Humus’un Suriye’nin kucağına geri dönmesi - 2
İran, Rusya ve Türkiye’nin Kazakistan’ın başkenti Astana’da Suriye’de dört çatışmasızlık bölgesi oluşturma üzerinde anlaşmaya varmalarının ardından, söz konusu öngörülen bölgelerde askeri operasyonlar tüm taraflarca durduruldu.
Gerçi çatışmasızlık bölgeleri Şam yönetimi için yapıcı bir fırsat sayılır, ama aynı zamanda bu mesele terör örgütleri tarafından bazı tehditlerin gündeme gelmesine de yol açabilir.
Yayımlanan raporlara göre bu dört bölge İdlib eyaleti, Humus’un doğusu, Doğu Guta ve Suriye’nin güneyinde oluşturuluyor.
Bu plana göre Suriye’nin dört bölgesinde tam ateşkes ilah edildi. Ateşkesin başarılı olması ve çatışmaların tamamen durdurulması durumunda bu bölgeler resmen güvenli bölge ilan edilecek ve bir sonraki adımda da bu bölgeler uçuşa yasak bölge seviyesine yükseltilecek, tabi bu bölgelerde hiç bir askeri faaliyet olmaması kaydıyla.
Sputnik’in belirttiğine göre Rusya’nın önerdiği metinde bu plan çerçevesinde güvenli eksenler oluşturuluyor ve bu eksenlerin uzantısında Suriye’de iki taraf arasında doğrudan silahlı çatışmaların yaşanması yönündeki gerginlikler hafifletiliyor. Rusya ayrıca bu eksenlerde kontrol noktaları kurulması ve sivil vatandaşların silahsız serbestçe dolaşmalarına ve insani yardım ulaştırılmasına ve ayrıca ticari faaliyetlerin yeniden başlatılmasına imkan sağlanmasını öneriyor.
Bu planın çerçevesinde ve onaylandığı takdirde öngörülen kontrol noktaları ateşkesi rasat etme merkezleri olarak görev yapmaları gerekiyor. Geçmişte NATO Amerika komutasında ve Fransa ve İngiltere’nin ortak planı çerçevesinde sivilleri koruma ve Libya’nın eski diktatörü Muammer Kaddafi’yi devirme bahanesi ile ve aslında bu ülkeyi huzursuzluğa sürüklemek için Bingazi kentinde güvenlik bölgeler oluşturma planını uyguladı. NATO 2011 yılında güvenli bölgeleri oluşturma bahanesi ile Libya topraklarına müdahale etti ve Kaddafi rejimini devirdi, ancak bu durum Libya’da kaos ve kargaşaya yol açtı. Libya o günden beri çeşitli silahlı grupların çatışmalarına ve ayrıca IŞİD gibi tekfirci terör örgütlerinin bu ülkeye sızmalarına şahit oluyor.
Libya'da güvenli bölgeler sözde sivil halkın can güvenliğini temin etmek ve Libya halkını bu ülkenin sınırları içinde tutmak için kuruldu, fakat gerçekte Libya halkının yarısı mülteci durumuna düştü ve ülkeleri güvensizliğe sürüklendi.
Güvenli bölge kurma meselesi Suriye’de ateşkesin takviye edilmesi yönünde uygun bir fırsat ve siyasi çözüme doğru atılan bir atım sayılabilir. Fakat güvenli bölge kurmak bazı potansiyel tehditleri de beraberinde getirebilir. Bu tehditlerden biri, terör örgütlerinin bu fırsatı yeniden güç toplamak ve silahlanmak için değerlendirebilir ki bu durumda söz konusu terör örgütleri gelecekte Suriye’nin gelişmeleri yönünde büyük tehditler oluşturabilir.
Şimdi Suriye’nin yasal yönetimi ve siyasi müttefikleri terörle mücadele yolunda sarf ettikleri çabalar başarılı olduğu bir sırada görünen o ki bölgeyi kasıp kavuran teröristler ve onları destekleyen hami devletleri bölgede ağır siyasi ve askeri hezimetlere uğrayarak önceden belirledikleri hedeflerine ve gayrı meşru çıkarlarına ulaşamadı ve direniş ekseni eskiye kıyasla daha güçlü bir şekilde bölgede istikrar ve güvenlik oluşturma çabasını sürdürmektedir.
