Küresel mesajları olan 6. uluslararsı Filistin intifadasına destek
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i63364-küresel_mesajları_olan_6._uluslararsı_filistin_intifadasına_destek
6. Uluslararası Filistin intifadasına destek konferansı, Filistin meselesinin Arap ülkeleri ve İslam dünyasının öncelikli konusuna yapılan vurgu ile sona erdi.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Mart 03, 2017 15:47 Europe/Istanbul

6. Uluslararası Filistin intifadasına destek konferansı, Filistin meselesinin Arap ülkeleri ve İslam dünyasının öncelikli konusuna yapılan vurgu ile sona erdi.

6. Uluslararası Filistin İntifadasına Destek konferansı geçtiğimiz hafta Salı günü İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyid  Ali Hamenei, yürütme, yasama ve yargı erkleri başkanları, Hasan Ruhani, Ali Laricani, Ayetullah Amoli Laricani’nin katılımı ile “ Hep birlikte Filistin’e destek” sloganı ile Tahran’da düzenlendi. Konferansa çeşitli ülkelerden 80’den fazla heyet ve 700 yabancı misafir katıldı.

…”Günümüz dünyasında Filistin halkının siyasi olarak desteklenmesinin taşıdığı önem hakkında asla gaflete düşülmemelidir. Müslüman halklar ve diğer özgürlük yanlıları farklı üslup ve yöntemlere başvursalar da yine ortak bir hedef etrafında bir araya gelebilirler. Bu hedef Filistin'dir ve onun kurtarılması için çaba harcamak zaruridir.”

İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei konferansın açılışında yaptığı konuşmada, bu önemli konuya değinerek, bazı İslam ülkelerinde yaşanan krizlere işaretle, bu krizlerin devam etmesi ile, Filistin meselesi ve kudüs işgalini sonlandıran kutsal ülkülerin silikleşmemesi gerektiğini belirtti. Ayetullah Hamenei, “Bu buhranların sonucuna dikkat edildiğinde mevcut durumdan hangi güçlerin yarar sağladığı anlaşılabilir. Siyonist rejimi bu bölgede oluşturanlar, uzun süreli çatışmalara yol açarak bölgenin sebat, istikrar ve ilerlemesini önleyip, şimdi de yeni fitnelerin ardında yer almışlardır. Bölge milletlerinin yetenek ve gücünü etkisiz hale getirme amacı ile süren yersiz ve abes çatışmaları körükleyen fitneler…” şeklinde konuştu.

Image Caption

Filistin’in hüzün dolu geçmişi 15 mayıs 1948 tarihinde başladı; Filistinlilerin acı ve elemlerinin başladığı Filistin bölgesindeki asıl sakinlerinin dünya güçlerinin sessizliği karşısında katliam ve avareliğinin Siyonist çetelerce başladığı gün. İslam inkılabı rehberinin de belirttiği gibi bu elem dolu acı hikaye daha bitmemiştir. İslam inkılabı rehberinin de belirttiği gibi bu acı dolu hikaye daha bitmemiştir. Gazze, Filistin halkı ve bu günlerde bu İslam beldesinde yaşananlar, masum kadın, erkek ve çocukların katliam edilmesinin insanlığa karşı işlenen cinayetin doruğudur, yaşananlar ise çok acı ve elem vericidir.

İntifadayı destek oturumunda Filistin direniş liderleri ve bilginleri ayrıca İslam inkılabı rehberinin konuşması ve cumhurbaşkanının açıklamasında intifada ile ilgili beyan edilen gerçekler, korkular ve umutlar, Filistin kaderinin unutulamayacağı veya gözardı edilemeyeceğini hatırlatıyor.

Gasıp Siyonist rejim, Filistin ve Lübnan’da işlediği cinayetler, sığınmacı kamplarını bombardıman etmesi, Filistin sınırları içinde ve dışında adam kaçırma ve yağma ile, hiçbir insani değer yargıları ve uluslararası yasaya bağlı olmadığını gösteriyor.

Filistin istatistik merkezinin yayınladığı son verilere göre Filistin halkının %41,22’si, Siyonist rejimin işgalciliği nedeni ile avare hayatı yaşıyorlar. BM Yakın Doğu Filistinli Mültciler için Yardım ve İş Dairesi UNRWA’nın son verilerine göre Ajans listesine 5 milyondan fazla Filistinli kaydedilmiştir.

kendi haklarını savunmak amacı ile, uzun yıllar boyunca zor ve çetin mücadele ile bir çok engel ve soruna göğüs geren Filistin halkı için intifadadan başka bir çözüm yolu kalmamıştır. Filistin’in günümüzdeki kaderi, aslında mazlum halkların kaderi konusunda uluslararası hukukun gözardı esilmesi ve uluslararası kurumların işlevsizliğinin bir yansımasıdır.

Filistinliler direniş ve çelik gibi azimleri ile Siyonist israil’in Filistin topraklarını yutma hesaplarının tümünü boşa çıkarttı. Filistin halkı, bu mukaddes topraklardaki hakları ve bağımsız yönetimin kurulmasına yasal haklarından asla vazgeçmeyeceklerini dünyaya gösterdiler, zira bu hak ne pazarlık konusu olabilir ne de gözardı edilebilir.

