Siyonist rejimce ezanın yasaklanması ve dini özgürlüğün ihlali
Camilerden ezan sesinin duyulması, Müslümanların dini sembollerinden biri olarak, ibadi ve dini menasiklerden ve farz ibadetlerinden olan namaza çağrıdır.
Bu yüzden değil Siyonist rejim, hiç kimse, Müslümanları bu dini sembollerinden mahrum bırakamaz. Bu hareket insan hakları belgeleri ve evrensel insan hakları bildirgesinin din özgürlüğü ile ilgili maddelerinin açıkça ihlalidir.
Uzun yıllardan beri Filistin halkının temel haklarını ihlal eden ve katliamlar yapan Siyonist rejim, bu günlerde kendi zalimane eylemleri devamında, artık ezanın hoş nağmelerini Mescid-i Aksa'dan duymaya tahammülü yok. Siyonist rejim İsrail yasama komisyonu ırkçı iki ayrı yasayı onayladı ki bunlardan biri Kudüs camilerinden ezanın yayınlanmasını yasaklayan, diğeri ise batı Şeria'da Filistinlilerin arsalarına el koyma yasasıydı.
Sağcı Yahudi Evi partisi üyesi Moti Yugio ve bazı diğer temsilcilerce Korsan rejim İsrail yasama komisyonuna götürülen öneri onaylandı ve nihai onay için Siyonist rejim meclisi Knesset'e götürülecektir.
Söz konusu yasa uyarınca Siyonist rejim, "ses kirliliği ve gürültü" iddiası ile Kudüs camilerinden ezanın okunmasına izin vermeyecektir. Yasa uyarınca ayrıca siyonsit rejim polisi müezzinleri sorgulayabilir, haklarında araştırma yapabilir, ve hatta ağır kararlar ve de para cezası kesebilir. Bu arada korsan rejim elebaşlarından başbakan Benyamin Netanyahu daha önce yasa tasarısının taslağını onaylamıştı.
Din özgürlüğü, insanın en temel ve en ilkel haklarından biridir. Evrensel İnsan Hakları Bildirgesinin 18. maddesinin bir bölümünde şöyle yazılıyor: "Her insanın düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır…" ayrıca BM Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslar arası Sözleşme'nin 18. maddesi 1. bendinde de " Her şahıs düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak bir dine sahip olma yahut kendi seçtiği bir din veya inancı benimseme ve din veya inancını tek başına ya da toplu olarak alenen yahut özel suretle ibadet, uygulama, ayin ve öğretimini sağlama biçiminde açıklama özgürlüğünü de içerir." Geçiyor.
Böylece bu belge ve sözleşmeler, insan hakları çerçevesinde din ve düşünce özgürlüğünü kesinlikle kabul ediyor. Fakat din ve mezhep özgürlüğüne saygı, yeterli değildir, zira söz konusu mezhebe inananlar asla eziyete uğratılmamalıdır.
BM Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslar arası Sözleşme'nin 18. maddesi 2. bendinde de "Hiç kimseye, bir dine sahip olma yahut kendi seçtiği bir din veya inancı benimseme özgürlüğünü ihlal edici baskıda bulunulamaz." Okuyoruz.
Camilerden ezan sesinin duyulması, Müslümanların dini sembollerinden biri olarak, ibadi ve dini menasiklerden ve farz ibadetlerinden olan namaza çağrıdır. Bu yüzden değil Siyonist rejim, hiç kimse, Müslümanları bu dini sembollerinden mahrum bırakamaz. Bu hareket insan hakları belgeleri ve evrensel insan hakları bildirgesinin din özgürlüğü ile ilgili maddelerinin açıkça ihlalidir.
İnsan hakları ile ilgili uluslar arası belge ve bildirgelerde, din özgürlüğü ise, dini ifade, tören ve menasik özgürlüğünün garantörüdür. Evrensel insan hakları bildirgesinin 18. maddesi ise insanın din ve düşünce özgürlüğü hakkını onaylamanın ardından, bu hakkın düşünce, iman, dini törenlerin gerçekleşmesi ve eğitimi özgürlüğünün bireysel veya toplumsal olarak kapsadığını belirtiyor. BM Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslar arası Sözleşme'nin 18. maddesi 1. bendi de bireysel veya toplumsal olarak dini düşünce ve inançların açıklanmasının, ister gizlice ister açıkça ibadet şeklinde resmiyete tanımıştır.
İlahi dinlerde mezhebin açıklanması ise dini ibadetler ve menasikler şeklinde beyan edilmektedir. Bu yüzden Müslümanların dini ibadetlerinin yapılması veya açıklanmasının, her hangi bir şekilde engellenmesi ise inanç ve mezhep özgürlüğün açıkça ihlalidir.
Fakat Siyonist rejimin eylemleri, daha çok onların Filistin halkına karşı ırkçı, ayırımcı ve işgalci özelliklerinden kaynaklanıyor. Siyonistlerin ırkçı özelliği ise onların hatta ezan sesine ve Filistin halkının kendi topraklarında dini vecibelerini yerine getirmesine tahammül edemeyecek kadar derin ve yoğundur. Tabi ki bu hareket ve karar, uluslar arası belgeler ve yasalara da tamamen aykırıdır.
Evrensel insan hakları bildirgesi, BM'in ilk insan hakları belgesi olarak her şeyden önce insanların eşitlik ilkesine vurgu yaparak, 2. maddesinde açıkça şöyle diyor:
Herkes, ırk, renk, cins, dil, din, siyasal veya diğer bir inanç, ulusal ya da toplumsal köken, servet, doğuş ya da herhangi başka bir durumdan dolayı ayrıma uğramadan, bu bildiride ilan olunan hak ve özgürlüklerden yararlanma hakkına sahiptir.
