söylenebilir.
Önce Amerika ve Suud rejimine kısaca bir göz atalım.
Arabistan ve Amerika devletleri Irak’ta halkın büyük çoğunluğunun isteklerinin aksi istikametinde hareket eden iki devlettir. 21. Yüzyılın ilk onyılında Suud rejimi Amerika devletinden Saddam rejimini devirmesi ve sonuçta Şiilerin güçlenmesine vesile olması yüzünden rahatsızdı. Ancak 21. Yüzyılın ikinci onyılında Riyad ve Washington arasında Irak’ta etnik hedeflere ulaşma doğrultusunda bazı teamüller gerçekleşti.
Amerika ve Arabistan Irak’ta başta ehli sünnet akımlar ve yine İran İslam Cumhuriyeti ve Irak’ın Haşed-ul Şaabi hareketi ile aynı yönde hareket etmeyen hareketler başta olmak üzere bazı akımlara mali ve siyasi destek vererek 2018 parlamento seçimlerini etkilemeye çalışıyor.
Peki ama, bu iki ülke Irak’ın parlamento seçimlerinde hangi amaçların peşindedir?
Amerika ve Arabistan Iraklı Şiiler ve kürtlerin arasında ihtilaf çıkararak ittifak kurmalarını engellemek istiyor. Gerçekte kürtlerle Şiilerin 2010 yılında ittifakı, Nuri Maliki’nin hükümeti kurmasına büyük katkı sağladı. Şimdi ise Amerika ve Arabistan yönetimleri Bağdat ve Erbil hattında çıkan gerginlikten yararlanarak 2010 yılındaki senaryonun 2018 seçimlerinde tekrarlanmasını ve Şiilerle kürtlerin ittifak kurmalarını engellemeye çalışıyor.
Amerika ve Arabistan yönetimleri Irak’ta dini ve etnik sloganların yerine ulusalcı ve milliyetçi sloganları hakim kılmaya çalışıyor ve bu yolda Irak’ta eski baas partisi kalıntılarından da yararlanıyor. Oysa Irak’ta baas partisi kapatılan bir partidir.
Amerika ve Arabistan yönetimleri başta aşiretler olmak üzere Iraklı Şii grupların arasında Irak’ta krizlerden İran’ı sorumlu göstermeye ve Haşed-ul Şaabi hareketini İran’ın destekleri ile bu krizleri körüklemekle suçlamaya çalışıyor.
Irak’ta Saddam rejimi devrildikten sonra İran İslam Cumhuriyeti karşısında oyunu kaybeden Arabistan, son yıllarda iki yoldan İran’ın Irak üzerindeki nüfuzunu zayıflatmaya çalışıyor. Bu yöntemlerden biri Iraklı ehli sünnet arasında İran imajını tahrip etmek ve diğeri İran İslam Cumhuriyeti ile bir nevi mesafeli duran seküler Şii gruplarla irtibat kurmaktır. Bu yolda Washington da Riyad ile aynı doğrultuda adım atıyor.
Strateji meseleleri uzmanı Hasan Şükripur ise Amerika ve Suud rejimi Irak parlamento seçimlerinde zemini İyad Allavi’nin başını çektiği El Vataniyye ittifakı çoğunluğu kazanacağı şekilde hazırlamaya çalıştığını belirtiyor. Şükripur, son bilgilere göre, El Vataniyye ittifakında 36 siyasi parti yer aldığını, bu ittifakta seküler Şiiler, Selim Ceburi’nin partisi ve ayrıca Salih Matlak’ın partisi de bulunduğunu belirtiyor.
Amerika ve Arabistan bu ittifakın mecliste çoğunluğunu kazanmasını ve 2010 yılının aksine 2018 yılında hükümeti kurmasını istiyor. Bu seçenek Amerika ve Arabistan için en ideal seçenek olduğu ve bu hedefe ulaşmak için yoğun kampanya yürüttüğü ve ehli sünnetin gelecek seçimlere katılımı azami düzeyde olmasını sağlamaya çalıştığı anlaşılıyor.
Strateji meseleleri uzman Şükripur’a göre, Amerika ve Arabistan için en ideal seçenekten sonra kabul edilebilir seçenek, El Vataniyye ittifakı mecliste çoğunluğu elde edemediği takdirde, Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin başını çektiği El Nasr ittifakının çoğunluğu kazanmasıdır. Amerika ve Arabistan bu hedefi de güvence altına almak için Dava partisinin içinde İbadi ile Nuri Maliki arasındaki ihtilafları körüklemeyi sürdürüyor.
Amerika ve Arabistan için en kötü seçenek ise Nuri Maliki veya Hadi Ameri’nin başını çektikleri ittifaklardan birinin seçimleri kazanmasıdır.
Amerika ve Arabistan’ın bir başka hedefi, Irak seçimlerinde El Vataniyye ittifakı veya genel olarak ehli sünnet grupları seçimleri kazanamadıkları ve yeni hükümeti kuramadıkları takdirde parlamentoda güçlü bir azınlığa kavuşmalarıdır, öyle ki Haşed-ul Şaabi hareketini illegal ederek Irak’ta bu ikiliye göre Lübnan gibi yeni bir Hizbullah’ın doğuşunu engelleyebilsinler.
Şimdi İsrail’in Irak seçimlerinde hangi amaçları güttüğüne kısaca göz atalım.
Gerçi korsan İsrail rejimi sadece Kuzey Irak bölgesinde nüfuz sahibidir ve Irak genelinde pek fazla nüfuzu söz konusu değildir. Fakat buna karşın bu rejimin de Irak’ta parlamento seçimlerinin arifesinde bu seçimleri etkilemek üzere hareketliliğini arttırdığı gözleniyor.