İntifadanın devamı önemi ve Siyonist rejimin şom planlarının sürmesi konusunda dikkat edilmesi gereken bir diğer konu, Amerika ve Siyonist rejimin bölgeyi parçalayarak sulta planlarının tanınmasıdır. Örneğin 2000 yılında oğul George Bush’un Büyük Ortadoğu Planı ve 90’lı yıllarda Siyonist rejimi eski başbakanı Şimon Perez’in bu doğrultudaki Yeni Ortadoğu Planı, sürekli terörist ve tekfirci gruplar tarafından sürdürülmekte.

Siyonist rejimin eski hüsranları göz önüne alındığında bu planlara dikkat edilmesi gerekiyor. Zira ilk başlarda ve 1948, 1956, 1967 ve 1973 yıllarında Siyonistlerce kazanılan zaferler ve 1982 yılında lübnan’da geniş çaplı hızlı ilerlemeye karşın 2000 yılında G. Lübnan’dan adeta kaçmak zorunda kaldı ve 2006 yılında da Lübnan hizbullah’ının direnişi ile hayatının en büyük yenilgisini tattı.

Fransız ünlü tarihçi, düşünür ve araştırmacı Roje Garodi (Roger Garaudy), “İsrail dosyası, siyasi Siyonizm” adlı kitabında, siyonizm’in, batının Ortadoğu’ya sulta kurarak bölgenin zenginliklerini yağmalayarak kendi yaşamını sürdürmek hedefi ile II. dünya savaşında Siyonist İsrail kalıbında, sırf siyasi bir olgu olarak dönemin Britanya tarafından kurulduğunu ve emperyalizm ile Yahudi kapitalizmin zaruri ilişkisi sayesinde hayatına devam ettiğini belirtiyor.

Image Caption

Filistin topraklarının gasp edilmesi devamındaki kışkırtıcı hareketler, bu toprakların tarihi ve medeniyet kimliğini değiştirmeye dayalı güdümlü çalışmalar ise dünya barışı ve güvenliği için yıkıcı sonuçları olmuştur. Şimdi de Siyonistler, dünyayı, Filistinlilerin topraksız ve hüviyetsiz avareleri olarak hayat sürdürenler olduğuna inandırmaya çalışarak, direnişi terörizm olarak dayatmaya, böylece uzlaşma sürecini dayatmaya çalışıyor.

Hali hazırda Siyonist rejim pasif bir tutumda bulunuyor. İslam inkılabı rehberi de Siyonist rejimin çöküş sürecindeki emarelere ve başta Amerika olmak üzere önemli müttefiklerinin zaafına işaretle, şöyle dedi: Siyonist rejimin çöküşüne dair emarelerin ortaya çıkması ve başta Amerika olmak üzere Siyonist rejimin asıl yandaşlarının zaafa düşmesiyle birlikte dünya atmosferinin de yavaş yavaş Siyonist rejimin düşmanca, yasalara sığmayan ve insanlık dışı eylemleri karşısında tavır koyma eğiliminde olduğu gözlenmektedir. Elbette, dünya toplumu ve bölgedeki ülkeler henüz bu insani mesele karşısındaki sorumluluklarını yerine getirememişlerdir.

İslam inkılabı rehberinin de belirttiği gibi, “Bu toplantının değerli sonuçlarından biri İslam dünyasının ve dünyadaki özgürlük yanlısı insanların birinci önceliği olan Filistin davasının söz konusu edilmesi ve Filistin halkının haklı mücadelesi ve hak arayışının desteklenmesi hedefi yolunda gönül birliği sağlanmasıdır.”

Ayetullah Hamenei “kanser tümörü Siyonist rejimin gelişme sürecine” işaretle, onun günümüzde bir belaya dönüştüğüne değinerek, “dermanı da aşamalı olmalıdır ki birkaç intifada ve direnişin sürmesiyle çok önemli aşamaları tecrübe etmiştir. Bu direniş şu anda fırtına gibi ilerlemekte olup, diğer hedeflerine doğru Filistin'in tam olarak kurtuluşuna dek mücadelesini sürdürecektir.” Şeklinde konuştu.

İran İslam cumhuriyetine göre Ortadoğu’da kapsamlı ve adilane barışın sağlanması, ancak ve ancak, Filistin işgalinin son bulması, tüm Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin katıldığı referandum ile bu halkın kendi kaderini belirlemesi, avarelerin kendi vatanlarına geri dönmesi ve kudüs şerif başkentli tek parçalı Filistin ülkesinin kurulması gibi tüm haklarının ihya edilmesi ile gerçekleşebilir. İslami İran cumhurbaşkanının da vurguladığı gibi, Filistin haklarının ihya edilmesi için tüm Müslümanların önünde çok çetin bir yol bulunuyor, fakat kendi haklarını savunmak için cihad yolunu seçen bir millet, başarılı olacaktır; ve Filistin halkı da kendi yolunu doğru seçmiştir.