Şeyh Kasım’ı vatandaşlıktan çıkarmak; Halife rejiminin intiharı
Bahreyn’de siyasi huzursuzlukların Maname’de yeniden başlaması ve güvenlik durumunun çalkalanması, Halife rejimini bölgenin bu kritik günlerinde önemli kararlar alınması gerekirken, akılsızca kararlara ve kör düğümü daha da çözülmez hale getirecek uygulamalara yönelttiği gözleniyor.
Bahreyn içişleri bakanlığı bir bildiri yayımlayarak, büyük şii alim şeyh İsa Kasım’ın vatandaşlıktan çıkarıldığını açıkladı. Şimdi ise şeyh Kasım her an anavatanından sınırdışı edilme tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor. İranlı uzman Sare Masumi, Bahreyn içişleri bakanlığı bu bildiriyi yayımlayınca iş bittiğini zannettiğini belirtti. Bir kaç satırlık kısa bildiride şeyh Kasım fitneci eylemlere teşebbüs etmekle suçlanmıştı. Ancak asıl Halife rejiminin bu bildirisi ciddi bir hareketin ilk kıvılcımı oldu. Karar yayınlanır yayınlanmaz, binlerce Bahreynli vatandaş kefen giyerek şey Kasım’ın evinin önünde toplandı. Bölgede Suud rejiminin ağzına bakmaktan başka bir iş beceremeyen bazı küçük emirlik Suud hanedanının kuklası olan Halife hanedanının bu kararına destek verdi, ancak bu karar hatta beşinci filosunu Bahreyn’de bulunduran ABD’yi bile şok etti.
Son haftalarda Halife rejiminin Bahreyn’in tek muhalif hareketi olan vefak cemiyetini yasaklayarak baskıcı politikalarını şiddetlendirmesine kapatan insan hakları örgütleri bu kez susamayacakları bir medeni fahiş hak ihlali ile karşı karşıya kaldığını anlayarak biraz sesini yükseltmeye başladı.
Son beş yılda Suriye ve Yemen’deki hareketleri inkılap olarak adlandırmayı tercih eden fakat Bahreyn’de halk kıyamını görmezden gelen Amerikalı yetkililer bile bu kez Halife rejiminin bu son karar gerginliği daha da tırmandıracağı uyarısında bulundu.
Bahreyn’de şeyh İsa Kasım’ın ikamet ettiği Deraz sitesi, içişleri bakanlığının kararı açıkladığı bildiriyi yayınlamasının hemen ardından normal durumun dışına çıktı. Öte yandan Pazartesi gününden beri şii protestocuların sayısı arttıkça bölgedeki camilerden tekbir sesleri sürekli duyulmaya başladı.
Bahreyn halkının eylemi başladıktan bir saç saat sonra evinden dışarı çıkan şeyh Kasım taraftarları arasında “Allah-u Ekber, Heyhat Minnazzile” diye haykırdı. Bahreyn ulema konseyi Başkanı Macid Maşgal protestocuların arasında yaptığı açıklamada şöyle konuştu: Şu benim abamdır, bunu kefenim olarak aileme teslim edebilirsiniz. Biz içinde şeyh İsa kasım olmayan bir ülkede yaşamak istemiyoruz.
Protesto eylemi gelliştikçe Halife rejimine bağlı helikopterler de bölgenin üzerinde uçmaya başladı.
Mısır Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada Bahreyn yönetiminin kararını vatandaşlarına ve egemenliğine karşı sorumluluklarını yerine getirme şeklinde yorumladı. Kahire yönetimi bildirisinde şeyh İsa Kasım’ı dini ve siyasi faaliyetleri birbirine karıştırmakla suçladı.
Halife rejimi de şeyh İsa Kasım’ı ülkede siyasi etnikçilik ateşini alevlendirmeye çalışmakla suçladı, oysa Bahreyn halkının manevi lideri beş yıldır halkı protesto eylemlerini barışçıl bir şekilde yürütme konusunda sürekli uyarıyor.
