Küçük melekler, savaş ve şiddetin kurbanı
1982 yılında siyonist rejim İsrail’in şiddetinin mağduru olan Filistinli ve Lübnanlı çocukların durumunu ele alan BM, 4 Haziran gününü Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü olarak ilan etti.
Bu günün amacı çatışma ve savaşlarda fiziksel, zihinsel ve duygusal açıların kurbanı olan çocukların durumu ile ilgilenmektir.
BM’nin çocuk haklarına bağlılığını ilan etmek üzere her yıl 4 Haziran’da düzenlenen Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü aslında 1982 yılında korsan İsrail’in masum Filistinli ve Lübnanlı çocuklara karşı uyguladığı şiddete tepki olarak ilan edildi.
Aynı yılın 6 Haziran tarihinde ve Menahim Begin’in cumhurbaşkanlığı döneminde korsan İsrail ordusuna bağlı işgalci birlikler bu rejimin İngiltere büyükelçisi Filistinli milis bir grup tarafından helak edilmesine misilleme yaparak Lübnan’ın güneyine saldırdı ve bu bölgede çok sayıda masum insanı şehit etti. Bu saldırıda ve eylül 1982’de düzenlenen Sabra ve Şatilla katliamında şehit edilen masum insanlardan başka 20 bin Lübnanlı, Filistinli ve Suriyeli vatandaş katliam edildi ve 30 bin kişi de yaralandı. Bu sayının dörtte birini, yani katledilenlerden 5 bin kadarını 15 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyordu.
Günümüzde dünya genelinde çocuk hakları bir çok sorun ve sıkıntı ile karşı karşıya bulunuyor, nitekim hali hazırda da dünya camiası her gün yüzlerce ve hatta binlerce masum çocuğun ölümüne şahit oluyor. Bugün dünya genelinde 300 milyonu 5 yaşın altında olan bir milyarı aşkın çocuk silahlı çatışmaların mağduru oluyor ve bu durum çocuk haklarından çok uzakta olduğu anlaşılıyor, üstelik arada bir yaşanan şiddet olaylarında hayatını kaybeden bir veya bir kaç çocuk durumunda çok daha farklı olduğu gözleniyor. Çünkü bugün silahlı çatışmalarda hayatını kaybeden çocukların sayısı bir kaç çocukla sınırlı kalmıyor ve yüzler ve hatta binlerle ifade ediliyor.
Çocuklar dünya genelinde yaşanan çatışmaların ve savaşların kurbanı oluyor ve bu durum acı bir gerçek olarak ortada duruyor. Gerçekte silahlı çatışmalarda çocuklar beşeri camianın en kırılgan kesimi olarak mağdur duruma düşüyor ve bu masum meleklerin narin kalbi ve pak ruhu kırılıyor.
Silahlı çatışmalarda ve şiddet olaylarında çocukların altı önemli hakkı ihlal ediliyor. Bu durumlar çocukları savaşta kullanmak, katliam etmek, cinsel şiddete maruz kalmak, kaçırılmak, okullara ve hastanelere saldırmak ve insani yardımlara ulaşmalarını engellemekten ibarettir.
Çocuk hakları konvansiyonu 1989 yılında onaylandı ve daha sonraki yıllarda çocukların ticaret malzemesi yapılmasının yasaklanması ve çocukların savaşa ve siyasi çatışmalara katılma yaşının 18 olarak belirlenmesi ile ilgili iki ek protokol da onaylandı.
Bundan iki yıl önce de dünya camiasının dikkatini savaş ve silahlı çatışmaların kurbanı olan çocukların durumuna çeken Grasa Maçel’in ardından BM genel kurulu 77/51 sayılı kararnameyi onayladı. Bu kararname BM üyesi ülkelerin konsensüsü ve uluslararası camianın savaşzede ve riskli bölgelerde çocukların daha fazla korunmalarına yönelik koordineli çabalarının işaretiydi.
77/51 sayılı kararname BM genel kurulunun çocuk haklarını çocuk hakları konvansiyonu ve ek protokolü ve çocuk hakları ile ilgili yıllık kararnameleri üzerinden korumaya yönelik çabaları doğrultusunda çıkarılan bir kararnamedir. Yine bu kararnameye göre BM genel sekreterinin silahlı çatışmaların ortasında kalan çocuklarla ilgilenin özel temsilcisi belirlendi.
Uluslararası camia her yıl bu özel günün yıldönümünü buruk bir şekilde anıyor ve yüzlerce ve hatta binlerce masum çocuğun ölümüne şahit oluyor. Bundan önceki yıllarda eğer sadece korsan İsrail bebek katili olarak bilindiyse, şimdi Suud rejimi ve Arap ve Batılı müttefikleri ve yine bu zümrenin kurduğu ve beslediği IŞİD gibi tekfirci terör örgütleri de bebek katili lakabı ile anılıyor.
Dolaysıyla çocuk haklarını korumak için sadece uluslararası yasaların ve yasal normların yeterli olmadığı anlaşılıyor. Bugün dünyanın geleceğini inşa edecek çocukların korunması için tüm beşeri camia el ele vererek hareket etmesi gerekiyor.
Bugün dünyada savaş ve krizlerin yaşandığı bölgelerde 250 milyonu aşkın çocuk yardım ve destek bekliyor. Bugün dünyanın 87 ülkesinde çocuklar içinde 60 milyon mayın bulunan toprakların üzerinde oyun oynuyor ve her yıl 10 bin çocuk bu mayınların patlamasının kurbanı oluyor.
