Arabistan’ın Irak’la ilişkileri onarma çabası - 1
Arabistan Muhammed bin Salman iktidarın başına geçtikten sonra Irak ile ilişkilerini düzeltmeye yöneldi.
Bu doğrultuda Muhammed bin Salman’ın Mart veya Nisan 2018’de Bağdat’ı ziyaret etmesi kararlaştırılmıştı, ancak bu ziyaret Irak halkını sert itirazları yüzünden iptal edildi.
Bu bahane ile biz de üç bölümlük bir program hazırlayarak Arabistan’ın Irak ile ilişkilerini düzeltme yolundaki engelleri gözden geçirmeye karar verdik.
Irak ve Arabistan Arap dünyasının iki büyük ülkesidir. 438 bin 317 kilometrekarelik alanı olan Irak’ın nüfusu 39 milyon civarındadır ve Arap dünyasının büyük ülkelerinden biri sayılır. Etnik açıdan Irak nüfusunun %75 ila %80 kadarını Araplar, %15 ila %20 kadarını Kürtler ve geriye kalan %5’ini de Türkmenler, Asuriler ve diğer etnik gruplar oluşturuyor. Dini açıdan da Irak nüfusunun %95 ila %98 kadarını %65’i Şia ve %32’si sünni olmak üzere Müslümanlar, %1 kadarını Hristiyanlar ve %1 ile %4 kadarını da diğer inançlara mensup insanlar oluşturuyor.
Irak eskiden Mezopotamya adı ile bilinirdi. Britanya devleti birinci dünya savaşı ve Osmanlı imparatorluğunun çöküşünden sonra bu bölgeye Irak adını verdi. Irak 3 Ekim 1932 yılında bağımsızlığını kazandı. Irak Aralık 1945’ten bu yana da BM üyesidir.
Matthew Culver ve Blair Jones’a göre Irak’ın önem arzetmesinin en önemli sebeplerinden biri bu ülkenin sahip olduğu petrol kaynaklarıdır. Irak OPEC üyesidir ve 153 milyar varil kesin ham petrol rezervleri ile dünyada bu bakımdan beşinci sırada yer alır.
Irak günde ortalama 4.5 milyon varil ham petrol üreterek OPEC’in ikinci büyük üreticisi ve dünya sıralamasında da altıncı ülkesidir.
Irak devleti bağımsızlığını kazandığı günden 2003 yılında Amerika’nın saldırısına uğradığı güne kadar 7 diktatörü gördü. Bunlar kraliyet düzeni döneminde birinci ve ikinci Faysal ve daha sonraki dönemde da Abdulkerim Kasım, Abdusselam Arif, Abdurrahman Arif, Ahmet Hasan Elbekir ve Saddam Hüseyin’di.
Irak’ta Babas partisi 1968 yılında iktidarı ele geçirdi ve Saddam Hüseyin Temmuz 1979’dan Mart 2003’e kadar Irak’ta Cumhurbaşkanı olarak iktidarın başında yer aldı.
Arabistan 2 milyon 149 bin 690 kilometrekare alanı ve 32.5 milyon nüfusu ile Arap dünyasının bir başka büyük ülkesidir. Arabistan kültür ve enformasyon bakanlığının verilerine göre bu nüfusun 20.4 milyonunu, yani %62.6 kadarını Arabistanlılar oluşturuyor. Etnik açıdan Arabistan nüfusunun %90 kadarını Araplar ve %10 kadarını da Afrika ve Asya kökenli insanlar oluşturuyor.
Dini açıdan Arabistan nüfusunun %85 ila %90 kadarını ehli sünnet ve %10 ila %15 kadarını Şiiler oluşturuyor.
Modern Arabistan da Irak gibi 1930’lu yıllarda ve Suud hanedanı tarafından kuruldu. Dini açıdan bu ülke sapkın Vahabi tarikatının sultası altındadır. Arabistan da Ekim 1945’ten beri BM üyesidir.
Arabistan’ın kurucusu Abdulaziz bin Suud 1953 yılında öldü ve o tarihten bu yana şimdiye kadar Abdulaziz’in 6 oğlu kraliyet tahtına oturdu. Bunlar sırasıyla Suud, Faysal, Halid, Fehed, Abdullah ve Salman adındaki oğullarıydı.
Gerçekte hem Arabistan ve hem Irak 1930 yılından bu yana 7 hükümdar tarafından yönetildi. Arabistan’ın önem arzetmesinin sebebi de Irak gibi bu ülkenin de dünya petrol rezervlerinin yaklaşık %22 kadarına sahip olması ve dünyanın en büyük petrol ihraç eden ülkesi ve OPEC kurucularından biri olmasıdır.
Irak ve Arabistan ilişkileri ta 1930’lu yıllardan bu yana oldukça karmaşık bir ilişki oldu. Bu ilişki coğrafi açıdan komşu olmak, ideolojik gerginlikler, mezhepsel açıdan farklılıklar gibi etkenlerden etkileniyor.
Arabistan Irak ile en uzun coğrafi sınırı bulunan ülkedir. 1930’lu yıllarda iki ülke arasında sınır anlaşmazlıkları vardı. Arabistan rejimi Irak topraklarından bazı bölümlerini ele geçirmek istiyordu, fakat Britanya’nın Irak’a destek vermesi Arabistan’ın bu yolda başarısız olmasına sebebiyet verdi.
