Muhammed bin Salman’ın ABD ziyaretinin hedefleri, getirileri - 2
Sohbetimizin ikinci bölümde söz verdiğimiz üzere bu ziyaretin getirilerini gözden geçireceğiz
Gerçi Muhammed bin Salman büyük bir propaganda kampanyası yürüterek Amerika’da siyasi lobiler, büyük yatırımcılar, ünlü emekli politikacılar ve ayrıca Walt Disney, Amazon ve Microsoft gibi büyük firmaların başkanları ile görüşmeye ve böylece Amerika ziyaretinin propaganda amaçlarını gerçekleştirmeye çalıştı, fakat bin Salman’ın Amerika ziyaretinde en çok üç konu ön plana çıkıyordu. Bunlar Jasta kanununu feshettirme başarısızlığı, Trump’ın Arabistan’a aşağılayıcı bakışı ve bu ülkeyi bir malzeme olarak görmesi ve özellikle korsan İsrail rejiminin tanınmasıyla ilgiliydi.
Muhammed bin Salman Amerika ziyareti sırasında Amerikalı yetkilileri Jasta adı ile ün yapan terör hamilerine karşı adalet kanununu feshettirme konusunda ikna edebilmek için büyük çaba harcadı, fakat bu hedefine ulaşamadı. Jasta ya da terör hamilerine karşı adalet kanunu Eylül 2016 tarihinde ABD kongresi tarafından onaylandı. Jasta kanunu mahkemelere Amerika topraklarında bir terör saldırısı düzenlendiğinde geleneksel olarak yabancı ülkelerin yararlandığı yargı dokunulmazlığını bu tür saldırılara tanıyor.
Gerçi Jasta kanununda açıkça 11 Eylül 2001 terör saldırıları veya Suud rejimine işaret edilmiyor, ama Amerikan kongresinin bu yasayı çıkarmaktan esas amacı, bu saldırıya karışan Suud yetkililerini yargılama imkanı hazırlamaktı. El Mısriyun gazetesi bu konuda yaptığı yorumda, Jasta kanununu Suud rejimine arkadan indirilen hançer darbesine benzetti. Yine Amerika’nın Menhatan bölgesinde yargıç George Danials da Jasta kanununun feshedilme talebini reddederek, Suud rejiminden saldırı ile ilgili tazminat talepleriyle ilgilenmeye vurgu yaptı.
Böylece Muhammed bin Salman Amerika’ya yaptığı ziyaretinin en önemli amaçlarından birine ulaşmakta başarısız oldu. Burada akla gelen soru, acaba böyle bir yasanın Amerika’da İsrail rejimi için de çıkarılıp çıkarılmayacağı sorusudur. Suud rejimi kral Salman ve oğlu Muhammed döneminde Amerika devletinin kasasına yüz milyarlarca dolar para akıttı, fakat şimdiye kadar Amerika’nın Riyad ile birlikte başka ülkeleri sözlü suçlamasından başka hiç bir kazanımı olmadı.
Aslında Arabistan’ın İslam dünyası ve Ortadoğu bölgesinin önemli bir devleti olduğu inkar edilemez. Amerika Başkanı Donald Trump hatta kendi kabinesinin üyelerine karşı aşağılayıcı davranışları ile bilinen bir liderdir ve bunun en son örneği Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’u görevden alırken yaşandı. Buna göre Trump Muhammed bin Salman’a karşı aşağılayıcı davranışını kameraların karşısında da açıkça sergiledi. Brookings uzmanlarından Brus Ridel bu konuda yaptığı değerlendirmede, ABD Başkanı Trump Suud prensini 20 Mart günü ağırlarken Amerika’nın Arabistan’a sattığı silahların posterini ona gösterdiğini kaydetti.
