Yemen halkı, zulüm ve tecavüz kurbanı - 6
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i74720-yemen_halkı_zulüm_ve_tecavüz_kurbanı_6
Arabistan rejimi Yemen topraklarına saldırmakla öyle bir bataklığa saplandı ki şimdi bu bataklıktan askeri ve stratejik açılardan onurlu bir şekilde çıkması ve aynı zamanda bölgesel ve küresel arenalarda muhtemel olumsuz yankılarını kaldırabilmesi pek zor görünüyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 19, 2017 16:18 Europe/Istanbul

Arabistan rejimi Yemen topraklarına saldırmakla öyle bir bataklığa saplandı ki şimdi bu bataklıktan askeri ve stratejik açılardan onurlu bir şekilde çıkması ve aynı zamanda bölgesel ve küresel arenalarda muhtemel olumsuz yankılarını kaldırabilmesi pek zor görünüyor.

Suud rejiminin Yemen topraklarına karşı kararlılık fırtınası adı altında başlattığı hava akınlarını Arabistan’ın bölgeye yönelik dış politikasındaki yeni eğiliminde bir dönüm noktası olarak telakki etmek mümkün. Arabistan rejimi bölgede anti demokratik kraliyet düzeni ile yönetilen bir ülke olarak demokratik değişimlere karşı izlemeye başladığı tutum hatta Yemen krizinden önce ve Bahreyn olaylarında kendini en iyi şekilde ortaya çıkmıştı.

Arap inkılapları 2010 yılının sonlarına doğru Arabistan’ın siyasi rejimini iki temel tehditle karşı karşıya getirdi. İlk tehdit, Riyad’ın bölgesel müttefiklerinin devrilmesiydi ki bu da bölgedeki güç dengeleri üzerinde önemli oranda etki yaptı. Öte yandan bu gelişmeler Amerika’nın gafil avlandığı veya Suud rejiminin tabiri ile duyarsızlığına denk gelen bir dönemde yaşanıyordu. Bu parametreler yan yan gelince de yavaş yavaş Suud rejiminin dış politikasında yeni bir eğilim izlemeye doğru sevketti, ancak yeni dış politika eğilimi önceki eğilime göre asla muhafazakarca değil, tam aksine maceracı bir eğilimdi.

Suud rejimi Yemen’e saldırdı ve bu ülkenin altyapı tesislerini ve sivil yerleşim merkezlerini ve ayrıca hastanelerini ve okullarını hedef alarak Yemenli mazlum kadınları, çocukları ve sivilleri katletmeye başladı. Öte yandan avarelik, yıkımlar ve bunun sonucu olarak sağlık sisteminin çökmesi ve sağlık imkanlarının yokluğu Yemen halkını ciddi krizlerle karşı karşıya getirmeye başladı ve en son kolera gibi ölümcül hastalığın salgını tankların ve topların mermilerinden kurtulan Yemenlileri sağlık imkanları yokluğu yüzünden ölüme doğru sürüklemeye başladı. Gerçekte Suud rejimi korsan İsrail rejiminin bir nevi taklidini yaparak petrol gelirini yüklü askeri alımlara yatırıyor ve aldığı silahlarla da çocukları katlediyor. Öte yandan Suud rejimi korsan İsrail’in Gazze halkına dayattığı kuşatma ile bölge halkını tedrici ölüme sürüklediği gibi Yemen’de benzer bir kuşatmayı uyguluyor. Peki ama bu savaş suçu ve soykırım cinayeti Arabistan için Ortadoğu bölgesinde ne getirmiştir, dersiniz?

Yemen’de Suud hanedanı ve müttefiklerinin Yemen’in siyasi gelişmelerine karşı askeri seçeneğe başvurması, Yemen’in altyapılarını çökertmesi, Yemen’in iktisadi istikrarsızlığının şiddetlendirilmesi ve bu ülkede merkezi güçlü bir yönetiminin şekillenmesinin engellenmesi, her şeyden ziyade Yemen’de terör örgütlerine büyüme ve gelişme imkanı sağlamıştır. Oysa askeri seçeneğin hiç bir zaman bölgede radikalizme karşı özellikle Amerika’nın başını çektiği ittifakın Afganistan ve Irak topraklarına saldırmasından sonra asla işe yaramadığının en somut örneğidir. Nitekim bugün bu iki ülkede terör örgütleri 11 eylül 2001 terör saldırılarından önceki döneme kıyasla çok daha güçlü hale gelmiştir. Bu yüzden Arabistan’ın Yemen topraklarına saldırmasının bir sonucu Yemen’de terör örgütleri ve radikalizmin yayılmasının daha da ivme kazanacağı şeklinde açıklanabilir. Nitekim hali hazırda Yemen’in güneyinde önemli bir alan El-Kaide terör örgütünün kontrolüne geçti.

