Arabistan’ın Irak’la ilişkileri onarma çabası - 3
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i107486-arabistan’ın_irak’la_ilişkileri_onarma_çabası_3
Arabistan Muhammed bin Salman iktidarın başına geçtikten sonra Irak ile ilişkilerini düzeltmeye yöneldi. Bu doğrultuda Muhammed bin Salman’ın Mart veya Nisan 2018’de Bağdat’ı ziyaret etmesi kararlaştırılmıştı, ancak bu ziyaret Irak halkını sert itirazları yüzünden iptal edildi.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Nisan 30, 2018 14:21 Europe/Istanbul

Arabistan Muhammed bin Salman iktidarın başına geçtikten sonra Irak ile ilişkilerini düzeltmeye yöneldi. Bu doğrultuda Muhammed bin Salman’ın Mart veya Nisan 2018’de Bağdat’ı ziyaret etmesi kararlaştırılmıştı, ancak bu ziyaret Irak halkını sert itirazları yüzünden iptal edildi.

Gerçekte Suud rejiminin Irak ile ilişkilerini onarması yolunda önemli sorunlar bulunuyor. Bu sorunların başında Suud rejiminin Irak’ta özellikle son 15 yılda olumsuz uygulamaları ve bundan kaynaklanan olumsuz imajı yer alıyor. Suud rejimi son 15 yılda Irak’ta yeni siyasi düzenin pekişmesini engellemek için büyük uğraş verdi.

 

Bölge meseleleri uzmanı Veli Nasr’a göre Irak’ta yeni hükümet modelinin Ortadoğu vatandaşları üzerindeki etkisi en çok şia Arapların üzerinde kendini gösterdi ve şiaların bilinçlenmesini beraberinde getirdi. Ancak bu durum, Arabistan’da Suud hanedanının benimseyebileceği bir durum değildir, zira bu hanedan Ortadoğu bölgesinde siyasete ve iktidara etnikçi bir açıdan bakıyor ve şiaların hangi ülkede olursa olsun, güç kazanmalarına karşı çıkıyor.

 

İranlı uzman Seyyid Emir Niakuyi bu konuda şöyle diyor:

Arabistan rejimi eski baasçıları ve tekfirci akımları ve Tarık Haşimi gibi muhalif grupları desteklemek gibi türlü yollarda Irak’ta siyasi gücün nüfus bileşenleri temelinde pekişmesini engellemeye çalıştı. Bu tür politikalar Irak’ta güvensizliğin devam etmesinde önemli etkisi oldu, öyle ki Irak’ta Saddam sonrası dönemde terör örgütlerinin faaliyetlerinde sürekli Arabistan’ın ayak izleri göze çarpıyordu ve bu ülke bu bağlamda Irak’ta sürekli rol ifa etti.

 

Bu doğrultuda Suud rejimi Irak’ta yeni siyasi düzenin istikrara kavuşmasını engellemek için terör silahını kullandı, ki bu da bu ülkede yüz binlerce ölü ve yaralı geride bıraktı. Irak’ta bu ülkenin önemli bir bölümü tekfirci IŞİD terör örgütü tarafından işgale uğramadan önce bir çok intihar eylemi ve bombalı saldırıyı Suud vatandaşları gerçekleştirdi.

Gerçekte vahabi din adamlarının şiilere yönelik yaklaşımı ve onları rafızi telakki etmeleri, Suud vatandaşlarının Irak’ta terör ve intihar eylemleri düzenlemelerinde büyük etkisi oldu.

 

Amerikan barış müessesesi bir makale yazan Amerikalı uzman Joseph McMilan bu konuda şöyle yazıyor: Gerçi Irak’ta ecnebi savaşçıların sayısı azdır, ama yine de bu ülkede bir çok intihar eylemi ecnebi savaşçılarla yapılmaktadır. Tahminlere göre bu saldırıların %75 kadarını Suud vatandaşları düzenliyor.

 

Öte yandan Suud rejiminin Irak’ta Suud vatandaşı olmayan isyancılara ve teröristlere mali destek verdiğini ortaya koyan kesin kanıtlar bulunuyor.  Bu arada Arabistan Irak’ta tekfirci IŞİD terör örgütü veya Zarkavi elebaşılığındaki El-Kaide bağlantılı terör örgütlerinin kurulmasında doğrudan rol ifa etti ve bu örgütleri kullanarak Irak’ta bu örgütlerin üzerinden vahabi tekfirciliğin propagandasını yaptı.

Bundan başka, Arabistan’ın Irak ile ortak sınırları da bu ülkede tekfirci IŞİD terör örgütüne lojistik ve silah desteği temin etmekte önemli rol ifa etti.

 

Ortadoğu meseleleri uzman Sadullah Zarei bu konuda şöyle diyor:

Irak’ta sünni nüfusu yoğunlukta olan eyaletlerin işgal süreci Haziran 2014’te başladı ve IŞİD çok az bir bedel ödeyerek ve Anbar, Ninova, Salahaddin, Babil, Kerkük ve Diyale eyaletlerinin içinden gelen koordinasyonlarla ve Amerika, Türkiye ve Arabistan’ın destekleri ile esrarengiz bir şekilde bu eyaletlere musallat olup dengeleri kendi lehine değiştirmeyi başardı. Bu aşamada IŞİD oldukça korkunç barbarlıklara imza attı, oysa bu tür barbarlıkları Suriye’de uygulamaktan kaçınmıştı. Bunun bir örneği Haziran 2014’te Salahaddin eyaletinde Spiker hava kuvvetleri akademisinde 1700 öğrenciyi katliam etmekti.

