İşgalci rejimin Filistin milletine yönelik 69 yıllık cinayetleri - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i73398-İşgalci_rejimin_filistin_milletine_yönelik_69_yıllık_cinayetleri_1
Çakma rejim İsrail 14 Mayıs 1948 tarihinde işgal altındaki Filistin topraklarında kuruldu. Filistin milleti bu günü Nekbe günü olarak adlandırdı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 09, 2017 10:52 Europe/Istanbul

Çakma rejim İsrail 14 Mayıs 1948 tarihinde işgal altındaki Filistin topraklarında kuruldu. Filistin milleti bu günü Nekbe günü olarak adlandırdı.

Bu adlandırmanın sebebi, siyonist rejim kurulduktan sonra yüz binlerce Filistinlinin anavatanından sürgün edilmesiydi.

14 Mayıs 2017 bu rejimin 69. Kuruluş yıldönümüdür. Gerçi işgalci rejimin kuruluşu üzerinden 69 yıl geçiyor, ancak bu rejimin kuruluşunun ön hazırlığı Batılı güçlerce 19. Yüzyılın sonlarına doğru başlamıştı.

Teodor Hertzel küresel siyonizmin kurucusudur. Bu hareketin kuruluşu sonunda 1948 yılında işgalci rejimin kuruluşuna zemin oluşturdu. Birinci küresel siyonizm kongresi 1897 yılında İsviçre’nin Bazel kentinde düzenlendi ve Hertzel siyonizm hareketinin liderliğini üstlenmekle beraber Filistin topraklarında Yahudi bir devletin kurulmasını gündeme getirdi. Hertzel birinci küresel siyonizm kongresini şu cümle ile açtı: Biz bir gün Yahudi milletinin meskeni olacak bir evin temelini atmak istiyoruz.

Hertzel’in 1904 yılında ölmesinin ardından Haim Weizmann adında bir kimyacı siyonizm hareketinin liderliğini üstlendi. Weizmann aynı zamanda İngiltere’nin çok yönlü desteklerinden yararlandı, çünkü birinci dünya savaşı sırasında İngiltere devleti için askeri araştırmalar yapıyordu ve İngiltere’nin dönem Dışişleri Bakanı Lord Balfore tarafından bu ülkenin deniz kuvvetlerinde işe alındı.

Gerçekte siyonist rejimin şom kuruluşu Balfore adıyla bütünleşmişti, zira Balfore 2 Kasım 1917 tarihinde yayımladığı bildirisi ile bir nevi İsrail’in kuruluşuna zemin oluşturdu. Bu bildiride İngiltere devleti, bu ülkenin mülkiyeti altında bulunmayan Filistin topraklarını bu topraklara yerleştirilen siyonistlere hibe etti ve böylece İsrail adında şom rejimin temelini atmış oldu.

İngilizler Filistin topraklarında siyonist rejimi kurmakla aslında bir kaç önemli hedefi izliyordu, fakat bu hedeflerin arasında dört hedef daha büyük önem arz ediyordu.

İlkin, siyonizm hareketi İngiltere’nin Ortadoğu bölgesinde nüfuzunu arttırma zemini oluşturacaktı. İkincisi, İngiltere devleti siyonistlerden yararlanarak bölgede Fransa ile rekabette denge oluşturmak istiyordu, çünkü Fransa o dönemde Suriye ve Lübnan üzerinde sultası söz konusuydu. Üçüncüsü, İngiltere Ortadoğu bölgesinde enerji kaynaklarına musallat olmayı planlıyordu ve buna göre Londra, bölgede İsrail rejiminin kuruluşuna yardım ederek bu bölgede bulunan enerji kaynaklarına musallat olma yolunda önemli bir koz elde etmiş olacaktı. Dördüncüsü, İsrail rejimi Müslümanların yoğunlukta yaşadığı bir bölgede kuruldu ve İslam dünyasının içine nüfuz etmek İngiltere’ye İsrail’in kuruluşuna destek vermeye yönelten etkendi.

Korsan rejim İsrail’i kurmak için topraktan başka nüfusa da ihtiyaç vardı. Bu yüzden dünyanın çeşitli ülkelerinden Yahudilerin işgal altındaki Filistin topraklarına göç süreci 19. Yüzyılın sonlarına doğru ve Filistinlilerden toprak alımının ardından başladı. Bu süreç 1920’li yıllarda daha da şiddetlendi ve bunda İngiltere’nin payı büyüktü. 1920’li yılların başlarında Almanya ve Avrupa’da yahudi karşıtı duygular hızla büyümeye başladı. İngiltere bu duyguları yönetme uğruna Yahudilerin işgal altındaki Filistin’e göç etmelerinde önemli rol ifa etti, öyle ki 1930 yılında Filistin’de Yahudilerin sayısı ikiyi katlandı. Öte yandan işgal altındaki Filistin’e göç eden Yahudiler Hagana adında silahlı bir terör örgütü kurdu. Bu örgüt bir yandan işgal altındaki Filistin’de Arapların ayaklanması ile mücadele ediyor ve öbür yandan işgal edilen toprakların genişletilmesinde siyonistlere yardımcı oluyordu.

