Filistin tarihi ve coğrafyasının siyonistlerce gasp edilmesi
Korsan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu geçen hafta üzerinde ibranice ve ingilizce “Trump tepeleri” yazan bir anıtı açtı.
Siyonist rejim İsrail 1967 yılında yaşanan savaşta işgal ettiği ve Suriye’ye ait olan Golan tepelerini kendi topraklarına ilhak etti, ancak bu karar hiç bir zaman uluslararası camia tarafından kabul edilmedi.
Siyonist rejim şimdi Golan tepelerinde yer alan yerleşkelerinden birine Trump tepeleri adını verdi. Bu yerleşke Suriye sınırlarına yakın bir yerde bulunuyor ve inşaat çalışmaları yakında başlıyor. Netanyahu bu adı ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkilerini takviye etmek ve ayrıca Trump’ın işgal altındaki Golan tepelerinin İsrail topraklarına ilhak edilmesini tanıdığı açıklamasına teşekkür etmek için söz konusu siyonist yerleşkeye verdi.
Amerika Başkanı Donald Trump geçenlerde uluslararası yasalara ve BM güvenlik konseyinin kararnamelerine aykırı bir karar alarak Amerika devleti korsan İsrail’in Suriye’ye ait olan ve işgal edilen Golan tepelerinin üzerindeki hakimiyetini tanıdı. Ancak Trump’ın bu kararı hemen başka ülkelerin liderleri ve uluslararası kurum ve kuruluşların muhalefeti ile karşılaştı. Tunus, Ürdün, Kuveyt, Yemen gibi bazı Arap ülkeleri, Avrupa birliği ve BM Genel Sekreteri kararı kabul edilemez ilan etti.
Siyonist rejim İsrail Golan tepelerini 1967 yılında Araplarla yaptığı altı günlük savaş sırasında işgal etti. Bu rejimin parlamentosu daha sonra 1981 yılında Golan tepelerini İsrail’e ilhak ettiğini ilan etti.
Golan tepeleri Suriye’nin güneybatısına yakın bir bölgede ve Celil denizinin yanında yer alıyor. Bu bölgenin 65 km uzunluğu ve 25 km eni bulunuyor. Askeri açıdan Golan tepeleri stratejik sayılıyor, zira hem Suriye’ye ve hem işgal altındaki Filistin topraklarına musallat oluyor.
Siyonist rejim Suriye’de 2011 yılında patlak veren krizin ardından işgal altındaki Golan tepelerinde siyonist yerleşke inşaatına ivme kazandırmaya başladı. Gözlemciler Golan tepelerinin işgali üzerinden 50 yıl geçtiği bir sırada siyonist rejim kabineleri sürekli bu bölgede yerleşke inşaatını arttırmaya çalıştılar ve böylece bu bölgeyi işgal ettikleri Filistin topraklarının bir parçası haline getirmek istediler.
Şimdi de burada bir yerleşkeye Trump adı verilmesi da bu çabaların devamında ve ABD Başkanı Trump’ı hoşnut etmeye yönelik anlaşılıyor. Trump bir twit atarak Tel aviv’e ve Netanyahu’ya teşekkür etti.
Verilere göre siyonist işgalciler 2018 yılında siyonist yerleşkecilere destek vermek üzere Batı şeria bölgesinde daha fazla arazileri gasp etmeye ve kontrol noktaları kurmaya başladı.
İşgal altındaki Filistin’de siyonist yerleşke sayısı 2017 yılında Batı şeriada 150 yerleşke ve 116 merkez ve 435 askeri merkez kadardı, ki bu sayılar 2018 yılında daha da arttı. Siyonist rejim 9 bin 384 yeni konut inşaatını onayladı.