Gerçi güvenli bölge oluşturma planı Suriye’de ateşkes sürecinin hızlanması için iyi bir zemin ve uygun bir fırsat oluşturarak bu ülkede barış ve istikrarı sağlayabilir, ama aynı zamanda bu bölgelerin mahiyeti ve yan tehditlerinin de ciddi bir şekilde uzmanlarca masaya yatırılması bekleniyor. Böylece bu planın sayesinde Suriye halkının da ülkelerinde terörün yok olmasından sonra huzurlu günlerine kavuşması bekleniyor.
Her halükarda görünen o ki güvenli bölgelerin kesin mahiyeti ve ortaya koyduğu fırsatlar ve tehditleri irdelemek zaruri bir durumdur ve Şam yönetimi ve bölgede barış isteyen diğer tarafların üzerinde ciddi bir şekilde durması gerekir. Bundan başka Suriye’de askeri sahada yaşanan gelişmeler İran, Rusya ve Suriye’nin yapıcı uygulamalarının devamında sürekli ateşkesin devam etmesi ve genişletilmesi, Suriye halkına insani yardım ulaştırılması, tüm Suriyeli vatandaşların ülkenin her tarafına özgürce ulaşması ve istedikleri hizmetlerden yararlanması ve ayrıca Suriye’nin milli egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesine vurgu yaparak Suriye milletinin talepleri doğrultusunda adım atıyor.
Öte yandan Ortadoğu meseleleri uzmanları Amerika’nın Suriye’nin Tenef sınır bölgesinde Suriye ordusu konvoyuna saldırmasının sebebi İran ile yaşadığı sorun olduğunu belirterek ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’ın yeni ahmaklıkları konusunda uyarıda bulunuyor.
Suriye’nin doğusunda en yeni askeri operasyonda Suriye ordusu Tenef askeri üssünün 27 kilometre uzaklığında Suriye’nin Badiye Şam ile Irak’ın Anbar çölü arasında son irtibat noktasını kurtarmayı başardı. Bölgede faaliyet yürüten çeşitli terör örgütlerinin itiraf ettiği bu zaferin ardından Suriye ordusu ve müttefik güçleri Irak ve Suriye’nin ortak sınırında yer alan Tenef bölgesine bir adım daha yaklaşmış oldu.
Bu zafere paralel olarak Suriyeli muhalif silahlı örgütler ve özellikle ceyşül magavir sora adlı terör örgütünün elebaşı Mehend Tala örgüte Amerika tarafından yeni silahlar ve mühimmatlar ulaştırıldığını açıkladı. Amerika'nın yardımlarını nitelikli ve gelişmiş mühimmat şeklinde yorumlayan Tala şöyle dedi: Amerikalı askerler Suriye’nin doğusunda Ceyşül Hür terör örgütünü yapılandırmakla uğraşıyor ve anlaşılan bu örgüt Suriye’nin güneyinde savaşı bu bölgeden, yani Suriye’nin doğusundan başlatmak istiyor.
Suriye’nin doğusunda bu gelişmeler geçenlerde Amerika savaş uçakları Suriye ordusu ve müttefiklerinin askeri konvoyunu Tenef bölgesinde hedef aldıkları bir sırada yaşanıyor. Amerika savunma Bakanı bu saldırı hakkında şu iddiada bulundu: konvoyun beraberindeki silahlar ve mühimmatlar Pentagon’da bu konvoyu İranlı güçlerin yönettiği kanaatini oluşturdu, gerçi pek de emin değildik.
Amerika’nın bu saldırısı Tenef askeri üssünün kuzeybatısında gerçekleşti. Amerika ve İngiliz özel kuvvetleri bu bölgede yerlilere IŞİD ile mücadele yönünde askeri eğitim ve istişare verdiklerini iddia ediyor. Bu saldırı aynı zamanda Amerika ve Rusya arasındaki anlaşmada, iki tarafın operasyon yapmamaları gereken bir bölgede düzenlendi, oysa her iki taraf bu bölgede askeri operasyondan men edilmişti. Gerçi Pentagon saldırıdan önce konuyu Rusya’nın Suriye’deki askeri güçlerinin iletişim merkezine bildirdiğini ileri sürdü, fakat Moskova yönetimi bu iddiayı yalanladı.