Bu konuda açıklama yapan ABD Başkanı Trump Suud rejimi çok zengin olduğunu belirterek Amerika’dan yeteri kadar silah almadıkları siteminde bulundu. Aslında bu sözler Amerika’nın 2017 yılında Riyad’da Suud rejimine sattığı 110 milyar dolar değerinde silahların ucuza gittiğine işaretti. Muhammed bin Salman ABD Başkanı Trump “Arabistan’ın bizden aldığı silahlar Suud hanedanının cebinin dibinde bozuk para kadardı” dediğinde çok rahatsız olduğu belliydi. Trump ardından Amerika için ideal satış olan tabloyu gösteren bir posteri gösterdi.
CNN kanalı da internet sitesinde şu ifadelere yer verdi:
Trump ve Muhammed bin Salman görüşmesinde Trump ikinci posteri Muhammed bin Salman’a göstererek anlaşmanın rakamları hakkında konuştuğunda, Muhammed bin Salman’ın rahatsızlığı açıkça belliydi. Oysa Muhammed bin Salman’ın Washington ziyaretinin amacı kendisinin Arabistan’da değişim sürecinde rolü ve bu ülkeyi ABD için ideal bir ülkeye çevirme çabası gibi konuların üzerinde odaklanmaktı.
Muhammed bin Salman’ın ABD Başkanı Trump tarafından aşağılanmasına bir tepki de İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’ten geldi. Zarif twiter hesabında şöyle yazdı: bazıları başkalarını sağarken zevkten dört köşe oluyor ve bazıları da hatta sağladıkları için daha mutlu görünüyor.
Gerçekte Arabistan ABD Başkanı Trump için son bir yılda hiç bir zaman bir müttefik düzeyinde değeri olmamıştır ve Trump’ın Suud rejimine bakışı sırf maddi bakış olmuştur.
Korsan İsrail’de yayımlanan Yediot Aharonot gazetesi de Amerika’nın Arabistan’dan elde ettiği iktisadi çıkarlarına işaret ederek Suud rejimini Amerika’dan milyarlarca dolarlık silah satın alan Amerikan yapımı silahların temel alıcısı olarak yorumladı.
Trump hatta üç Baltik ülkesinin cumhurbaşkanları ile ortak basın toplantısında Muhammed bin Salman’ın Amerika’dan Suriye’de kalma talebine verdiği cevapta, Suud rejimi bunu istiyorsa mali bedelini ödemesi gerektiğini belirtti.
Amerikalı uzman David Hermdas da Suud rejiminin veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın ABD ziyareti ile ilgili yorumunda Washington yönetimi Suud rejimini bir malzeme olarak kullandığını, Arabistan’ın ABD’ye ihtiyacı sadece uluslararası arenada destekle sınırlı olmadığını, Yemen, Suriye, İran, Irak ve hatta Lübnan dosyaları Muhammed bin Salman ve Suud hanedanının büyük sorunları olduğunu ve sonuçta Riyad yönetimini ABD’nin kucağına atan dosyalar olduğunu vurguladı.
Gerçekte Arabistan ve ABD arasındaki milyarlık silah anlaşmaları her şeyden ziyade Riyad’ın Washington’a olan ihtiyacından kaynaklanan bir durumdur ve Suud hanedanı söz konusu milyarlık anlaşmalarla Ortadoğu bölgesini ABD’nin dış politika öncelikleri arasına yerleşmeye çalışmaktadır.
Aslında Muhammed bin Salman tüm bencillikleri ve bölge genelinde savaş çığırtkanlığı ve ABD’ye olan bağımlılığı takviye etmekle kendisine itibar kazanan bir liderdir.
Bu arada Muhammed bin Salman Amerika’da resmen korsan İsrail rejimini tanımış oldu. Aslında Muhammed bin Salman’ın ABD ziyareti sırasında İsrail’in önemli bir amacı da gerçekleşmiş oldu ve bu rejim, İslam dünyasının önemli ülkelerinden biri olan Suud rejimi tarafından tanındı.
Amerika’nın Atlantic dergisine mülakat veren Muhammed bin Salman ülkesi İsrail rejimi ile bir çok ortak çıkarı bulunduğunu belirterek şu itirafta bulundu: Arabistan İsrail ile bir çok ortak çıkarı bulunuyor ve eğer barış sağlanırsa İsrail ve FKİK ülkeleri ve Mısır ve Ürdün gibi ülkeler büyük çıkarları paylaşmış olur.