İşgalci siyonistler tarihî Filistin topraklarının yüzde 85 kadarını işgal altında tutuyor. Bu yüzde 27 bin kilometrekarelik bir alana denk geliyor ve sonuçta bu topraklardan sadece yüzde 15 kadarı Filistinlilere geride kalıyor. Oysa bu topraklarda yaşayan Filistinli nüfusun genel nüfusa oranı yüzde 48 kadardır.
Siyonist işgalciler Oslo anlaşmasına göre Filistin topraklarını A, B, C ve D olarak dörde bölüyor ve Filistinli topraklara sultalarını pekiştirmek için bu bölgeleri ve özellikle C adlı bölgeyi sui istifade ediyor.
Batı şeria bölgesinde arazilerin yüz ölçümü tarım değeri bakımından çok yüksekten orta derecesine kadar değişirken, bu bölgenin yüz ölçümünün yüzde 37 kadarını oluşturuyor, fakat Filistinliler bu toprakların sadece yüzde 17 kadarını kullanabiliyor.
Siyonist rejimin uygulamaları Batı şeriada Filistinlilerin tarım arazilerini kullanmaları yolunda en büyük engeli oluşturuyor.
C bölgesi Batı şeria bölgesinin yüz ölçümünün yaklaşık yüzde 60 kadarını oluşturuyor, fakat bu bölge halâ siyonist rejimin hakimiyeti altında bulunuyor, ki bu durum Filistinli çiftçilerin tarım arazilerini kullanmalarına mani oluyor. Bu durum aynı zamanda bu bölgede birçok tarım ürünlerinin yok olmasına ve ağaçların siyonistlerce kesilmesine sebebiyet veriyor.
İşgalci siyonistler işgal ettikleri bölgelerde Filistinlilere ait evleri ve tarlaları yıkarak bu insanların yıkılan evlerini yeniden inşa etmelerine de izin vermiyor.
2018 yılında ise siyonist rejim doğu Kudüs bölgesinden yaklaşık 1400 Filistinlinin ihraç edilmesi yönünde karar aldı. Kararın amacı ise Kudüs’ü tamamen Yahudileştirmek.
Filistin topraklarını işgal etmek ve gasp etmekten başka, siyonist rejim işgal ettiği arazilerde siyonist yerleşke inşaatını sürdürerek bir kez daha Kudüs kentinde her türlü İslami simgeyi yok etmeye ve sokakların ve caddelerin İslami adlarını Yahudi adlarla değiştirmeye çalışıyor. Gerçekte siyonist işgalciler Kudüs’ta Arapça adların yerine Şamir, Benyamin ve diğer Yahudi adları kullanarak bu kente Yahudi bir hava ve görünüm kazandırmaya çalışıyor. Siyonist rejim aynı eğilimin devamında Kudüs’te inşa ettiği yerleşkelerde de Yahudi adları kullanıyor. Bu rejim hatta Filistinlilerin yaşadığı mahallelerin ve sokakların adlarını Yahudi adlarla değiştiriyor.
Filistinli yetkililer El Kudüs El Arabi’ye yaptıkları açıklamada, siyonist rejimin bu projesinin amacı Arapça ve İslami adları kaldırmak ve İbranice ve telmudi adları kullanmak ve böylece Kudüs’ü Yahudileştirmek olduğunu belirtiyorlar.
Açıklamaya göre Kudüs’ün İslami – Hristiyan heyeti siyonist rejim elebaşılarının bu bölgede Arapça ve İslami adları Yahudi adlarla değiştirmesi konusunda uyarıda bulunarak bu hareket resmen Kudüs’ü Yahudileştirmek olduğunu ve bölge halkı tarafından asla kabul edilmediğini belirtti.
Yaklaşık 70 yılı aşkın bir süredir siyonistler Filistinli mekanların adını değiştirmek, İslami mekanları ve tarihi eserleri yıkmak sureti ile Filistin kültürüne el koymaya ve Arapçayı zayıflatmaya ve Filistin halkının kültürel katılımını yok etmeye ve sonuçta Filistin’i Yahudileştirmeye çalışıyorlar.
