Irak’ta IŞİD’in ortaya çıkışı ve çöküşü - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i77126-irak’ta_iŞİd’in_ortaya_çıkışı_ve_çöküşü_1
Irak’ta güvenlik güçlerinin Musul operasyonu sona ermesi ve bu kentin tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarılması ile birlikte eli kanlı bu örgütün Irak’ta şom varlığı da hemen hemen sona ermiş sayılıyor, gerçi seyrek sayıda IŞİD teröristinin Irak’ın bazı bölgelerinde hala dağınık bir şekilde faaliyet yürüttüğü de ifade ediliyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Temmuz 12, 2017 02:26 Europe/Istanbul

Irak’ta güvenlik güçlerinin Musul operasyonu sona ermesi ve bu kentin tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarılması ile birlikte eli kanlı bu örgütün Irak’ta şom varlığı da hemen hemen sona ermiş sayılıyor, gerçi seyrek sayıda IŞİD teröristinin Irak’ın bazı bölgelerinde hala dağınık bir şekilde faaliyet yürüttüğü de ifade ediliyor.

Peki ama IŞİD Irak’ta nasıl ortaya çıktı ve esasen ortaya çıkış sebepleri neydi?

Tekfirci IŞİD terör örgütü en başta Irak’ta El-kaide terör örgütünün kanadı olarak ortaya çıktı, fakat 2006 yılında sözde Irak İslami Devleti IİD ve 2013 yılında da sözde Irak Şam İslami Devleti IŞİD olarak adını değiştirdi.

IŞİD teröristleri Haziran 2014’ta Irak topraklarında taarruza geçti ve bu ülkenin Ninova Salahaddin ve Ankar adı ile bilinen sünni nüfusu yoğunlukta olan üç eyaletini işgal etti.

Tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak’ın üç eyaletini kolayca işgal etmesi hakkında çeşitli sebeplerden söz ediliyor. Ancak bu sebeplerin arasında altı gerekçe daha büyük önem arz ettiği anlaşılıyor.

İlk sebep, Amerika’nın Irak’a yönelik politikasının sonuçlarıydı.

Amerika 2003 yılında Irak topraklarına saldırdı. Bu saldırı Irak’ın Baas rejiminin devrilmesi ile sonuçlandı. Ancak Amerika’nın Irak topraklarına saldırısının tek sonucu Baas rejiminin devrilmesi olmadı ve bunun yanında Irak siyasi boşluğa ve etnik anlaşmazlıklara sürüklendi.

Öte yandan Amerika Irak’ta uzun süre kalabilmek için bu ülkenin güvenlik sorunu ile karşı karşıya kalması gerekiyordu. Gerçekte Amerika’nın çıkarları genelde Ortadoğu ve özelde Irak’ta güvenlik boşluğunun varlığına bağlıdır. Zira güvenlik boşluğu Amerika’nın genelde Ortadoğu ve özelde Irak’ta askeri varlığına yönelik ihtiyacı takviye eden bir etkendir. Bu yüzden Irak işgal edildikten sonra bu ülkede terör eylemleri ve intihar saldırıları artmaya başladı ve ayrıca Amerikalı askerler 2011 yılında Irak’tan çekildikten sonra tekfirci IŞİD terör örgütü türedi.

Bir çok uzman, Irak’ta tekfirci IŞİD terör örgütünün ortaya çıkışının esas sebebi, Amerika’nın Irak’a karşı izlediği politika olduğunu belirtiyor. Bu doğrultuda Amerikalı seçkin düşünür Noam Chamsky şöyle diyor:

Irak’ın on yıl boyuna Amerika ve İngiltere tarafından işgal edilmesi bu ülkede IŞİD terör örgütünün ortaya çıkışının esas nedenidir. Zira bu işgal Irak’ı siyasi boşluğa sürükledi. Bu süreç Irak gibi içinde etnik bakışın güçlü olduğu bir ülke için tehlikelidir.

Batılı uzman David İgnatius da 29 Ekim 2015’te The Atlantic sitesinde yayımladığı “IŞİD nasıl Ortadoğu’ya yayıldı” başlıklı makalesinde şu değerlendirmede bulundu:

Gerçi IŞİD Haziran 2014’te Musul’a girdi, fakat bu örgüt bundan on yıl önce Irak’taki varlığını ilan etmişti. IŞİD’in kökleri Amerika’nın son onyılda Ortadoğu bölgesindeki başarısızlıklarına dayanıyor. Amerika’nın Irak’taki uygulamaları bu ülkede güvenlik boşluğuna yol açtı ve bu boşluğu radikal örgütler doldurdu. Öte yandan Amerika Irak topraklarına saldırdığında IŞİD’in Irak’taki ilk lideri Ebu Mas’ab Zarkavi Irak’ta Baas rejimi kalıntıları ile ittifak kurdu ve bu ülkede El-kaide bağlantılı bir terör örgütünün temelini attı.

