Yemen halkı, zulüm ve tecavüz kurbanı - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i73416-yemen_halkı_zulüm_ve_tecavüz_kurbanı_1
Dünya camiası tüm ilgisini Ortadoğu bölgesinde başta IŞİD olmak üzere tekfirci terör örgütlerinin cinayetleri ve Irak ve Suriye’de yaşanan krizlerin üzerinde odakladığı bir sırada Suud rejimi 26 Mart 2015’te Yemen topraklarına karşı karadan ve havadan geniş çaplı taarruz başlattı. Bu tecavüz o günden beri aralıksız sürüyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 09, 2017 12:06 Europe/Istanbul

Dünya camiası tüm ilgisini Ortadoğu bölgesinde başta IŞİD olmak üzere tekfirci terör örgütlerinin cinayetleri ve Irak ve Suriye’de yaşanan krizlerin üzerinde odakladığı bir sırada Suud rejimi 26 Mart 2015’te Yemen topraklarına karşı karadan ve havadan geniş çaplı taarruz başlattı. Bu tecavüz o günden beri aralıksız sürüyor.

Yemen milletine dayatılan bu savaşta şimdiye kadar binlerce masum insan hayatını kaybetti, on binlercesi yaralandı ve milyonlarca Yemenli mülteci durumuna düştü.

Yemen Güneybatı Asya bölgesinde yer alan ve Arabistan yarımadasının güneyinden bu ülke ile komşu olan bir Arap ülkesidir. Yemen’in nüfusu 23 milyon ve başkenti de Sana’dır. Yemen kuzeyden Arabistan, güneyden Babul Mendeb, batıdan Kızıldeniz ve doğudan Umman ve Fars körfezi ile komşudur.

Yemen’in iki önemli kıyısı bulunuyor. bu kıyılardan biri, batıda Kızıldeniz sahilleri ve güneyde Arap denizi kıyılarıdır. Yemen’in ayrıca bir kaç adası da bulunuyor ki bu adaların en önemli olanları Arap denizinde Saktara ve kızıldeniz’de Haniş adalarıdır.

Yemen 1990 yılına kadar uzun yıllar Kuzey ve Güney Yemen olmak üzere ikiye bölünmüştü. 1990 yılında varılan bir anlaşma ile iki ülke birlik oldu ve Yemen Cumhuriyeti kuruldu.

Yemen’in yıllık gayri safi milli hasılası dünya bankasının 2012 raporuna göre 1070 dolar kadardır ki buna göre de Arap ülkeleri arasında en yoksul ülke ve dünyada en yoksul ülkelerden biri sayılır.

Yemen’in kültürel, coğrafi, güvenlik ve iktisadi yapısı oldukça karmaşık ve çok boyutludur ve bu çeşitli boyutları yan yana getirmek, Yemen’in bölgesel ve bölge dışı denklemlerde önemini daha iyi anlamaya yardımcı olur.

Yemen çok eşsiz ve önemli coğrafi konumu bulunan bir ülkedir, öyle ki bu durum Yemen’i stratejik açıdan önemli bir ülke haline getirmiştir. Aslında haritaya bakarak Yemen’in Babul Mendeb geçidi, Fars körfezi, Kızıldeniz, Hint okyanusu ve ayrıca Hicaz yarımadası, Batı aya, Kuzey Afrika ve Afrika boynuzuna göre nasıl bir konumu bulunduğunu kolaylıkla anlayabiliriz.

Yemen hatta 1990 anlaşmasından sonra da aşiret yapısını korudu. Yemen Hicaz yarımadasının en verimli toprakları sayılır ve 2400 km sahili ile yarımadanın ve FKİK ülkelerinin Güney ve güneybatıya açılan doğal kapısıdır. Öte yandan Yemen’in Aden körfezi ve Babul Mendeb geçidine, yani Hint okyanusunu Kızıldeniz’le birleştiren boğaza musallat olması, bu ülkenin bölgenin siyasi ve iktisadi coğrafyasında fevkelade önemli bir yeri bulunduğunu gösterir.

