Arabistan’ın Irak’la ilişkileri onarma çabası - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i107254-arabistan’ın_irak’la_ilişkileri_onarma_çabası_2
Arabistan Muhammed bin Salman iktidarın başına geçtikten sonra Irak ile ilişkilerini düzeltmeye yöneldi.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Nisan 28, 2018 15:06 Europe/Istanbul

Arabistan Muhammed bin Salman iktidarın başına geçtikten sonra Irak ile ilişkilerini düzeltmeye yöneldi.

Bu doğrultuda Muhammed bin Salman’ın Mart veya Nisan 2018’de Bağdat’ı ziyaret etmesi kararlaştırılmıştı, ancak bu ziyaret Irak halkının sert itirazları yüzünden iptal edildi.

Geçen bölümde iki ülkeyi kısaca tanıttık ve ilişkilerinin seyrini gözden geçirdik. Şimdi ise ikili ilişkilerin yeniden inşa edilmesiyle izlenen hedefleri gözden geçirmek istiyoruz.

 

Bilindiği üzere Arabistan’da Salman bin Abdulaziz Ocak 2015’te Arabistan’ta kraliyet tahtına oturdu. Kral Salman’ın Arabistan’da iktidar yapısında yaptığı en önemli uygulama, oğlu Muhammed’i iktidar yapısına yerleştirmekti. Kral Salman ilkin oğlu Muhammed’i savunma Bakanı yaptı ve daha sonra veliaht prensi halefi ve en son da veliaht prensi olarak atadı.

 

Muhammed bin Salman Arabistan’ın izlediği yeni dış politikanın baş mimarı sayılır. Arabistan’ın dış politikasında yapılan en önemli değişiklik, bu ülkenin muhafazakar konumdan çıkması ve agresif ve saldırgan bir konuma yerleşmesidir. Yemen savaşı ise bu stratejik değişikliğinin en somut  delilidir.

Öte yandan Fars körfezinde yer alan ülkelere yukarıdan ve sultacı bir konumdan yaklaşan Muhammed bin Salman Arabistan ile Arap dünyasının eski güçlerinden biri olan ve bugün bölgesel güç dengelerinde önemli bir ağırlık olan Irak ilişkilerini yeniden inşa etmeye çalışıyor.

 

Muhammed bin Salman’ın iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden inşa etme yönünde attığı ilk adım 25 yılın ardından Aralık 2015’te Arabistan’ın Bağdat büyükelçiliğini yeniden açmaktı. Bu arada Samer Sahban Arabistan’ın ilk büyükelçisi olarak Bağdat’a gitti, fakat Sahban’ın Irak’ın ehli sünnet aşiret liderleri ile irtibata geçmesi ve onları hükümet karşıtı eylemlere katılmaya teşvik etmesi ve yine Irak’ta mezhepçilik ekseninde ayrışmaları desteklemesi ve eski baas partisi kalıntılarına desteklemesi gibi uygulamaları Iraklı siyasi grupların sert tepkisi ile karşılaştı. Iraklı siyasi gruplar Sahban’ın istenmeyen adam ilan edilerek ihraç edilmesini istedi. Sonunda İbadi yönetimi Sahban’ı sınırdışı etti.

 

Irak ve Arabistan arasındaki ilişkilerin iyileşme işaretlerinden biri de iki ülke arasında resmi diplomatik ziyaretlerin başlamasıydı. İlkin Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr Şubat 2017’de Bağdat’a gitti ve böylece 27 yılın ardından Arabistanlı bir yetkili Irak’ı ziyaret etmiş oldu. Irak Başbakanı Haydar İbadi de 2017 yılında Haziran ve Ekim aylarında olmak üzere iki kez Arabistan’ı ziyaret etti ve kral Salman’la görüştü.

 

Irak’ın Sadr hareketi lideri Mukteda Sadr da Temmuz 2017’de Arabistan yönetiminin resmi daveti üzerine bu ülkeye gitti ve Cidde’de Muhammed bin Salman ile görüştü. Irak içişleri Bakanı Kasım Araci de Ağustos 2017’de siyasi bir heyet başkanlığında Arabistan’ı ziyaret etti.

Bu arada Muhammed bin Salman’ın Mart veya Nisan 2018’de Bağdat’ı ziyaret etmesi kararlaştırılmıştı, ancak bu ziyaret Irak halkını sert itirazları yüzünden iptal edildi ve Arabistan Dışişleri Bakanlığı bu ziyareti tekzip etmek zorunda kaldı.

 

Ömer Kerim bir yazısında Suud rejimi Irak ile sadece siyasi ilişkilerini iyileştirmek istemediğini ve bunun yanında ikili ticari ve iktisadi ilişkilerini de geliştirmeye özen gösterdiğini belirtti. Gerçekte Arabistan’ın son iki yılda Irak’a karşı attığı adımlar da Riyad’ın Bağdat ile ilişkilerini çeşitli alanlarda düzeltmek istediğini gösteriyor. Bu adımlardan biri Arabistan havayollarının 25 yıl aradan Irak havaalanlarına sefer düzenlemeleri ve yine Anbar eyaletinde Arar sınır kapısının 27 yılın ardından Ağustos 2017’de açılması, Arabistan’ın Erbil konsolosluğunun açılması ve Basra ve Necef’te de konsolosluk açma talebinde bulunmasını gündeme getirmesiydi, gerçi bu talebi Irak halkının geniş itirazları yüzünden hala yerine getirilemedi.