İkinci sebep, Irak’ta Saddam’dan sonra milli bir yönetimin şekillenmemesiydi.

Bir ülkede tekfirci IŞİD terör örgütü gibi terör örgütlerinin şekillenmesi ve büyümesinin zeminini hazırlayan en önemli sebeplerden biri, o ülkede güçlü bir milli yönetimin işbaşında bulunmamasıdır ve Irak bu özelliğe sahipti. Aslında son 15 yılda bölgede Irak, Mısır ve Suriye gibi bir çok güçlü Arap devleti ağır bir şekilde zayıfladı. Saddam sonrası Irak’ta dini ve etnik anlaşmazlıklar yüzünden hiç bir zaman güçlü bir milli yönetim kurulamadı. Oysa Amerika’nın 2003 yılında Irak’a saldırmasından önce bu ülkede sünni azınlık iktidarı elinde tutuyordu.

Saddam sonrası Irak’ın iç arenasında şii çoğunluk iktidarın başına geldi, ancak bu durum Iraklı ehli sünnet siyasi grupları rahatsız etti, ayrıca ecnebi güç odaklarına da Irak’ın yeni siyasi sistemine karşı bu durumdan nemalanma fırsatı sağladı.

Öte yandan Iraklı Kürtler de kendilerini Iraklı kimliklerinden ziyade Kürt kimliği ile tanımlıyor ve Irak’tan bağımsızlığını kazanarak bu ülkenin kuzeyinde bir Kürt devleti kurmak istiyor. Tüm bu etkenler ise terör örgütlerinin türemesine ve mevcut şartlardan hoşnut olmayan nüfusu cezbetmesine gereken uygun zemini oluşturuyor.

Üçüncü sebep, Irak’ta yeni siyasi nizama bağlı muktedir bir askeri gücün yokluğuydu.

Amerika’nın Irak topraklarına saldırmasının en önemli sonuçlarından biri bu ülkenin askeri gücünü çökertmekti. Gerçekte hali hazırda Irak Saddam’dan sonra muktedir bir askeri gücü bulunmuyor. Bundan başka Irak’taki mevcut askeri güçler de daha çok klasik savaş taktiklerini bilen bir orduydu ve gerilla savaşı veya düzensiz savaş taktiklerini bilmiyordu.

Yine Irak ordusu ve güvenlik teşkilatlarında hala eski Baas rejiminin kalıntıları faaliyet yürütüyor ve bunlar Irak’ın yeni siyasi nizamını asla kabul etmiyor.

Bu yüzden tekfirci IŞİD terör örgütü Haziran 2014’te Irak’ın askeri güçlerinin hiç bir ciddi direnişi ile karşılaşmadan Musul kentine girdi ve hatta Irak ordusunun bazı üst düzey komutanlarının ihaneti IŞİD’in Musul kentini işgal etme sürecini kolaylaştırdı.

Buna göre Iraklı büyük alim Ayetullah Ali Sistani bu zayıf noktayı tespit ederek tekfirci IŞİD terör örgütü ile mücadele için gönüllü seferberlerden oluşan halk gücünün kurulmasını istedi ve mücadele edebilecek her Iraklı vatandaşın terörle mücadele etmesini vacip kefai ilan etti.

Bu fetvanın doğrultusunda Irak yönetimi 100 bin gönüllüden oluşan Haşedul Şaabi halk güçlerini kurdu. Bu hareket tekfirci IŞİD terör örgütü ile mücadelede anahtar rol ifa etti.

Ortadoğu meseleleri uzman Mesut Esedullahi ise Haşedul Şaabi hareketinin kuruluşu ve IŞİD ile mücadelede ifa ettiği rolünü şöyle değerlendiriyor:

IŞİD’in saldırısı Haşedul Şaabi hareketi adından kutsal bir varlığın şekillenmesine yol açtı. Haşedul Şaabi hareketi başta Musul olmak üzere IŞİD’in işgal ettiği bölgelerin kurtarılmasında anahtar rol ifa etti. Bu yüzden bu yapılanma yasallaştı ve teşkilatı da Irak meclisinde onaylandı.

Gerçekte Haşdul Şaabi hareketinin kuruluşu bir nevi Irak yönetiminin ülkenin yeni siyasi nizamına bağlı bir ordu kurma çabasının sonucuydu.