Aslında Suriye ordusu Şam’ın çevresinin doğusunda yer alan ve Irak ve Suriye arasındaki ortak sınırda bulunan Tenef güzergahına uzanan Sin askeri havaalanının doğusunda askeri operasyon başlatması ve bu varlığın direnişin bölgede açık savunma çarpışmaları üzerinde etki yapmasının ardından Amerika’nın bu saldırısı tahmin edilmişti ve hatta gecikme ile yapıldı. Suriye ordusunun doğudaki sınırlara doğru ilerlemesine paralel olarak Irak’ın haşdi şaabi güçlerinin de IŞİD ile mücadele çerçevesinde batıdaki sınırlara doğru ilerlemesi, bölgede terör örgütlerini destekleyen bölgesel ve küresel güçlere yeni güç dengeleri dayattığı anlaşılıyor.
Bölgede oluşan yeni güç dengesi Irak ve Suriye orduklarının gövde gösterisi ve iktidarını teröristlerin hamilerinin yüzüne vurmalarıydı ki bu da Amerika için büyük bir hezimetti, çünkü sözde IŞİD ile mücadele için kurduğu uluslararası ittifakla beraber yürüttüğü mücadelede şimdiye kadar IŞİD’e karşı hatta bir tek zafer bile kazanmadı ve terörle mücadele sürecinde acizliğini sergiledi ve bir tek IŞİD’i Irak ve Suriye’de askeri varlığının malzemesi yaptı.
Öte yandan Suriye ordusu ve Haşdi şaabi güçleri Irak ve Suriye’nin ortak sınırlarına doğru ilerlemeye devam ederken, Amerika henüz Irak’ın Anbar ve Ninova eyaletleri ve Suriye’nin Rakka, Deyrizzur ve Humus’un doğusundaki bölgelerde ölüm döşeğine düşen IŞİD için bir alternatif bulamadı.
Peki ama, neden Tenef sınır bölgesi birden ilgi odağına yerleşti?
Aslında Irak ve Suriye ordularının iki ülkenin ortak sınırlarında IŞİD terör örgütü ile yüzleşmeleri ve Amerika ve Türkiye’nin kontrolü altında bulunan Sincar – Haseke ekseninden vazgeçmelerine bakıldığında, Irak ve Suriye’nin askeri sahasında üç bölge büyük önem arz ettiği anlaşılıyor.
Birinci bölge, Irak’ın Elkırvan Elbaac ve Elbadi bölgeleri ile Suriye’nin Deyrizzur’un kuzeydoğusu, ElSevar, Elcezire sınır karakolu eksenidir. Bu eksen pek fazla kullanılamıyor, zira IŞİD’in işgali altındadır ve yakında Amerika’nın desteklediği silahlı örgütlerin IŞİD’e karşı başlatacakları bir savaşı bekliyor. Bu eksenin Irak ayağı ise Haşdi şaabi güçlerinin son operasyonlarına ve tamamen bu güçlerin eline geçmesine şahit oldu. Bu yüzden bu eksenden yararlanmak için Suriye ordusu Suriye ayağını ABD’nin desteklediği silahlı örgütlerin işgalinden kurtarması gerekiyor.
İkinci eksen Irak’ın Kaim, Rave Anah ile Suriye’nin Elbu Kemal eksenidir. Bu eksen de pek kullanılamıyor, çünkü hem Irak ve hem Suriye ayağı IŞİD’in işgalinde bulunuyor. Gerçi yakında Suriye ordusu ve Irak ordusunun IŞİD ile bu eksende çatışmaya girmesi bekleniyor.
