Filistin Ülküsüne İhanetin Simgesi; Yüzyılın Anlaşması
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i131371-filistin_Ülküsüne_İhanetin_simgesi_yüzyılın_anlaşması
Bu sohbetimizde Yüzyılın Anlaşmasına zemin oluşturmak çabalarını ve detaylarını konu edineceğiz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 16, 2019 13:03 Europe/Istanbul

Bu sohbetimizde Yüzyılın Anlaşmasına zemin oluşturmak çabalarını ve detaylarını konu edineceğiz.

Amerika Al-i Suud ve Al-i Halife gibi kimi Arap Rejimlerinin işbirliği ile sözde Filistin meselesinin çözümü için bir proje hazırlamıştır. Bu projede Filistin halkının hakları açıkça ayaklar altına alınmış ve hatta onlara hiçbir hak tanınmamıştır.

Mülteci durumuna düşen milyonlarca Filistinli'nin haklarının göz ardı edilmesi, direniş  hareketinin silahsızlandırılması, ordusuz  bağımsız bir Filistin hükümetinin kurulması ve işgal altındaki Kudüs'e Siyonist kimliği verilmesi Amerikan projesi Yüzyılın Anlaşmasının maddelerinde açıkça görülmektedir. Zaten bu anlaşma şimdiye dek hiçbir Filistinli grup ve kesim tarafından  kabul görmemiştir.

2017 yılından beri Yüzyılın Anlaşması fikrini ortaya atan Amerika Başkanı Donald Trump Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE'ne baskı uygulayarak bu projeyi finanse etmek istiyor. Bu çerçevede Yüzyılın Anlaşmasının ilk aşaması sayılan Bahreyn konferansının 25 ve 26 Haziran 2019'da Manama'da düzenlenmesi planlanmıştır.

Filistin meseleleri uzmanı İranlı Selman Razevi Amerika'nın bu sinsi projesi hakkında şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır:" Kimi Arap ülkeleri bu projenin uygulanma masraflarını karşılayacaklardır. Buna esasen Amerika bu projenin uygulanmasının masraflarının yüzde 20'sini, Avrupa yüzde 10'unu ve Araplar da yüzde 70'ini karşılayacaklardır."

Manama konferansının içeriği ve konsepti de Suud Rejimi ve Bahreyn rejiminin İslami ümmetin karşı çıkmasına rağmen Filistin ülküsüne ihanet doğrultusunda adım attıklarını gözler önüne sermektedir.

İslam ümmeti farklı etkinliklerde Amerikan projesi Yüzyılın Anlaşmasına karşı olduklarını bildirerek hiçbir zaman direnişten vazgeçmeyeceklerine vurgu yapmaktadır.

Bu doğrultuda Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah Müslümanların Yüzyılın Anlaşması ile mücadele etmenin dini, ahlaki, milli ve siyasi görevleri olduğuna vurgu yaparak şöyle dedi:" Direniş cephesi bu Amerikan projesinin hayata geçirilmesi karşısında duracaktır."

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamenei ise bu hususta şöyle bir vurguda bulundular: "Yüzyılın Anlaşması adlı proje hiçbir zaman sonuca ulaşmayacaktır."

Ayetullah Hamenei Tahran'da Büyük İmam Humeyni Musallasında kılınan Ramazan Bayramı namazı hutbelerindeki konuşmasında Filistin meselesi ve Amerika'nın sinsi ve ihanet dolu planı Yüzyılın Anlaşmasına değinip bu meselenin İslam alemi için öncelik taşıdığını belirterek şöyle buyurdu:" Bahreyn ve Suudi Arabistan gibi kimi İslami ülkelerin ihaneti böyle sinsi bir planın temellerinin atılmasına zemin hazırlamıştır."

İslam İnkılabı Lideri Bahreyn'in Yüzyılın Anlaşmasının ilk aşaması sayılan konferansa ev sahipliği yapmasına ve son zamanda düzenlenen Fars Körfezi İşbirliği Konseyi ve Avrupa Birliği oturumlarında Filistin meselesine ilgisizliğe değinerek bu gelişmelerin Suud Rejimi ve Al-i Halife'nin Filistin ülküsü ve Filistinlilerin temel haklarına ihanet içerisinde olduklarını açıkça gözler önüne serdiğini söyledi.

Kimi Arap rejimlerinin Siyonist Rejim ile uzlaşması Yüzyılın Anlaşmasının da eksenini oluşturmaktadır. Bu projeden güdülen hedef ise Siyonist Rejimin kırılgan güvenliğini ve yayılmacı politikasını güvence altına almaktır.

Siyonistlerin işgal altındaki topraklarda daha rahat bir şekilde cirit atması Amerika'nın asıl arzularından biridir. Yüzyılın Anlaşmasında ise bu arzuya özel bir yer ayrılmıştır. Siyonist İsrail'in Suriye'nin Golan bölgesine olan hakimiyetinin tanınması da aynı çerçevede değerlendirilmesi gerekiyor.

Böyle bir ortamda Suud Rejimi, Al-i Halife ve BAE'nin Amerika projesine ayak uydurması onların Filistin ülküsünü kendi İslam karşıtı siyasetlerine kurbanı edeceklerine bile hazır olduklarını gösteriyor.

Lübnan Saint Joseph Üniversitesi Siyasi Bilimler Enstitüsü Müdürü Kerim Emile Bitar Filistin halkının Yüzyılın Anlaşmasına kesin bir şekilde karşı olduklarına değinerek şöyle bir değerlendirmede bulundu:" Yüzyılın Anlaşmasının gerçek mahiyeti mazlum Filistin halkının haklarının ayaklar altına alınması pahasına İsrail ve Fars Körfezi çevre ülkeleri ile yakınlaşmayı sağlamasıdır."