Öte yandan bugün dünyada artık Afganistan’da El-Kaide ve Taliban gibi terör örgütlerinin türemesinde Arabistan’ın destekleri baş etken olduğunu bilmeyen yoktur. Nitekim Arabistan’ın Irak topraklarında taraftarlarını desteklemesi de sözde Irak İslamî devleti ve Suriye’de de Şam İslamî devletinin türemesine ve sonra da birleşerek IŞİD terör örgütünün ortaya çıkmasına yol açtı. Bu yüzden Arabistan’ın Yemen topraklarına tecavüzünün en önemli sonuçlarından biri El-Kaide ve IŞİD gibi tekfirci terör örgütlerinin Yemen’de güçlenmeleridir.

Gerçekte Yemen’de El-Kaide terör örgütünün ortaya çıkması ve takviye olması, Arabistan’ın Yemen’e dayattığı iki küsur yıllık saldırının en önemli sonuçlarından biridir.

Reuters haber ajansı Arabistan’ın başını çektiği ittifakın Yemen’e saldırması Yemen’de El-Kaide terör örgütünün türemesi ve gelişmesine yol açtığını yazdı. Haberde, Arabistan’ın Yemen topraklarına saldırması El-Kaide’nin iktisadi imparatorluğunun gelişmesine zemin oluşturduğu, öyle ki El-Kaide şimdiden Yemen topraklarının bir bölümü üzerinde Yemen’den bağımsız bir devlet ilan ettiği kaydedildi.

Ortadoğu meseleleri uzmanlarından Patrick Kockburn 17 nisan 2017 günü İngiliz Independent gazetesinde yayımladığı makalesinde şöyle yazdı: Arabistan elebaşılığında Yemen’e karşı yürütülen savaş El-Kaide örgütüne daha çok şey kazandıracaktır. Eğer Bin Ladin hayatta olsaydı, El-Kaide’nin Yemen’in en büyük eyaletlerinden biri olan Hızrımot’a musallat olmak üzere olduğunu görmekten büyük gurur duyardı.

Hatta ABD savunma Bakanı Ashton Carter Arabistan’ın Yemen saldırısını El-Kaide için Yemen’de nüfuzunu arttırmak üzere bir fırsat olduğunu belirtti ve bu örgütün Yemen’de yaşanan çatışmaları fırsat bilerek kendine bazı çıkarlar sağladığını kaydetti.

Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini de 6 mayıs 2016 tarihinde Çin’in başkenti Pekin’de öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada, Yemen’de çatışmalar bu ülkede El-Kaide’nin yeniden güçlenmesine kapıları açtığını, bu süreç çok tehlikeli olduğunu, zira El-Kaide, Yemen’de iktidar boşluğunu doldurmaya çalıştığını belirtti.

Arabistan’ın Yemen topraklarına tecavüz etmesi hem Arabistan ve hem müttefikleri için bir takım iktisadi olumsuzluklara neden olmuştur. Yemen savaşının Arabistan ekonomisi üzerinde etkisini irdeleyen Yemen Alan internet sitesi Suud rejiminin Yemen topraklarına saldırdıktan sonra uğradığı mali hasarı şöyle değerlendirdi: Şu ana kadar hiç kimse Arabistan’ın Yemen saldırısının bedelinden kesin rakam açıklamıyor. Bunun sebebi ise ilgili yetkililerin bu konuda kesin rakamların açıklanmasına karşı çıkmasıdır, ancak ilk belirlemelere göre ve benzer savaşların giderleri gözetilerek Yemen savaşının bedeli Nisan 2015’in ortalarında 30 milyar dolara ulaştı ki bunun içinde 175 savaş uçağının masrafları ve yakıt bedeli ve teçhizat bedeli ve yedek parça bedeli ve 150 bin Arabistanlı askerin savaşın kapsam alanı genişleme korkusundan alarm durumunda bekletilmelerinin bedeli yer alıyor.