Ancak İsrail’in kuruluşu için uluslararası resmi bir belge ve anlaşma da gerekliydi. Buna göre BM genel kurulu 29 Kasım 1947 tarihinde 181 sayılı kararnameyi onaylayarak Filistin topraklarının siyonistlerle Filistinlilerin arasında ikiye bölünmesini karara bağladı. Bu kararnamenin onaylanmasında ikinci dünya savaşından sonra iki süper güç haline gelen Amerika ve sovyetler birliği önemli rol ifa etti. Kararnameye göre Filistin topraklarının %55’i İsrail’e verildi. Bu süreçte dikkat çeken önemli bir nokta, hiç bir Arap ülkesinin BM genel kurulunda bu kararnameye olumlu oy vermemiş olmasıydı. Oysa günümüzde Filistin milletini destekleme meselesi Arap ülkelerinin marjinal gündemlerinden biri olmuş, üstelik bu ülkeler özellikle son dönemde İsrail ile ilişkilerini geliştirmek için birbiriyle adeta yarışa başlamıştır.

181 sayılı kararnamenin BM genel kurulunda onaylanmasının üzerinden altı aydan daha az bir süre geçtiği bir sırada ve 14 Mayıs 1948 tarihinde İngiltere’nin yüksek komiseri Filistin topraklarından çekilir çekilmez, David Ben Gorion İsrail’in şom kuruluşunu resmen ilan etti ve kendisi de bu rejimin ilk Başbakanı oldu.

Dolaysıyla siyonist rejim İsrail’in şom kuruluşunda dört önemli gelişme etkili olduğu söylenebilir. Bu gelişmelerin biri 1897 yılında birinci küresel siyonizm kongresinin İsviçre’nin Bazel kentinde düzenlenmesi, ikinci gelişme 2 Kasım 1917 tarihinde yayımlanan Balfore bildirisi, 29 Kasım 1947’de BM genel kurulunda  onaylanan 181 sayılı kararname ve sonuncusu da İngiliz komiserin Filistin topraklarından çekilmesi ve İngiltere’nin Filistin üzerindeki mandası son bulmasıydı. Tüm bu gelişmeler ikinci dünya savaşından önceki dönemde İngiltere’nin özel himayesi ve yönetimi ve ikinci dünya savaşından sonra da Amerika ve kısman sovyetler birliğinin katkıları ile yaşandı.

Aslında İngiltere yönetimi siyonist rejim kurulduktan sonra da bu rejime desteklerini sürdürüyordu, fakat Amerika’nın bu rejime desteği özellikle ikinci dünya savaşından sonra önemli oranda artmaya başladı, öyle ki sonunda Amerika İsrail’in en büyük hamisi oldu.

Amerika’nın eli kanlı rejime kayıtsız şartsız desteğinin işaretlerinden biri, bu rejimin son onyıllarda cinayetlerini şiddetlendirmesi yüzünden BM güvenlik konseyinde defalarca kınanması, fakat 37 kez Amerika’nın veto hakkını kullanması yüzünden konseyin İsrail aleyhinde bir tek kararname bile çıkaramamasıdır. BM güvenlik konseyi en son Aralık 2016 tarihinde İsrail aleyhinde 2234 sayılı kararnameyi çıkardı ve bu rejimin yerleşke inşaatını sürdürmesini kınadı. Güvenlik konseyi bundan önce en son 1979 yılında İsrail aleyhine bir kararname çıkarmıştı.

Amerika son 69 yılda korsan İsrail’e diplomatik ve siyasi destekten medya ve propaganda destekleri ve mali destekten askeri desteğe kadar her türlü desteği kayıtsız şartsız sürdürdü. Nitekim Amerika’da ister demokrat ister cumhuriyetçi parti iktidarın başına geçsin, hepsi kendilerini İsrail’e destek vermekle yükümlü bildi ve bilmeye de devam ediyor.

Oysa korsan İsrail’in en önemli özellikleri uluslararası ceza mahkemesinin tüzüğünde belirtilen üçlü cinayetler, işgal, savaş çığırtkanlığı, uluslararası yasaların ihlali, BM güvenlik konseyinin kararnamelerini hiçe saymak ve özellikle bebek katili olmak gibi özelliklerden oluşuyor. Bir başka ifade ile başta Amerika ve İngiltere olmak üzere Batılı devletler İsrail’e verdikleri kayıtsız şartsız destekle bu rejimin tüm bu cinayetlerine ortak oluyor.