Libya devriminin 6. yıldönümü
Mummer Kaddafi'nin 20 Ekim 2012 ölümüyle Libya'da dikta dönemi kapandı, yeni asır başlamış oldu. Buna rağmen Libya'nın şimdiki durumuna baktığımızda, bu ülkedeki şartlar, Libya'da hükümetin iflas ettiğini ve başarısız olduğunu görmekteyiz.
Libya devrimi 7. yılına girerken ülkede ne güvenlik var, ne siyasi ve sosyal sebat, ne de ekonomisi gelişmiş, hatta bu ülkede ulusal bir hükümet kurulmuş gibi gözükmüyor.
Aralık 2015'teki Sahirat anlaşmasında pratikte yenilgiye uğramıştır ve ulusal birlik hükümeti Libya'da kurulmuş değil, hatta Libyalı gruplar ve şahsiyetler, müzakere ve diyalog için anlaşma gücü ve kabiliyetine sahip değiller.
Bazı analistler, özellikle Arap ve Batı ülkelerindeki analistler, Libya'nın bugün içine düştüğü durumu "Muammer Kaddafi gibi otoriter bir yöneticinin olamayışı"na bağlıyorlar, ancak esasında, Libya'nın mevcut durumu, Kaddafi'nin 40 yıllık diktatörlüğü ve de NATO gibi dış güçlerin bu ülkenin işlerine 2011'de karışmasının sonuç ve ürünüdür.
Muammar Kaddafi, yaklaşık 40 yıl Libya'da hükümetini sürdürdü, ancak bunca uzun süren iktidarında bir anayasaya Libya şahit olmadı, Kaddafi sadece kişisel düşünceleri ve keyfi kararlarıyla ülkeyi yönetmeye çalıştı.
Muammer Kaddafi defalarca Arap dünyasının lideri olarak kendini ilan etti, ancak Libya modern ve donanımlı bir orduya sahip değildi. deneyimli komutanlar ve güçlü bir ordunun olmayışı, Kaddafi sonrası Libya için büyük bir sorun oldu, zira bu durum, Libya'nin teröristler, Kaçakçılar ve terörist grupların liderlerinin cirit attığı bir alan haline gelmesine neden oldu.
Bunun sonucunda, terör örgütü IŞİD, Libya'nın bazı yerlerini işgal etmiş oldu.
Libya'da güçlü ve modern bir ordunun kurulması için gruplar birbiriyle anlaşmak yerine her grup farklı bölgelerde yerel komiteler kurdu ve bu komiteler, belli bir kurumsal yapıya sahip değil ve sadece belli bir bölgenin güvenliğini sağlamakla sorumludur. Güvenlik ve askeriye alanındaki bu şartlar, Libya'da muhtelif ebatta fesadın artmasına, güvenliğin yerli hale gelmesi ve ulusal kimliğin bu ülkede yok olmasına neden olumşutr.
Kaddafi, Libya'yı sivil toplum kuruluşları ve hatta modern bir parlamento olamadan yönetti. Kaddafi her şeyden ziyade, Libya'nın aşiretsel yapısına dayanarak ve aşiret liderlerini kendine bağımlı hale getirerek, diktatörlük hükümetine karşı ciddi muhalefetin oluşmasına mani oldu.
Libya'daki mevcut sorunlarından biri, Kaddafi'nin ölümünden sonra bu ülkede iktidara gelen kişiler, bir taraftan yeteri kadar siyasi deneyim ve tecrübeye sahip olmazken diğer yandan bu ülkede ulusal bir kimlik oluşturmak amacıyla aşiretsel kuralları gözardı etmeye çalıştılar, ancak 40 yılı aşkın bir süredir, aşiretsel bir yapı ve gelenek şartları altında yaşayan ve bu sisteme bağlılıklarını gösteren bir halkı kısa bir sürede modern bir hükümet çerçevesinde yaşamaya hazırlamak imkansızdır. Buna göre, 2012 yılında kurulan hükümete karşı ilk muhalefetler, bölgesel ve aşiretsel grupların pay istemesiyle başladı, ayrıca, Ağustos 2014'te Libya ulusal kongresi üyelerinin davranış modeli ve ardından paralel hükümet ve meclisin kurulması, Libya'daki siyasi grupların seçimler üzerinden demokratik rekabete ve ulusal bir hükümet çerçevesinde modern bir siyasi yapıyı oluşturmaya rekabet için hazır olmadığını gösterdiler ve hatta Libya'daki gruplar arasında silahlı rekabetler gelinen noktada yaşanmaktadır.