Gerçi Yemen topraklarına saldırı bir kaç ülkenin katılımı ile ve Arap ittifakı adı altında başladı, fakat Arabistan bu savaşın bedelini üstlenen esas ülkedir. Zira Arabistan kararlı fırtına operasyonunun liderlerini yürütüyor ve tek başına Yemen tecavüzünde 100 savaş uçağını devreye sokuyor. Öte yandan Arabistan’ın Yemen sınırları da askeri çatışmalara sahne oluyor ve Arabistan’ın bazı köyleri ve kentleri ve askeri üsleri hasar görüyor. Uzmanların tahminlerine göre bu sayıda savaş uçağını kullanmanın aylık bedeli en az 175 milyon dolardır. Bu arada Arabistan’ın merkez bankası konumunda olan para müessesesi Riyad yönetimi cari yılın ilk çeyreğinde  en az 25 milyar dolar döviz stoklarını çektiğini duyurdu, kuşkusuz bu ağır bedel, Arabistan ekonomisini yakında ciddi sıkıntıya sokacaktır.

Ancak kamuoyunda nefret duygusunu uyandırmak, belki de adil olmayan bu savaşın en önemli getirilerinden biridir. Gerçi Arabistan sözde terörle mücadele jesti ile Yemen saldırısını başlattı, fakat sahtekarlığı çok çabuk su yüzüne çıktı ve dünya camiası Suud rejiminin savaş çığırtkanlığı ve şiddet uygulamasına yönelik öfkesi tırmandı.

Öte yandan Suud hanedanının haremeyni şerifeyn hademeleri olarak imajının bozulması  ve İsrail gibi cani bir rejimle aynı kefeye koyulması hiç kuşkusuz Yemen savaşının bir başka sonucuydu. Suud hanedanı şimdiye kadar kendisini haremeyni şerifeyn hademesi gibi göstermek ve bu durumdan İslam dünyasında yumuşak bir güç olarak yararlanmak için çok uğraştı. Fakat şimdi Yemen savaşı gibi  yanlış bir strateji izlemesi ve masum Yemenli kadınları ve çocukları katletmesi ve bu cinayetlerin görüntülerinin tüm İslam dünyasında yayınlanması Müslümanların arasında  gerçekten bunlar nasıl bir hademedir ki Müslümanları savaş uçakları ile bombardıman ediyor? Sorusunu akıllara getirdi.  Bunlar nasıl bir hademedir ki İsrail’in Gazze halkına karşı işlediği cinayetlerin aynısını Yemen halkına karşı işliyor, üstelik Yemen halkının yarısı Arabistan’ın liderliğini iddia ettiği ehli sünnet Müslümanlarından oluşuyor.

Gerçek şu ki Arabistan’ı bir avuç tecrübesiz genç stratejist Yemen savaşına soktu ve şimdi de Suud rejimi karşısında çok zorlu ve acı seçenekler koymuş bulunuyor öyle ki şimdi önceden belirtilen hedeflere ulaşmadan bu savaştan kolay kolay da çıkamıyor. Kuşkusuz Arabistan önceden belirttiği hedeflere ulaşmadan bu savaştan çekilmesi bu ülkenin itibarına ağır darbe indirecek ve bölgesel konumunu sarsacaktır. Fakat savaşa devam etmek de aynı zamanda Suud rejimine iç arenada ve bölgesel ve küresel bazda yönetilen eleştirilere  ve özellikle savaşın bedeline bakıldığında pek akıllı gibi gelmiyor.

Her halükarda Arabistan rejimi Yemen topraklarına saldırmakla öyle bir bataklığa saplandı ki şimdi bu bataklıktan askeri ve stratejik açılardan onurlu bir şekilde çıkması ve aynı zamanda bölgesel ve küresel arenalarda muhtemel olumsuz yankılarını kaldırabilmesi pek zor görünüyor.