Korsan İsrail rejimi Irak’ta iki temel hedef peşindedir. İsrail’in ilk hedefi, Irak’ta şia bir yönetimin işbaşına gelmesini ve genelde Şii siyasi grupların güçlenmesini engellemektir. Zira Tel aviv’e göre Irak’ta Şii bir yönetim, İsrail’in en önemli düşmanı olan İran İslam Cumhuriyeti devleti ile yakın ilişkisi söz konusudur ve Bağdat’ta Şii bir yönetimin işbaşına gelmesi Tahran’ın Bağdat üzerinde nüfuzunun artacağı anlamına gelir.
Siyonist rejim İsrail’in ikinci amacı, Irak’ta bazı seküler siyasi akımları ve yine bazı ehli sünnet partileri destekleyerek Irak’ın gelecek parlamentosunda en azından güçlü bir azınlık oluşturmak ve bu güçlü azınlığın üzerinden bölgede direniş eksenini güçlendirecek Haşed-ul Şaabi hareketinin güçlenmesine engel olmaktır.
Buna göre bazı kaynakların belirttiğine göre Irak’ın bazı siyasi grupları ile ilişkileri bulunan kapatılan baas partisinin bazı üyeleri Ürdün’de siyonist rejimin bazı yetkilileri ile görüştü. Yine geçenlerde İsrail’de Bağdat yönetimi karşıtı siyasi akımlara desteğin vurgulandığı bir oturum düzenlendi.
Türkiye devleti Irak’ta Saddam sonrası dönemde düzenlenen genel seçimlerde sürekli iki eğilimi izledi. Bu eğilimlerden biri, Ankara’ya yakın duran Kürt ve sünni akımları desteklemek ve ikincisi de Irak’ta Şii yönetimin güçlenmesini engellemektir.
Ancak görünen o ki Türkiye, Irak’ta 2018 seçimlerinde eski nüfuzunu kaybetmiştir. Zira bir yandan Türkiye’nin Eylül 2017’de Kuzey Irak’ta düzenlenen ayrılık referandumuna muhalefet etmesi Iraklı Kürtlerin bu ülkenin siyasi yapısındaki eski konumunu ve ağırlığını olumsuz etkiledi, ayrıca Ankara’nın Iraklı kürtlerin arasındaki nüfuzunu da azalttı. Buna karşın Türkiye yönetimi 2018 seçimlerinde Iraklı ehli sünnet gruplara desteğini sürdürerek yeni parlamentodu en azından güçlü bir sünni azınlık muhalefet kanadı oluşturmaya ve gerektiği zamanlarda bu kanat üzerinden Irak yönetimine baskı uygulamaya çalışıyor.
İran İslam Cumhuriyeti’ne gelince, Tahran’ın Irak’a yönelik en önemli stratejisi, bu ülkede güvenlik ve istikrarın hakim olmasıdır. Buna göre İran tekfirci IŞİD terör örgütü ile mücadele sürecinde Irak yönetiminin en önemli hamisi oldu ve aynı zamanda da Kuzey Irak’ın ayrılma referandumuna kesin bir şekilde karşı çıktı. Buna göre İran en başta Irak’ta parlamento seçimlerinin sakin bir atmosferde düzenlenmesini ve Irak halkı kendi kaderini kendi belirlemesini istiyor.
İran İslam Cumhuriyeti nizamı Irak’ın gelecek parlamento seçimlerinde bölge içi ve bölge dışı rakiplerinin özellikle Haşed-ul Şaabi hareketine karşı tutumunun bilincinde hareket ederek bir yandan Irak’ta askeri kurumların seçimlere karışma yasağına saygı duyuyor ve öbür yandan Haşed-ul Şaabi hareketine bağlı siyasi partilerin seçimlere katılma hakkına vurgu yapıyor. Zira İran açısından hiç bir yasal siyasi hareketin seçimlere katılma hakkından mahrum bırakılmaması gerekiyor.
Gerçi İran İslam Cumhuriyeti ile Irak’ın kanun devleti ittifakı, el Fetih ittifakı ve el Nasr ittifakı gibi ittifakların arasında dini açıdan yakınlık bulunduğu için bu ittifakların herhangi biri mecliste çoğunluğu sağlaması durumunda Tahran’ın çıkarları temin edileceği anlaşılıyor, ama yine de İran Irak halkının seçimine hatta gözetlediği siyasi gruplar kazanmasa bile saygı gösteriyor. Bu çerçevede İran’ın Bağdat büyükelçisi İrec Mescidi de yaptığı açıklamada, Irak’ta demokrasi ve serbest seçimlere destek verdiklerini ve Irak milletinin kararına saygı duyduklarını belirtti.
Ve son olarak Irak meseleleri uzmanı Mustafa Habib’in de belirttiği üzere, Irak seçimleri hatta yabancı aktörler için de en çekişmeli seçim olacağı anlaşılıyor. Zira bu seçimlerde ilk kez siyasi çıkarların güvenlik çıkarlara nazaran daha öncelikli sayıldığı gözleniyor.
Bu yüzden Irak’ta dördüncü dönem meclis seçimleri Iraklı siyasi partilerin dışında bölge içi ve bölge dışı güçlerin arasında da çok çekişmeli geçeceği anlaşılıyor. Her halükarda Arabistan, ABD ve İsrail gibi rejimler Irak’ta güçsüz ve ihtilaf içinde bir parlamento seçilmesini isterken, İran İslam Cumhuriyeti Irak’ta güçlü ve etkili bir parlamento ve hükümetin işbaşına gelmesini destekliyor.