Suriye muhalifleri neden Halep’in kurtuluşundan rahatsız?
Halep kenti dört yıl beş ayın ardından sonunda 13 Aralık gününde teröristlerin işgalinden kurtuldu. Ancak Halep’in kurtuluşu Suriye nizamının muhaliflerin derinden kaygılandırdı ve sert tepkilerine sebep oldu.
Halep kenti Temmuz 2012 tarihinde Doğu ve Batı olmak üzere iki bölündü. Kentin batısı Suriye yönetimi ve doğusu tekfirci teröristlerin eline geçti. Şimdi ise Halep’in doğusu teröristlerin işgalinden kurtarıldıktan sonra Suriye yönetimi kentin üzerinde tam denetim sağlamayı başardı.
Halep kentinin kurtuluşu çok önemli bir gelişmeydi, öyle ki Batı medyası Halep’in kurtuluşunu Beşar Esad için büyük zafer ve Suriye yönetiminin muhalifleri ve hamileri için büyük hezimet olarak açıkladı.
Independent gazetesinde bir makale yayımlayan Robert Fisk, Suriyeli muhaliflere destek veren medya organların Halep’in kurtuluşu için kentin muhaliflerin elinden geri alındığını yazmak yerine kentin Suriye ordusu tarafından düşürüldüğü gibi terimleri kullandıklarını, fakat Palmira’nın yeniden IŞİD’in işgaline uğramasına dahi kentin IŞİD tarafından geri aldığı tabirini kullandıklarını, oysa asıl burada Palmira’nın tekfirci teröristlerce düşürüldüğünü yazmaları gerektiğini belirtti.
Öte yandan Arap ve Batılı yetkililer de Suriye ordusu ve müttefiklerinin Halep’i teröristlerin pençesinden kurtarmalarına rağmen bu gelişmeye ve zafere olumsuz tepki gösterdi. Hatta BM genel sekreteri Ban Ki Moon BM güvenlik konseyinin Fransa’nın talebi üzerine ve sadece Halep kurtarıldıktan hemen bir gün sonra 14 Aralık tarihinde düzenlediği oturumda Suriye karşıtlarına yaptığı yalakalıkta BM Halep’te sivillerin korkunç acılara maruz kaldığına yönelik duyumlar aldıklarını ve tüm tarafların Halep’te katliam tabir ettiği durumun engellenmesi için çaba harcamaları gerektiğini ileri sürdü.
Şimdi akla gelen soru, Halep’in kurtuluşuna gösterilen bu olumsuz tepkinin nedenidir. Neden Suriye karşıtları açıkça Halep’in kurtuluşundan kaygı duyduklarını dilendiriyor? Halep’in kurtuluşu Suriye nizamı ve müttefikleri için ne gibi getirileri vardır ki muhalifler ve özellikle Amerika bu denli perişan bir halde tepki gösteriyor?
Halep, Suriye’nin en önemli bölgelerinden biridir ve Suriye yönetiminin teröristlerle mücadele sürecinde ayrı bir önem arz etmektedir. Halep Şam’ın 310 km uzaklığında yer alıyor ve Türkiye ile sadece 54 mesafede bulunuyor. Teröristlerin hamileri Türkiye sınırlarından Suriye’de teröristlere silah ve terörist göndermek için yararlanıyordu. Teröristler de bu desteklerden yararlanarak Suriye’de terör ve yıkıcı faaliyetlerini sürdürmekteydi.
İktisadi açıdan, Halep Suriye ekonomisinin ana damarı ve bu ülkenin mali merkeziydi. Eskidan Suriye’den yapılan ihracatın %60 kadarı bu kentten yapılıyordu. Bu yüzden terör örgütleri ve hamileri Halep üzerinde özel hesap açmıştı. Zira bu kentin işgali Suriye yönetimine iktisadi açıdan baskı uygulamak anlamına geliyordu.
Askeri açıdan bakıldığında da, Halep Suriye’nin önemli askeri tesisleri ve akademilerine ev sahipliği yapıyordu. Esad askeri akademisi gibi önemli askeri akademiler bu kentte bulunuyordu. Halep ayrıca Suriye yönetiminin önemli mühimmat depolarına da ev sahipliği yapıyordu. Halep aynı zamanda Suriye içinde terörist ve silah sevkiyatı bakımından önemli bir merkezdi.
Halep’te bulunan askeri tesislere, kentin güneybatısında Teftnaz askeri üssü, kentin çevresinde Cerrah hava üssü, kentin batısında Suriye polis akademesi kompleksi ve yine Han Asel bölgesi ve kentin doğusunda askeri teknik akademi gibi askeri tesisleri örnek vermek mümkün. Özetle Halep deniz kuvvetleri dışında Suriye silahlı kuvvetlerinin en önemli eğitim merkeziydi.
Halep’in bu özellikleri ve önemi itibarı ile Suriye nizamının karşıtları için önemli bir kentti ve bu yüzden kurtuluşu da bir o kadar muhaliflerin açısından önemli sonuçları olacaktı.
2013 yılında Kasir ve Yebrud operasyonları Kalemun bölgesinin kurtuluşu ile sonuçlandığında, teröristlerin Lübnan ve Akdeniz’den aldıkları silah ve mühimmatın yolu kesilmiş oldu. Şimdi ise Halep’in kurtuluşu ile beraber teröristlerin Türkiye sınırlarından Suriye içine gönderilen silah ve mühimmatın önemli bir güzergahı daha tıkanmış oluyor.
Öte yandan Suriye ordusunun Halep’te zafer etmesi ile beraber Halep ve Şam ve ardından da İdlib ve çevrelerinin kurtuluşu için zemin hazırlanmış oluyor. Gerçekte Halep’in kurtuluşu İdlib’de çöreklenen teröristleri daha da zor durumda bırakacağı anlaşılıyor.
