Amerika ve Trump'ın Filistin'e Karşı Attığı Yeni Adımlar-2
Amerika, Siyonist Rejimin stratejik ortağı olarak her zaman bu katil rejimin arkasında durmayı, öncelikli siyasetlerinden biri saymıştır.
Önceki programlarımızda Trump hükümetinin Filistin karşıtı eylemlerine değindik. Şimdi de Washigton'un Filisitin halkına ve Filistinli kuruluşlara karşı sergilediği hasmane tavrın bir başka örneklerini göstermek istiyoruz
Donald Trump'ın Eylül ayında Filistin halkına karşı yaptığı düşmanlıklardan biri de Amerika'daki Filistin Kurtuluş Örgütü Ofisinin Amerika Dışişleri Bakanlığı tarafından kapatılma emrinin vermesiydi. Donald Trump hükümeti Filistinlilerin sözde Yüzyılın Anlaşması olarak bilinen anlaşmada gerekli işbirliğinde bulunmadıkları bahanesiyle böyle bir girişimde bulundu.
Bu doğrultuda Amerika, Filistinli yetkililerin Siyonist Rejimle çözüm görüşmelerine ciddi bir şekilde katılmadığını iddia ediyor. Amerika Dışişleri Bakanı bu konuda Filistin Kurtuluş Örgütünün Amerika planını görmeden önce reddettiğini ve Amerika'nın Siyonist Rejim ve Filistin arasındaki görüşmelerin yapılması yönündeki çabalarının bu girişim neticesinde sonuçsuz kaldığını savunuyor. Amerika Dışişlerinin değinmek istediği Yüzyılın Anlaşması olan Amerika planıdır.
Bu plan tamamen Siyonist Rejimin lehine olup Filistinlilerin haklarının yoka sayıldığı bir anlaşmadır. Filistinli yetkililer ise Amerika'nın bu planını tehlikeli ve gerilim sebebi olarak değerlendiriyorlar. Amerikalılar daha önce de Filistinlileri Siyonist Rejim'e karşı Uluslararası Ceza Divanı'nda açtıkları davalardan dolayı uyararak Filistinli kuruluşlara bağlı ofislerin ve kurumların kapatılacağını öne sürmüştü.
Amerika'nın Filistin Kurtuluş Örgütü Ofisinin kapatılması üzerine bu ofisin sorumlusu Husam Zumlut, Donald Trump hükümetinin Filistin siyasetlerini eleştirerek Facebook'ta paylaştığı bir yaısnda Trump hükümetinin siyasetlerini intikamcı ve üzüntü verici olarak değerlendirdi. Husam Zumlut Amerika'nın baskılarına değinerek şunları da paylaştı:" Amerika siyasetleri Filistinliler için sadece iki seçenek doğuruyor. Ya Filistin halkı kendi milli haklarından vaz geçecek ya da Amerika'yla olan ilişkileri tamamen kaybedecek. Filistin halkı ilk seçeneği seçerek kendi milli haklarını istediler."
Washington'daki Filistin Kurtuluş Örgütü Ofisinin kapanması da Donald Trump hükümetinin Ortadoğu ve Filistin krizine karşı takındığı tavırların ve sergilediği siyasetlerin devamı olarak değerlendirilmelidir. Siyonist Rejimin Telaviv şehrindeki Amerika büyükelçiliğinin Betül Mukaddes'e taşınması ve Filistinlilere yapılan mali desteklerin kesilmesi, Donald Trump'ın Filistin halkına karşı sergilediği hasmane siyasetlerin bir kaçıdır.
Bu siyasetler neticesinde Filistin ve Amerika ilişkileri de gergin bir hal almıştır. Filistinliler Siyonist Rejimi, işlediği savaş suçlarından dolayı Uluslararası Ceza Divanı'ında yarılanmasını istiyorlar. Filistin Kurtuluş Örgütü 1994 yılında Washington'nda ofisini açmış oldu ve böylece uluslararası arenalardaki Filistin halkının temsilcisi olarak görev yapmaya başladı. Filistin Kurtuluş Örgütü 1974 yılından itibaren Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na da üye olmuştur.
Filistin Kurtuluş Örgütü Washington Ofisinin kapatılmasından sonra, geldiğinden beri Siyonist Rejimle sıkı bir ilişki yürüten Donald Trump'ın Filistin karşıtı eylemleri de yeni bir aşamaya girmiştir. Bu doğrultuda Amerikalılar Filistin karşıtı eylemlerinin devamında, bu kez Amerika'daki Filistin büyükelçisini ülke dışı ettiler.