Ancak siyonistler tüm bu çabalarına rağmen halâ kendilerini güvende hissedemiyor ve gelecekleri ne olacağından endişe duyuyor.
Kudüs’ün Ortodoks kilisesi kardinali Anala Hana sınır tanımayan doktorlar örgütünden bir heyetle görüşmesinde siyonistlerin Filistin’i Yahudileştirme projesi başarısız olduğunu, siyonistler Filistin ile ilgisi olan her konuyu hedef aldıklarını belirtti. Kardinal Hana Filistin’de tüm İslami ve Hristiyan kutsal mekanlar ve vakıflar siyonistlerin saldırısına uğradığını, siyonistler böylece kentin imajını değiştirmeye ve Arap Filistinli kimliğini arka plana itmeye çalıştıklarını vurguladı.
Siyonistlerin Filistin’i Yahudileştirme çabasına karşı verilen mücadelenin lideri olan kardinal Hana açıklamasının devamında, sadece Kudüs değil tüm Filistin siyonistlerin saldırılarına uğradığını belirtti. Örneğin siyonistler geçenlerde tarihi El Bahr camiinde kazı çalışması yapmaya başladılar. Siyonistler burada müze inşa etmek istiyor. Kardinal Hana, siyonistler müze inşa etmeyi bahane ederek Filistinli ve İslami binaları ve eserleri yıktıklarını vurguluyor. Siyonistlerin Filistinli simgeleri yok etme politikaları bu zümrenin ideolojilerine dayanıyor. Siyonistler Filistin bir çöl ve medeniyetten uzak olduğunu ve onlar gelip bu mekanı imarlı hale getirmeleri gerektiğini düşünüyor.
Siyonist rejim Filistin topraklarını işgal ederek buraya yerleştikten sonra Tel aviv elebaşıları hiç bir zaman Filistin halkını bu topraklardan kovmak ve bu toprakları siyonist bir devlete çevirmek istediklerini gizlemediler ve türlü yollardan Filistin tarihini yok etmeye çalıştılar. Nitekim geçen sene siyonist rejim parlamentosu sözde Yahudi devleti yasasını çıkararak ırkçılık yolunda bir adım daha ileri attı ve böylece Filistin topraklarını siyonistlerin ana yurdu ilan ederek Filistin milletini marjinalleştirmek istedi.
Aslında siyonistlerin Filistin’de Arapların tarihinden korkuları hatta insanların adlarını bile tahammül edemeyecekleri noktaya kadar ilerlediği ve ellerinden geldikçe bu adları değiştirmeye çalıştıkları anlaşılıyor. Örneğin Bitar Urşelim adındaki bir spor kulübünün bağnaz taraftarları Müslüman bir futbolcunun bu takıma katılmasından öfke duyarak bu futbolcunun farklı bir ad kullanarak maçlara katılmasını istediler.
Bitar Urşelim futbol takımı geçenlerde Nijeryalı milli futbolcu Ali Muhammed’i bu takımın forveti olarak transfer ederek kendisi ile üç yıllık bir anlaşma imzaladı. Ancak takımın radikal siyonistlerden oluşan taraftarları Nijeryali Muhammed’in takma bir ad kullanarak takıma katılmasını istediler.
23 yaşındaki Nijeryalı Ali Muhammed bundan önce de dört yıl boyunca siyonist rejimin çeşitli futbol takımında top koşturdu. İsrail medyası ise Ali Muhammed’in Hristiyan olduğunu, fakat adı Müslümanların adına benzediği için taraftarların tepkisine yol açtığını belirtiyor.
Bitar Urşelim futbol takımı 2013 yılında da iki Müslüman Çeçen futbolcuyu transfer etmişti ki o günlerde yine ırkçı taraftarlarının tepkisi ile karşılaştı. Radikal taraftarlar kulübün binasını kundakladı.012