 

Burada akla gelen en önemli sorulardan biri, Suud rejiminin Irak ile ilişkilerini düzeltmekte sergilediği aceleci tavrının asıl amacının ne olduğu sorusudur.

Görünen o ki Arabistan’ın en önemli amacı Irak milleti gözünde yıkılan imajını aklamaktır. Gerçekte Suud rejimi son yıllarda Irak’ta yaşanan şiddet olaylarında önemli rol ifa etti. Suud rejimi Irak ile ortak sınırlarından yararlanarak bu ülkeye terörist gönderdi ve eski baas partisi kalıntılarına mali destek sağladı ve ayrıca Irak’ın sünni nüfusu yoğunlukta olan bölgelerine nüfuz etti. Bu yüzden Irak milleti Arabistan’ı ülkelerini kaos ve güvensizliğe sürükleyen baş aktörlerden biri olarak biliyor.

 

Irak’a nüfuz etmek, Suud rejiminin en önemli hedeflerinden biridir. Suud rejimi son yıllarda Irak’ta ehli sünnet siyasi grupları destekleyerek bu hedefine ulaşamadı ve bu yüzden şimdi Irak’ta nüfuz edebilmek için yeni stratejisinde Şii gruplara yaklaşmaya başladı. Şimdi Riyad yönetimi Haydar İbadi yönetimi ve Sadr hareketi gibi bazı :Şii gruplara yaklaşarak bir yandan Iraklı Şiilerin Arabistan’ın Irak’ta menfi rolü hakkındaki görüş birliğini yok etmeye ve öbür yandan Şii gruplara mali destek vererek bir nevi Irak’ta siyaset ve iktidara etnikçi ve mezhepçi açıdan bakmadığını ispat etmeye çalışıyor.

 

Suud rejimi bu hedefine ulaşmak için nüfusunun temel bölümünü Şiilerin oluşturduğu Basra ve Necef eyaletlerine nüfuz etmeyi gündemine almış bulunuyor. Bu arada Arabistan iktisadi potansiyeli ve Irak’ın ekonomisine yatırım ihtiyacı gibi etkenleri gözeterek IŞİD sonrasi Irak’ın yeniden inşa sürecinde rol ifa etmeye çalışıyor. Gerçekte Riyad yeniden inşa sürecini Irak’a girme ve Irak milleti gözünde yıkılan imajını düzeltme ve sonuçta bu ülkeye nüfuz etme fırsatı olarak görüyor.

 

Arabistan’ın son 15 yılda en önemli hedeflerinden biri Irak’ta Şiilerin konumunun güçlenmesini engellemekti ve şimdiye kadar bu hedefine Iraklı ehli sünnet siyasi akımları, eski baas kalıntılarını ve seküler grupları destekleyerek ulaşmaya çalışıyordu, nitekim halen de bu akımlarla irtibatını sürdürüyor. Ancak Arabistan yeni stratejisinde imajını düzeltmek ve Irak’ta nüfuzunu arttırmak için Şiilerin ağırlığını da etkilemeye çalışıyor.

 

Aslında Samer Sahban’ın 27 yıl aradan sonra Arabistan’ın Irak’a atadığı ilk büyükelçi olarak seçilmesi de Riyad’ın bu hedefine ışık tutuyor, zira Sahban güvenlik mazisi ve kriz yaratmakta eli bulunan biri olarak özellikle 2015 ve 2016 yılında Irak’ta hükümet karşıtı protesto eylemlerinde önemli rol ifa etti, öyle ki sonunda Bağdat yönetimi onu istenmeyen adam ilan etti ve Arabistan’dan Irak’a yeni büyükelçi atamasını istedi.

 

Şimdi Irak 12 Mayıs tarihinde 4. Parlamento seçimlerine gittiği bir sırada Suud rejimi bu ülkenin Sadr hareketi gibi bazı Şii siyasi akımlarla irtibat kurmak ve aynı zamanda ehli sünnet ve seküler akımlara verdiği geleneksel desteğini sürdürmek ve bunun yanında Necef ve Basra’da konsolosluk açmakla başta İbadi liderliğindeki Nasr koalisyonu, Hadi Ameri liderliğindeki Fetih koalisyonu ve özellikle Nuri Maliki liderliğindeki kanun devleti koalisyonu olmak üzere Iraklı şia koalisyonların zaferini engellemek veya en az Şii ittifakların parlamento seçimlerinde zaferlerini kırılgan hale getirmek istiyor.

 

Suud rejiminin Irak ile ilişkilerini yeniden inşa etmekle izlediği en önemli hedeflerinden biri İran İslam Cumhuriyeti’nin Irak’ta konumunu zayıflatmaktır.

Irak’ta 2003 yılında bu ülkenin siyasi nizamının değişmesinden sonra İran ve Irak ilişkileri de iki ülkenin ortak mezhepsel kimlikleri gibi sebeplerden ötürü mahiyeti değişti. Şimdi ise İran İslam Cumhuriyeti Irak’ın milli egemenliği, toprak bütünlüğü ve terörle mücadele sürecine en büyük desteği veren ülkedir.

 

Ancak İran İslam Cumhuriyeti’ni bölgede en önemli rakibi olarak gören Arabistan, Irak ile ilişkilerini düzeltmekle bu ülkenin İran ile ilişkilerinin güçlenmesini engellemeye çalışıyor.

California üniversitesi Ortadoğu tarihi hocası İbrahim Maraşi, Arabistan rejimi Şii Irak ile ilişkilerini düzelterek İran’ın Irak üzerindeki nüfuzunu zayıflatmaya çalıştığını belirtiyor.