ABD’nin Suriye’ye saldırmakta uzun vadeli hedefleri - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i72838-abd’nin_suriye’ye_saldırmakta_uzun_vadeli_hedefleri_1
Amerika’nın geçtiğimiz günlerde Suriye’de Şairat hava üssüne düzenlediği füze saldırısı, krizzede Ortadoğu bölgesinin siyasi ve güvenlik eksenindeki gelişmelerinde yeni bir süreci başlatabilir.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 03, 2017 08:13 Europe/Istanbul

Amerika’nın geçtiğimiz günlerde Suriye’de Şairat hava üssüne düzenlediği füze saldırısı, krizzede Ortadoğu bölgesinin siyasi ve güvenlik eksenindeki gelişmelerinde yeni bir süreci başlatabilir.

İranlı bölge meseleleri uzmanı Hasan Lascerdi, söz konusu füze saldırısı, Amerikalı yetkililerin o sıralarda Suriye krizinin kaderi ve Beşar Esad’ın iktidardan uzaklaşması yönünde yaptıkları açıklamalarında bu konunun önemsiz olduğunu ve Suriye’nin geleceği Suriye milletince belirlenmesi gerektiğini ileri sürdükleri bir sırada gerçekleştirildiğini yazdı.

Ancak şimdi ve Washington’un şam yönetimine karşı askeri operasyon düzenlemesinin ardından akıllara, acaba Donald Trump yönetiminin Ortadoğu bölgesinde yaşanan gelişmelere bakışı mı değişti, yoksa bu operasyon yakında unutulacak kısa vadeli bazı hedeflerin doğrultusunda yapılan bir operasyon muydu, sorusu geliyor.

Bu sorunun cevabında beyaz sarayın Suriye krizine yönelik bakışında bazı değişikliklerin yaşanmakta olduğu söylenebilir.

Örneğin Amerika devleti Trump iktidarın başına geçtikten sonra, izlediği politikalara derinlik kazandırmak üzere Suriye gelişmelerinde daha etkili rol ifa etmek istiyor ve Han Şeyhun’da düzenlenin kimyasal saldırı bahanesini de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.  Öte yandan Astana sürecinde sağlanan ateşkese ve barışçıl siyasi müzakerelerin sürdürülmesine uygun zemin oluşmasına rağmen Suriye’de bazı malum Arap rejimlerce desteklenen bazı terör örgütleri ileriki müzakerelerde daha fazla taviz koparabilmek için Şam yönetimine karşı bu tür askeri operasyonların arttırılmasını istiyor.

Image Caption

Öte yandan son haftalarda Suriye ordusunun Batı ve Arap ittifakının desteklediği terör örgütlerine karşı art arda zaferler kazanması, Şam yönetiminin hem askeri ve hem siyasi sahada üstün konuma geçtiğini gösteriyor, ki bu da Amerika’nın asla hoşuna gitmediği bir durumdur. Nitekim Amerika’da Trump iktidarın başına geçmesinin ardından ABD’nin bölgesel müttefiklerinin tüm çabaları Trump’ı bölgede baskıcı operasyonları uygulama yönünde kışkırtmanın üzerinde odaklandı ve Han Şeyhun’da düzenlenen şaibeli ve kuşkusu kimyasal saldırı askeri operasyon için gereken bahaneyi oluşturdu.

Bu arada Trump’ın ve radikal askeri danışmanlarının soru işareti uyandıran beklenmedik bazı davranışları ve ayrıca cumhuriyetçi partinin sergilediği tutum da bu partinin barışçıl yöntemlerden ziyade şiddete dayalı yöntemlerden yana olduğunu gösteriyor.

Bir çok uzman son günlerde büyük güçlerin rekabet arenasında ve beyazın bazı yetkililerinin bölge ziyaretleri gölgesinde Amerika’nın müttefikleri Rusya’nın Suriye ve Ortadoğu bölgesinde daha koyu bir şekilde varlık sergilmesinden kaygı duyduklarını dile getirdiklerini, Trump’ın saldırı kararı da bu kaygılara verilen bir nevi cevap olduğunu savunuyor. Nitekim böyle bir atmosferde Suriye’nin Rus savaş uçaklarının da içinde bulunduğu bir hava üssünü bombardıman etmesi bir nevi Rusya’ya gözdağı vermek ve Kremlin yetkililerini uyarmak şeklinde telakki edilebilir, hatta bazı gözlemciler bu operasyonu geniş çaplı bir savaşın ön hazırlığı niteledi.

