2020 yılında Yemen
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i158120-2020_yılında_yemen
Bu bölümde Yemen’in en önemli gelişmelerini kısaca gözden geçirmek istiyoruz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 20, 2020 10:36 Europe/Istanbul

Bu bölümde Yemen’in en önemli gelişmelerini kısaca gözden geçirmek istiyoruz.

Geçen sene Yemen gelişmeleri Suud ittifakının Yemen milletine yönelik cinayetlerinin devam etmesi, Yemen ordusu ve halk güçleri caydırıcı gücünü geliştirmesi ve ayrıca Suud ittifakının içinde ihtilafların tırmanması gibi önemli gelişmelerle gündeme oturdu. Bu gelişmeler aynı zamanda Yemen’de savaşın hatta yeni miladi yılda bile son bulması yönünde aydın bir ufku bulunmadığını ortaya koydu.

Suud ittifakı 2020 yılında korona virüs salgınına rağmen Yemen’de cinayetlerini sürdürdü. Geçen sene birçok raporda Suud rejimi ve başını çektiği ittifakın Yemen savaşında Yemen ordusu ve halk güçleri ve sivillere karşı yasak silah kullandığı ifşa edildi. Misket bombaları, biyolojik silahlar, fosfor bombaları, kimyasal silahlar, Napalm bombaları, sinir gazı ve hardal gazı gibi zehirli kimyasal madde içeren bombalar ve çeşitli ölümcül füzeler, Suud ittifakının Yemen savaşında kullandığı yasak silahlardan bazılarıydı.

Yemen’in milli kurtuluş hükümeti Başbakan danışmanı ve siyaset meseleleri uzmanı Hamid Abdulkadir Antar bu konuda şöyle diyor:

Yemen karşıtı kurulan Arap ittifakına bağlı savaş uçakları son altı yılda Yemen üzerinde bir milyon uçuş gerçekleştirdi. Bu yıllarda ABD ve İngiltere’de silah firmaları ürettikleri yeni silahları Yemen milletinin üzerinde denediler. Bu savaşta Yemenli sivillerin üzerine ölümcül yasak silahlar ve bombalar döküldü ve ülkenin altyapılarını ve halkın evlerini başlarına yıktı.

2020 yılında Yemen toprakları, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi korona virüs salgını ile mücadele edildiği halde Suud ittifakı tarafından aralıksız bombardıman edildi. Geçen sene korona virüs salgınına rağmen Yemen’e dayatılan çok yönlü kuşatma da kaldırılmadı. Bu durum Yemen’de 2020 yılında bu ülkede yaşanan beşeri faciayı daha da derinleştirdi. Bu doğrultuda Ayn’ul İnsaniye adlı insan hakları örgütü Eylül 2020’de Yemen’e dayatılan savaşın üzerinden iki bin gün geçmesi üzerine yayımladığı raporunda, bu iki bin gün içinde yaklaşık 16 bin 978 Yemenli sivil Suud ittifakının karadan, havadan ve denizden yaptığı saldırılarda hayatını kaybettiğini, kaybedenlerden 3790’ı çocuk ve 2381’i kadın olduğunu belirtti.

Söz konusu insan hakları örgütü raporunda, bu süre içinde 26 bin 203 kişi de yaralandığını, yaralananlardan 4089’u çocuk ve 2780’i kadın olduğunu belirtti. Bundan başka Suud ittifakının dayattığı savaş yüzünden 3 milyonu aşkın Yemenli mülteci durumuna düştü. Yemen’de yaklaşık 90 bin sivil bu savaştan kaynaklanan hastalıklar ve açlık yüzünden hayatını kaybetti.

BM’nin uluslararası göç örgütünün heyeti geçen Eylül ayında twitter sayfasında yaptığı açıklamada, Yemen genelinde Ocak – Eylül 2020 tarihleri arasında 24 bin aile ilk kez mülteci durumuna düştüğünü duyurdu.

Geçen sene Yemen savaşında yaşanan önemli gelişmelerden biri, Yemen ordusu ve halk güçleri caydırıcı gücünü takviye etmesiydi. Bu doğrultuda Yemen ordusu ve halk güçleri Haziran 2020’de dördüncü caydırıcı harekatını düzenledi. İlk caydırıcı harekat Ağustos 2019’da ve S. Arabistan topraklarının 1200 km derinliğinde, Demam bölgesine karşı yapıldı. İkinci caydırıcı harekat ise 2 Eylül 2019’da S. Arabistan’ın doğusunda yer alan ve Aramco petrol firmasına ait olan iki petrol tesisine karşı yapıldı. Bu harekatın sonucunda Suud rejiminin petrol üretimi yüzde 50 azaldı. Üçüncü caydırıcı harekat ise Şubat 2020’de yapıldı.