Öte yandan 1990’lı yılların başında Irak’ın Kuveyt topraklarına saldırması Arabistan’ı Baas rejiminin toprak iddiaları konusunda kaygılandırmaya başladı. Bu arada Irak ve Arabistan arasında ortak sınır bulunması yüzünden bir çok Suud vatandaşı Saddam sonrası dönemde Irak topraklarına sızmasına yol açtı. Joseph McMillan Amerikan barış müessesesine yazdığı makalesinde bu konuda şu ifadelere yer verdi: gerçi Irak’ta ecnebi savaşçıların sayısı azdır, ama yine de bu ülkede bir çok intihar eylemi ecnebi savaşçılarla yapılmaktadır. Tahminlere göre bu saldırıların %75 kadarını Suud vatandaşları düzenliyor.
Arap dünyasının iki güçlü devleti olan Arabistan ve Irak ilişkilerinde ideolojik gerginlikler de önemli rol ifa etmiştir. İki ülke son onyıllarda sürekli Arap dünyasının liderliği için bir biri ile rekabet halinde oldu.
Bu konuda Joseph McMillan şöyle yazdı: Irak ve Arabistan soğuk savaş döneminde karşı kamplarda yer almıştı. İki ülke arasında ideolojik gerilim, Irak’ta Baas partisi iktidarın başına geçmesinden sonra şiddetlendi.
Arabistan Batı kampında ve Irak Doğu kampında yer alıyordu. Irak bir nevi reformcu ve Arabistan ise muhafazakar ve mevcut düzeni korumaktan yanaydı. Irak dış politikasında radikalleşmeyi izliyordu. Buna göre Irak’ın Baas rejimi Güney Yemen’de Marksist rejimi ve Arabistan’da solcu muhalifleri ve Umman’da halk kurtuluş cephesini ve Fars körfezinde bazı akımları destekliyordu.
Buna göre 1981 yılında Arabistan’ın bir nevi başını çektiği Fars körfezi işbirliği konseyi FKİK İran ve Irak ile mücadele için kuruldu.
Fakat Irak’ın İran’a karşı savaş açması, Bağdat ve Riyad arasında yakınlaşmaya yol açtı. Joseph McMillan’in yazdığına göre Arap ülkeleri Saddam’ın İran’a dayattığı savaş yıllarında Baas rejimine 40 milyar dolar silah verdi ki Arabistan bunun 28 milyar dolarını tek başına ödedi.
Ancak Irak’ın Kuveyt topraklarına saldırması Arabistan ile ilişkilerinin kesilmesi ve aralarında husumetin tırmanmasına yol açtı. Irak’ın Kuveyt topraklarına saldırdığı günden 2003 yılında Amerika’nın Irak’ı işgal ettiği güne kadar geçen sürede Arabistan Irak’a karşı Amerika’nın en yakın ve en önemli müttefiki oldu. Arabistan ve Irak ilişkileri 1990 yılında Irak’ın Kuveyt topraklarına saldırmasından sonra kesildi.
Arabistan 1990’lı yıllarda Irak’ın dizgine getirilmesini istiyordu.
Arabistan’ın Bağdat büyükelçiliği 1990 yılında kapandı ve Suud rejimi Irak ile ortak sınırlarını da kapattı. İki ülke arasında ilişkilerin yeniden başlama işaretleri 2015 yılında ve Arabistan’ın Bağdat büyükelçiliğinin açılması ile göze çarpmaya başladı. Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr Şubat 2017’de Bağdat’ı ziyaret etti. Bu ziyaret Arabistanlı üst düzey bir yetkilinin 27 yılın ardından Irak’a gerçekleştirdiği ilk ziyaretti.
Dini açıdan farklılık da Irak ve Arabistan ilişkilerini etkileyen bir başka önemli etkendir. Joseph McMillan bu konuda şöyle yazdı: Suud hanedanı güçlü bir istisna olma duygusu taşıyor ve nizam, tarih ve kültür onlara özel olduğunu zannediyor.
Arabistan ve Irak Arap dünyasının liderliği için rekabet etmelerine karşın, Suud hanedanı Irak’ta Baas rejiminin devrilmesinden rahatsızdı, zira bu gelişme Irak’ta nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiiler bu ülkede iktidarın başına geçti.
Öte yandan Arabistan nüfusunun %10 ila %15 kadarını Şiiler oluşturduğundan Suud rejimi Irak’tan Arabistan’a yönelik Şii yönetimin nüfuzunden endişe ediyor. Bu korku ve Irak’ta demokratikleşme sürecinin sınırötesi etkileri Bağdat ve Riyad ilişkilerinin 2003 yılından 2014 yılında Haydar İbadi Başbakan seçildiği güne kadar gergin geçmesine neden oldu.
Bu arada Irak’ın eski Başkanı Nuri Maliki defalarca açık bir şekilde Arabistan’ın Irak’ta intihar eylemleri ve bombalama olaylarında eli bulunduğunu ve Irak’ta dini savaş ve ayrışma planları uyguladığını belirtti.
Ancak Irak’ta Haydar İbadi Başbakan seçildikten sonra Suud rejimi Irak ile ilişkileri onarma yolunu tuttu.