Arabistan ile Katar arasındaki gerginliğin esas nedeni
Gerçi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır eşzamanlı olarak Katar ile ilişkilerini kestiklerini ilan etti, ama hiç kuşkusuz Arabistan’ın Katar ile ilişkilerini kesmesi daha büyük önem arz ediyor.
Katar ile Arabistan arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginliğin esas nedeni, Katar yönetiminin Arabistan rejiminin gölgesinden kurtulmaya çalışmasıdır. Bu bağlamda The Atlantic gazetesi 5 Haziran 2017 sayısında yayımladığı raporunda iki ülke arasındaki gerginliğin en önemli nedenini Katar’ın bağımsız bölgesel politika izlemek ve Doha’nın Riyad’ın gölgesinde kalmaktan kurtulmak şeklinde yazdı.
Ancak burada akla gelen önemli soru şu ki Katar gibi küçük ve ufak bir devlet nasıl bir yol izleyerek Suud hanedanının gölgesinden kurtulmayı ve Ortadoğu bölgesinde bağımsız aktör olmayı başardığı sorusudur. Katar devleti özellikle Şeyh Hamd bin Halife Al-i Sani 1995 yılında iktidarın başına geçmesinin ardından ekonomi, medya ve turizm alanlarında izlediği stratejileri ile bölgede Arabistan’ın gölgesinde olan küçük bir devlet konumundan Arabistan’ın karşısında güçlü ve etkili bir ülke haline geldi.
Önce ekonomi alanına şöyle bir göz atalım.
Katar doğalgaz alanına yatırım yapmak ve doğalgaz satışından büyük gelir elde etmek sureti ile son onyılda yoksul bir ülke konumundan sıyrılarak küresel ekonominin zirvesine yerleşti ve 21. Yüzyılın ilk onyılının ikinci yarısında dünyada kişi başına yıllık gelir bakımından birinci sıraya yükseldi. Bu yıllarda Katar ekonomisi gayri safi milli hasıla ve yıllık kişi başına ortalama gelir gibi alanlarda 2005 yılından sonra göz kamaştıran bir hızla dünya zirvesine ulaştı. Nitekim bugün Katar işsizlik, enflasyon ve yoksulluk gibi sorunları olmadığı gibi dünya enerji piyasalarının da dev aktörü haline gelmiştir ve yine turizm, eğitim ve spor gibi alanlarda da uluslararası normları yakalamayı başarmış bir ülke sayılır.
Katar, petrol gelirlerine bağımlı olan bir çok Arap ülkesinin aksine doğalgaz gelirine bağımlı bir ülkedir. Dünya doğalgaz OPEC’nin verilerine göre kadar ispat edilen 25 trilyon metreküp doğalgaz kaynakları ile dünyada üçüncü büyük doğalgaz kaynaklarına sahiptir. Bu miktar doğalgaz, dünyada ispat edilen doğalgaz kaynaklarının %14 kadarına denk gelir. Yine Katar’ın doğalgaz ihracatının %80’i LNG şeklindedir ve bu ülke 2006 yılında dünyanın en büyük sıvılaştırılmış gaz ihraç eden ülke haline gelmiştir.
Öte yandan Katar yönetimi enerji sektöründen elde ettiği baş döndürücü gelirini enerji dışındaki sektörlerde yatırım yaparak tek ürünlü ekonomi konumundan kurtulmaya çalışmaktadır. Bu çerçevede Katar yönetimi sanayi, inşaat, ulaştırma, eğitim, turizm, spor ve uluslararası ünlü büyük firmaların hisse senetlerini satın alma alanlarına yatırım yapmaktadır.
Katar yönetimi başta ABD olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde inşaat sektöründe iktisadi yatırımlar yapmıştır. Aslında Katar yönetiminin amacı bu sektörde yatırım yapmaktan ziyade Katar adını Amerika toplumunda duyurmak ve iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmektir. Örneğin Diyar emlak yatırım firması 2005 yılında Katar yatırım fonu tarafından kurulan bir firmadır. Bu firma 2010 yılında Washington’da city center adlı bir milyarlık bir projeye 650 milyon dolar yatırım yaptı ve böylece bu projenin esas sahibi oldu. Bundan başka Katar yönetimi Amerika 2006 yılında Catherina kasırgası ile karşılaştığını olayda zarar görenlere 100 milyon dolar yardımda bulundu. Katarlı yetkililer bu hareketleri hakkında yaptıklarını açıklamada kendileri de bir gün Catherina kasırgası gibi bir fırtınaya yakalanabileceklerini belirtti.