Amerika'daki Filistin Büyükelçisi Husam Zumlut, kendisi ve ailesinin 2020 yılına kadar izinleri olduğuna rağmen acil olarak Amerika'yı terk etmelerinin istendiğini açıkladı. Bu arada Amerika yetkilileri Husam Zumlut ve ailesinin izinlerini iptal etmiş ve bütün banka hesaplarını da kapatmıştır. Filistin Kurtuluş Örgütü İcra Komitesi üyelerinden Hanan Aşrawi Amerika'nın bu hasmane eylemlerini Donald Trump hükümeti tarafından sergilenen intikamcı bir tavır olduğunu ve bunun da Donald Trump'ın Filistin milletine, çocuklarına ve kadınlarına karşı ne kadar kinci olduğunu gösterdiğini savundu.
Amerika devleti 10 Eylül'de resmi olarak Washington'da bulunan Filistin Diplomatik Heyeti Ofisini de kapattı. Amerika bunun için Filistin Ulusal Yönetimi'nin Siyonist Rejimle doğrudan görüşmemesini bahane olarak gösterdi. Amerika Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton bu konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:" Filistinlilerin Siyonist Rejimle olan görüşmelere katılmadıkları sürece, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Amerika Ofisi de açılmayacaktır."
Amerikalılar, Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na yaptığı 300 milyon dolarlık yardımları kestikten sonra böyle bir girişimde bulundu. Filistin Ulusal Yönetimi Dışişleri Bakanı Riyd el-Maliki, Filistin Kurtuluş Örgütü Ofisinin kapatılmasına ilişkin şunları söyledi: "Böyle bir girişim, Amerika'nın sadece Siyonist Rejimin çıkarlarını dünyanın dört bir köşesinde koruduğunu gösteriyor."
Amerikalılar bir başka taraftan da Filistinlilere yapılan ve çözüm planının gelişmesi için harcanan mali yardımları da keserek bu yardımları Siyonist Rejim'e gitmesini sağladı. Son zamanlarda yapılan 10 milyon dolarlık yardımın kesilmesiyle Filistinliler için öngörülen 500 milyon dolarlık bir mali destek artık kesilmiş bulunuyor.
Kimi kaynaklara göre çözüm planının bir parçası olarak verilen bu yardımlar artık işgal altındaki topraklarda yaşayan Araplar'a ve Yahudiler'e verilecektir. Amerika hükümeti Batı Şeria ve Gazze bölgelerinin bütçesi olarak sayılan toplamda 200 milyon doları başka alanlara ayırmıştır. New York Times gazetesinin yazdığına göre çözüm planının geliştirilmesi için ayrılan bu paralar, Amerika'nın Filistin halkına yaptığı yardımların sonuncusuydu. Amerika daha önce de Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na yaptığı yardımları durdurmuştu. Bu ajans 1949 yılında, Ürdün, Suriye, Lübnan, Batı Şeria ve Gazze şeridinde yaşayan Filistinli Avareleri himaye etmek için kurulmuştu.
Amerikalıların Filistinlilere baskı yapmaları, Amerikalılar ve Siyonistlerin ortak projesi sayılan, Yüzyılın Anlaşması adlı planın Filistinlilere kabul ettirmeleri içindir. Halbuki Siyonist Rejim her gün işgal altındaki topraklarda yeni katliamlar yapıyor. Bunun yanı sıra Filistinlilerin tarihi toprakları sayılan Filistin'de yaşamaları bile engelleniyor. Bu gibi temel insani hakları bile ayakları altına alan Siyonistlerin en son girişimi ise Batı Şeria'da bulunan Han-ul Ahmer köyünün boşaltılmasıydı. Bu girişim birçok uluslararası kurum ve kuruluş tarafından kınandı.
Washington, Filistin halkının düzenlediği Gazze Şeridindeki Geri Dönüş Gösterilerinde Siyonist Rejim güçlerinin işlediği cinayetleri, Siyonistlerin kendilerini savunma hakkı olarak değerlendirmişti. Halbuki uluslararası kuruluşlar bunu savunma hakkı değil, savaş suçu olarak görmüşlerdi. Washington'un Siyonist Rejimin arkasında durmasına rağmen, günümüzde Siyonist Rejim, uluslararası arenada ve özellikle de Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından menfur bir rejim haline gelmiştir
Bu menfur rejimin yaptıkları artık uluslararası arenada da nefretle karşılanıyor. Aynı zamanda Siyonist Rejim uzun yıllardır Kudüs ile ilgili uzun vadeli projeler yürütmektedir. Bu projelerin en önemlisi Büyük Kudüs'ün oluşturulması ve Filistinlilerin bu tarihi topraklardan olduğu kadar uzaklaştırılmasıdır.