 

Arabistan’ın Irak’ta olumsuz uygulamalarından biri ise bu ülkede şia – sünni ihtilaflarını körüklemek ve bu durumdan Irak kamuoyunu bu ülkenin milli hükümetine karşı kışkırtmaktır.

Ortadoğu meseleleri uzman Ali Ekber Esedi bu konuda şöyle diyor: Suud elebaşıları şia – sünni ihtilaflarından kamuoyunu ve halk kitlelerini kendilerinin dış politikasına destek yönünde kışkırtma yolunda kullanmaya çalıştı. Arabistan’ın bölgesel güç dengeleri bağlamında stratejik mülahazalarından sayılan bu politika Suud rejiminin Irak’a teröristlerini sokmasına ve IŞİD teröristlerine destek vermesine yol açtı.

 

Wikileaks sitesinin ifşa ettiği belgelere göre Suud hanedanı paralarını Irak’ta siyasi süreci yok etme doğrultusunda kullanmaya başladı. Suud hanedanının Tarık Haşimi, Usame Necifi, Rafi İsavi gibi şahsiyetler ve bazı dini kurumlarla gizli ilişkileri ve bu ilişkilerden Nuri Maliki yönetimini devirme yolunda yararlanması, Suud hanedanının Irak’ta yeni siyasi düzenin istikrara kavuşmasını engellemek için baş vurduğu politikalardan biridir.

 

Tüm bu olumsuz uygulamaları içeren menfi tablo, Irak toplumunu ister şia ister sünni, Arabistan’ın yeniden ve yatırım ve inşa bahaneleri ile Irak’a dönmesine şiddetle karşı çıkmasına sebebiyet verdi. Gerçekte Irak kamuoyu Suud rejimi Irak’ta yaptırdığı  bombalı eylemlerden şimdi de para ile yumuşak savaşa yöneldiğine inanıyor, ki bu da Arabistan’ın Irak ile ilişkilerini onarma yolunda bir başka sorundur. Nitekim bu sorun Arabistan Dışişleri Bakanlığını Muhammed bin Salman’ın Irak ziyaretini tekzip etmeye zorladı. Oysa Iraklı yetkililer ve özellikle Başbakan Haydar İbadi, Muhammed bin Salman’ın yakın gelecekte Bağdat’ı ziyaret edeceğini açıklamıştı.

 

Gerçekte Irak’ın çeşitli bölgelerde Muhammed bin Salman’ın Bağdat ziyareti açıklandıktan sonra başlayan geniş çaplı protesto eylemleri, Irak halkının Arabistan’a yönelim olumsuz zihniyeti Suud hanedanının petrol dolarları ile silinemeyeceğini ortaya koydu. Öte yandan bu itirazlar Irak milletinin hatta ilişkileri onarma sürecinde bile Suud rejimine inanmadığını gösterdi.

 

Gerçek şu ki Suud rejimi hatta Irak ile ilişkilerini onarma sürecinde bile bu ülkede güçlü bir milli hükümetin şekillenmesini istemiyor ve yine bu ülkede huzur ve istikrarın sağlanmasına ve Irak’ın kalkınmasına destek vermiyor. Suud rejimi bu süreçte bile kendi geleneksel hedeflerini ve Irak’ta şekillenen demokrasiyi maddi araç gereçleri ile etkisiz hale getirmek istiyor. Nitekim Arabistan’ın 27 aradan sonra Bağdat’a atadığı ilk büyükelçisi Samer Sahban’ın 2015 ve 2016 yıllarında Irak halkının Bağdat yönetimine karşı kışkırtılmasında rol ifa etmesinin ortaya çıkması ve bu yüzden de Irak’tan sınırdışı edilmesi, Suud rejiminin Irak’a yönelik yeni stratejisine ışık tutuyor.

 

Uluslararası meseleler uzmanı Hasan Hanizade şöyle diyor: Arabistan dini akımların arasında ihtilaf çıkarmakta uzun deneyimi vardır ve bu alanda en başarılı olduğu ülke Lübnan’dır ki burada Emel ve Hizbullah arasında 1988 ila 1994 yılları arasında şiddetli ihtilaf yarattı ve silahlı çatışmalarına sebebiyet verdi. Arabistan şimdi de Irak’ta aynı dini ihtilafları yaratmaya ve yaygınlaştırmaya çalışıyor.

 

Arabistan Irak’ta dini ihtilafları aslında bu ülkede güçlü bir hükümetin kurulmasını önlemek ve etnik ayrışmaları körüklemek için çıkarmaya çalışıyor. Suud rejiminin bu tutum Irak’ta dördüncü parlamento seçimlerinin arifesinde de açıkça göze çarpıyor. Arabistan başta ABD olmak üzere Batılı güçleri de yanına alarak 12 Mayıs 2018’de düzenlenecek parlamento seçimlerinde Irak toplumunun çoğunluğunun kimliği ile bağdaşmayan seküler akımların parlamentoda çoğunluğu sağlaması ve bu ülkenin siyasi yapısında daha önemli rol ifa etmesini gerçekleştirmeye çalışıyor.