Bilindiği üzere Hürmüz, Malaga ve Babul Mendeb’den oluşan üç stratejik boğazın oluşturduğu Altın üçgen adlı alanda dünya deniz nakliyatı veya bir aşka ifade ile dünya ekonomisinin üçte ikisi cereyan etmektedir. Özellikle bu boğazlar dünya enerji transitinin önemli bir bölümünün üzerinde yer alıyor.

Babul Mendeb boğazı, Yemen yönetimi Perim adasının üzerinden kolayca kapatabileceği bir boğazdır. Bu boğaz aynı zamanda Altın üçgenin köşelerinden biridir. öte yandan Suud hanedanının dikta rejimince yönetilen Arabistan ile 1800 kilometrelik ortak sınır ve Yemen’in dini ve etnik özellikleri bu iki ülkenin ilişkilerini her zaman sıkıntıya sokan durumlar olmuştur.

Arabistan ve Yemen’in ortak sınır bölgelerinde petrol bulunması iki ülke arasındaki sürtüşmeleri daha da tırmandırdı ve Suud rejimi bu gelişmenin ardından sürekli Yemen’in petrol zengini bölgelerini kendi topraklarına ilhak etmek için fırsat kollamaya başladı. Aslında Yemen’in iç çatışmalarında hangi taraf zafer kazanırsa pratikte Kızıldeniz’in petrolünü Hint okyanusu üzerinden Asya kıtasına ulaştıran güzergahın kontrolünü kendi elinde bulunduracaktır.

Suud rejimi ise Yemen’in stratejik konumunun bilincinde olmakla beraber son onyıllarda sürekli Yemen’in siyaset ve iktidar arenasına musallat olmaya çalıştı. Suud rejimi siyasi müdahaleleri ve hatta askeri müdahale yoluyla Yemen’de iktidarın başında olan yönetimi Riyad’ın kul kölesi yapmak istiyor. Ancak Yemen’in Ensarullah hareketi Suud rejiminin bu oyununu bozdu ve Yemen son bir kaç yılda yavaş yavaş Arabistan rejiminin nüfuz alanının dışına çıktı. Gerçekte Arabistan’ın Yemen’e yönelik yanlış politikaları ve Yemen milletinin Suud hanedanına karşı tarihi nefreti bu sürecin hızlanmasına ve halkçı Ensarullah hareketinin güç kazanmasına ve iktidarın başına geçmesine yol açtı.

Yemen’de bu gelişmelerin yaşanmasından sonra Arabistan ve on Arap ülkesinin kurduğu bir ittifak Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinin destekleri ile Mart 2015 tarihinde aniden Yemen topraklarına karadan ve havadan saldırıya geçti ve Yemen topraklarını en ağır biçimde bombardıman etti.

Aslında Arabistan’ın Yemen topraklarına askeri tecavüzü ile ilgili anlaşma, Yemen’in istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi, Eylül 2014’te tüm Yemenli grupların ve akımların imzaladığı barış ve katılım anlaşmasını kabul etmeyi reddederek istifa etmesi ve Sana’dan Aden’e kaçması ve bu kentte kendince bir hükümet kurmasından sonra gündeme geldi. Mansur Hadi’nin bu hareketi pratikte Yemen’i Sana ve Aden başkentli iki bölgeye böldü, fakat bu hareket Yemen milleti ve Yemenli siyasi grupların muhalefeti ile karşılaştı. Yemen halkı hatta Aden kentinde Mansur Hadi aleyhinde protesto eylemleri düzenledi ve Arabistan’a olan bağımlılığını kınadı.

Bu süreçte ilginçtir ki bazı Arap ve Batılı ülkeler de büyükelçiliklerini Sana’dan Aden’e taşıdı. Bu ülkelerin arasında Yemen’i parçalamaya çalışan Arabistan, Katar ve BAE de vardı.

Ancak bu şom senaryo Yemen’in Ensarullah hareketi ekseninde birlik olan halk direniş güçleri ve Yemen ordusunun uyanıklığı ve Yemen’in başta Aden kenti olmak üzere bir çok bölgesine musallat olmaları sonucunda etkisiz hale getirildi.

Yemen’in Aden kenti halk güçleri tarafından kurtarıldıktan sonra Mansur Hadi Arabistan’a kaçtı. Bu gelişme Mansur Hadi’nin Yemen’de kriz çıkaran unsur olarak gerçek mahiyetini gün ışığına çıkardı.

