Dünya Kudüs Günü-2
Bu bölümde Filistin halkının geçmişten günümüze kadar tarihini kısaca gözden geçirmek istiyoruz.
Kudüs, dünya Müslümanlarının ilk kıblesi, küresel emperyalizmin Siyonist cinayetkarlar vasıtası ile 1948 yılından beri avare edilen binlerce Filistinli Müslümanın ana vatanı ve topraklarıdır. O günden bu yana bu topraklar işgalci güçlerin musallat olduğu topraklara dönüşmüştür.
Bugün, Kudüs büyük bir komplonun ve oyunun merkezindedir. Bu kirli oyunun ismi Yüzyılın Anlaşması veya son anlaşmadır. Amerika ve Siyonist Rejim ortak projesi olan Suudi Arabistan tarafından desteklenen Yüzyılın Anlaşması, Filistin meselesinin sonlandırılması ve Arapların İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi hedefi ile ortaya atılmıştır.
Bu projede ve yapılan müzakerelerde avareler meselesi, Filistin toprakları dışında alternatif vatan çözümü ve Filistinlilerin ana vatanlarına dönme hakkının da ebediyen ortadan kalkması çözümü ön görülmüştür.
İranlı siyasi analist Hasan Hanizade bu hususta şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur:" Trump'ın başkanlık seçim kampanyalarında Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi-AİPAC lobisine verdiği ciddi taahhütlerden dolayı hali hazırda Amerika başkanı Siyonist Rejim güvenliğini aynı seçim kampanyaları sloganları çerçevesinde ciddi şekilde ajandaya alması bekleniyor. Bu yüzden Beyaz Saray ilk günden itibaren, Siyonistlerin 1967 yılına kadar belirlenen sınırlar içerisindeki siyasi ve hatta sahadaki nüfuzunu arttırmaya koyulmuşlardır. Bu hususta, önceki Amerika başkanlarının yapmadığı bir girişim de Kudüs'ün Siyonist İsrail Rejimi başkenti olarak tanınıp Amerika büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması idi. Bu gibi girişimler Trump'ın Filistin meselesinde Siyonistlerin çıkarları için çalıştığını açıkça gözler önüne serdi. Bunlara paralel olarak şimdi de Amerika'nın UNRWA'ya yaptığı yardımların kesilmesi ve de Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Washington'daki bürosunun kapatılması, Yüzyılın Anlaşması adlı projenin bir parçası doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Bu projede Trump'ın yanı sıra Netanyahu ve Muhammed bin Selman'ın da büyük bir rolü vardır. Bu projenin genel hedefi, Filistin adlı toprakların ortadan kaldırılması ve Filistin uyruklu diye bir şeyin kalmamasıdır."
Kanıtlar ve emarelere göre Siyonist Rejim İsrail Yüzyılın Anlaşmasını hayata geçirdikten sonra bölgeyi birkaç bölüme bölmek istediğini ve böylece işgal altındaki toprakların toplumsal ve siyasal yapısını tamamen kendi lehine değiştirmek istediğini göstermektedir. Öyle ki yeni Siyonist yerleşim yerlerinin mekanları ve inşaat planları bile hazırlanmış ve hatta son zamanda Siyonist Rejim Başbakanı Netanyahu Golan tepeleri bölgesinde Trump adlı bir Siyonist Rejim yerleşim yerinin inşası için planlar hazırlandığını duyurmuştur.
Bu Amerikan-Siyonist ortak projesine göre Filistin hükümeti, Gazze Şeridi'nde yani sadece A ve B bölgelerinde ve de Batı Şeria'nın C bölgesinde oluşturulabilecektir. Kudüs'ün son durumu ve avarelerin dönmesi ise bir sonraki müzakerelere ertelenmesi ön görülmektedir. Son adımda ise Siyonist Rejim ve Suudi öncülüğündeki bölge Arap ülkelerinin uzlaşma anlaşmaları süreci başlayacaktır.
Bu projeden güdülen hedef, ilk etapta Siyonist Rejimin Yahud milleti ve ülkesine dönüştürülmesi daha sonra da Filistinlilere 1967 sınırları içerisinde kısıtlı meşruiyet ve hakimiyet hakkı verilmesidir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamenei, İran hac organizasyonu personelleri ile görüşmesinde düşmanların Müslümanlar ile mücadelede özellikle de Filistin meselesinde karşılık verilmesine vurgu yaparak şöyle bir hatırlatmada bulundular:" Şimdi de Amerikalılar Filistin ile ilgili şeytani planlarını Yüzyılın Anlaşması olarak adlandırmışlardır. Ancak bilsinler ki Allah'ın fazli sayesinde bu Yüzyılın Anlaşması da gerçekleşemeyecektir. Kör olası Amerika devlet adamlarının isteklerine rağmen Filistin meselesi hiçbir zaman unutulmayacaktır. Kudüs ise Filistin'in başkenti olmaya devam edecektir. "
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei sözlerinin devamında Filistin milletinin bu komplolar karşısında direneceklerine ve Müslüman milletlerin de Filistinliler arkasında olacaklarına vurgu yaparak şöyle buyurdular:" Tabii İslam'a hiçbir şekilde inanmayan sözde İslami hükümetler, aptallıkları, cehaletleri ve tamahkarlıklarından dolayı Amerika'nın fedailerine dönüşmüşlerdir. Ancak İlahi yardım sayesinde İslam ümmeti ve Filistin milleti sonunda düşmanlara karşı muzaffer olup Siyonist Rejimin Filistin topraklarından köklerinin kazındığına şahitlik edeceklerdir. "
İslam İnkılabı Rehberi ayrıca Dünya Ehlibeyt Derneği üyeleri ve İslami televizyon ve radyo Birliği yetkilileri ile görüşmesinde Amerika'nın bölgeye yönelik şom planlarını değerlendirerek şöyle buyurdular:" Bölge ülkeleri arasında ihtilafların oluşturulması, İslami ülkelere kültürel ve ekonomik açıdan nüfuz etme ve Müslümanlar arasında mesafe oluşturulmak istenmesi bu şom planların hedefidir."