Yemen ordusu ve halk güçleri dördüncü caydırıcı harekatta iki adet Kudüs balistik füzesi, 12 adet Semsad-3 İHA’sı ve Zülfikar balistik füzeleri ile Aramco firmasının S. Arabistan’ın batısındaki hassas tesislerini hedef aldı. Dördüncü caydırıcı harekatta ayrıca S. Arabistan’ın savunma bakanlığı, istihbarat bakanlığı, Salman hava üssü, başkent Riyad’da bazı askeri hedefler ve yine Ceyzan ve Necran bölgelerinde bazı üsler Yemen ordusu ve halk güçlerinin füzeli ve İHA’lı operasyonunun hedefi oldu.

Dördüncü caydırıcı harekatın ardından bir açıklama yapan Yemen silahlı kuvvetleri Sözcüsü General Yahya Sari, Yemen ordusunun İHA gücü önceki yıla oranla yüzde 400 arttığını belirtti.

Yemen ordusu ve halk güçlerinin bu harekatı, Şubat 2020’dan sonra dört ay boyunca S. Arabistan mevzilerine karşı herhangi bir ciddi harekat yapmadığı ve böylece iyi niyetini göstererek savaşın son bulmasını ve ateşkes sağlanmasını istediğini ortaya koymak istediği bir sırada yapıldı. Zira Suud hanedanı kağıt üzerinde ateşkes anlaşmasına rağmen Yemen topraklarına karşı saldırılarını aralıksız sürdürüyordu.

Yemen’de istifa eden Mansur Hadi hükümetine yakınlığı ile bilinen siyaset meseleleri uzman Adil Musenna dördüncü caydırıcı harekat hakkında şöyle demişti: Sana güçlerinin Riyad’da hassas hedeflere karşı yaptıkları dördüncü caydırıcı harekat, artık S. Arabistan’da hiç bir nokta güvende olmadığını ve Yemen ordusu S. Arabistan’ın en stratejik noktalarına saldırma yeteneğine sahip olduğunu ortaya koydu.

Dördüncü caydırıcı harekattan başka Yemen ordusu ve halk güçleri 2020 yılında Suud ittifakına başka darbeleri de indirdi, ki buna geçen Mart ayında Cuf eyaletini kurtarma operasyonu, Kasım 2020’de Aramco firmasının Cidde’deki tesislerine füzeli saldırı, Mas üssünün kurtarılması ve yine Mareb kentinin tamamen kurtarılması yönündeki operasyonu örnek vermek mümkün. Son operasyon savaş sahasında dengeleri tamamen değiştirmişti. Bu arada Cidde’deki Aramco tesislerine füzeli saldırının ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve korsan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu S. Arabistan topraklarında bulundukları sırada yapılması da dikkat çekiyordu.

Geçen sene Yemen’de yaşanan bir başka önemli gelişme, Suud ittifakı içinde yaşanan ihtilafların iyice tırmanması oldu. Bu ihtilaflar en çok Suud ve BAE’ne bağlı silahlı milislerin ve yine S. Arabistan ile BAE rejimleri arasında şiddetlendi.

Söz konusu ihtilafların en önemli olanlarından biri, BAE tarafından desteklenen Güney geçiş konseyinin Nisan 2020’de Yemen’in güneydeki eyaletlerinde özerklik ilan etmesiyle ilgiliydi.

Yemen’de Güney geçik konseyinin özerklik ilan etmesine istifa eden Mansur Hadi yönetiminin Aden’de sel felaketini doğru biçimde yönetmemesi gerekçe gösterildi. Söz konusu sel felaketi yüzünden Aden halkı elektriklerin kesilmesi gibi birçok sıkıntı ile karşılaştı ve Mansur Hadi karşıtı protesto  eylemleri düzenlendi.

Yemen’in Güney geçiş konseyi bu konuyu bahane ederek ve Mansur Hadi hükümetinin beceriksizliğini ileri sürerek özerklik ilan etti. Oysa gerçekte özerklik ilanının asıl sebebi, bir yandan geçiş konseyi ile istifa eden Mansur Hadi hükümeti arasındaki iktidar savaşı ve öbür yandan S. Arabistan ile BAE arasında tırmanan anlaşmazlıklardı. Güney geçiş konseyi Temmuz 2020’de ve Riyad-2 anlaşması imzalandıktan sonra özerklik ilanından geri adım attı; ama pratikte yine de Mansur Hadi hükümeti ile iktidar savaşını sürdürdü.

