Batı’nın kimyasal silah bahanesi ile Suriye’ye karşı yeni komplosu - 3
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i68970-batı’nın_kimyasal_silah_bahanesi_ile_suriye’ye_karşı_yeni_komplosu_3
Geçen bölümlerde Amerika yönetimi ve müttefikleri Suriye’nin Han Şeyhun bölgesinde düzenlenen şaibeli kimyasal saldırıyı bahane ederek Şairat hava üssüne füze saldırısı düzenlediğini ve esas amacı Şam yönetimini zayıflatmak ve teröristlerin elini güçlendirmek olduğunu anlattık.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Nisan 28, 2017 08:17 Europe/Istanbul

Geçen bölümlerde Amerika yönetimi ve müttefikleri Suriye’nin Han Şeyhun bölgesinde düzenlenen şaibeli kimyasal saldırıyı bahane ederek Şairat hava üssüne füze saldırısı düzenlediğini ve esas amacı Şam yönetimini zayıflatmak ve teröristlerin elini güçlendirmek olduğunu anlattık.

Peki ama, Amerikan medyası Donald Trump yönetiminin Suriye topraklarına düzenlediği füze saldırısını nasıl karşıladı?

Amerika’nın önde gelen gazeteleri Trump yönetiminin Şam yönetimini İdlib’in Han Şeyhun bölgesinde kimyasal saldırı düzenlediği iddialarını tekrarlayarak bu saldırının Amerika ile Rusya ilişkilerini nasıl etkileyeceğini tahmin etmeye çalıştılar. Söz konusu gazeteler ayrıca beyaz sarayın Suriye krizinde atacağı bir sonraki adım hakkındaki şaşkınlığını gündeme getirdi.

Amerikan gazeteleri Suriye topraklarına düzenlenen füze saldırısına geniş yer verdi ve en çok da Moskova’nın ilk tepkilerini ve Trump yönetiminin Suriye’de bir sonraki adımda ne yapacağını tahmin etmeye çalıştı.

Amerika’nın Newyork Times gazetesi “Suriye’ye saldırı Rusya ile ilişkileri tehlikeye attı” başlığı altında yayımladığı raporunda Amerika’nın Rusya’yı saldırıdan önce Şairat hava üssündeki birliklerini çıkarma konusunda uyardığını hatırlatarak şu ifadelere yer verdi:

Image Caption

Bu füze saldırısı Amerika’yı Rus birliklerle bölgede karşı karşıya gelme bakımından çok tehlikeli bir aşamaya getirdi. Buna karşın Rusya yönetimi Trump yönetimi ile gerginliği tırmandırma noktasına yönelmedi ve Moskova’nın ilk tepkisi daha çok sözlü kınamaya yönelik olması, Kremlin’in huzurdan yana olduğunu gösteriyor.

Newyork Times’in yazarlarından Nikolas Kristof ise bir yorumunda Trump’ın Suriye’ye yönelik savaş çığırtkanlığına yönelik politika izlediğini doğrulayarak Suriye’de bir sonraki adımın ne olacağı, gündemdeki en önemli soru olduğunu belirtti. Yazar Trump yönetimine yaptığı füze saldırısını Suriye’de ateşkes sağlanması yönünde baskı aracı olarak kullanmasını tavsiye etti.

Newyork Times yazarı Kristof makalesinin devamında ise ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un bu fırsatı değerlendirebileceğine kuşku gözüyle baktığını, Tillerson’un diplomatik güç bakımından zayıf biri olduğunu belirterek şöyle devam etti: Suriye’ye saldırı konusunda Obama yanlış karar verdi ve Trump doğru olanı yaptı. Obama’nın dış politika alanında en kötü hatası, Suriye konusunda pasif bir dış politika izlemekti.

Kristof makalesinin devamında İran ve Rusya’nın Irak ve Suriye’ye müdahale eden Amerikalı güçlere karşı muhtemel tepkisine işaretle şöyle devam etti: buna karşın eğer biz Beşar Esad’ı askeri yollardan devirmeye yönelmezsek, gerginliği tırmandırmamak tüm tarafların lehine olur.

Image Caption

Newyork Times yazarı Kristof yorumunun devamında Suriye krizinin uzun vadeli çözümü bu ülkenin defacto olarak bölünmesinden ibaret olduğunu ileri sürerek, Suriye’nin bölünmesi Beşar Esad iktidardan çekildiği güne kadar devam edeceğini iddia etti.

Newyork Times yazarı Kristof buna karşın Donald Trump’ın Suriye krizini çözebileceğine kuşku gözüyle baktığını belirterek makalesini şöyle noktaladı: şimdi her şey, kifayetsiz Trump’ın savaştan barışa ulaşmak gibi zorlu bir süreçten yararlanıp yararlanamayacağına bağlı.

