Yemen halkı, zulüm ve tecavüz kurbanı -2
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i73422-yemen_halkı_zulüm_ve_tecavüz_kurbanı_2
Çocuklar her savaşın savunmasız masum kurbanları sayılır, nitekim günümüzde bir çok iç savaşta ve bölgesel münakaşalarda çocukların geniş çapta katliama uğradıklarına şahit oluyoruz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 09, 2017 12:28 Europe/Istanbul

Çocuklar her savaşın savunmasız masum kurbanları sayılır, nitekim günümüzde bir çok iç savaşta ve bölgesel münakaşalarda çocukların geniş çapta katliama uğradıklarına şahit oluyoruz.

Bugün Yemen, Filistin ve Suriye adeta çocukların kurban kesildiği arenalara dönüşmüş bulunuyor.

Günümüzde dünyanın çocuk nüfusunun yarısı, yani bir milyarı aşkın masum çocuk şiddet, taciz ve türlü eziyetlere maruz kalıyor. Öte yandan silahlı çatışmaların ortasında kalan veya savaşlarda uygulanan katliamların ve özellikle Ortadoğu bölgesinde yürütülen vekalet savaşlarının hedefi olan çocukların durumu daha da içler acısı bir durumdur. Gerçekte üçüncü milenyum başladığı günden beri dünyanın dört bir yanında yüz binlerce masum ve mazlum çocuğun acımasızca katlediliyor ve maalesef uluslararası camia ve uluslararası kurum ve kuruluşlar bu cinayetlerin karşısında ölümcül sessizliğini koruyor ve insan hakları ilkeleri ve insani yasaların çöküşüne seyretmekle yetiniyor.

Çocukların katliamlara maruz kalması, silahlı çatışmalarda kullanılması, avarelik, maluliyet, açlık ve kıtlık, bu masum mahluklara dayatılan cinayetlerin sadece küçük bir bölümüdür.

Evet, biraz önce de belirtildiği üzere çocuklar her savaşın savunmasız masum kurbanları sayılır, nitekim günümüzde bir çok iç savaşta ve bölgesel münakaşalarda çocukların geniş çapta katliama uğradıklarına şahit oluyoruz. Bugün Yemen, Filistin ve Suriye adeta çocukların kurban kesildiği arenalara dönüşmüş bulunuyor. Ancak bu süreçte üzerinde durulması gereken nokta, devletlerin ve uluslararası anlaşmaların ve sözde insani işlerle uğraşan uluslararası kurum ve kuruluşların çocuk haklarını savunma alanında yükümlülükleri ve rolleridir. Oysa tüm bu yükümlülükler ve sorumluluklar bir avuç kirli doların karşılığında gözardı ediliyor. Bugün maalesef bu acı gerçekle karşı karşıyayız ve çocukların haklarına tecavüz eden zalimler bazı malum devletlerin özel siyasi çıkarları yüzünden yargılanarak hakettikleri cezayı bulmuyor ve devletler savaş sırasında başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere sivilleri korumaya yönelik yükümlülüklerini çok rahat bir şekilde gözardı edebiliyor.

İnsan hakları ilkeleri ve uluslararası insani hakların temellerinden biri silahlı savaşların sırasında çocuk haklarına uymak ve bu kesimi savaştan kaynaklanan tehlikelerden ve tehditlerden korumaktır. Bu ilke kamuoyunun da doğruladığı ve uygulanması için bazı güvencelerin gerekliliğini vurguladığı bir ilkedir. Nitekim devletlerin savaşlarda çocukların katliam edilmesi ve özellikle askeri olarak kullanılmamaları yönündeki yükümlülükleri bir çok uluslararası belgede de ifade edilmiştir. Üstelik bir kaç onyıldan beri silahlı çatışmaların sırasında çocuk haklarının ihlali, uluslararası suç sayılmaktadır. Ama maalesef günümüzde çocuklar savaşların ve silahlı çatışmaların en büyük kurban kesimini oluşturuyor. Gerçekte devletlerin çocukları silahlı çatışmalardan koruma yükümlülüğü, tamamen unutulan çok önemli bir konudur. Uluslararası camia çocukların toplumun kırılgan kesimi olduğunu ve türlü cismi ve ruhi zararlardan etkilenebileceğini kabul etmiş ve bu durumla mücadele için özel belgeler hazırlayarak onaylamıştır.

Ancak bölgede Suud rejimi iki yılı aşkın bir süredir en barbarca ve en acımasız biçimde Yemen’de başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere savunmasız sivilleri kırmakta ve bu ülkeye çok yönlü kuşatma dayatarak Yemen halkının gıda maddeleri, ilaç ve tıbbi hizmetlere ulaşmasına engel olmaktadır. BM raporlarına göre bugün Yemen halkının %82’si acil insani yardımlara muhtaçtır ve binlerce çocuk da kötü beslenmeden acı çekmektedir. UNICEF yayımladığı bildiride Yemen’de her on dakikada bir Yemenli çocuk hayatını kaybettiğini açıkladı. Bildiride Yemenli çocukların ölümüne sebep olan etkenlerin kötü beslenme, ishal ve solunum sisteminde hastalıklar olduğu belirtildi. Dünya gıda programı da Yemenli çocukların yarısından fazlasının büyüme süreci tamamen durduğunu ve başka ülkelerde yaşıtlarına kıyasla daha kısa boylu kaldıklarını, ki bu da kronik kötü beslenmenin işaret olduğunu, ayrıca 7 milyon Yemenli acilen besin maddelerine muhtaç durumda olduklarını bu sorun savaşla beraber daha da şiddetlendiğini belirtti.