Suud rejiminin göz kırpması ile İran ile ilişkilerini sırf Arabistan ile ilişkilerinde gerginlik yaşadığı gerekçesiyle azaltan BAE ise Bahreyn gelişmelerine yönelik tepkisini dışişlerinden sorumlu Bakanı Enver Karkaş aracılığı ile sergiledi. Bakan Karkaş twitter sayfasında şöyle yazdı: bazı ülkelerin insanları şiddete kışkırtmalarını ve milli vahdet ve dini dayanışmaları bozmalarını daha ne kadar sabırla karşılamak gerekir? Bizce Bahreyn yönetiminin İsa Kasım’ı vatandaşlıktan çıkarma kararı bu doğrultudadır.
Bölge içi ve bölge dışı tüm gelişmelerde Bahreyn’in üvey babası gibi rol ifa eden ve Halife rejimi de ancak onun yazdığı reçetelerin altına imza attığı Suud rejimi bu kez yine Maname rejimine tam destek verdi ve Halife hanedanının kendi vatandaşlarını bastırma yönünde aldığı her türlü hukuki ve yargı kararını onayladıklarını ilan etti.
Amerika ise Halife rejiminin bu kararıyla adeta şok geçirdiğini belirtiyor. Fakat gerçek şu ki Halife rejiminin yaklaşık iki hafta önce vefak cemiyetinin faaliyetlerini yasaklama kararının şeyh İsa Kasım hakkında alınan bu kararla sonuçlanacağını tahmin etmek pek de zor bir iş değildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kerby Washington’un bu karara karşı tutumunu açıklama sorumluluğunu üstlendi. Gerçi bu tutum pek de Bahreyn ve Arabistan’ın beklediği bir tutum değildi. Bazı güvenilir kaynaklar ise Maname yönetimi bundan önce de şii müslümanlara karşı şiddet uygulamalarını hafifletmek için Amerika tarafından baskı altında tutulduğunu belirtti.
Amerika Dışişleri Bakanlığı bildiride şu ifadelere yer verdi:
Biz hala Bahreynli vatandaşların vatandaşlık hakları zalimane ve bazı sonuçları doğuracak şekilde iptal ledilmesinden ve bu insanların hiç bir ülkenin vatandaşı olmamalarının tehlikeli olabileceği ihtimalinden kaygı duyuyoruz. Bizim kaygımız, Ayetullah İsa Kasım vatandaşlık hakkı elinden alınmadan önce kendisine yöneltilen suçlamalara cevap veremediği veya yasal bir süreçte itiraz edemediği yüzünden daha da arttı. Biz bu dosyanın yakından takipçisiyiz ve tüm tarafları bu dosyaya karşı sağduyulu davranmaya davet ediyoruz. Biz ayrıca bu tür uygulamaların Bahreynlileri reform ve barış yolundan saptırmasından kaygı duymaktayız. Bahreynli liderler hikmetle bu yolu izlemekteydi ve Bahreyn’de güvenliğin takviye edilmesi ve vatandaşların taleplerinin yerine getirilmesi için en iyi yoldu.
BM insan hakları bürosu sözcüsü de Halife rejiminin şeyh İsa Kasım’ı vatandaşlıktan çıkarma kararı uluslararası yasalarla bağdaşmadığını ve bu karar için hiç bir haklı gerekçe bulunmadığını belirtti.
Irak’ın Sadr hareketi lideri Mukada Sadr da Bahreynli şii büyük alim şeyh İsa Kasım’ın vatandaşlıktan çıkarma kararını uluslararası etnikçiliği körükleme şeklinde değerlendirdi. Muktada Sadr ayrıca Bahreynli inkılapçılardan başlattıkları kıyamı sürdürmelerini istedi. Sadr Irak halkından da başta Ayetullah İsa Kasım olmak üzere dünya genelinde büyük alimlerine destek için Cuma günü protesto eylemi düzenlemelerini istedi.
Lübnan Hizbullah hareketi, Pakistan müslümanları vahdet konseyi, Bahreyn insan hakları merkezi, Lübnan İslamî cephe ve diğer bir çok kurum ve kuruluş da kararı kınayan teşekküller arasında yer aldı.
Ayetullah İsa Kasım’ın vatandaşlık hakkının iptal edilmesiyle ilgili haber başta Amerika’nın ünlü medya organları olmak üzere uluslararası medya organlarında sert eleştiriler ve ABD’den Maname’ye baskı uygulama talebi ile karşılaştı.