Üçüncü ve son eksen Irak’ın Rutaba ile Suriye’nin tenef ve şam’ın doğusundan oluşan eksendir. Bu eksen Suriye ordusu ile Irak’ın Haşdi şaabi güçleri arasında irtibat için saha, coğrafi ve askeri şartlar bakımından en uygun eksendir ve sonuçta İran, Irak, Suriye ve Lübnan arasında stratejik irtibat ekseni sayılır. Üstelik IŞİD bu eksenin üzerinde hiç bir noktaya musallat değildir. Bu eksen Irak topraklarında Bağdat’ı Ramadi üzerinden Irak’ın batısındaki sınırlarda Rutaba bölgesine bağlıyor. Suriye topraklarında da bu eksen Şam’ı Şam’ın kuzeydoğusundan Suriye’nin doğusundaki sınırlarda Tenef bölgesine bağlıyor ki bu bölge tamamen Suriye ordusunun kontrolü altındadır. Amerika bu durumdan haberdardır ve bu irtibatın kurulması hangi tarafa hangi getirileri olacağını da bilmektedir.
Amerika’nın Tenef bölgesinde Suriye ordusuna saldırmasının önemli noktası, bu saldırının Donald Trump’ın başta Arabistan olmak üzere bölgeye ziyareti ve hedef tahtasında İran ve direniş ekseni olan çeşitli oturumlarla hemen hemen eşzamanlı düzenlenmesidir. İsrail etnik güvenlik etüt merkezi en yeni araştırmasında bu konuyu ele alıyor ve bölge ülkelerinin sınırlarının yeniden gözden geçirilmesini ve bölünmesini öneriyor. Bu proje altı yıl önce start aldı ve amacı İsrail’in Ortadoğu bölgesinde stratejik çıkarlarını korumak ve özellikle İran ve Hizbullah hareketinin güçlenmesini engellemektir. Bu proje Beşar Esad’ın iktidardan uzaklaştırılmasını İsrail maslahatı ve bekasını İran liderliğinde direniş ekseninin güçlenmesi ve İran, Irak, Suriye, Hizbullah ekseninin şekillenmesi ve sonuçta İsrail’in güvenliğine yönelik bir bir tehdit oluşmasına sebebiyet vereceğini belirtiyor.
İsrailli projenin yazarları İran ve direniş ekseni ile mücadele için bölgede Arabistan, Arap emirlikleri, Türkiye, Ürdün, Mısır ve ABD arasında bir ittifak kurulmasını öneriyor. Bu öneri ise son günlerde Riyad tarafından ön hazırlıkları yapıldığı anlaşılıyor. Buna göre Amerika’nın Suriye ordusu ve müttefik güçlerine saldırısı bölgede direnişin irtibat eksenini engellemek ve böylece siyonist rejimin Suriye’deki çıkarlarını korumaktan başka hiç bir türlü izah edilemeyeceği kesindir.
Amerika savunma Bakanının Suriye ordusunun konvoyuna sırf İranlı güçlerin bulunduğu ihtimali üzerine saldırıldığı ile ilgili açıklamasından sonra Ortadoğu meseleleri uzmanları Amerika’nın bu tür saldırıları tekrarlanacağı konusunda uyarıda bulundular.
Uzmanlar bu saldırının amacı İran ve bölgesel nüfuzu ile mücadele olduğunu belirterek Amerika yönetimi plan aşamasından eylem aşamasına geçtiğini ve eylem aşamasının doğuracağı sonuçları bilmesi gerektiğini, çünkü aksi takdirde durumun üzerindeki hakimiyetini kaybedebileceğini belirtiyor. Amerikalı uzmanlar İran’ın bölgesel nüfuzunu yok etmenin mümkün olmadığını belirterek beyaz saraydan bölgeye yönelik eğilimlerinde gerçekçi olmalarını istiyor ve Donald Trump’a da bir an önce Suriye’nin güneyi ve güneydoğusundaki silahlı örgütleri üstesinden gelmesini öneriyor. Amerikalı uzmanlar ayrıca Trump’ı Arap şeyhlerin onun ayağının altına döktükleri hibelerin konusunda uyarıyor ve Arap şeyhlerin bunun karşılığında Amerika’dan İran ile mücadele etmesini beklediklerini belirtiyor.