Kimi Arap rejimlerinin İslam'ın en öncelikli ve önemli meselesi olan Filistin ülküsü ve Kudüs meselesine ilgisizliği, İslam ve Arap milletlerinin ayrıca Filistinli grupların bu sene Dünya Kudüs Günü yürüyüşlerinde Amerikan projesi yüzyılın anlaşmasına karşı çıkıp Kudüs'ü desteklediği bir sırada hala devam etmektedir.

Bu sene Dünya Kudüs günü yürüyüşleri 100'ü aşkın ülkede düzenlendi. Bu yürüyüşler Filistin milletinin hakları ve ülküsünün hiçbir proje ve anlaşma ile değiştirilemeyeceğini ve direnişin zaten Amerikan-Siyonist-Suudi ortak projesi olan Yüzyılın Anlaşmasını engelleyeceğini gösteriyor.

Kolombiyalı siyasi uzman Carlos Santa Maria bu konu hakkında şöyle düşünmektedir:" Kudüs günü yürüyüşlerinin düzenlenmesi Filistin meselesinin gündemde tutulması için büyük bir öneme sahiptir. Filistin halkı ile dayanışmanın bildirilmesi bu konuyu taze tutacaktır."

Dünya Kudüs günü yürüyüşleri Yüzyılın Anlaşmasının hiçbir Filistinli grup, İslam ve Arap ümmeti ve milleti tarafından kabul görmediğini gösterdi. Bu sinsi anlaşma Filistin halkının özellikle de Filistinli mültecileri hiçe sayan sadece işgalci Siyonist Rejim İsrail'in hedeflerine hizmet eden bir projedir.

Ancak İslami ülkelerde İslam ümmetinin birliği ve beraberliği Yüzyılın Anlaşmasını hezimete uğratacağı kesindir. Tabii Amerika'nın geçmişteki Filistin planlarındaki başarısızlıkları da bunun kanıtıdır.

Amerika'nın farklı hükümetleri her daim Filistin meselesini sözde çözüp Siyonist İsrail'i kurtarmak için hep tek taraflı planlara baş vurmuştur. Ancak bunların hepsinde Filistin'in tarihi gerçeklerinin göz önünde bulundurulmaması ve sadece Siyonist Rejim çıkarları düşünüldüğünden dolayı başarılı olamamıştır.

Amerika'nın dönem hükümetlerinin desteği ile Filistin Özerk Teşkilatı ve Siyonist Rejimi arasında yapılan ve yıllarca devam eden müzakereler bile tek taraflı oldukları için bir sonuca varamadı.

İranlı Batı Asya uzmanı Hüseyin Acorlu bu konuda şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır:" Amerika'nın Filistin ile ilgili projeleri şimdiye kadar uygulanmamasının yanı sıra itibarsız da sayılır. Amerika kendini küresel hegemonya saydığı için Filistin meselesi için de çözüm yolu bulduğunu söyleyip gösteriş yapmak istiyor."

Yüzyılın Anlaşması Filistinli grupların tüm ihtilaflarına rağmen bu projeye karşı çıktıkları bir sırada bölge ve dünyada konuşulmaktadır. Ne zaman Filistin halkının ülküsü ve hakları bazı güçler tarafından hedef alınırsa farklı Filistinli gruplar da ortak bir cephede ortak ve kesin tutumlar sergiliyor.

Bu doğrultuda Filistin Özerk Teşkilatı Başkanı Mahmud Abbas da son dönemde Amerikan projesi Yüzyılın Anlaşmasının ilk aşaması sayılan Bahreyn konferansı ile ilgili şöyle demiştir:" Yüzyılın Anlaşması veya daha doğrusu arsızlık anlaşması ve Bahreyn Ekonomi Konferansı her ikisi de cehennemi boylayacaktır." Mahmud Abbas şöyle bir hatırlatmada da bulundu:" Yüzyılın Anlaşması hayata geçirilemeyecek, Filistin meselesi ise sadece siyasi yollar ile çözülebilecektir."

Filistin İslami Cihat Hareketi Genel Sekreteri Ziyad El Nahala da Yüzyılın Anlaşmasının tüm İslami ülkelere musallat olma planının başlangıcı olduğuna değinerek  şöyle dedi:" Böyle bir ortamda tüm Müslümanların direniş  sergilemesi farzdır."

Günümüzde İslami ülkeler ve ümmetin en önemli sorunu Filistin meselesidir. Bu alandaki her türlü kusur ve ihmalkarlık mazlumların haklarına ilgisizlik anlamına gelir. Mazlumların haklarının savunulması hem İslami, hem ahlaki ve hem de insani boyutları vardır.

Bu hususta İran İslam Cumhuriyeti her daim mazlum Filistin halkının dünyada ve bölgedeki haklarının savunulması için öncü olup Filistinlilerin haklarının aranması ve Filistinli direniş gruplarının Siyonist Rejimin işgalciliği karşısındaki caydırıcılık gücünü arttırmak için elinden geleni yapmıştır.

İran İslam Cumhuriyeti Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani bu konu ile ilgili şöyle bir açıklamada bulunmuştur:" İran İslam Cumhuriyeti tüm zorluklar ve yaptırımlara rağmen özellikle de Filistin'de Direniş gruplarının desteklenmesine devam edecektir."

Filistin İslami Direniş Hareketi-HAMAS'ın Gazze Şeridindeki siyasi bürosu başkanı Yahya El Senvar da Gazze'de düzenlenen Uluslararası Filistin İntifadasını Destekleme Konferansında şöyle bir açıklamada bulundu:" İran İslam Cumhuriyeti'nin yardımları ve destekleri olmasaydı bugün Filistin direnişi bu kadar güçlü olamazdı."