Bölge meseleleri uzmanları ise aynı noktada birleşti: Bahreyn’de muhtemelin kontrolden çıkan ve şiddetin karıştığı protesto eylemlerine sahne olacak, üstelik ne bölge ve ne de dünya, bu bölgede yeni bir kaosu kaldıramayacağı şartların altında bu krizle karşılaşacak.
İran İslam Cumhuriyeti Kudüs ordusu komutanı General Kasım Süleymani’nin şimdiye kadar görülmemiş sertlikte bir bildirisi ile Halife rejiminin bu kararına tepki gösterdi. Bu bağlamda yapılan yorumlarda ise Halife rejiminin bu kararı İran ve Arabistan arasındaki gerginliği daha da tırmandıracağı vurgulandı.
Amerika Dışişleri Bakanlığı da çok açık ve net bir şekilde Halife rejiminin kararını kınarken, bu tepki Bahreyn krizi konusunda İran’ın yanında yer alma anlamına gelmediğini belirtti.
Bahreyn yıllardır Amerika’nın beşinci filosuna ev sahipliği yapıyor ve bu ülkede yaşanacak her türlü gerginlik Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını en ciddi biçimde tehdit edebilir.
Bahreyn rejiminin şii vatandaşlarını bastırması uluslararası camianın sessizliği ile karşılaştığı ve insan hakları örgütleri de bu rejimin cinayetlerine göz yummayı tercih ettiği bir sırada, şeyh İsa Kasım’ın vatandaşlıktan çıkarılması adeta Halife rejiminin geçmişteki tüm cinayetlerini da aydınlatan bir hareket oldu. Halife rejiminin hükümetin esas muhaliflerinden birini yeniden tutuklaması ve bazı insan hakları aktivistlerin Cenevre’de düzenlenen insan hakları konseyi oturumuna katılmalarını engellemesi, hepsi Halife rejimi aleyhinde birer iddianame konusu oldu. Bu arada vefak cemiyeti genel sekreteri şeyh Ali Salman’ın 4 yıllık hapis cezası 9 yıla çıkarıldı, Bahreyn içişleri bakanlığı da dini liderlerin her türlü siyasi teşekküle üyeliği ve siyasi faaliyette bulunmalarını yasak ilan etti.
BBC kanalı ise Halife rejiminin muhalifleri bastırmaya yönelik yeni uygulamaları hakkında yayımladığı yorumunda, Bahreyn’de şii müslümanların azami düzeyde iktidara ortak olmaları ile sonuçlanacak olan siyasi reform dosyasını ebediyen kapatmaya karar verdiği anlaşıldığını belirtti. BBC bu konuda şu ifadelere yer verdi:
Vefak cemiyetinin naçizane reformlara itiraz etmek üzere 2014 parlamento seçimlerini boykot etmesi bu hareketin Bahreyn içinde cüz’i de olsa siyasi hayatının durmasına yol açtı. O günlerde de bir İngiliz yetkili, vefak cemiyeti siyasi çerçevede rol ifa etmeyi reddetmekle aslında siyasi komaya girmeyi göze aldığını belirtmişti.
Öte yandan Suriye ve Irak’ta IŞİD terör örgütünün türemesi Halife rejiminde Amerika ve FKİK üyeleri ve en başlarında Arabistan’a vefak cemiyetinden daha çok ihtiyaç duyduğu algısını oluşturdu. Öte yandan bölgedeki Arap rejimleri de Amerika ve Avrupa ile askeri ve siyasi işbirliğine karşı bu ülkelerin içişlerine müdahale etmemelerini beklior. Nitekim Bahreyn konusunda Batı’nın Halife rejimine yönelik eleştirileri büyük oranda azalmıştı.
Hufington Post gazetei Bahreyn’le ilgili raporunda şöyle yazıyor: Bahreyn’de yeni siyasi krizin yaratılmasının perde arkasında duranın şeyin tam olarak kestirilmesi çok zor, ama son üç haftada Bahreyn rejimi gerginlik yaratan bir çok adım attı ve bu adımların muhalifleri kışkırtmaya yönelik olduğu anlaşılıyor. Bahreyn’in politikaları çok risklidir ve beklenmedik hacimdi protestoları tetikleyerek istikrarsızlığın şiddetlenmesine yol açabilir. Bahreyn rejiminin son hareketleri medeni topluma hakaret ve bu ülkede barışçıl itirazlara vurulan bir darbeydi.
