ABD’nin Suriye’ye saldırmakta uzun vadeli hedefleri - 3
Geçen bölümlerde Amerika’nın geçtiğimiz günlerde Suriye’de Şairat hava üssüne düzenlediği füze saldırısı, krizzede Ortadoğu bölgesinin siyasi ve güvenlik eksenindeki gelişmelerinde yeni bir süreci başlatabileceğini ve Amerika’nın bu saldırıyı düzenlemesinin muhtemel nedenlerini anlattık ve Han Şeyhun’daki şaibeli kimyasal saldırının Amerika’ya füze saldırısına gerekçe yarattığını belirttik.
Suriye’de Han Şeyhun kentinde yaşanan kimyasal olayı aynı zamanda Suriye krizine müdahil olan bölge içi ve bölge dışı aktörlerin tepkilerini sınama açısından bir kriter şeklinde değerlendirmek mümkün.
Geçen bölümde en son dedik ki Suriye’ye yönelik açıklamaları ve Rusya ile yakınlığı yüzünden iç ve dış baskıların altında bulunan Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump ise Han Şeyhun kimyasal saldırısını bir taşla iki kuş vurma noktasında uygun bir fırsat olarak buldu, böylece bir yandan kendisine yönelik baskıları hafifletecek ve öbür yandan da Amerika’nın Suriye topraklarında belli hedeflere yönelik askeri operasyon yapabilecek askeri güce sahip olduğunu ispat edebilecekti.
Arabistan, korsan İsrail ve Türkiye gibi rejimlerin elebaşılarının Trump’ın bu illegal hareketini büyük bir sevinç ve coşku ile karşılaması bu zümrerin Han Şeyhun kentinde düzenlenen kimyasal saldırının perde arkasındaki hedeflerini açıkça ortaya koydu. Geçen bölümde de belirtildiği üzere Han Şeyhun kimyasal saldırısının zamanlaması oldukça şaibeliydi ve özellikle bu saldırının hemen ardından yaşanan gelişmeler bu tür senaryoların gelecekte de tekrarlanabileceği yönündeki kaygıları arttırdı.
Bilindiği üzere sulta düzenine bağlı olan ve Suriyeli muhalif akımları destekleyen sayısız medya organı algı oluşturmada ve gerçekleri ters yüz göstermede oldukça maharetlidir. Nitekim şimdi de direniş eksenini belli bölgelerde yıpratıcı çatışmalarla uğraştırmak ve buna paralel olarak Rakka’yı kurtarma operasyonunu Suriye yönetimi ve ordusunun katılımı olmaksızın yürütmek ve Suriye’yi parçalama projesini hayata geçirmek isteyen bir çaba söz konusudur. Kuşkusuz bu süreçte direniş ekseninin uyanık olması fevkalade önem arz ediyor.
Iraklı gazeteci yazar ve siyaset meseleleri uzman Haşim Kendia, Amerika’nın Suriye’de Şairat hava üssüne füze saldırısı düzenlenmesine gösterdiği tepkide şöyle diyor: Amerika Suriye yönetimini zayıf düşürerek aslında terörü buralardan Avrupa kıtasına ihraç etmek istiyor. Suriye son bir kaç yılda terörün bu ülkeden Türkiye’ye ve oradan da Avrupa’ya nüfuz etmesi yolunda sağlam bir set gibi durdu, ancak şimdi Amerika Suriye yönetimini ve ordusunu zayıf düşürerek bu bölgeden Avrupa kıtasına terör ihraç etmek istiyor. Avrupalı yetkililerin bu gerçeği anlamaları gerekiyor.
Kendia Amerika’nın Suriye’de Şairat hava üssüne füze saldırısı düzenlemesinin bir başka amacını da direniş eksenini zayıflatmak ve Amerika ve müttefiklerine karşı caydırıcılığını yok etmek şeklinde beyan ediyor ve Amerika bu saldırı ile teröristlere destek vererek Suriye milleti ve devletini dize getirmeye çalıştığını vurguluyor.
Iraklı gazeteci yazar ve siyaset meseleleri uzman Haşim Kendia, Amerika’nın neden Şairat üssünü hedef olarak seçtiğini de şöyle değerlendiriyor: hali hazırda Suriye hava kuvvetleri terör örgütlerine en ağır darbeleri indiriyor, özellikle son dönemde Rusya barış müzakereleri ile uğraştığı için Suriye’de hava operasyonlarının sayısını azaltmış bulunuyor. Suriye hava kuvvetleri bu ülkede savaşan terör örgütlerine etkili darbeler indirmeyi başardığı için Suriye savaşının kaderini belirlemek üzereydi ve terör örgütleri çok zayıf konuma sürüklenmişti ve bu yüzden Amerika en başta Suriye hava kuvvetlerini hedef aldı.