Öte yandan bazı gözlemciler Amerika’nın bu operasyonu düzenlemesini, müzakere masasına oturan, fakat güçlü bir elle müzakere edemeyin ve Şam yönetiminden kayda değer bir puan alamayan Suriyeli muhaliflere bir nevi destek olarak yorumluyor.

Bazı gözlemciler ise Amerika’nın Suriye’ye füze saldırısı düzenlemesini, Washington’un Libya senaryosunu Suriye topraklarında tekrarlama girişimi şeklinde yorumluyor ve Amerika Suriye’nin savunma gücünü etkisiz hale getirerek Şam yönetimini devirmeye çalıştığını belirtiyor.

Image Caption

Her halükarda Amerika’nın bu saldırısına hangi açıdan bakılırsa bakılsın, aslında bir nevi Rusya ile yüzleşme ve hatta Moskova’ya aleni hakaret telakki edilebilir, ki bunun de perde arkasında Trump’ın Kremlin liderleri ile mücadelede kurduğu hayaller yatmaktadır.

Uzmanlara göre Amerika’nın geçtiğimiz günlerde Suriye’nin Humus eyaletinde Şairat hava üssüne düzenlediği füze saldırısı nereden bakarsanız bakın, uluslararası yasaların açık ihlalidir. Amerika yönetimi Suriye ve Irak’ta kurarak beslediği terör örgütleri hezimete uğrayınca bu kez Suriye  krizine doğrudan askeri müdahalelerde bulunarak sahadaki şartları terör örgütlerinin lehine değiştirmek istiyor.

Amerika’nın senaryosu şu ki, Suriye’nin hava kuvvetlerini ve hava üslerini füze saldırıları ile çökertmek ve felç etmek ve böylece bölgedeki askeri dengelerin dışına itmek ve sonuçta bölgede askeri dengeleri korsan rejim İsrail’in lehine değiştirmek istiyor.

Bu gelişmeler, bugün Suriye’de Libya’da Muammer Kaddafi’yi devirmek için uygulanan senaryoya benzer bir senaryo uygulanmaya çalışılıyor. Amerika yönetimi BM güvenlik konseyinin onayını almaksızın Suriye’nin Şairat hava üssünü vurdu, ki bu da bir nevi Rusya ile karşı karşıya gelmekti. Zira Rusya’nın Suriye’de stratejik çıkarları bulunuyor ve bu saldırı Rusya’ya bir nevi hakaret olarak yorumlanıyor. Buna göre gözlemciler de Suriye krizi çok tehlikeli bir merhaleye gireceğini ve Rusya Suriye krizi yüzünden ABD ile doğrudan çatışmaya girebileceğini ve Moskova ile Washington arasında tüm siyasi ilişkilerin kesileceğini tahmin ediyor.

Aslında Amerikalılar Suriye’de askeri sahaya hakim olan ve Şam yönetiminin lehine gelişmeye devam eden şartları düzenledikleri füze saldırıları ile değiştirmeye ve Rusya’yı da Suriye topraklarından çekilmeye zorlamaya çalışıyor. Amerika’nın Suriye’nin Şairat hava üssüne düzenlediği füze saldırısı siyonist rejim İsrail, Suud rejimi, Katar ve Ürdün’le koordineli bir şekilde gerçekleştirildi ve beyaz saray bu ülkeleri düzenlediği füze saldırısı konusunda önceden bilgilendirdi. Amerika aynı zamanda Rusları da dolaylı bir şekilde Şairat hava üssünde konuşlandırdıkları savaş uçaklarını bu alandan çıkarmaya zorladı. Bu durum Suriye’de hava sahası açısından hakim olan krizi daha da kronik boyutlara ulaştırarak Suriye hava sahasının sınırlarının dışına taşıyarak uluslararası bir krize dönüştürebilir.

Image Caption

Gözlemcilere göre şimdi Ortadoğu bölgesi iki süper gücü karşı karşıya getirebilecek yeni bir krizin eşiğinde bulunuyor. Bu durum doğal olarak hızla yayılarak bölge ülkelerini de kendi içine çekeceği kesindir.

Aslında Amerika yönetimi Suriye krizini çözmek istemiyor, çünkü eğer gerçekten bu krizi çözmek isteseydi, bunu bir aydan daha az bir süre içinde ve terör örgütlerine verilen desteği engelleyerek yapabilirdi. Fakat kesin olan şu ki Amerika yönetimi Suriye ordusunun beyaz saray ve müttefiklerinin beslediği terör örgütleri ile çatışmaya devam etmesini ve böylece sürekli yıpranmasını istiyor. Bazı gözlemcilere göre Amerika Suriye krizi üzerinden geçen altı yılın ardından Suriye hava kuvvetleri eskisi gibi sağlam yerinde durduğu sonucuna vardığı için Şairat hava üssünü vurmaya karar verdi ve bu saldırılar devam edebilir.

