Yemen milletinin iradesi; Suud rejimini bozguna uğratan etken - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i107256-yemen_milletinin_iradesi_suud_rejimini_bozguna_uğratan_etken_2
Yemen’de askeri sahada yapılan son araştırmalar, Yemenli direnişçilerin Suud rejiminin başını çektiği ittifakın Yemen tecavüzü üzerinden üç yıl geçtiği bir sırada direnişlerinde yeni bir aşamaya geçtiklerini gösteriyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Nisan 28, 2018 15:16 Europe/Istanbul

Yemen’de askeri sahada yapılan son araştırmalar, Yemenli direnişçilerin Suud rejiminin başını çektiği ittifakın Yemen tecavüzü üzerinden üç yıl geçtiği bir sırada direnişlerinde yeni bir aşamaya geçtiklerini gösteriyor.

Şimdi Yemen’in Ensarullah hareketinin balistik füzeleri Arabistan topraklarında önceden belirlenen hedefleri vurması Suud elebaşıları ve başını çektikleri ittifaka üye ülkelerin elebaşılarının korkulu rüyası olduğu anlaşılıyor. Gerçekte Arabistan’da yankılanan korkunç patlamaların sesi saldırgan güçleri büyük paniğe sürüklediği, zira Ensarullah güçlerinin balistik füzelerini bu denli geliştirerek Arabistan’da düşman hedeflerini balistik füze ile vurabileceklerini hayal bile edemiyordu.

 

Yemen füze birliği, Ensarullah hareketi liderinin sözünü yerine getirmek üzere Arabistan’da bazı hedefleri balistik füze ile vurduklarını açıkladı. Açıklamada bu füzelerin Berkan H-2 balistik füzeleri olduğu ve Riyad’da uluslararası Melik Halid havaalanı, Asir’de Ebha havaalanı, Ceyzan havaalanı ve Arabistan’ın güneyinde bazı hedeflerin vurulduğu belirtildi. Bu arada Arabistan hava savunması bu operasyonda da yetersizliğini ortaya koydu ve Suud yetkililerin iddialarına rağmen bu füzeleri etkisiz hale getiremedi.

 

Aslında Yemenli güçlerin bu operasyonu yöntem, zamanlama ve belirlenen hedeflerin bakımından üzerinde durulması gereken bir operasyondur. Operasyonun ilk anlarında farklı menzillerde bir kaç balistik füze fırlatıldı ve her ülkede hayati hedef sayılan Arabistan’ın en az dört havaalanı hedef alındı. Yemenli güçlerin bu operasyonu Abdulmelik Husi’nin konuşmasından sadece bir kaç saat sonra gerçekleştirmesi, aslında bu güçlerin liderlerine uyduklarını ve ayrıca şimdiki dönemde geçmiş dönemlere kıyasla füze gücünü geliştirdiklerini ortaya koyuyordu.

 

Aslında ne Suud rejimi ve ne de Yemen milletini kana bulayan müttefikleri bu savaşın üç yıl süreceğini ve Ensarullah hareketi ile müttefikleri bu denli direniş gösterebileceklerini asla düşünemiyordu.

Arabistan ve müttefikleri 25 Mart 2015’te Yemen’e saldırdı ve bu saldırı şimdi dördüncü yılına girdi. Burada akla gelen sora, neden Ensarullah hareketi füze saldırısı için bu tarihi seçmiş olmasıdır.

 

Yemen Ensarullah hareketi lideri Abdulmelik Husi, Suud rejimi ve müttefiklerinin Yemen topraklarına tecavüzünün dördüncü yılına girdiği sıralarda Ensarullah’ın düşman hedeflerine saldıracağı uyarısında bulunmuştu ve bu füze saldırısı Husi’nin sözünü ettiği saldırının gerçekleşmesiydi.

Aslında Ensarullah hareketi ve müttefikleri bu saldırı ile düşmana direnişten el çekmedikleri ve Yemen’de onların uşakları ile mücadele yıpratıcı sürece girmediği, bilakis bu ülkede mücadelede yeni bir dönem başladığı yönünde bir mesajdı.