Amerika’nın Washington Post gazetesi de Suriye haberlerine yer verdiği bölümde ilk sayfada yayımladığı bir raporunda Trump’ın stratejisini ve Suriye’de atacağı bir sonraki adımı tahmin etmeye çalıştı. Makalenin yazarı kongrede Amerika ordusunun Suriye’ye yönelik askeri operasyonunun yasal olup olmadığı konusunda bazı kaygıların ve muhalefetlerin söz konusu olduğunu belirterek şöyle yazdı: Trump’ın önümüzdeki günlerde en büyük meselesi, füze saldırısından uzun vadeli bir strateji olarak yararlanması ve Suriye’nin savaş bataklığına çekilmemeyi başarıp başaramamasıdır.

Gazete ayrıca Amerika’nın füze saldırısı hakkında Rusya’yı önceden bilgilendirmesine işaret ederek şöyle devam etti: Ruslar ABD Dışişleri Bakanı’nın son Moskova ziyaretini iptal etmediğine göre Moskova’nın Amerika’nın füze saldırısını anlayışla karşıladığını ve gerginlik peşinde olmadığını söylemek mümkün.

Gazete Amerika yönetimi Trump’ın bir sonraki adımı konusunda şaşkınlık yaşadığını belirterek, bazı Amerikalı yetkililerin daha fazla hava akını düzenlenmesini istediğini, bazıları da Suriye semalarında uçuşa yasak bölge oluşturulmasından söz ettiğini, ancak tüm bunlar Rusya ordusu ile çatışma riskini ve İran’ın tepkisini beraberinde getireceğini belirtti.

Amerika’nın Wall Street Journal gazetesi ise beyaz sarayın Suriye’de izlediği askeri stratejiyi şöyle yorumladı: Beyaz saray yetkilileri bu saldırının sınırlı olduğunu ve şimdilik devamı için herhangi bir plan yapılmadığını belirtiyor.

Image Caption

Gazete, Şairat hava üssüne düzenlenen füze saldırısının IŞİD ile savaş üzerindeki hızlı olumsuz tesirine işaretle, Amerika’nın desteklediği ve Suriye’nin kuzeyinde bulunan milis güçlerin muhtemel tepkinin korkusundan teyakkuzda olduklarını belirtti.

Amerika’nın Los Angeles Times gazetesi de Suriye topraklarına karşı düzenlenen füze saldırısının Washington ile Moskova ilişkileri üzerindeki tesirini masaya yatırarak şu değerlendirmede bulundu: bu saldırı ikili ilişkilerin düzelmesine yönelik tüm umutları yok etti. Gazete bir başka makalede de Şairat hava üssüne düzenlenen füze saldırısının tesiri, Trump’ın bir sonraki adımda ne yapacağına bağlı olduğunu vurguladı. Söz konusu füze saldırısının Suriye ordusunun askeri gücü üzerindeki tesirini naçizane yorumlayan gazete, sırf bu saldırı ile yetinmenin faydasız bir saldırı olacağı şeklinde yorumlara yol açacağını kaydetti.

Los Angeles Times gazetesi şöyle devam etti: şimdi Suriye’de belli bir strateji izlemek yönünde Trump’a uygulanan baskılar artacaktır ve belki de ABD müttefikleri ve kongre üyelerinin Trump’a yönelik destek ve teşvikleri Trump’ta kesin karar alma konusunda şaşkınlığa yol açabilir. Gazete iç ve dış arenada oluşan atmosferin Trump’ı Suriye’ye karşı yeni bir askeri operasyona doğru sevk edebileceğini belirtti.

Gazete ayrıca Amerika’nın Suriye’ye yönelik füze saldırısı Çin ve Kuzey Kore’ye de bir mesaj olduğunu, saldırı ABD’nin diğer düşmanı yani Kuzey Kore’nin dikkatini de çektiğini vurguladı.

Öte yandan Associated Press haber ajansı da bir raporunda şu ifadelere yer verdi: ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Cumhurbaşkanı Shi Jin Ping arasında gerçekleşen ilk müzakerelerde Kuzey Kore meselesi, müzakere masasında gündeme gelen en önemli ve en eksen güvenlik mesellesiydi. Buna karşın Trump’ın Suriye’ye karşı füze saldırısı kararı bir ölçüde Piyon Yang meselesine karşı mevcut dinamikleri değiştirdi ve ABD’nin füzeleri yaptırım ve daha fazla inzivaya itmekten öte, Kuzey Kore’ye net bir mesajdı. Trump Çin lideri ile oturumunda müspet bir dil kullandı ve nasıl Çin’den Kuzey Kore üzerindeki nüfuzunu kullanmasını istediğini ve gerektiği takdirde Amerika Kuzey Kore’ye karşı tek başına harekete geçeceği tehdidinde bulunduğunu ve Washington’un hatta Çin’in yardımı olmaksızın Kuzey Kore meselesini kökten çözümleyebilecelğini beyan ettiğini anlattı.