Medya alanına gelince, Katar yönetimi El Cezire kanalını açmak için büyük yatırım yaptı. El Cezire kanalı 1996 yılında Katar’ın eski emiri Şeyh Hamd bin Halife Al-i Sani tarafından kuruldu.
Katar emiri El Cezire kanalını 150 milyon dolarlık ilk sermaye ile kurdu ve beş yıl içinde ve her yıl 30 milyon dolar parayı bu medyaya ayırdı. Bazı gözlemciler El Cezire’den yeni bir medya organı şeklinde söz etmeye başladı, çünkü El Cezire, o güne kadar 24 saat tam yayın yapan ilk TV kanalıydı, üstelik konuklarına ve yorumcularına farklı görüş ve eğilimlerini beyan etme fırsatı veriyordu ve Arap rejimleri eleştiren uzmanları dışlamıyordu. Oysa El Cezire kanalı açılmadan önce Arap rejimleri eleştirmemek, Arap medya organlarının ayakta kalabilmeleri için önemli bir şarttı.
El Cezire’nin Arap dünyasındaki icraatının önemi hakkında Thomas Feridman 2001 yılında şu açıklamayı yaptı: El Cezire sadece Arap dünyasının en büyük medya gelişmesi değil, aynı zamanda en büyük siyasi gelişmesidir. Hatta bazı uzmanlar Arap inkılaplarını aslında El Cezire inkılapları şeklinde adlandırmak gerektiğini, çünkü eğer El Cezire olmasaydı, Arap halkı yıllarca en despot biçimde onları yöneten dikta rejimleri deviremeyeceğini belirtiyordu.
Bazı uzmanlar ise El Cezire Arap inkılaplarının aracı olmadığını ve bu inkılapları başlatmadığını, ancak bu inkılaplar başladığı zaman El Cezire gelişmelerin odağında ve merkezinde yer aldığını belirtti.
Gerçekte Arap dünyasında yaşanan değişim kaçınılmazdı, fakat El Cezire kanalı da sunduğu medya hizmeti ile bu değişim sürecini kolaylaştırdı.
Nebil Reyhani adlı uzman El Cezire’nin bu icraatını şöyle açıklıyor: Marks, insanın tarihteki rolünden söz ettiğinde onu her ne şekilde olursa olsun doğum yapmak zorunda olan hamile kadına benzetiyor, ama bir ebenin varlığı bu hamile kadının doğum yapmasını kolaylaştırıyor. Arap dünyası da hamile kadın gibiydi ve derin ve radikal bir değişim potansiyeline sahipti. El Cezire ve diğer medya organları da bu değişimde ebe rolünü oynayarak süreci kolaylaştırdı.
Turizm, katar yönetimini büyük yatırımlar yaptığı en önemli sektörlerden biridir. uluslararası turizm ve seyahat konseyinin verilerine göre turizm sektörü Katar’ın gayri safi milli hasılasına doğrudan %1.8 kadarına tekabül eden 3.4 milyar dolar katkı sağlıyor. Turizm sektörü altyapı bölümünde büyük yatırımlar gerektirdiğinden, bu konu Katar yönetimine iktisadi açıdan çeşitlilik yaratmasına büyük yardımı olmuştur. Bu konuyu da göz önünde bulunduracak olursak, turizm sektörü Katar’ın gayri safi milli hasılasının %6.7 kadarını oluşturuyor. Katar yönetiminin havayolları, hotel, spor ve eğitim alanlarına yatırım yapması da başlı başına bu ülkenin turizm ekonomisini geliştirmiştir. Katar yönetimi turizm sektörünü geliştirmek için havayollarına büyük yatırım gerçekleştirdi, öyle ki 1994 yılında kurduğu Katar havayolları firması bugün dünyanın en ünlü havayolları firmalarından biri sayılıyor. Gerçekte Katar’ın brend oluşturma stratejisi bu ülkenin güvenliğini temin etmenin yollarından biri de sayılıyor.
