BAE’nin Yemen’den çekilme kararı üzerine - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i133269-bae’nin_yemen’den_çekilme_kararı_üzerine_1
Aslında BAE’nin Yemen’den çekilmesinin birçok sebebi bulunuyor. Bu sebepleri iç arenada anlaşmazlıklar, ittifak içinde anlaşmazlıklar, sahadaki şartlar ve bölgede gelişmeler olmak üzere dört gruba ayırmak mümkün.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Temmuz 26, 2019 15:51 Europe/Istanbul

Aslında BAE’nin Yemen’den çekilmesinin birçok sebebi bulunuyor. Bu sebepleri iç arenada anlaşmazlıklar, ittifak içinde anlaşmazlıklar, sahadaki şartlar ve bölgede gelişmeler olmak üzere dört gruba ayırmak mümkün.

Birleşik Arap Emirlikleri aslında 7 emirlikten oluşuyor. Son zamanlarda BAE içinde yer alan emirliklerin arasında ve özellikle Şarje, Dubai ve Ras’ul Heyme ile Ebu Dabi emirlikleri arasında bu savaşa ilk katılma durumu ve ayrıca Yemen savaşına devam etme konusunda ciddi anlaşmazlıklar başladı. Haber kaynakları ise bu emirliklerin yetkilileri BAE veliaht prensi Muhammed bin Zayed’e Yemen savaşına katılmaya son vermesi yönünde ciddi baskı uyguladığını belirtiyor. Söz konusu emirliklerin Yemen savaşına devam etmeye karşı çıkmalarının sebebi ise bu emirliklerin bu savaş yüzünden ağır iktisadi hasarlara uğramış olmaları ve ekonomik durgunluğa sürüklenmeleridir

BAE’nin Yemen savaşından çekilme kararının başlıca nedenlerinden birini, Yemen’e karşı kurulan ittifakın düzeyinde ve Ebu Dabi ile Riyad arasında ihtilafların tırmanmasında aramak gerekir. BAE ile S. Arabistan arasındaki anlaşmazlıklar savaşın ikinci yılına girmesinden sonra başladı.

Yemen’in istifa eden yönetiminin Başbakanı Halid Bahah’ın azledilmesi, ihtilafları tetikleyen etken oldu. Halid Bahah BAE’ne yakın biriydi, ancak Suud rejimi Yemen’in istifa eden Cumhurbaşkanı Mansur Hadi üzerindeki nüfuzunu kullanarak Halid Bahah’ın görevden alınması ve Ahmet bin Dağar’ın istifa eden hükümetin Başbakanı olarak atanmasına zemin oluşturdu. Bu gelişme BAE ve Suud rejiminin Yemen’in istifa eden hükümetinin yapısı konusunda birbiriyle anlaşmazlık ve rekabet yaşadıklarını ortaya koydu

Mayıs 2017’de BAE ile S. Arabistan arasında Yemen üzerinde ihtilaflar daha da belirgin hale geldi ve bundan sonra tırmanmaya başladı. Yemen’in istifa eden Cumhurbaşkanı Mansur Hadi Mayıs 2017’de Aden valisi Zübeydi ve yardımcılarını görevden aldı ve böylece Riyad ve Ebu Dabi arasındaki ihtilafları iyice tırmandırdı. Zira bu karar, Zübeydi taraftarlarının protesto eylemlerini tetikledi ve sonuçta Yemen’in güneyinde BAE’nin yönlendirmesi ile “Güney geçiş konseyi” kuruldu. Ancak BAE’nin bu hareketi, BAE’ne bağlı milis güçlerle S. Arabistan tarafından desteklenen Mansur Hadi’ye bağlı güçlerin arasında çatışmalara yol açtı. BAE ile S. Arabistan arasındaki ihtilaflar, Güney geçiş konseyi Mansur Hadi’ye bağlı güçleri “İşgalci kuzey teröristleri” şeklinde ilan edecek kadar tırmandı.