İnsan hakları açısından din ayırımı, bir yandan gelen olarak temel özgürlükler ve haklardan yararlanmada ayırımın olmadığı ilkesini ihlal ederken, diğer yandan da özel olarak din ve mezhep özgürlüğünü çiğnemekte.
İnsan hakları ile ilgili bir çok belgede, ırk, renk, milliyet vb. konuların yanı sıra, din, insan haklarından yararlanmada ayrımın kaynağı olamaz ve bu konu açıkça vurgulanmıştır. Tabi ki ayırımın bir çok örnekleri söz konusudur. Bu konu bazı özel dinlere mensup kişilere karşı direkt şiddet uygulanması ve hatta bazen cezalandırılmasından, dolaylı olarak kültürel faaliyetler ve istihdam konulara kadar geniş bir yelpazeyi kapsayabilir.
Din veya İnanca Dayalı Müsamahasızlığın ve Ayırımcılığın Bütün Şekilleriyle Ortadan Kaldırılması Hakkındaki Bildiri'nin 4. maddesinde şöyle okuyoruz:Bütün Devletler, medeni, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel hayatın bütün alanlarında insan haklarının ve temel hürriyetlerin tanınması, kullanılması ve bunlardan yararlanma bakımından din veya inanç sebebiyle ayırımcılığı önlemek ve ortadan kaldırmak için etkin tedbirler alacaklardır.Bildirinin 3. maddesinde de dini ayrımcılığı, evrensel insan hakları bildirgesi ve diğer anlaşmalarda kaydedilen insan hakları ve temel özgürlüklerin ihlali olarak görüyor.
Mescid-i Aksa'dan ezanın yasaklanması yasası tabi ki bir çok tepki ve kınamalara sebep oldu. 1948 işgal topraklarında İslami hareket de böyle ırkçı bir yasanın uygulanmasına asla izin vermeyeceklerini belirtti. Hareket tarafından yayınlanan bildiride ezanın İslam dininin ilkelerinden olduğu belirtiliyor.
Bu arada Filistin Fetih hareketi liderlerinden Rafet Olyan da Kudüs'ten ezanın yasaklanması yasasını, bir dini savaş olduğunu belirterek, işgalcilerle çatışma mahiyetinin değişmesi konusunda uyarıda bulundu. Fetih hareketi eski sözcüsü işgalcilerin ezana getirdikleri yasağın, bir dini savaş olduğunu belirterek, özerk teşkilat yetkilileri ve tüm Filistinli grupların, işgalciler ile çatışmanın mahiyetini değiştirecek kararlara karşı mücadele etmeleri gerektiğini söyledi.
Diğer yandan Kudüs ve işgal toprakların büyük müftüsü şeyh Muhammed Hüseyin de ezan yasağının Siyonist rejim kabinesinde onaylanmasına tepki gösterdi. Şeyh Muhammed Hüseyin söz konusu yasanın onaylanmasının, camileri yakmak, yıkmak ve kapatmak anlamında olduğunu ifade etti.
Siyonist rejimin Mescid-i Aksa'dan ezan yasağı ile ilgili ırkçı kararının onaylanması ardından, Filistin İslami direniş hareketi Hamas da başta Mescid-i Aksa olmak üzere Kudüs camilerinden ezan yasağı ile ilgili yasa tasarısının onaylanmasını, Kudüs'ün İslami kimliği ve kutsal özelliklerinin değiştirilmesi yönünde tehlikeli bir girişim olduğunu duyurdu.
Hamas sözcüsü Abdullatif Kanu'u bu bağlamda yayınladığı bildiride, böyle ırkçı bir yasanın onaylanmasının, Müslümanların dini ilkeleri ve ibadet işlerine açıkça müdahale sayıldığını, bunun dünya çapındaki tüm Müslümanların rencide olması ve duygularının zedelenmesine sebep olacağını söyledi.
Hamas yetkilisi, bu yasanın, Filistin halkının dini ve tarihi tüm meşru hakları ve Filistin kutsallıklarına desteği vurgulayan tüm uluslar arası yasalar ve sözleşmelerin açık ihlali olduğunu belirterek, bunların en son örneğinin ise, bu caminin sadece Müslümanlara ait olduğu ve Yahudilerle hiçbir bağlantısının olmadığını belirten UNESCO'nun Kudüs ve Mescid-i Aksa hakkındaki bildirisi olduğunu ifade etti.
Hamas sözcüsü Abdullatif Kanu'u Kudüs camilerinden ezan okunmasının yasaklanmasını öngören yasaların onaylanması hakkında uyarıda bulunarak, tüm uluslar arası toplum ve hukuki kuruluşlardan, bir an önce Siyonist rejimin Kudüs kutsallıklarına ve camilerine saldırılarını durdurmalarını istedi.
Bazı uzmanlara göre Siyonist rejimin yeni kararı, aslında İslam ümmetine bir meydan okuma ve savaş ilanıdır, üstelik dünya toplumunun çelişkili tutumları, Siyonist rejimi ırkçı siyasetlerini sürdürmede daha da küstahlaştırmıştır. Kudüs camileri ve İslam ümmetinin simgelerinden olan Mescid-i Aksa'dan ezan okunmasının yasağı ise Siyonist rejimin İslam dünyası ile savaşı anlamındadır. Bu şartlarda ise tüm İslam ümmeti, Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya destekle sorumludur.