 

Yemen halkı da geçenlerde çeşitli eyaletlerden başkent Sana’ya gelerek büyük bir yürüyüş düzenledi ve böylece saldırgan düşmana karşı direnişte liderlerine desteklerini vurguladı.

Yemenli direniş liderleri ise Suud rejimi ve müttefiklerinin Yemen saldırısı ancak ABD’nin destekleri ile gerçekleştiğini, yoksa Arabistan tek başına böyle bir işe kalkışmaya cesaret bile edemeyeceğini açıkladı. Bu saldırı geniş çapta yıkım ve binlerce masum insanın canından olmasından başka bir getirisi olmadı.

 

Gerçi şimdiye kadar uluslararası af örgütü ve UNICEF gibi bir çok uluslararası kurum ve kuruluş Yemen milletinin içler acısı durumu ve bu ülkede Suud rejimi ve müttefiklerinin cinayetlerinin devam etmesi konusunda uyarılarda bulundu, ancak Arabistan’a silah satan Batılı devletler şimdiye kadar silah satışını durdurma yönünde hiç bir ciddi adım atmadı.

 

Uluslararası af örgütü en yeni raporunda Ağustos 2017 ve Ocak 2018’de Yemen’e düzenlenen hava akınlarında kullanılan bombaların Amerika’nın Luckhid Martin ve Rayteon firmalarının ürünü olduğunu ifşa etti. Söz konusu raporda Suud rejiminin hava akınında 500 pound ağırlığında JBU 12 adlı lazer güdümlü bombalar kullanıldığı belirtiliyor.

 

Öte yandan Amerika ve diğer Batılı devletler Arabistan’a yığınla en genişmiş silahları satarak Yemen milletini katlettirdikleri halde utanmadan İran İslam Cumhuriyeti’ni Yemenli direniş güçlerine silah göndermekle suçlamaya başladı. Gerçi bu mesnetsiz iddialar İran İslam Cumhuriyeti tarafından defalarca reddedildi ve Yemen savaşının derhal durdurulması vurgulandı.

 

Gerçekte Amerika ve Batılı ülkelerin İran’ı Yemen’e füze göndermekle suçlamaları Yemen direniş güçleri belirledikleri hedefleri geliştirdikleri füzelerle tam isabetle yok etmelerinin ardından gündeme getiriliyor ve esas amacı Ensarullah hareketinin askeri sahada elde ettiği büyük zaferleri gölgelemek olduğu anlaşılıyor. İkincisi, bu zümre Yemenli güçlerin bu yeteneğini ve Suud hanedanının korkulu kabusu olan füze gücünü etkilemeye ve devre dışı bırakmaya çalışıyor.

 

Aslında Suud rejimi Yemenli güçlerin daha bir çok beklenmedik gelişmesini de beklemeleri gerekiyor, zira Abdulmelik Husi konuşmasında bir çok gelişmiş askeri teçhizat, İHA ve füzelerin yakında görücüye çıkacağını, bu füzeler her türlü savunma sistemini kırarak hedeflerini yok edeceğini belirtti.

 

Bu arada uluslararası insan hakları örgütleri de Suud rejimi ve müttefiklerinin mazlum Yemen milletine dayattığı üç yıllık savaşta şimdiye kadar milyonlarca Yemenli vatandaşın sınırsız ve aralıksız bombardımanların yüzünden türlü hastalıklara maruz kaldığını belirtiyor.

Ancak uluslararası camianın bu acı gerçeklere karşı sessizliğini bozmaması Suud hanedanını masum insanları katletmeye devam etmekte daha da küstahlaştırdığı anlaşılıyor. Hali hazırda Suud rejimi savaşın üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçtiği bir sırada Yemen’de sivilleri vurmayı sürdürüyor.

 

Ancak gerçek şu ki Suud rejimi son üç yılda Yemen milletine dayattığı bu savaşta ne askeri sahada ne de siyasi ve diplomatik sahada başarılı oldu. Askeri sahada Suud ordusu bu süre içerisinde ne stratejik Babul Mendeb boğazını ve ne de Yemen’in başka stratejik bölgelerini ele geçirebildi.