Görünen o ki şimdi Maname’nin Washington ve Londra’daki güçlü müttefikleri artın Bahreyn rejiminin doğru yolda ilerlediğini iddia bile edemiyor. Halife rejimi ayrıca petrol fiyatlarının düşmesinden kaynaklanan mali ve ekonomik sorunlarla uğraşıyor. Fakat gerçek şu ki bölgedeki Halife rejimi gibi totaliter rejimler iktidarı tümüyle kendi tekelinde tutmak istiyor ve bunu hiç kimse ile paylaşmak istemiyor ve bu yolda hatta kendilerine gelecek zararları da göze alıyor.
Hufington Post gazetesi şöyle devam ediyor:
Amerika Dışişleri Bakanlığının Bahreyn’de reformların hakkındaki raporları her türlü muhtevayı içerebilir, fakat arenadaki gerçek, son üç hafta Bahreyn’de yaşanan gelişmeler olduğu kesindir. Aslında Washington bundan bir kaç yıl önce Halife rejimine yeter artık demesi gerekiyordu. Oysa o günlerde Halife rejimi halkın barışçıl itirazlarına tanklar ve toplar ve ordu birlikleri ile cevap vermekle uğraşıyordu.
Bundan bir yıl önce Amerika Halife rejiminin sözde reformları ilerletmeye teşvik etmek için bu ülkeye silah satışı yasağını kaldırdı. Ancak bu hareket şii müslümanları daha fazla bastırmaya yönelik yeşik ışık yakma anlamına geliyordu.
Her halükarda Bahreyn’de durum bir kaç bildiri veya kaygıları dile getirmekle çözümlemekten daha karmaşık olduiğu anlaşılıyor. Amerika bir an önce bir şeyler yapması ve silah ambargosunu tekrar uygulaması ve Maname’ye baskılarını arttırması gerekir. Amerika’nın Bahreyn büyükelçiliği bu ülkede medeni kurumlardan geriye kalan ve hala Halife rejiminin zindanlarının dışında yaşayan insanlarla görüşmeli ve onlara izleyeceği stratejisini anlatmalıdır. Amerika bu insanların düşüncelerini dinlemeli ve Bahreyn’de krizin yayılmasını engellemelidir. Halife rejimi muhalifleri sindirmek ve medeni toplumu yok etmekle ülkede denetimi tam olarak sağlayabileceğini zannediyor oysa bu tür girişimler olumsuz etki yapıyor.
İslam inkılabı muhafızlar ordusu bir bildiri yayımlayarak Halife rejiminin şeyh İsa Kasım’ı vatandaşlıktan çıkarma kararını şiddetle kınadı ve bu kararın Bahreyn’de İslam inkılabının ateşini alevlendireceğini ve kukla rejimin çökme sürecini hızlandıracağını belirtti.
Bildiride şu ifadelere yer verildi: Halife rejimi gibi zalim ve ırkçı bir rejimin vatandaşlık haklarına aykırı olan ve insani olmayan kararı ve Bahreynli şii alim şeyh İsa Kasım’ın vatandaşlık hakkını iptal etmesi İslam dininin değerlerine ve ilkelerine ve ayrıca uluslararası normlara ve Arap dünyasında yaşayan insanların izzet e kerametine aykırıdır. Bu karar sulta düzeni, siyonizm ve Suud hanedanının İslam karşıtı politikalarının ortak ürünüdür.
İslam inkılabı muhafızlar ordusunun bildirisi şöyle devam ediyor:
Kuşkusuz Halife hanedanının şii müslümanların seçkin alimlerini temsil eden bir şahsiyetine karşı akılsızca uygulaması, Bahreyn’de İslam inkılabı meşalesinin daha da alevlenmesine ve bu ülkenin kukla rejimine karşı yıkıcı bir kıyamın şekillenmesine yol açacaktır.
İslam inkılabı muhafızlar ordusu bildirinin devamında yakında Bahreyn milletinin inkılapçı azim ve iradesi ile cani Amerika’nın kuklası olanların zulüm köşklerinin temeli çökeceğini belirterek Halife rejimini, siyonistleri hoşnut eden maceracılıklardan el çekmedikleri ve Bahreyn halkının haklı taleplerine kaşrı teslim olmadıkları durumunda bundan önce İslam beldelerinde diktatörlerin başına gelenlerin onların da başına geleceği konusunda uyardı.015