Kendia, bundan başka Amerika düzenlediği askeri tecavüzü ile Suriye’nin karadan havaya füze gücünü etkisiz hale getirmek istediğini, çünkü son haftalarda ve özellikle İsrail’e ait bir savaş uçağını düşürmesinden sonra Suriye savaşında bir dönüm noktası oluşturduğunu kaydediyor.
Iraklı gazeteci yazar ve siyaset meseleleri uzman Haşim Kendia değerlendirmesini şöyle sürdürüyor: Suriye’nin ileri teknoloji S200 adlı Sam füzeleri siyonistlerin hiçbir silah bu rejime ait savaş uçağını düşüremeyeceği yönündeki iddialarını, İsrail savaş uçağını Suriye hava sahasında düşürerek aslında suya düşürdü.
Kendia, öte yandan Şairat hava üssüne düzenlenen füze saldırısı bölgede Amerika ve korsan İsrail eksenini ve bu eksene bağlı rejimleri ortaya çıkardığını, nitekim saldırıdan hemen sonra İsrail ve söz konusu ABD’ye bağımlı rejimler saldırıya büyük alkış tuttuklarını, bu eksen ve ona bağlı bu rejimlerin direniş ekseni ve caydırıcılığına karşı harekete geçebileceklerini ifade ediyor.
Iraklı gazeteci yazar ve siyaset meseleleri uzman Haşim Kendia, ancak bağımsız ülkeler Amerika’nın bu saldırısına şiddetle tepki vererek kınadıklarını belirterek, Amerika BM üyesi bir ülkenin milli egemenliğini ihlal ederek aslında BM ve güvenlik konseyinin kurallarını çiğnediğini ve bölgenin tek egemen gücü olmak istediğini vuruluyor.
Kendia değerlendirmesini şöyle noktalıyor:
Bu askeri tecavüz gerçekte teröre destek vermek ve Suriye milleti ve devletine saldıran siyonist rejim savaş uçaklarının güvenliğini temin etmek için düzenlendi. Suriye’ye yönelik bu saldırı Amerika Başkanı Donald Trump’ı rezil rüsva etti ve terörle mücadele ettiğini iddia eden Amerika’nın aslında terörün saflarında yer aldığını ve Suriye milletine karşı savaştığını gün ışığına çıkardı.
Ancak Arap dünyasının ünlü yazarı ve Ray Elyom gazetesinin genel yayın yönetmeni Abdulbari Atvan, Amerika Başkanı Donald Trump’ın Suriye topraklarına düzenlediği saldırının bölgenin irticai Arap rejimlerin elebaşılarınca onaylanması konusunda bu saldırının ölçeğini Amerika’nın Irak ve Libya’da yürüttüğü savaşlarla karşılaştırarak şu değerlendirmede bulundu: Arap ülkelerinin Amerika’nın yeni başkanına alkış tutması fazla uzun sürmez.
Atvan gazetesinin baş yazısında şu ifadelere yer verdi: Donald Trump Suriye’nin Humus eyaletinin Şairat hava üssüne düzenlediği ve aralarında 30 çocuğun da bulunduğu çok sayıda sivilin ölümü ile sonuçlanan saldırısı ile birlikte başta ABD’nin önceki Başkanı Barack Obama’yı pasif gören Fars körfezi kıyısında yer alan Arap ülkeleri olmak üzere Arap ülkelerinin gözünde bir kahramana dönüştü.
Arap dünyasının ünlü yazarı ve Ray Elyom gazetesinin genel yayın yönetmeni Abdulbari Atvan yazısını şöyle sürdürdü: bu irticai rejimler, Amerika’nın yeni Başkanı cesur biri olduğuna ve Suriye savaşında dengeleri değiştireceğine ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı devireceğine inanıyordu. Nitekim Amerika’nın eski başkanlarından oğul Bush da Saddam’ı ve Baas rejimini böyle günlerde ve 14 yıl önce 9 Nisan tarihinde devirdi. Fakat Amerika’nın şimdiki Başkanı o kadar ilerlemedi ve müttefiklerini hoşnut etmedi ve saldırısını tekrarlamadı, çünkü bunun doğuracağı sonuçlar hesaplandı, ya da Amerika yönetimi bu pervasızca düzenlenen saldırının sonuçlarından korkmaya başladı.