Dördüncü sebep, hükümetin sünni nüfusun yoğunlukta olduğu bölgelere nüfuz etme sorunuydu.

Tekfirci IŞİD terör örgütü Irak’ta varlığını sürdürmek için bu ülkenin sünni nüfusun yoğunlukta olduğu bölgeleri seçti. Bu yüzden IŞİD ilkin Ninova eyaletinin merkezi Musul’a ve ardından Salahaddin eyaletinin merkezi Tikrit’e ve daha sonra da Anbar eyaletinin merkezi Ramadi’ye girdi.

IŞİD’in bu hareketi için iki önemle nedeni gündeme getirmek mümkün. İlkin, Irak’ın sünni nüfusu yoğunlukta olan bölgelerinde Bağdat yönetimine karşı hoşnutsuzluk fazlaydı, çünkü bu kesim kendisini siyasi açıdan marjinalleşmiş ve Baas rejimi dönemi gibi iktidarı elden gitmiş görüyordu. İkincisi ise Bağdat’ın merkezi yönetimi de Irak’ın şii nüfusu yoğunlukta olan bölgelere yönelik nüfuzu kadar sünni nüfusu yoğunlukta olan bölgelere nüfuz edememişti. Bu yüzden bu bölgelerde tekfirci IŞİD terör örgütünü benimseme potansiyeli yüksekti ve IŞİD elebaşı Ebu Bekir Bağdadi’nin İslamî hilafet ilan etmesi de örgütün bu bölgelerde nüfuzunun artmasına yardımcı oldu.

Beşinci sebep, Irak’ta siyasi grupların yeni başbakanın seçimi üzerine anlaşmazlık yaşamalarıydı.

Irak’ta Nisan 2014’te düzenlenen parlamento seçimlerinde Nuri Maliki liderliğinden Kanun Devleti koalisyonu mecliste kesin çoğunluğu sağladı, ancak bundan sonra başbakanın belirlenmesi siyasi bir krize dönüştü. Irak’ta bundan önce iki dönem Başbakan olan Kanun Devleti koalisyonu lideri Nuri Maliki liderliğini yürüttüğü parti mecliste kesin çoğunluğu sağlamayı başardığı için şimdi üçüncü kez yine Irak’ta yeni hükümeti kurma hakkını elde ettiğini söylüyordu, ancak muhalifleri Maliki’nin üçüncü kez Irak Başbakanı olması demokratik olmayan bir karar olacağını ve Kanun Devleti koalisyonu Maliki’nin yerine başkasını açıklaması gerektiğini savunuyordu. Bu şartlar ise Irak’ta bir nevi iktidar boşluğuydu ve iktidarın el değiştirme sürecini aksatmıştı ve böylece bazı bölgesel ve bölge dışı güçlerin de destekleri ile IŞİD’in Irak’a saldırmasına zemin hazırladı.

Altıncı sebep ise, Iraklı bazı yetkililerin ihanetiydi.

Irak’ta IŞİD’in ortaya çıkışının en önemli sebeplerinden biri de bu ülkede bazı iç unsurların ihanet etmesiydi. Ninova eyaletinde bulunan askeri birlikler IŞİD’in saldırısına karşı hiç bir direniş sergilemediği gibi, Ninova eyaletinin valisi Esil Necifi de kamu personeline idari izin vermek ve IŞİD’in saldırısına karşın polis karakollarını kapatmak yüzünden ihanetle suçlandı. Bu konuda Kanun Devleti koalisyonu üyesi Hannan Fatlavi ise şöyle dedi: Esil Necifi IŞİD’in Musul’a girmesinde önemli rol ifa etti. Zira Necifi ilkin IŞİD ile mücadele ve Musul’u savunma jesti yaptı, ancak IŞİD teröristleri Musul’a girince de Necifi zillet içinde Erbil’e kaçtı ve Nuri Maliki ve Irak’ın siyasi sürecine karşı komplolarına oradan devam etti.

Sonuçta gerçi Irak’ta hala bazı IŞİD teröristleri faaliyet yürütüyor, fakat Musul’un kurtuluşu IŞİD’in Irak’taki şom varlığına son noktayı koymuştur. Zira bu örgütün esas amacı kendince Irak ve Suriye topraklarına İslamî hilafet kurmaktı. Ancak IŞİD’in Irak’taki ana üssü olan Musul’un kurtuluşu tekfirci örgütün İslamî hilafet hayallerinin tamamen suya düştüğü anlamına geliyor.