Öte yandan Piyong Yang da Trump’la Ping arasında gerçekleşen görüşmeden hemen önce tutumunu sergilemek için bir balistik füze denemesi gerçekleştirdi.  Bu arada dünyanın tüm dikkati Amerika’nın Suriye’ye karşı füze saldırısına odaklandığı bir sırada ABD ve Çin liderlerinin Kuzey Kore ile ilgili politikaları yüzünden karşı karşıya gelme beklentileri boşa çıktı ve iki liderin oturumunda da Kuzey Kore hakkında önemsenebilecek bir değişimden söz edilmedi. Buna karşın iki lider Kuzey Kore’yi nükleer programından el çekmesi için ikna etme yönünde daha yakın işbirliği yapma sözü verdi. Gerçi bu sözleşme, Piyong Yang’ın şimdiye kadar bir çok kez duyduğu laflardı. Bu yakın işbirliği Kuzey Kore’ye yönelik daha ağır uluslararası iktisadi yaptırım uygulamak olabilir, çünkü Kuzey Kore’nin hemen hemen tüm ticareti Çin üzerinden yapılıyor. Öte yandan Kuzey Kore’nin uluslararası mali sistemden yararlanma imkanı engellenebilir veya Kuzey Kore ile teamülde bulunanlara daha ağır cezalar veya yaptırımlar uygulanabilir.

Image Caption

Gerçi Pekin yönetimi komşusu olan Kuzey Kore’nin nükleer programından sürekli derin kaygı duymuştur, fakat Piyong Yang’a karşı yaptırım ve inzivaya itme çabaları yerine de sürekli Kuzey Kore ile müzakere edilmesine vurgu yaptığı gözleniyor.

Çin Cumhurbaşkanı Ping gerçi ABD Başkanı Trump ile müzakerelerden hiç bir özel yükümlülük üstlenmeden ayrıldı, fakat bu müzakerelerde ufak bir uzlaşmaya vardığı da söylenebilir. Bu arada Trump’ın Suriye’ye karşı füze saldırısı Piyong Yang’da daha yüksek bir sesle yankılanmış olabilir. Nitekim Piyong Yang da dünyanın diğer ülkeleri gibi Trump’ın nasıl bir lider olacağını değerlendirme aşamasında bulunuyor.

Amerika’nın Suriye’ye yönelik son füze saldırısı Trump’tan askeri gücünü hızlı ve güdümlü bir şekilde kullanma eğilimli bir lider imajı yarattı, ki bu da Kuzey Kore yönetiminin en çok kaygı duyduğu bir imajdır. Amerika’nın Suriye’ye yönelik füze saldırısı Trump’la Shi Jin Ping ile görüşmesinin hemen ardından açıklandı ve saldırının Beşar Esad’ın üzerine yıkılmaya çalışılan kimyasal saldırıya misilleme olarak yapıldığı ileri sürüldü.

Kuzey Kore ise uzun süredir Amerika yönetimi benzer bir saldırıyı Kuzey Kore’ye karşı yapmak için plan yaptığını ve hatta bu ülkeye topyekun bir savaş dayatmak istediğini belirtiyor. Ancak gözlemciler, Piyong Yang’ın bu iddialarla aslında nükleer programını Amerika’ya karşı caydırıcı güç olarak haklı göstermeye çalıştığını dile getiriyor. Kuzey Kore son günlerde de ABD ve Güney Kore’nin her yıl düzenlediği ortak tatbikatın bu yıl en büyük boyutlarda düzenlendiğini ve Kore yarımadasında gerginliği daha da tırmandırdığını belirtiyor.

Amerika yönetimi ise Kuzey Kore’ye herhangi bir saldırı eğilimini reddediyor. Gerçekte eğer Amerika hatta bir kez olsun Suriye saldırısına benzer bir saldırıyı Kuzey Kore’ye yapacak olursa çok riskli bir iş yapmış olur. Kuzey Kore Suriye’nin aksine misilleme yapmak için bazı seçenekleri bulunuyor. Kuzey Kore uzun menzilli füzeleri ve nükleer yeteneğinin dışında Seul’u vurmak üzere topçu birlikleri ve kısa menzilli füzelerini hazır vaziyette bekletiyor. Amerika’nın bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri olan Güney Kore’nin başkenti Seul’un on milyon nüfusu bulunuyor.

Gerçekte Amerika’nın Kuzey Kore yönetiminin kendi müttefiki saydığı Suriye’ye saldırması Piyong Yang’ın dikkatini Trump’ın Kuzey Kore’ye karşı tek yanlı operasyon tehdidine çekti. Üstelik Çin’in ABD’nin Suriye saldırısına yumuşak tepki vermesi de Piyong Yang’a ABD’nin saldırısı durumunda Pekin’de muhtemelen hiç bir destek alamayacağı yönünde bir mesaj niteliğindeydi.