Ancak daha sonra Yemen milletine karşı yıkıcı girişimler başladı. Bu doğrultuda FKİK üyeleri Mansur Hadi’ye Yemen’in Cumhurbaşkanı olduğu bahanesi ile destek vermeye başladı ve Yemen krizinden sözde çıkış için bir kaç maddelik bir plan sundu. Planın ana konusu Yemenli halk güçleri ve Mansur Hadi ve Arabistan muhaliflerinin tümünün silahsızlanması ve Mansur Hadi’nin yeniden iktidarın başına geçmesinden ibaretti. Gerçekte planın esas amacı, Yemen’i Eylül 2014’te varılan genel mutabakat ve barış ve katılım anlaşmasından önceki döneme geri getirmek ve pratikte Yemen milletinin inkılabını göz ardı etmek ve Yemen halkının Mansur Hadi ve Arabistan sultasına karşı çıkmasını yok saymaktı.

Bu gelişmelere paralel olarak da ABD ve İngiltere’nin başını çektiği Batılı ülkeler de BM güvenlik konseyinde bir kararname çıkardı ki bir nevi FKİK’in sunduğu önerisinin tekrarından ibaretti ve buna göre Yemen milleti kendi kaderini belirleme hakkından mahrum bırakılıyordu.

Ve sonunda Mart 2015’te Arabistan rejimi Yemen’in istifa eden ve kaçan Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’nin sözde talebi üzerine Yemen’e karşı geniş çaplı askeri saldırı başlattı ve bu süreçte bazı Arap ülkelerden oluşan bir ittifak kurdu ve bazı Batılı devletlerin de desteğini arkasına aldı.

Arabistan’ın çiçeği burnunda hasta kralı Salman bin Abdulaziz, kraliyet tahtına oturduğu günün üzerinden üç ay geçmeden Yemen milleti ve devleti ve özellikle Ensarullah hareketine karşı kararlılık fırtınası adı altında geniş çaplı askeri operasyon talimatını verdi. Gerçi bundan önce Arabistan rejimi tarih boyunca bir kaç kez Yemen’e çıkarma yaptı ve bu ülkeye tecavüz ederek Yemen topraklarının bazı bölümlerini de işgal etti.

Şimdi ise Arabistan’ın Yemen topraklarına tecavüzü, Yemen krizi tamamen bir iç siyasi mesele olduğu halde gerçekleşiyordu, üstelik BM güvenlik konseyi ve uluslararası güçlerin göz yumduğu bu saldırı bağımsız bir devletin milli egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlaliydi.

Arabistan rejimi Yemen topraklarına yönelik amansız hava akınlarında bu yoksul Arap ülkesinin tüm altyapılarını hedef aldı. Barbarca düzenlenen bu saldırılarda binlerce kadın ve çocuk hayatını kaybetti. Yemen sağlık bakanlığı sözcüsü Arabistan’ın Yemen topraklarına saldırılarında şimdiye kadar 28 bin Yemenli vatandaşın hayatını kaybettiğini veya yaralandığını açıkladı. BM insani işler koordinasyon bürosu sorumlusu Yuhanes Van Der Klav iki yıl önce yayımladığı bildiride Yemen’de sivillerin katliam edildiğine işaretle, Arabistan’ın Yemen’in sivil altyapılarına yönelik saldırıları yıkıcı olduğunu belirtti. Bu yüzden hali hazırda milyonlarca Yemenli vatandaş ülkelerinde sağlık hizmetleri, gıda maddeleri ve diğer temel ihtiyaçlarından mahrum kaldığı gözleniyor.

Bugün Yemen’de savaş amansız bir şekilde devam ediyor ve her gün çok sayıda Yemenli kadın, çocuk, yaşlı insanlar hayatını kaybediyor.

Bu arada üzerinde durulması gereken bir nokta BM Yemen temsilcisinin itiraf ettiği üzere Arabistan Yemen topraklarına yönelik saldırısını tam da Yemenli gruplar siyasi çözüm yolu üzerine uzlaşma noktasına geldiklerinde başlattı ki bu da Arabistan’ın Yemen’de asla barış ve huzur peşinde olmadığını gösteriyor.