Libya'nın içinde bulunduğu şartları ele alıp, analiz eden uzmanlar ve gözlemcilerden bazıları,Libya'nın şimdiki anarşik durumdan çıkış yolunun Batılı güçlerin müdahalesiyle ilgili olduğu kanaatindedir.Oysa Libya'nın bu duruma sürüklenmesinin en önemli nedenlerinden biri, Batılı güçlerin müdahaleci girişimleri ve tavırları olmuştur. İngiltere Parlamentosu Dış İşler Komitesi 2016 yılında ayrıntılı bir rapor yayınlayarak, NATO ve Batı'nın Libya krizine askeri müdahalesini eleştirerek, Libya'daki bugün yaşanmakta olan sorunların bir bölümünün Batı'nın 2011 devrimi sırasında bu ülkeye askeri müdahalesinden kaynaklandığını bildirdi. Batılı güçler, Arap müttefikleriyle birlikte 2011 yılında 1973 sayılı kararnamesi uyrınca Libya'daki iç savaşa girmiş oldular ve Muammer Kaddafi yönetiminin düşürülmesinde önemli rol ifa ettiler, ancak bu güçler, Kaddafi'nin ölümünün ardından Libya'da kurulan ve derin deneyim ve tecrübesi olmayan yeni yönetime teknik yardımlarda bulunmadılar, ayrıca yeni Libya hükümetine ekonomik destek sunmaktan kaçındılar. Oysa Libya her şeyden ziyade ulusal bir hükümetin kurulması ve zıt çıkarların üstesinden gelinebilmesi için siyasi teknik yardımlara ihtiyacı vardı. Başka bir deyişle, Batılı güçler, Kaddafi sonrası Libya'da güvenlik ve siyaset alanlarında yeni alt yapıyı oluşturma anlamında hiçbir şey yapmadılar ve böylece bu ülke siyasi kargaşa ve keşmekeş ortamına sürüklenmiş oldu.
Ayrıca, NATO'nun Libya'ya askeri müdahalesi, ülkenin ekonomik alt yapısının yok olması ve Libya halkı için ciddi geçim sorunlarının patlak vermesine neden olmuştur.
Bu bağlamda, ABD'nin eski Başkanı Barak Obama, Nisan 2016'da Fox News'e yaptığı bir açıklamada, ABD'nin Libya'ya 2011'deki askeri müdahalesi ve bu ülkeye yönelik politikalarını kendi yönetiminin " dış politikasının en büyük hatası" olarak niteledi.
Obama , başkanlığı boyunca yaptığı en büyük hatanın, 2011 yılında Libya lideri Muammer Kaddafi'nin devrilmesinden sonraki süreç için plan yapmamak olduğunu söyledi.
Libya'ya 2011 yılında yapılan müdahaleyle ilgili yorumunda Obama, başkanlığı dönemindeki en büyük hatayı, "Libya'da (Kaddafi'nin devrilmesinden) sonraki gün için plan yapmakta başarısız olmamızdı" şeklinde nitelendirdi.
"Libya müdahalesi sonrası için daha fazlasını yapabilirdik" ifadelerini kullanan Obama, Kaddafi sonrasına hazırlıksız girildiğini bir bakıma "itiraf" etmiş oldu.
O tarihlerde, Atlantic dergisinde yayımlanan özel mülakatında da Libya hakkındaki görüşlerini dile getiren Obama, bazı AB liderlerini "dikkat dağıtıcı olmakla" itham etmiş, Libya'daki kaosun ortaya çıkmasında bu ülkelerin de payı olduğunu ima etmişti.
Fransa ve İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkeler, Libya'ya askeri müdahale ile herşeyden çok kendi çıkarları ve ekonomilerini düşünüyordu ve Libya'nın petrol kaynaklarını ele geçirmek için bazı ülkelerle yarışıyordu. Buna ilaveten, Sarkozi, Libya'daki savaş komutasını üstlenerek, bir anlamda güç gösterisi yapmaya ve bir nevi ABD'nin 2003'te Irak'taki rolünü, Libya'da ifa etmeye çalışıyordu.
Ancak gerçekte, Libya gelinen noktada, Somalileşmemesi için ulusal bir otoriter hükümetin kurulmasına ihtiyacı var, ancak bu hükümetin cinsi Muammer Kaddafi'nn dikta yönetiminin cinsinden olmamalıdır.
Şu sıralarda bir kez daha Batı'nın Libya'ya askeri müdahalesi sinyalleri yeniden geliyor, oysa Libya'nın Batı'nın askeri müdahalesi değil, halkın yaşam şartlarının iyileşmesi ve ekonomik sorunlarının azalması için Batı'nın ekonomik yardımına ihtiyacı var.
Daha önce görüldüğü gibi Libya'ya askeri müdahale, bu ülkenin durumunu daha da kötüleştirebilir.