UNICEF geçen mart ayının sonlarına doğru yayımladığı raporunda son iki yılda Arabistan’ın Yemen topraklarına düzenlediği hava akınlarında en az 1546 çocuk hayatını kaybettiğini, 2450 çocuk da sakat kaldığını duyurdu.

Uluslararası af örgütü Beyrut masası araştırma Başkanı Lin Maluf da bu yılın başlarında yayımladığı açıklamasında Yemen’de savaş üç milyon insanı evini barkını bırakarak kaçmak zorunda bıraktığını, binlerce sivilin hayatı tehlikede olduğunu ve yine 18 milyon Yemenli acilen insani yardıma muhtaç olduğunu belirtti.

BM’nin Yemen temsilcisi Julian Harens de bir bildiri yayımlayarak Yemen’de ölen çocuk sayısı açıklanan rakamların çok çok üstünde olabileceğini açıkladı. BM temsilcisi genel kurulda yaptığı konuşmada Yemenli çocukların bombardımanlar yüzünden ağır bedel ödediğini vurguladı.

Arabistan’ın Mart 2015’te başlattığı savaş sonucunda Yemen’de binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca Yemenli mülteci durumuna düştü. Bu saldırılar ayrıca Yemen’in başta sağlık merkezleri olmak üzere temel altyapılarına ağır zarar verdi. Veriler şimdiye kadar binlerce Yemenli çocuğun Suud rejiminin dayattığı kuşatma ve hava akınları yüzünden hayatını kaybettiğini gösterirken, uluslararası camia Suud canilerin cinayetleri karşısında pasif tutumunu sürdürüyor.

Arabistan 26 Mart 2015’te ABD’nin yeşil ışık yakmasının ardından Yemen topraklarına karadan ve havadan saldırı başlattı. Bu saldırılarda Yemen’in hayati altyapıları çökerken, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğu on bini aşkın sivil hayatını kaybetti.

Aslında Suud rejiminin Yemen’de başta mazlum çocuklar olmak üzere Yemenli sivilleri katliam etmeyi sürdürmesinde etkili olan konu, BM yetkililerinin Suud elebaşılarına karşı müsamahakar tutumudur. Son iki yılda Yemen’de binlerce çocuk Suud rejiminin bombaları ile kana bulandı, ancak esas facia, bir avuç kirli doların Yemen milletinin mazlumiyet sesinin duyulmasını engellemesiydi. Bu bağlamda BM eski genel sekreteri Ban Ki Moon’un Arabistan’ın adını çocuk haklarını ihlal eden rejimlerin listesinden çıkarması Suud elebaşılarını Yemen’de cinayetlerini sürdürme konusunda daha da küstahlaştırdı.

Öte yandan geçen yılın sonbahar aylarında Arabistan BM insan hakları konseyinin 14 üyesinden biri olarak üç yıllık bir dönem için seçildi. Oysa BM insan hakları gözetleme örgütü ve 80 kadar STK bir mektup yayımlayarak üye ülkelerden Arabistan’ın fahiş insan hakları ihlalleri yüzünden bu ülkenin BM insan hakları konseyine üyeliğine destek vermemelerini istemişti. Fakat sonuçta genel kurul üyeleri Arabistan’ın bu konseye üyeliğini onayladı. Bu karar dünyanın en önemli insan hakları kurumunda kirli siyaset oyunları oynandığını ve hukuk kavramları ve kriterleri hiçe sayıldığını ortaya koydu.

Arabistan 2013 yılından beri BM insan hakları konseyinde bulunuyor ve ilginçtir ki BM’nin diğer kurumlarının Yemen’de çocukların katedilmesi ile ilgili raporlarına karşın Riyad temsilcisi BM insan hakları konseyi bağımsız uzmanlar komisyonu Başkanı seçildi. Oysa BM insan hakları konseyi tüzüğünün 8. Maddesine göre konseyin herhangi bir üyesi insan hakları ihlallerini işlediğinde üyelikleri askıya alınması gerekir. Fakat bu madde de Suud rejimine destek veren Batılı devletlerin himayeleri yüzünden Arabistan hakkında uygulanmadı.

Arabistan’ın BM insan hakları konseyi üyesi seçilmesi aynı zamanda BM’nin Arabistan’ın cinayetlerini rahatça sürdürebileceği için zemin hazırladığı anlamına geliyordu. Nitekim Arabistan bu tür desteklerin sayesinde uluslararası camiaya hesap verme korkusu yaşamaksızın cinayetlerini daha korkunç boyutlara taşıdı.

Gerçekte BM’nin dünyada çocuk hakları ihlallerinin başını çeken korsan İsrail ve Suud rejimine karşı pasif tutumu, Arabistan’ın hatta BM’nin yeni genel sekreteri döneminde de çocuk haklarını ihlal eden rejimlerin listesine alınması konusunda hiç bir güvence olmadığını, nitekim bu listeye alınsa bile petrol dolarları ve Batılı devletlerin destekleri sayesinde yeniden bu listeden çıkarılacağını ortaya koydu.

Evet, Arabistan yıllardır BM insan hakları konseyine üye olduğu halde Yemen’de cinayetlerini tüm hızıyla sürdürüyor. Nitekim bu rejimin yeniden BM insan hakları konseyinin üyesi olarak seçilmesi de BM’de kirli siyaset oyunları oynandığını ve hukuk kavramları ve kriterleri hiçe sayıldığını ortaya koydu. Gerçekte BM’nin pasif tutumu da uluslararası camianın daha uzun bir süre Suud rejiminin Yemen’de çocukları katletmesine şahit olacağını gösterdi.