Arap dünyasının ünlü yazarı ve Ray Elyom gazetesinin genel yayın yönetmeni Abdulbari Atvan şöyle devam etti:
Trump bu saldırı ile Vladimir Putin ve istihbarat örgütünden korkmadığını gösterdi. Öte yandan siyasi ve iktisadi bazda zaten var olan Arap – İsrail birlikteliği şimdi kendisini açıkça göstermeye başladı. Rusya yetkilileri Trump’ın saldırısı karşısında sessiz kalmayı ve sağduyulu hareket etmeyi tercih etti ve hiç biri bu saldırının nasıl gerçekleştiği konusunda konuşmadı, ancak İran ve Rusya’nın ortak bildirisi açıklandı ve bu bildiride iki ülke Amerika yönetimi Suriye’ye Cuma sabahı saldırarak kırmızı çizgileri aştığını belirtti ve bu tecavüze güçlü bir şekilde karşılık vereceklerini, İran ve Rusya asla Amerika’nın dünya üzerinde sultasına müsaade etmeyeceklerini vurguladı
Ray Elyom gazetesinin genel yayın yönetmeni Abdulbari Atvan şöyle devam etti: öte yandan Rusya savunma bakanlığı, üzerinde durulması gereken bir noktaya işaret etti, o da şu ki Amerika 59 Tomhawk füzesi ile Suriye’nin Şairat hava üssündeki savaş uçaklarını ve silah depolarını hedef aldı ve buna da Han Şeyhun kentine düzenlenen kimyasal saldırının bu hava üssünden gerçekleştirildiğini gerekçe gösterdi. Peki ama neden bu kimyasal ve zehirli gazlar Şairat hava üssünde infilak ettikten sonra yayılmadı? Hiç kimse bu soruya cevap vermeyecektir, zira bu soru, Suriye savaş uçaklarını Han Şeyhun’a kimyasal saldırı düzenlemekle suçlayan Amerika ve Avrupa ülkeleri ve bazı Arap ülkelerine yöneltilen sorudur, ancak onlar bu soruya verecekleri hiç bir cevabı yoktur.
Ray Elyom gazetesinin genel yayın yönetmeni Abdulbari Atvan şöyle devam etti: hatırlıyorum, ABD dışişleri eski Bakanı General Colin Powel BM güvenlik konseyinde Irak’a yapacakları tecavüzün arifesinde bu tecavüzü haklı göstermek için bir dizi fotoğraf ve belge gösterdi. O zaman ben Powel’in yalan söylediğini vurguluyordum, zira Irak’taki tüm kimyasal silahlar uluslararası denetçilerce yok edilmişti ve bu yüzden Amerika’nın Irak topraklarına saldırısı konusunda uyarılarda bulundum. O günlerde Arap ülkeleri de bir ölçüde bu saldırıya karşıydı. Powel daha sonraları ve Irak savaşından sonra CNN kanalına çıkma ve dünyadan bu acı ve üzücü hata yüzünden özür dileme ve CIA’nin kendisinde sahte görüntüler ve yanlış raporlar verdiğini ve o da bunlardan Irak’a saldırıyı haklı göstermek için kullanmasını istediklerini itiraf etme cesaretini sergiledi. Obama da Libya saldırısı konusunda özür diledi ve başkanlığı döneminde aldığı en kötü karar olduğunu itiraf etti. Daha sonraları Irak’tan o sahte görüntüleri ve belgeleri toplayan kişinin de CIA’nin Ahmet Çelebi’nin işbirliği ile işe aldığı Rafıd Cenabi adında biri olduğu ortaya çıktı.
Ray Elyom gazetesinin genel yayın yönetmeni Abdulbari Atvan yazısının sonunda şu soruyu gündeme getirdi: Acaba Donald Trump Suriye’nin Han Şeyhun kentinde kimlerin kimyasal silah kullandığı ortaya çıkınca özür dileyecek mi? Acaba onun cesurluğuna alkış tutan ve göçmen karşıtı kararında Suriye milletine karşı ırkçılık yapmasına göz yumanlar özür dileyecek mi? Her zaman olduğu gibi kimseden bu soruların cevabını beklemiyoruz, nitekim hakikati geç ifşa eden bazı Iraklı ve Libyalılardan da özür dilemelerini beklemiyoruz.