7. yılında, Suriye krizi - 1
Suriye krizi Mart 2017'de 7. yılına giriyor. Bu yüzden Suriye krizini önemli kılan nedenler ve de bu krizden çıkış yolunu iki ayrı bölümde ele alarak, değerlendirmeye çalışacağız.
Suriye'nin önemi iç, bölgesel ve bölge dışı olmak üzere 3 ayrı düzeyde ele alınabilir.
İç düzeyde; Suriye coğrafi olarak Lübnan, işgal altındaki Filistin, Türkiye ve Irak ile ortak sınırları olan bir ülke olduğu için önemli bir konum ve yerde yer alıyor ve bu ülkeyi önemli kılan nedenlerden biri jeopolitik durum ve konumudur. Bu konu, Suriye'nin Lübnan'ın işlerinde etkin bir aktör olmasına neden oldu, ayrıca Siyonist rejim için de Suriye ve özellikle siyasi sistem ve yapısı ve de kimin iktidarda olması önemlidir. Suriye'de Beşar Esad yönetiminin özelliklerinden biri, dış ilişkiler ve uluslararası münasebetler açısından bağımsız bir aktör olmasıdır, Esad yönetimi hiçbir zaman Siyonist rejim ile gizli veya açık ilişkisi olmamıştır. Bu özelliği Suriye yönetimini diğer Arap yönetimlerinden farklı kılıyor. Bu yüzden Batı, ilk etapta Siyonist rejimin güvenliği için birçok Arap ülkesinde olduğu gibi Suriye'de de kendi çizgilerinde olan kukla ve bağımlı bir yönetimi iktidara getirmeye çalışıyor.
İç düzey ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken başka bir konu ise, Suriye'nin nüfus dokusu ve demografisidir, bu durum, Suriye'deki krizin Şam yönetimine karşı çıkan bölgesel güçler için bir kimliksel mahiyet kazanmasına neden olmuştur. Muhalifler, Suriye'de Ehl-i Sünnet'in çoğunlukta ve Aleviler'in azınlıkta olduğuna inanıyor. Başka bir deyişle, Suriye krizine mezhepçi bir kimlik enjekte edildi. Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri, Suriye'de iktidarı Aleviler'den Ehl-i Sünnet'e devretmeye ve mezhebi açıdan kendilerine yakın bir yönetim kurmaya çalıştılar. Türkiye ve Suudi Arabistan Irak'taki duruma da aynı mezhepçi yaklaşımı sergilemekteler. Bugün Suriye krizinin sürmesinin en önemli nedenlerinden biri, Ehl-i Sünnet'in iktidara gelmesi için mezhepçi bir yaklaşım takip edilmesidir. Bu stratejiyi destekleyenler, söz konusu yaklaşımlarını haklı gösterme noktasında Suriye'de Alevilerin azınlıkta olduğuna değiniyorlar, oysa aynı ülkeler, Bahreyn'de Al-i Halife'nin yüzde 65'lik gibi bir nüfusun karşısında azınlıkta olduğunu kabul etmek istemiyorlar. Böylece bu ülkeler kendi çıkarlarına uygun şekilde seçmece olarak mezhepçi yaklaşım takip ediyorlar.
Bölgesel düzeyde; Suriye bölgesel güç dengesi için önemlidir. Ortadoğu bölgesi, siyasi açıdan, uzlaşmacı ve direnişçi olmak üzere iki cepheye bölünmüştür. Suriye, İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan Hizbullah'ı ve HAMAS ile birlikte direniş cephesini teşkil ediyor. 2011 yılında Arap itirazlarının patlak vermesi ve iki diktatörün sadece iki ay zarfında düşmesinin ardından, bölgesel güç dengesinin direniş cephesinin lehine değişmekte olduğu düşünülüyordu. Bu yüzden, Suudi Arabistan'ın liderliğindeki uzlaşmacı cephe, ABD, Fransa ve İngiltere'nin desteğiyle, bölgesel güç dengesinin değişmesine mani olmaları gerektiğini ve Hizbullah ve HAMAS'in bir ülke değil, Lübnan ve Filistin ülkeleri çerçevesinde anlam kazandıkları için Lübnan veya Filistin'de hükümet değiştirmeye gerek olmadığı kanaatine vardılar.