Donald Trump'ın Siyonist Rejimi desteklemek için Filistin karşıtı eylemlerini kısa bir şekilde şöyle anlatabiliriz: " Trump Siyonistler'den daha Siyonisttir." Gerçekte Trump'ın Filistin karşıtı eylemleri Siyonist Rejimi yetkililerini bile kaygılandırmıştır. Siyonistlerin endişesi, yardımların kesilmesiyle Filistinlilerin günden güne daha kötüye giden durumları değildir tabii, Siyonistlerin endişesi Filistinlilerin bu baskılar altında, onlar açısından radikal bir grup olan Hamas'a daha çok yönelmeleridir.
Siyonist Rejim gazetelerinden olan Times of İsrael, bu konuya ilişkin şöyle bir yazı yayımladı: "Siyonist Rejim askeri yetkilileri, Washington'un Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'nın zayıflatılması yönündeki çabalarının Hamas grubunun güçlenmesine sebep olacağından endişe duymaktadır." Bu kaynağın verdiği habere göre, Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı bütçesinin azalması, çoğunluğu Hamas hareketine bağlı olan Gazze Şeridi'ndeki temel hizmetlerin aksaklığa uğramasına sebep olacaktır. Bu aksaklık daha çok besin maddelerinin bulunması ve eğitim alanında yaşanacaktır. Siyonistlerin açısından, Hamas hareketi bu boşluktan yararlanıp daha güçlenebilir.
Amerika'nın Filistinlilere ve Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na yaptığı mali yardımlarını kesmesi girişimi, Kudüs'ün tek taraflı olarak Amerika tarafından resmen Siyonist Rejim başkenti olarak kabul edilmesinden birkaç ay sonra gerçekleşti. Bu da Washington'un Siyonist Rejim'in siyasetlerinin uygulayıcısı olduğunu gösteriyor.
Siyonist Rejimin elebaşı Binyamin Netanyahu, geçenlerde Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'nın kapatılmasını istemişti. Netanyahu Temmuz 2018'de bu Ajansı Siyonist Rejim' karşı kışkırtma yapmakla suçlamıştı. Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı Başkanı Pierre Krähenbühl ise şöyle bir açıklamada bulundu:" Filistinlilerin, Amerika'nın Kudüsü sözde Siyonist Rejim başkenti olarak ilan etmesine karşı koyduğu tavır, Amerikalıları kızdırdı. Onlar da Filistinlilere ceza vermek için Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na verilen mali yardımları durdurdular. Bu Ajans'ın bütçesinin azalması Filistinli mültecilerin meselesini hiçbir zaman unutturamaz."
Trump'ın bu sert tutumları büyük ölçüde, Filistin karşıtı girişimlerin planlayıcısı olan damadı Jared Kushner gibi Siyonistlerin etkisinden doğmuştur. Foreign Policy dergisinin yayımladığı yazıda bu konuyla ilgili şu cümlelere yer verilmiştir:" Amerika Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda da Trump'ın damadı olan Jared Kushner, Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'nın zayıflatılması yönünde büyük bir çaba göstermektedir. "
Donald Trump hükümeti, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nden çıkmak, Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na, Filistin Ulusal Yönetim'ine ve Gazze Şeridi'ne yapılan yardımların kesilmesi, Filistin Kurtuluş Örgütü Amerika Ofisinin kapatılması, Filistin büyükelçisinin sınır dışı edilmesi, Siyonist Rejim'e askeri yardımların arttırması ve en önemlisi Kudüs'ün sözde Siyonist Rejim başkenti olarak ilan etmesiyle bile Siyonist Rejim'in uluslararası arenada mahkum edilmesinin ve tek başına kalmasının önünü alamamıştır.
Gerçek o ki, Amerika ne kadar Siyonist Rejimi kollamaya çalışsa, Siyonist Rejim de o kadar uluslararası arenada yalnız kalmaya mahkum olacaktır. Buna karşın Filistinleri destekleyenlerin sayısı da günden güne artacaktır.