Bugün dünyada 300 bin kız çocuğu asker olarak sömürülüyor ve askerliğin yanında bir de cinsel istismara da boyun eğmek zorunda kalıyor.
Bugün dünyada güvenli bir yer bulmak için evini yurdunu bırakmak zorunda kalan 50 milyon insanın yarısını çocuklar oluşturuyor. Yine BM mülteciler komiserliğinin gözetimi altında bulunan 22 milyon mülteciden 10 milyonunu 18 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerine sığınan insanların yarısını yalnız çocuklar veya aileleri ile yollara düşen çocuklar oluşturuyor. Bugün Avrupa kıtasında başı boş 100 bin mülteci çocuk bulunuyor ve her yıl Avrupa ve Amerika’da bu sayıya 20 bin ekleniyor. Veriler 4 milyon çocuğun AIDS hastalığı yüzünden hayatını kaybettiğini, 13 milyon çocuğun da bu yüzden yetim kaldığını gösteriyor. Bu hastalık özellikle siyasi çatışmaların devam ettiği ülkelerde çocukların ölümlerinde birinci etken olduğu anlaşılıyor.
Bugün dünyada yarısını çocukların oluşturduğu 1.2 milyar insan günde sadece bir dolar gelirle geçinmek zorunda kalıyor. Verilere göre her yıl beş yaşın altında olan 10 milyon çocuk önlenebilir hastalıkların veya kötü beslenmenin yüzünden hayatını kaybediyor, 40 milyon doğum hatta kayda bile alınmıyor, ki bu da bu sayıda çocuğun milliyet ve yasal ad gibi haklardan mahrum bırakıldığı anlamına geliyor. Örneğin Yemen savaşı konusunda UNICEF yaptığı açıklamada, 3.3 milyon Yemenli vatandaşın aşırı kötü beslenmeden acı çektiğini, bu sayıdan 2.2 milyonu çocuklardan oluştuğunu belirtti. Yine BM Yemen temsilcisi her 1000 çocuktan 63 çocuk beş yaşına gelmeden önce hayatını kaybettiğini açıkladı.
Bundan başka Yemen savaşında şimdiye kadar yaklaşık üç bin Yemenli çocuğun hayatını kaybettiği belirtiliyor. Suriye’de de insan hakları gözetleme örgütü bu ülkede devam eden iç savaşta 12 bin çocuğun hayatını kaybettiğini açıkladı.
Öte yandan Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde yer alan bazı ülkelerin durumuna bakıldığında çocukların içinde bulunduğu facia boyutundaki halini daha iyi anlamak mümkün. Bu ülkelerde çocuklar geceleri sabaha kadar havan topu ve füze isabeti korkusu ile uyuyamıyor ve sabah da okula gittiğinde, gitti okulun enkazı ile karşılaşıyor. Bu çocuklar anne, baba, kardeş ve ailelerini kaybediyor. Bu çocuklar babalarının tüm çabalarına karşın akşam eve bir lokma ekmek getirememenin utancını yaşadığına şahit oluyor ve yine sağlık imkanlarının yokluğu ve hastanelerin yıkımı yüzünden en basit hastalıkların yüzünden hayatını kaybediyor.
Bu bölgelerde yaşayan çocuklar okul ve ders ve sınıf yerine terör örgütlerince işe alınıyor ve askeri eğitime tabi tutuluyor ve futbol topu yerine insanların kesik kafaları ile oynamak zorunda kalıyor. Bu çocuklar aile ocağının ruhi ve duygusal sıcak ortamından koparılıyor ve zorla insanları öldürme eğitimine tabi tutuluyor. Fakat macera bununla da sınırlı kalmıyor ve bu çocukların bir çoğu cinsel tecavüzün kurbanı oluyor veya fuhuşa zorlanıyor veya zorla en ağır işlerde çalıştırılıyor veya organları çalınarak satılıyor veya köle olarak insan kaçakçılarına satılıyor.
Bu arada dünya ülkelerinin hemen hemen hepsinin üye olduğu BM’den daha fazla çaba harcaması bekleniyor. Oysa BM genel sekreterinin Arabistan gibi çocuk katili bir rejimin adını bir avuç kirli dolar karşılığında çocuk haklarını ihlal eden rejimlerin listesinden çıkarması bu teşkilatın alnına sürülen en büyük leke oldu.
Şunu da unutmamak gerekir ki Yemenli, Suriyeli, Afrikalı, Iraklı, Filistinli, Afganistanlı çocuklarla gelişmiş ülkelerin çocukları arasında hiç bir fark yoktur. Dünyada masum çocuklara karşı işlenen her türlü cinayet veya şiddet hangi rejim tarafından olursa olsun kınanması gerekir, zira dünya bütün milletlerin gelecek kuşaklarına aittir ve uluslararası barış ve güvenlik de dünya genelinde neşeli ve sağlıklı çocuklara bağlıdır.
Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü aslında şu günlerde geceleri topların ve füzelerin altında sabahlayan çocukların çektiği acıları hatırlamak içindir. Bu çocuklar yıkılan evlerinin tuğlaları ile oynamak zorunda kalıyor ve suyu, yiyeceği ve ilacı bir zaruret olarak değil de, değerli ve nefis bir hibe olarak sanıyor.