Amerika Astana süreci ile başlayan ve ancak Suriyeli tarafların bir araya geldiği müzakere sürecini çıkmaza sürüklemek istiyordu. Bu yüzden Han Şeyhun senaryosunu devreye soktu ve teröristlere ait kimyasal maddelerin saklandığı depoda yaşanan patlama sonucu onlarca Suriyeli sivil vatandaş öldü veya yaralandı. Oysa bu olay Amerika’nın Suriye milletini korumak bahanesi ile Suriye’ye askeri müdahale yapması için önceden hazırlanan bir senaryo çerçevesinde yaşandı.

Bu yüzden gözlemciler Suriye’de durumun daha karmaşık hale geleceği ve askeri bir krize dönüşmesi ve tüm siyasi çözüm yollarının tıkanmasından söz ediyor. Ancak Amerika ile askeri yüzleşme bölgenin yararına olmayacağı kesindir, zira askeri krizin bölgenin yıpranması ve tüm iktisadi ve sosyal ve kültürel altyapılarının çözmesinden başka bir getirisi olmayacağı ortadadır, üstelik bölge yeni bir geniş çaplı bölgesel savaşı kaldıramayacağı da bellidir.

Öte yandan eğer Amerika bölgeye ve özellikle İran İslam cumhuriyetine karşı maceracılıklarını sürdürecek olursa, bu kez geniş kapsamlı bir krizle sonuçlanabilecek küresel bir krizle karşılaşacaktır. Gerçekte Suriye’nin Şairat hava üssüne düzenlenen son füze saldırısı, Amerika Başkanı Donald Trump’ın hatta üçüncü dünya savaşına yol açabilecek tehlikeli risklere girmekten çekinmediğini ortaya koydu.

Amerika ve müttefiklerinin Suriye’nin güneyinde uygulamak istedikleri planların ifşa edilmesi ise bu bölgede faaliyet yürüten terör örgütlerinin art arda hezimete uğramalarına sebep oldu. Söz konusu terör örgütleri Arap Batı ittifakının onlara hibe ettiği tüm silahları ve imkanları ile Dera kentini ve özellikle Menşiye semtini işgal etmeye çalışırken ABD, Ürdün, Suud rejimi ve korsan İsrail’in birlikte kurduğu kumpasın ifşa edilmesi bu çabayı boşa çıkardı.

Aslında El Nusra cephesi, Ahrarul Şam ve Eknafi Beytulmukaddes adındaki üç önemli terör örgütü deşifre edilen bu planın çerçevesinde 12 Şubat 2017 tarihinde “El mot vela El mezle”  adı altında bir operasyon başlattılar ve “El Bonyan EL Mersus” adında ortak operasyon odası kurduklarını ve amaçları Dera kentini işgal etmek olduğunu ve işgalin başlayacağı noktanın da El Menşiye semti olduğunu ilan ettiler. İddia edilen bu savaşın başından beri Dera kentinin güneybatısında dayanak noktası olan bu semte beş saldırı düzenlendi, ki en sonuncusu 8 Nisan 2017 tarihinde söz konusu terör örgütlerince gerçekleştirildi.  Teröristler bu saldırıda EL Menyişe’nin güneyinde bomba yüklü bir aracı infilak ettirdiler ve ancak bazı yerleşim binalarına musallat olabildiler.

Üç terör örgütünün ortaklaşa yürüttüğü bu operasyona Suriye ordusu hemen büyük bir karşı atakla karşılık verdi ve topçu birlikleri ve hava kuvvetlerinin desteği ile teröristlerin operasyonunu geri püskürttü. Çıkan çatışmada aralarında teröristlerin ortak operasyon odasında yer alan elebaşıları ve bir kaç Suud rejimi ve Ürdün’den gelen elebaşı ile birlikte 80 terörist etkisiz hale getirildi.

Üç terör örgütü Dera’ya düzenledikleri saldırıyı büyük bir zafer gibi göstererek hezimetlerini örtbas etmeye çalıştı ve bu çerçevede Suriye ordusuna ait bir kaç kontrol noktasını ele geçirdiklerini ve bir kaç Suriyeli askeri esir aldıklarını ve El Menşiye semtine sadece bir kaç metre uzaklıkta bulunduklarını iddia etti, fakat sahadan gelen istihbarat Suriye ordusunun bu alanda inisiyatifi ele geçirdiğini ve teröristlerin saldırısını tamamen geri püskürttüğünü ortaya koydu.