Londra’da bulunan İsrailli diplomat İlad Ratson ise şu değerlendirmede bulundu:
Muhammed bin Salman’ın açıklamaları, Riyad’ın Tel aviv’in bölgeye yönelik politikalarını desteklediğini ortaya koydu.
Yediot Aharonot gazetesi de Muhammed bin Salman’ın sözlerine şu tepkiyi verdi: bundan önce Arabistan ile İsrail arasında barış için Arap inisiyatifi çerçevesinde her türlü diplomatik ilişki kurmak imkansızdı, fakat şimdi Muhammed bin Salman’ın işbaşına gelmesinden sonra şartlar değişti.
Öte yandan Muhammed bin Salman’ın İsrail açıklaması Arap dünyasında büyük tepkilere yol açtı. Arap kullanıcılar sosyal paylaşım sitelerinde İsrail’in tanınmasını Muhammed bin Salman’ın İsrail ve ABD tarafından Arabistan’ın gelecek kralı olarak tanınmasının bedeli olduğunu belirterek bunu Muhammed bin Salman için büyük bir ayıp niteledi ve Muhammed bin Salman’ın Suud hanedanının zevali için yapılması gereken her şeyi yapacağı anlaşıldığını belirtti. Bazı gözlemciler de Muhammed bin Salman’ın İsrail’i tanımasına gösterdikleri tepkide, bunun Donald Trump’ın Muhammed bin Salman’ın krallığını onaylamasının bir şartı olduğunu belirtti.
Mısırlı uzman Vail Kandi ise Muhammed bin Salman’ın bu hareketini eleştirdiği açıklamasında, Suud veliaht prensi Arapça konuşuyor, İbranice düşünüyor, dedi. Gazze şeridinde Filistin yazar Yaser Zatere de Muhammed bin Salman’ın sözlerine şöyle tepki verdi: siyonistlerin Filistinli bölgelerin hiç birinde hiç bir hakkı yoktur. Onlar dünyanın başka yerlerinden bir ülkeyi işgal etmek için gelen ve o ülkenin milletini ihraç eden düşmanlardır. Hak konusunda bu şekilde konuşmak boş laf etmektir.
Muhammed bin Salman’ın sırf Arabistan’da kraliyet tahtına oturmak için ABD’nin desteğini kazanmaya çalışması ve bunun için hatta İsrail rejimini tanıması, hatta 21. yüzyılın ilk yıllarına kadar Filistin ülküsünü savunmak, başta Arabistan olmak üzere Arap liderlerin olmazsa olmazlarından biri olduğu bir sırada gündeme geliyor. Gerçekte Muhammed bin Salman bu hareketi ile ülkesinin bölgesel konumunun çökmekte olduğunu ortaya koydu.
Muhammed bin Salman’ın Amerika ziyareti sırasında yaşanan tüm gelişmeler, bin Salman’ın Arabistan’da kraliyet tahtına oturmak için hatta her türlü aşağılanmayı göze aldığını ortaya koydu.
Muhammed bin Salman’ın ABD ziyareti gelecek Pazar günü yani 8 Nisan tarihinde Fransa’ya ziyaret etmesi ve Fransız yetkililerle görüşmesi beklendiği bir sırada sona erdi.
Gerçekte Muhammed bin Salman Fransa ziyareti ile birlikte pratikte ABD, İngiltere ve Fransa üçlüsüne ziyaretini bir aylık bir süre içerisinde tamamlamış oluyor. Muhammed bin Salman Amerika’dan önce de İngiltere’yi ziyaret etmişti. Şimdi de bin Salman’ın Fransa ziyareti sırasında Fransa yapımı silahlardan yüklü bir alım gerçekleştirerek Elize sarayının Arabistan’da kraliyet tahtına oturmasına destek bulmaya çalışacağı ifade ediliyor.