Gerçekte Amerika Siyonist Rejimin en büyük hamisi olarak her daim İsrail'in güvenliğinin güçlendirilmesinden yana bir tavır sergilemiştir. Bunu gerçekleştirmek için ise ülkelerin kültürel ve ekonomik yapısına nüfuz edip ve zafiyetlerinden yararlanmıştır.
Filistin meseleleri uzmanı İranlı Mecid Safatac Amerika'nın Yüzyılın Anlaşması çerçevesindeki hedeflerini değerlendirerek şöyle diyor:" Bu proje İsrailliler ve Filistinliler arasında süregelen 70 yıllık çatışma ve anlaşmazlığın sonlanması için planlanmıştır. Ancak anılan anlaşmanın tüm maddeleri ve fıkraları Siyonist İsrail Rejiminin lehinedir. Bu anlaşmada yazılanlara göre Doğu Beytül Mukaddes de Siyonist Rejime bırakılacaktır. Bu metinde Filistinlilerin sadece Telaviv'in siyasi çerçeveleri doğrultusunda bir hükümet ve ülke kurabileceklerine izin verilmiştir. Başka bir nokta da İsrail'in Yüzyılın Anlaşmasında Filistinlilerin geri dönüş hakkını ortadan kaldırmak istemesidir. Suudi Arabistan ve Amerika da aynı meselenin gerçekleştirilmesinden yanadırlar. "
Hali hazırda direniş hareketi ve İslami uyanış ile İslam düşmanlarının faaliyetlerinin etkinliğinin azalması ve bölüştürücü komplolarının etkisizleştirilmesine rağmen bu büyük oyundan gafil olmamak zaruri görülmektedir.
Trump'ın bu alanda öncü olması da aslında küresel Siyonizm'in Filistin ve Kudüs topraklarındaki İslami hüviyetin değiştirilmesi meselesine odaklandıklarını gösteriyor.
Siyasi analist Hayyam El Za'bi bu konuda şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır:" Arap ümmeti düşmanlarının Filistin meselesini akıllardan kazımak istemelerine rağmen yine de Filistin meselesini silmenin mümkün olmadığını söylemek mümkün. Çünkü bu mesele, tarihi bir hak meselesidir. Kudüs, Müslümanların ilk kıblesi olmaya devam edip Filistin halkı izzetinin şifresi olacaktır. Kudüs ve Mescidi Aksa'yı sadece direniş yolu ile başta da silahlı direniş ile geri alabiliriz. "
Geçmişe baktığımızda Siyonist Rejimin Amerika desteğinden yararlanarak Kudüs'e tamamen musallat olmak için her girişime baş vurduğu görülmektedir. Bu topraklardan asırlarca yaşayan insanların kovulması, toprakların zorla ele geçirilmesi, şehrin nüfus yapısının değiştirilmesi yönündeki çabalar, İslami mekanlar ve eserlerin yıkılıp yok edilmesi ve de Mescidi Aksa'ya saygısızlık yapılarak aşırı yerleşimcilerin aşağılamalarına maruz kalması bu girişimlerin sadece birkaçıdır.
Kuşkusuz Washington'un bu son girişimi de Filistin'in barış süreci için faydalı olmayacaktır.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamenei bu hususta Hz. Muhammed saa'in ve İmam Sadık as'ın mübarek doğum vilayetinde üç erk başkanları ve hükümet yetkilileri, İslam ülkeleri büyükelçileri ve İslami Vahdet ve Birlik Konferansı konuklarını kabulünde şöyle bir açıklamada bulundu:" Amerika, Siyonist Rejim İsrail, gerici bölge ülkeleri ve kuklaları, dünyanın dönem Firavunlarıdırlar. Kimi Amerikan siyasetçileri istemeyerek bile olsa Batı Asya bölgesinde çatışmalar ve savaşlar çıkartılması gerektiğine böylece de Siyonist Rejimin güvenliliğinin sağlanabileceğine itiraf etmişlerdir. Bunlar İslam dünyasının yaralanmış vücudunun kıpırdayamamasını, ilerleyememesini istiyorlar. "
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamenei sözlerinin devamında şöyle bir vurguda da bulunuyorlar:" Filistin meselesi bugün İslam ümmetinin siyasi meselelerinin başında gelmektedir. Hepimiz ise Filistin milletinin kurtarılması ve özgürlüğü yolunda çaba gösterip mücadele etmemiz gerekiyor."
Gerçekte Filistin milleti işgalcilere karşı kendilerini savunmak için şimdiye dek ağır bedeller ödemişlerdir ve bundan sonra da eskisinden de daha kararlı bir şekilde direnmeye niyetliler.
İran İslam Cumhuriyeti'nin Dünya Kudüs Günü kapsamında siyaseti ise her daim mazlum Filistin halkının savunulması, bölgenin istikrarı ve güvenliği ve de Amerika ile Siyonist Rejimin tek taraflı ve tefrikacı siyasetlerinin kınanması çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu sene de Dünya Kudüs Günü İslami uyanışın günü, Amerika ve İsrail'in ve bölgesel piyonlarının rezil rüsva olduğu gün olacaktır.