Gerçi S. Arabistan ve BAE, Yemen karşıtı kurulan ittifakın baş aktörleri sayılıyor, ancak iki taraf arasında birçok siyasi anlaşmazlık bulunduğu anlaşılıyor. Bu bağlamda BAE’nin ihvancı El Salah partisine karşı çıkması ve Suud rejiminin bu partiyi onaylaması ve Yemen’de iktidar yapısında bu partiye yer vermeye çalışmasına değinmek mümkün. BAE ise El Salah partisi ile mücadele için El-Kaide’ye yakın selefi örgütlere ve güneydeki ayrılıkçı güçlere destek veriyor.

İran meselesi, Riyad ve Ebu Dabi arasında siyasi anlaşmazlıkların bir başka boyutunu oluşturuyor. BAE görecede İran’a karşı duruyor, fakat aynı zamanda İran’la geniş iktisadi ve ticari ilişkileri bulunuyor. Bu durum ise Suud rejiminin asla istemediği bir durumdur. Riyad BAE’nden İran ile tüm teamüllerine son vermesini istiyor, oysa Ebu Dabi İran ile ilişkilerini korumak istiyor.

Oxford üniversite uluslararası ilişkiler uzmanı Samuel Ramani bu konuda şöyle diyor:

Gerçi S. Arabistan ile BAE arasındaki ilişkiler görecede istikrarlı gözüküyor, fakat bu iki ülkenin ittifakı tamamen çıkar temelinde oluşmuştur ve kesin bir ideoloji söz konusu değildir. Bu iki ülke Batı Asya bölgesine hakim olan düzen konusunda açıkça anlaşmazlık yaşıyor. S. Arabistan rejimi meselelere dini açıdan yaklaşıyor ve İran’ı ve bu ülkenin taraftarı olan hareketleri bölgenin istikrarına yönelik birer tehdit gibi görüyor. Oysa BAE, S. Arabistan’ın bu görüşüne karşı çıkıyor.

Bu konuda dikkat çeken bir başka önemli nokta, son günlerde bazı medya organlarında çıkan bir haberdir. Haberde BAE yönetimi Yemen bataklığından onurlu bir şekilde çekilebilmek için İran’dan yardım talebinde bulunduğu belirtildi.

Lübnan’da yayımlanan El Ahbar gazetesi şöyle yazdı:

Görünen o ki BAE yetkilileri ateş evlerini sarınca stratejik bir karar aldılar ve bu ateşten uzak durabilmek için Tahran ve Moskova’dan yardım istemeye başladılar.

Bu tutum, BAE ile S. Arabistan arasında bölgede İran’a karşı tutum ve ayrıca Yemen savaşı konusunda ciddi anlaşmazlık bulunduğunu ortaya koyuyor.

Arap dünyasında Ehl-i Sünnet Müslümanların liderliğini ele geçirme meselesi, BAE ile S. Arabistan arasında söz konusu olan siyasi anlaşmazlıklardan biridir.

David Herset Middle East haber sitesinde yayımladığı makalede bu konuyu şöyle değerlendirdi

BAE ile S. Arabistan arasında Yemen üzerinde devam eden rekabet ve çekişme, aslında Sünni Arap dünyasının liderliği için sürdürülen bir rekabettir.

Gerçekte BAE ile S. Arabistan arasında Yemen üzerinde devam eden rekabet iki tarafı Yemen’de kendi piyonlarını iktidar yapısına yerleştirmeye yöneltti. BAE Yemen’de iktidarın S. Arabistan’ın aracılığı ile el değiştirme sürecini sıkıntıya sokmaya ve ihvancı El Salah partisinden bazı şahsiyetlere hükümetinde yer veren Mansur Hadi’yi de başarısızlığa sürüklemeye çalışıyor. BAE Mansur Hadi yerine Yemen’in eski Cumhurbaşkanının oğlu ve Yemen’in BAE’ndeki eski Büyükelçisi Ahmet Ali Salih’i cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmaya çalışıyor.

