Riyad’a göre Trump’ın Arabistan ziyaretinin önemi - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i73600-riyad’a_göre_trump’ın_arabistan_ziyaretinin_önemi_1
Amerika Başkanı Donald Trump 20 Mayıs günü Arabistan’ın başkenti Riyad’a geldi ve iki gün sonra da Riyad’dan ayrılarak işgal altındaki Filistin topraklarına geçti.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 10, 2017 14:18 Europe/Istanbul

Amerika Başkanı Donald Trump 20 Mayıs günü Arabistan’ın başkenti Riyad’a geldi ve iki gün sonra da Riyad’dan ayrılarak işgal altındaki Filistin topraklarına geçti.

Trump’ın Arabistan ziyareti çeşitli açılardan önem arz ediyordu. Peki ama bu ziyaretin Arabistan’ın amaçları bakımından önemi neydi?

Amerika Başkanı Donald Trump beyaz sarayı girdiği günün üzerinden yaklaşık dört ay geçtiği bir sırada ilk yurtdışı ziyaretini gerçekleştirdi. ABD Başkanı Trump ilk yurtdışı ziyareti için Ortadoğu bölgesinde Arabistan’ın başkenti Riyad’ı seçti. Bu seçim Trump için genel olarak Ortadoğu ve özel olarak Arabistan önem arz ettiğini ortaya koydu.

Gerçekte Donald Trump ilk yurtdışı ziyareti için Arabistan’ı seçerek seçim kampanyaları sırasında sergilediği İslam ve Müslüman karşıtı ırkçı imajını düzeltmeye çalıştı. Oysa bütün dünya seçim kampanyaları sırasında Trump’ın gerçek yüzünü bu iki açıdan görmüştü.

Öte yandan Donald Trump ilk yurtdışı ziyareti için Riyad’ı seçerek ticaret adamı olduğunu ortaya koydu, nitekim bundan önce de Arabistan’ın sütünü sağmak gerektiğini söylediği gibi, Riyad’a gelerek Suud hanedanını sağmak istediğini gözler önüne serdi. Gerçekte petrol dolarları, Donald Trump’ın ilk yurtdışı ziyareti için Arabistan’ı seçmesinin en önemli nedenlerinden biriydi.

Ancak Donald Trump’ın Arabistan ziyareti sırasında ele alınan önemli konulardan biri de Ortadoğu bölgesinde yaşanan krizler ve gelişmelerdi, ki bu konuların arasında Suriye, Irak ve Yemen krizleri, bölgede terör örgütlerinin faaliyetleri ve ayrıca Arabistan’ın İran’ın bölgede artan nüfuzu ile mücadele talebi yer alıyordu.

Amerika ve Suud rejimi son yedi yılda ve Suriye krizi sırasında eşgüdümlü ve koordineli bir şekilde hareket etti. Suud rejimi Suriye’nin Arap Birliği’nde üyeliğini askıya aldırırken, Amerika da BM güvenlik konseyinde Suriye’nin yasal yönetimine karşı elinden geleni ardına koymadı.

Arabistan bölgede terör örgütlerine medya, para ve silah desteği sağlarken, Amerika da Arabistan’a teröristlere hibe etmek üzere silah satışı gibi alanlarda faaliyet yürüttü ve aynı zamanda Riyad gibi bölgede cinayet işleyen terör örgütlerine medya üzerinden de destek verdi.

Suriye krizinde Amerika ile Arabistan’ın duruşunu birbirinden farklı kılan konu ise, Arabistan rejimi Amerika’dan Suriye’ye askeri saldırı yaparak Beşar Esad yönetimini devirmesini istiyordu, fakat Amerika Barack Obama döneminde Arabistan’ın bu talebini reddetti ve Suriye’ye karşı askeri operasyon yapmadı. Ancak Donald Trump beyaz sarayı girdiği günün üzerinden yaklaşık üç ay geçtiği bir sırada ve 7 Nisan tarihinde Suriye’nin Humus eyaletinde Şairat hava üssüne füze saldırısı düzenledi ve böylece Suriye’ye karşı askeri operasyon yapmaktan çekinmediğini ortaya koydu. Bu saldırı Suud rejimini ABD Başkanı Donald Trump’ı Suriye krizinin sonlandırılması için Suriye’ye askeri saldırı ve Beşar Esad yönetimini devirme konusunda ikna edebileceği yönünde ümitlendirdi.

Irak krizi Ortadoğu bölgesinin ikinci önemli krizidir ve hem ABD ve hem Suud rejimi açısından büyük önem arz eden bir konudur. Hem Amerika ve hem Arabistan Irak’ta şii bir yönetimin işbaşında olmasına karşı çıkıyor ve aynı zamanda her iki ülke ırakta şii Müslümanlara karşı sünnilerle kürtlerin arasında bir ittifak oluşturmaya çalışıyor.