Yemen’de silahlı milis örgütlerin arasında anlaşmazlıklar ve çatışmaların devam etmesi üzerine Suud rejimi bir kez daha güneydeki tarafların arasında arabuluculuk yapmaya başladı. Bu girişim Güney geçiş konseyi ile istifa eden Mansur Hadi hükümeti arasında yeni bir anlaşma ile sonuçlandı. Yeni anlaşmada Yemen’in güneyinde milli vahdet hükümeti kurulması kararlaştırıldı. Yeni hükümetin 24 bakanlığı olması ve 30 gün içinde kurulması gerekiyordu. Yeni hükümette Güney geçiş konseyine sadece 4 bakanlık verilmişti.

Medyada çıkan haberlere göre, Güney geçiş konseyi milli vahdet hükümetinde 8 bakanlık istiyordu; ancak sadece 4 bakanlığın bu konseye verilmesi kabul edildi. Riyad-2 adı ile anılan yeni anlaşmada ayrıca güvenlik güçleri ve silahlı örgütlerin birleşmesi de öngörülmüştü. Ancak bu anlaşma açıkça Güney geçiş konseyinin zararına olan bir anlaşmaydı.

El Ahbar gazetesi bu konuda şöyle yazdı:

BAE son yedi ayda desteklediği Güney geçiş konseyine hiç bir ödeme yapmadı, ki bu da konseyi yeni anlaşmayı kabul etmek zorunda bıraktı.

Ancak anlaşmanın üzerinden beş ay geçmesine karşın Yemen’in güneyinde yeni hükûmet kurulamadı ve sadece Aralık 2020’nin sonlarına doğru yeni hükümetin kurulduğu yönünde bazı haberler çıktı, fakat bu hükümette kimlerin ve hangi tarafların yer aldığı bilinmiyor.

Geçen sene Yemen’le ilgili yaşanan bir başka önemli gelişme, Suud rejimi ile BAE rejimleri arasında Yemen’le ilgili siyasi, istihbarat ve jeo politik ihtilafların tırmanmasıydı. Suud rejimi ile BAE rejimi arasında ihtilafların artmasının sebebi, iki tarafın Yemen savaşında pek az ortak paydalarının bulunmasıdır. Gözlemcilere göre Riyad ve Ebu Dabi arasında Ensarullah hareketi ile savaşmak ve İhvani hareketi ile muhalefet etmekten başka hiç bir ortak nokta bulunmuyor.

Suud rejimi BAE’nden farklı olarak Yemen ile ortak coğrafi sınırı bulunuyor ve bu yüzden Yemen ordusu ve halk güçlerinin saldırıları karşısında daha kırılgan konumda yer aldığı anlaşılıyor. Bundan başka Yemen’de Riyad rejimine karşı muhalefet eden siyasi yapı BAE’ne muhalefetle kıyaslanmayacak kadar ağırdır. Öte yandan Suud rejimi Yemen’i her zaman kendi arka bahçesi olarak görmüş ve Yemen üzerinde nüfuzunu korumaya çalışmıştır. Oysa BAE Yemen savaşından önce Yemen’de herhangi bir nüfuzu söz konusu değildi ve şimdi Yemen’e karşı savaşa katılarak da iktisadi alan bağlamında yeni bir nüfuz alanı açmaya çalışıyor. Gerçekte BAE’nin Yemen savaşına katılmaktan amacı, Suud rejimi ile bir ortak kılığında da değil de, bir rakip kılığında ortaya çıkmaktır.

Her halükarda bu anlaşmazlıklar, Suud rejimi ile BAE Yemen’in güneyinde işbirliği yapmaktan ziyade sürtüşme yaşamalarına ve iki tarafa bağlı milis güçlerin sürekli birbiriyle çatışmalarına sebebiyet verdiği anlaşılıyor. Bu çatışmalar oldukça fazla ve şiddetli geçiyor. Yemen’in istifa eden Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’nin eski danışmanı ve şimdiki enformasyon Bakanı Muhtar Rahim BAE’ni bölgede kabadayılık yapmakla suçlayarak, BAE yolun sonuna yaklaştığını ve yakında Yemen’i terk edeceğini açıkladı.

Geçen sene Yemen’de yaşanan gelişmeler bu ülkeyi saran savaşın son bulması yönünde aydın bir ufuk gözükmediğini ortaya koydu. Bu arada uluslararası ilgili kurum ve kuruluşların suskunluğu ve Amerika terör devletinin bu savaşta Suud ittifakını desteklemesi de Yemen savaşının yeni miladi yılda son bulmayacağını gösteriyor. Gerçekte bu savaş ancak Suud rejiminin Yemen’de işlediği cinayetlere karşı uluslararası bir irade şekillendiği takdirde son bulacağı anlaşılıyor.