Katar devleti spor alanına büyük yatırımlar yaparak Asya oyunları ev sahipliğini ve ardından dünya kupası ev sahipliğini elde etmeyi başardı. Bu konu Katar’ın turizm sektörünün gelişmesi üzerinde büyük etkisi oldu. Katar’ın spor alanında elde ettiği ve bu ülkenin sosyal altyapılarının gelişmesi ve turizmden gelirinin artması üzerinde etkisi olacak büyük başarılardan biri, 2022 dünya kupasının ev sahipliğini kazanmasıdır. Katar yönetiminin 5 yıllık stratejisinde 2022 dünya kupası ev sahipliğinden yeni bir fırsat şeklinde söz ediliyor ve bu ülkenin ekonomisi üzerinde makul etkisi olacağı vurgulanıyor. Ancak bu ev sahipliğinin en önemli getirisi, enerji sektörü dışındaki sektörlerin ve özellikle turizm sektörünün altyapılarının istikrarlı ve sürekli gelişmesi ve yine hotelcilik ve havayolları sektörlerinin büyük bir sıçrama kaydetmesidir.
Katar yönetimi eğitim alanında da yüklü yatırımlar yapmak ve köklü reformlar gerçekleştirmekle bir yandan üniversitelerinde eğitim kalitesini yükseltirken, bir yandan da dünyanın bir çok ülkesinden binlerce öğrenciyi cezbetmeyi başardı ki bu da bu ülkenin turizm sektörünün gelişmesine katkı sağlamakla beraber Katar’ın yumuşak gücünün yükselmesinde büyük etkisi oldu.
Katar eğitim alanında başarılı olabilmek için önemli köklü reformlara imza attı, ki buna “Eğitim kent”i inşa etmeyi, Katar üniversitesini merkezi yönetimden bağımsız hale getirmeyi, milli araştırma fonu oluşturmayı ve 2003 yılında eğitim yüksek konseyini kurmayı örnek vermek mümkün.
Katar devleti ilkin 1995 yılında bu ülkede eğitim ve bilimsel araştırma fırsatlarını geliştirmek ve sosyal kalkınmayı yükseltmek için Katar Vakfı’nı ve 1998 yılında da Eğitim kent’ini inşa etti. Eğitim kent Katar’da özel bir kent olarak değerlendiriliyor. Bu kentin kuruluş amacı araştırma, üniversite ve sanayi kolları arasında irtibat kurma şeklinde açıklanırken bu projenin her türlü sanayi ve iktisadi projeden daha önemli olarak değerlendiriliyor, zira bu proje bilim temelli ekonomiyi gündemine almış bulunuyor.
Doha son yıllarda yaklaşık 40 milyar dolar eğitim projelerine harcadı. Eğitim vakfı ise Katar’ın başta ABD olmak üzere Batılı büyük üniversitelerle eğitim alanında işbirliğinin gelişmesine vesile oldu. Nitekim Katar yönetiminin eğitim politikaları da bu ülkenin üniversitelerinde yabancı öğrenci sayısının artmasına ve bir nevi eğitim turizminin gelişmesine zemin hazırladı.
Katar’da eğitim alanına yapılan yatırımların önemi hakkında İngiltere’nin Dorham üniversitesi öğretim üyesi İranlı profesör Enuşirvan İhtişamı şöyle diyor: dünyanın en ünlü üniversiteleri ve eğitim kurumlarının Katar’da şube açması yüksek eğitim alanında yeni bir modelin mühendisliğidir. Bu durum Katar’ı Ortadoğu bölgesinde eğitim kutbuna dönüştürdü.
Katar’ın yatırımları ve özellikle çeşitli alanlarda brend yaratma stratejisi bu küçük devletin uluslararası kurumlarda boy göstermesine ve FKİK’in uluslararası kürsüleri işgal eden ilk üyesi olarak adını duyurmasına yardımcı oldu. Katar’ın BM güvenlik konseyine üyeliği, BM genel kurul başkanlığı, 2022 dünya kupasına ev sahipliği hakkını kazanması, Katar’ın bu yöndeki bazı başarılarının örnekleridir.
Ancak tüm bu gelişmeler ve Katar’ın elde ettiği başarılar Arabistan’da Suud hanedanı içinde Katar’ın Riyad’ın gölgesinden kurtulduğu ve bununla da kalmadığı ve Riyad için bölgesel bir rakibe dönüştüğü inancını oluşturdu. Bu iddiayı doğrulayan şey ise Suud hanedanının Katar ile gerginlik yaratmakta sarf ettiği son çabalarıdır. Suud rejimi ve müttefikleri Katar’a havadan, karadan ve denizden kuşatma uygulamak ve özellikle Katar havayolları firması ve El Cezire TV kanalına baskı uygulamakla Katar’ı hizaya getirmeye çalışıyor.