 

Suud rejiminin Yemen savaşında siyasi arenada da durumu askeri arenada anlatılandan pek farklı değildir. Suud rejimi ilkin Yemen’de istifa eden ve daha sonra kaçan Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi Sana’da bir kez daha iktidarın başına geçirmek istiyordu, fakat bu hedefe asla ulaşamadı. Bu hedefte hezimete uğrayan Arabistan bu kez Yemen ordusu ve Ensarullah güçleri ve diğer halkçı güçleri yok etmeyi hedef edindi ve bunun için sürekli hava akını ve topçu birliklerinin bombardımanlarını düzenledi. Fakat tüm bu cinayetlere rağmen Suud rejimi bir kez daha duvara tosladı ve sözde askeri gücünü Yemen milletine ve direniş güçlerine dayatamadı.

 

Öte yandan Suud rejimi Yemen savaşına tahsis ettiği yüklü bütçelerin yüzünden 2016 yılında 100 milyar dolarlık bütçe açığı ile karşılaştı. Bu durum Arabistan genelinde hoşnutsuzluğa ve itirazlara yol açtı.

Aslında şimdi Arabistan ekonomisi Yemen savaşı yüzünden çökme eşiğine gelmiş bulunuyor. bu arada Suud rejimi Yemen savaşında BAE ile de ciddi ihtilaflar içinde bulunuyor.

 

BAE Suud rejiminin Yemen’e karşı kurduğu ittifaka katılan ilk ülke oldu, ancak şimdi bu ittifak çerçevesinde Suud rejimi ile ciddi anlaşmazlıklar yaşıyor. gerçekte BAE Yemen’i tek başına ele geçirmek istiyor, ancak Suud rejimi buna karşı çıkıyor ve Yemen’de ele geçirilen tüm bölgelerin Riyad’ın komutası altında bulunması gerektiğini savunuyor.

 

Aslında Suud rejimi üç yıllık savaşta Yemen’e düzenledikleri saldırıları sadece askeri hedeflerle sınırlı kalmadı ve bunun yanında bu ülkenin altyapılarını ve sivil yerleşim merkezlerini de geniş çapta bombardıman etti. Bu savaşta Yemen’in bir çok hastanesi, üniversitesi, okulu, köprüleri anayolları ve elektrik santralleri gibi  mekanları Suud rejimi tarafından bilinçli ve kasıtlı bir şekilde ve uluslararası camianın sessizliği gölgesinde yerle bir edildi. Oysa uluslararası yasalar bu tür mekanların savaş durumunda bombardıman edilmemesine vurgu yapıyor.

 

Suud rejiminin Yemen savaşında işlediği bir başka cinayet, Yemen milletine karşı misket bombaları gibi kitle imha silahlarını kullanmaktır. Bu bağlamda uluslararası af örgütü 30 Ekim 2015 raporunda açıkça Suud rejiminin Yemen’de sivil yerleşim merkezlerine karşı operasyonlarında yasak silahları kullandığını açıkladı. Bu tarihten sonra da Suud rejiminin bu cinayetini ifşa eden çok sayıda rapor yayımlandı.

 

BM insan hakları gözetleme örgütü de şimdiye kadar bir çok kez Suud rejiminin Yemen’de insan haklarını ihlal ettiğini açıkladı. İnsan hakları örgütleri de Suud rejiminin Yemen milletine karşı yasak silahları kullandığını doğruladı ve bu silahların tesirleri bir kaç kuşak boyunca devam edeceğini belirtti. Nitekim Yemen’de şimdiden bu cinayetlerden etkilenerek sakat bebeklerin doğduğu belirtiliyor.

 

Bu arada utanmaz cani Suud hanedanı cinayetlerini örtbas etmek için dünya kamuoyunu saptırmaya çalışıyor ve bu bağlamda İran’ı Yemenli direniş grupları ve en başlarında Ensarullah hareketi ve milli kongre partisine silah desteği verdiğini ileri sürüyor. Ancak Suud rejimi bu iddiasını ispat etmek için hiç bir kanıt sunamıyor. Gerçekte Suud rejimi bu tür suçlamalarla Yemen’de işlediği cinayetleri örtbas etmek ve gözleri bu gerçeklerin üzerinden saptırmak istiyor.