BAE’nin Yemen’den geri çekilmesinin bir başka sebebini savaş meydanlarında aramak gerekir. bu konuda etkili olan en önemli etken, Yemen’in Ensarullah hareketi ve ordusunun savunma pozisyonundan taarruz pozisyonuna geçmeleridir. Yemen Ensarullah hareketi lideri Abdulmelik Husi savaşın beşinci yılının başında yaptığı açıklamada, beşinci yıl, zafer yılı olduğunu belirtti. Bu doğrultuda üç önemli adım da atıldı.

İlkin Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı istihbaratı S. Arabistan ve BAE’nde 300 stratejik ve hassas noktayı tespit etti. İkinci adımda Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı füze ve İHA birliklerinin yetenekleri takviye edildi. Üçüncü adımda ise “havaalanına karşı havaalanı” stratejisi benimsendi ve aynı zamanda S. Arabistan ve BAE’nde tespit edilen askeri üsler ve petrol tesisleri füze ve İHA’larla hedef alındı.

Yemen ordusu ve halk güçlerinin strateji değiştirmeleri ve savunma pozisyonundan taarruz pozisyonuna geçmelerinin en önemli sonuçlarından biri, BAE yetkililerinin Yemen’deki asker sayısını azaltma kararı oldu. Gerçi Fransa haber ajansı BAE yetkililerinden birinden naklen, Yemen’de asker sayısını azaltma kararına BAE’nin Yemen’e yönelik stratejisini savaştan barışa değiştirme şeklinde açıkladı, fakat bu konu sırf göstermelik bir açıklama idi. Pratikte ise BAE’ni bu tutuma yönelten durum, Ebu Dabi yönetiminin Yemen’de askeri operasyonların çıkmaza girdiği ve bu ülkede askeri alanda herhangi bir kayda değer zafer kazanamayacağı ve Suud rejiminin Yemen’e karşı kurduğu ittifakın pratikte aciz durumda olduğu sonucuna varmış olmasıydı.

BAE yetkilileri Yemen’e dayatılan savaşta Suud ittifakının zafer yönünde hiç bir şansı olmadığı sonucuna vardı. Nitekim bundan böyle Yemen ordusu ve halk güçlerinin füze ve İHA gücünün gelişmesi BAE’nin petrol tesisleri, havaalanları ve stratejik noktalarına ciddi zarar verebileceğini ortaya koymuştu. Gerçekte BAE’nin tüm ekonomik gücü bu ülkenin ticari ve iktisadi ilişkilerine bağlıdır ve böyle bir gücü ayakta tutabilmek için güvenlik şarttır. Oysa Yemen füzeleri ve İHA’ları BAE’nin güvenliğini ciddi derecede tehlikeye atabilecek güçtedir.

Merkezi Washington’da bulunan Batı Asya Alternatifleri müessesesi Başkanı Hasan Manimene, BAE’nin Yemen’den çekilmesi bu ülkede saplandığı bataklıktan kurtulma çabasını yansıttığını, bu konuda fazla abartma yapmamak gerektiğini, zira gerçekte Yemen savaşının devam etmesi için hiç bir zemin olmadığını anlamak gerektiğini belirtiyor.

Aslında bölgede Amerika ile İran arasında gerginliklerin tırmanması da BAE’ni Yemen’den çekilmeye zorlayan bir başka etken oldu. Nitekim BAE yetkililerinin Amerika ile İran arasında muhtemel bir savaşın patlak vermesi ve bu savaş Yemen topraklarını da kapsamasından duydukları kaygı, Yemen topraklarından çekilme kararı almalarında etkili oldu.

BAE'nin değeri yüz milyarlarca doları aşan büyük bir cephaneliği bulunuyor, fakat BAE ordusu İran İslam Cumhuriyeti ve bölgedeki müttefikleri ile herhangi bir şekilde savaşabilecek ne cesareti vardır, ne de buna hazırlıklıdır.