Öte yandan Irak’ta ordu birlikleri ve güvenlik güçleri tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı mücadelenin sonlarına yaklaşırken, başta Musul’un durumu olmak üzere IŞİD sonrası Irak’ın durumu hem Amerika ve hem Suud rejimi için fevkalade önem arz ediyor. Bu yüzden Trump ve Suud elebaşıları Trump’ın Riyad ziyareti sırasında bu konuyu da ele almak zorunda kaldı.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın Riyad ziyareti sırasında ele alınan bir başka önemli konu, Yemen kriziydi. Arabistan rejimi Mart 2015’ten beri Yemen topraklarına saldırıyor ve şu anda bu savaşın üzerinden 26 ay geçtiği anlaşılıyor. Kuşkusuz Arabistan’ın Yemen saldırısı ABD’nin yeşil ışık yakması  ve hatta dolaylı ve doğrudan destekleri ile başladı. Fakat Suud hanedanı bunu yeterli bulmuyor ve Amerika’dan Yemen savaşına daha fazla müdahale etmesini bekliyor. Nitekim Donald Trump da beyaz sarayda bulunduğu son dört ay içinde Yemen’ey önelik askeri hareketliliğini arttırdı. Şimdi ise Trump’ın Riyad ziyareti sırasında Suud elebaşıları Yemen savaşında Amerika başkanından daha fazla destek sözü bekliyor, zira Yemen krizi hali hazırda Arabistan’ın dış politikasının en önemli gündem maddesine dönüştüğü anlaşılıyor. Gerçekte Suud rejimi Amerika’dan Arabistan’ı Yemen bataklığından kurtarmasını bekliyor, zira Arabistan Yemen’de kısa süreli bir savaş tasavvur ediyordu, fakat bu tasavvuru yanlış çıktı.

Ortadoğu bölgesinde faaliyet yürüten tekfirci terör örgütleri ve radikal akımlarla mücadele yolları, ABD Başkanı Donald Trump’ın Riyad ziyareti sırasında Suud rejimi elebaşıları ile ele aldığı bir başka gündem maddesiydi. Gerçekte Amerika ve Arabistan’ın bu konuda ortak yönleri, her iki ülkenin terör örgütlerine dış politikalarını gütme aracı olarak bakmalarıdır. Buna karşın iki ülkenin terör örgütlerine yaklaşım biçimleri birbirinden farklıdır. Amerika terörü iyi ve kötü olarak sınıflandırmasında El Nusra Cephesi gibi terör örgütlerini kötü terörist olarak tanımlıyor. Ancak Arabistan için terör örgütleri arasında pek bir fark bulunmuyor ve hepsini iyi teröristler olarak değerlendiriyor.

Bu konuda dikkat çeken önemli nokta, ne Amerika ve ne Arabistan bölgede terör örgütlerinin tamamen yok edilmesine sıcak bakıyor. Bu durum söz konusu terör örgütlerine nasıl yaklaşılması gerektiği meselesini önemli hale getiriyor.

Suud rejimi Irak yönetimine baskı uygulamak ve Bağdat işbaşında bulunan yönetimin güçlenmesini engellemek için bu ülkede muhalif kesimleri desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda Irak güvenlik güçlerinin terörle savaşta zafer kazanmalarını kendi çıkarlarına aykırı buluyor.

Bu arada Amerika da Irak’ta terörle mücadeleyi kontrollü bir şekilde yürütüyor ve bu mücadeleyi beli bir takvime bağladığı anlaşılıyor. Bir başka ifade ile Amerika ilkin IŞİD sonrası Musul ve IŞİD sonrası Irak’ın nasıl yönetileceğini belirlemek ve ardından Iraklı güçlerin IŞİD ile mücadelesine son vermek istiyor.

Suriye krizinde de Suud rejimi terör örgütlerinin takviye edilmesini ve Donald Trump’ı da bu yönde ikna etmek istiyor.

Kuşkusuz Donald Trump’ın Arabistan ziyareti sırasında Suud elebaşıları ile Amerikalı yetkililerin arasında ele alınan en önemli gündem maddesi, İran’ın artan bölgesel nüfuzuydu.

Arabistan Amerika’nın 2003 yılında Irak’a yaptığı çıkarmanın ardından Ortadoğu bölgesinde güç dengeleri İran’ın lehine değiştiğine inanıyor. Gerçi Arabistan ve Irak Saddam döneminde yakın ilişkileri yoktu, fakat Suud rejimi Saddam rejimini İran’ın bölgesel nüfuzu karşısında güçlü bir engel olarak görüyordu. Fakat Irak’ta Saddam rejiminin devrilmesi ve bu ülkede Şii bir iktidarın işbaşına gelmesinin ardından İran bir kez daha Irak gelişmelerinin en önemli aktörü oldu.

Arabistan rejimi Amerika başta olmak üzere bazı küresel aktörlerin desteği ile İran İslam cumhuriyetinin bölgesel nüfuzunu engellemek istiyordu ve bu yüzden İran’da dayatılan tüm iktisadi yaptırımların en büyük hamilerinden oldu, çünkü bu yaptırımları kendi çıkarları doğrultusunda görüyordu.

Buna karşın İran’ın 5+1 grubu ile nükleer anlaşma imzalaması ve böylece İran’a dayatılan nükleer yaptırımların askıya alınması ve öte yandan Tahran’ın Suriye ve Irak krizleri gibi bölgesel krizlerde aktif rol ifa etmesi ve özellikle Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesini engellemesi ve Irak’ta Haydar İbadi yönetimini takviye etmesi Suud rejimini çileden çıkaran gelişmeler oldu. Çünkü Suud elebaşıları Amerika’nın önceki yönetimi Ortadoğu bölgesinde Arabistan gibi Arap müttefiklerine yeteri kadar destek vermediğini düşünüyordu.

Şimdi ise Suud rejimi ABD Başkanı Trump’ı Riyad’a getirmek ve 17 Arap ve İslam ülkeleri liderlerini de çağırarak sözde Amerika ve İslam ülkeleri zirvesi düzenlemekle Trump’ı İran’ın bölgesel nüfuzu ile mücadele konusunda ikna etmeye çalıştı.