Halkın desteğini alan ve bölgesel bir güç olarak İran İslam Cumhuriyeti'nde düzeni değiştirmek de imkansızdır.
Bu yüzden, Suriye'yi hedef ülke seçerek, bu ülkenin yasal yönetimi Beşar Esad'ı devirmeye çalıştılar, hem Suriye'nin de bir Arap ülkesi olduğu için Arap itirazlarına sahne olduğunu ileri sürebiliyorlardı, hem de Suriye siyasi açıdan, diğer otoriter Arap ülkelerine benziyordu.
Ancak Ortaoğu'daki uzlaşmacı cephe ve Batılı hamileri hesap yanlışlığı yapmışlardır zira, Arap itirazlarının "iç kaynaklı" niteliğini dikkate almamışlardır. Başka bir deyişle, eğer Tunus ve Mısır'da itirazların ilk aylarında yönetim değiştiyse, yönetimi değiştiren etken "dış kaynaklı" değil "iç kaynaklı"ydı. Ancak Suriye konusunda dış unsurlar, Esad yönetimini değiştirmeye çalışarak, direniş karşısında uzlaşmacı cepheyi güçlendirmek istediler. Suriye krizinin şimdiye kadar süregelmesi nedenlerinden biri de krize bölgesel denge yaklaşımından ibarettir.
Anlattığımız nedenlerin yanı sıra, Suriye krizi mevcut durumda bölge dışı düzeyde de önem arzediyor, zira ABD ve Rusya'nın küresel rekabet alanı haline gelmiştir. Rusya Suriye yönetimine destek verdiği ve teröristlerle ciddi şekilde mücadele ettiği için Haleb'in kurtarılması başta olmak üzere sahadaki başarılarda rol ifa etmiştir ve bugün ABD'ye göre Suriye krizinde daha iyi konumda yer alıyor. Rusya ile ABD arasındaki bu rekabet özellikle ABD'nin önceki yönetimi döneminde Suriye krizi için siyasi çözüm elde edilmemesi ve krizin 7. yılına girmesine neden olmuştur.
İç, bölgesel ve bölge dışı düzeyde değindiğimiz bu nedenlerden dolayı Suriye krizi, diğer Arap ülkelerinden farklılaştı. Suriye'de 2011 yılında sınırlı itirazlar, dış aktörlerin müdahalesiyle terörizm savaşı haline geldi ve bu süreçte halk kurban gitti. Gelinen noktada ise ne Suriye halkının güvenliği kalmıştır ne de huzuru. Tam tersine teröristlerin insanlık dışı ve vahşi huyu, Suriye'de ahlakı de yok etmiştir. Suriye'deki bu tür cinayetlerin bir nedeni, ülkede Şam yönetimine karşı savaşmakta olan muhalifler ve grupların Arap,İbrani,Batı,Türk dörtgeni tarafından kurulan yerli kimliğe sahip olmamalarıdır.
Ama niçin Suriye'nin öneminin yanı sıra, Beşar Esad'ın bu ülkede iktidarın başında yer alması önemlidir? Suriye'de Beşar Esad'sız bir yönetimi düşünün, Esad giderse ne olur? Evet Suriye'de siyasi bir boşluk ortaya çıkar. Bu yüzden en azından teröristler Suriye'de iş başında olduğu sürece Beşar Esad'ın iktidarda kalması gereklidir.
Bu yüzden medya devlerinin propagandasına rağmen, Beşar Esad'ın iktidarda kalması diğer ülkelerin çıkarları adına önemli olmaktan ziyade, Suriye'nin kendisi, toprak bütünlüğü ve güvenliği için önemlidir, zira Suriye'deki teröristler, nizamı değiştirmek veye Esad'ı iktidardan düşürmek yerine, kendi için "alan hakimiyeti oluşturma ve toprak genişletmeyi" düşünüyor.
Ve Suriye krizi ile ilgili olarak burada ifade etmek istediğimiz son konu ise, terörist gruplar farklı uyruklu ve kimlikli unsurlardan oluştuğu ve Ortadoğu'da Irak ve Suriye komşuluğunda kendileri için alan hakimiyeti oluşturma ve ülke kurma hedefi peşinde olduğu için onları destekleyenler başta olmak üzere bütün ülkeler için ciddi tehdit sayılıyor.