Amerika’nın Suriye’deki son büyükelçisi Robert Ford, Halep kurtulduktan son Suriye ordusu en geç bir yıl içinde İdlib’i de kurtaracağını belirtiyor.
Öte yandan Halep’in kurtuluşu gerçekte Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın halk arasında makbuliyetine ve meşruiyetine katkı sağlayacağı kesindir. Bu durum aynı zamanda Beşar Esad’ın Suriye’de teröristlerle mücadelede ve bu ülkeyi yönetmekte yeteri kadar güçlü olduğunu ve bunun benimsenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Dolaysıyla Halep’in kurtuluşu pratikte Beşar Esad’ın iktidardan uzaklaşması gerektiği konusunu rafa kaldırıyor. Öte yandan muhaliflerin bundan önce gündeme getirdikleri ve Halep’i ikinci Bingazi yapmaya yönelik planları da bozguna uğramış oluyor. Gerçekte Halep’in kurtuluşu Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına da katkı sağlıyor.
Halep zaferi aynı zamanda Fua ve Keferya kentlerinde teröristlerin kuşatması altında acı çeken insanların durumunu da etkiliyor. Bu iki kentte yaşayan şii müslümanlar iki yılı aşkın bir süredir İdlib eyaletinin kuzeybatısında teröristlerin kuşatması altında bulunuyor ve her iki kentte insani faciadan söz ediliyor. Halep kurtarıldıktan sonra Suriye yönetimi teröristlerle yaptığı pazarlıkta Halep’in doğusunda kuşatma altına alınan beş bin teröristin ancak hafif silahları ile ve ağır silahlarını bırakarak bölgeden çekilebileceğini ve bunun karşılığında Fua ve Keferya’da 1200 hasta ve yaralının tahliye edilmesine izin vermeleri gerektiği üzerine öneride bulundu. Halep’te zor durumda kalan teröristler ise bu öneriyi kabul etmek zorunda kaldı. Bu gelişme de Suriye ordusu için stratejik bir zaferdi ve Suriye halkının orduya yönelik güven duygusunu daha da arttırdı.
Suriye ordusunun Halep operasyonunda zafer kazanması iç arenaya dönem en önemli sonucu, bu zaferin Suriye ordusu ve müttefikleri ve Suriye milletinin moralini yükseltmesiydi. Oysa bu stratejik zafer teröristlerin ve hamilerinin üzerinde olumsuz tesirleri oldu ve olacaktır.
Gerçekte Suriye ordusunun Halep’te zaferi ve Irak’ta devam eden Musul operasyonu bir nevi birbiriyle kenetlendi ve bu zaferler Suriye ve Irak ordularını teröristleri bozguna uğratma konusunda daha da ümitvar ederken, teröristlerin cephesinde ihtilafları arttırdı ve şimdi teröristler Irak ve Suriye’de yolun sonuna geldiklerini kara kara düşünmeye başladı.
Halep’in kurtuluşu bölgesel bazda da direniş ekseninin takviye edildiği ve Arabistan’ın başını çektiği uzlaşma ekseninin bozguna uğradığı anlamına geliyor. Nitekim Arap medyası ve özellikle Arabistan ve Katar medyasının Suriye ordusunun Halep zaferine gösterdiği tepki ve bu zaferi kentin Suriye ordusunca düştüğü şeklinde bir yaklaşım sergilemesi, bu ülkelerin Halep zaferini İran liderliğindeki direniş ekseninin zaferi şeklinde algıladıklarını ortaya koyuyor.
Halep zaferi bölgesel bazda aynı zamanda Rusya’nın ABD’ye karşı zaferi anlamına geliyor. Suriye ordusuna teröristlerle mücadelede hava desteği sağlayan Rusya bu zaferle birlikte uluslararası düzeyde pazarlık gücü artmış oluyor. Rusya Suriye’nin askeri sahasında ifa ettiği rolünden başka siyasi arenada ve özellikle BM güvenlik konseyinde Halep kurtuluşundan önceki beş yıllık Suriye krizi sürecinde beş kez konseyin Suriye aleyhinde çıkarmak istediği kararnameleri veto etti ve Batı’nın Suriye yönetimi üzerindeki baskılarını arttırmasına engel oldu.
Uluslararası arenada Halep’in kurtuluşu Rusya’nın büyük zaferi olarak algılanırken, bu zafer aynı zamanda ABD’nin stratejik hezimeti şeklinde yorumlanıyor. İngiliz yazar Robert Fisk Independent gazetesinde şu ifadelere yer verdi:
Amerikalılar IŞİD teröristlerine Irak’ın Musul kentinden ayrılarak Suriye’ye geçmelerine ve tekrar direniş güçlerinin mevzilerine saldırmalarına izin vermek istiyordu. Bu olay bir kaç gün önce yaşandı ve IŞİD Palmira kentini tekrar işgal etti. Hatta Amerikalı bir General Haşedul Şaabi güçleri teröristlerin Irak’tan Suriye’ye geçişini engelleyebileceğinden kaygı duyduklarını açıkladıl
Genel bir değerlendirmede, Halep’in kurtuluşu Suriye’de güç dengelerinin Şam yönetiminin lehine değiştirdiğini ve teröristlerin elini zayıflattığını söylemek mümkün. Gerçekte Halep’in kurtuluşu Suriye’de bir nevi teröristlerin yok oluş sürecinin başlangıcı sayılır, ancak ne var ki bu durum tabi ki Arabistan ve Katar gibi bazı bölge ülkeleri ve Amerika gibi bölge dışı güçlerin stratejik çıkarlarına aykırıdır.