Irak’ta IŞİD’in ortaya çıkışı ve çöküşü - 2
Irak’ta güvenlik güçlerinin Musul operasyonu sona ermesi ve bu kentin tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarılması ile birlikte eli kanlı bu örgütün Irak’ta şom varlığı da hemen hemen sona ermiş sayılıyor
Gerçi seyrek sayıda IŞİD teröristinin Irak’ın bazı bölgelerinde hala dağınık bir şekilde faaliyet yürüttüğü de ifade ediliyor.
Bugünkü sohbetimizde IŞİD’in Irak’ta süren üç yıllık işgal sürecinin doğurduğu sonuçları gözden geçirmik istiyoruz.
Gerçekte IŞİD’in Irak’taki varlığı bu ülkeye insani, iktisadi ve kimliği olmak üzere üç alanda çok ağır sonuçları dayattı.
IŞİD’in Irak’taki üç yıllık varlığının en önemli sonuçlarından biri, bu ülkenin çeşitli bölgelerinde insanların fiziki ve ruhi güvenliğinin yok olmasıdır. Gerçi IŞİD’in Irak’ın çeşitli bölgelerinde ne kadar ölü ve yaralı geride bıraktığı konusunda kesin veriler bulunmuyor, fakat bu ülkede IŞİD cinayetleri yüzünden en acı insani sahnelerin yaşandığı herkesçe bilinen acı bir gerçektir. Bu sahnelerden biri ise Ninova eyaletinin Sincar kentinde yaşayan İzedilere karşı yaşandı. IŞİD teröristleri 3 Ağustos 2014’te Sincar kentine saldırdı ve bu kentte acı bir faciaya imza attı. IŞİD teröristleri İzedi erkekleri katliam etti ve kadınlarını ve kızlarını esir aldı ve kentin dışında köle pazarı kurarak bu insanları orada pazarladı. Bu katliamdan kurtulmayı başaran İzediler Sincar dağlarına sığında ve haftalarca aç ve susuz bir şekilde buralarda hayatta kalmaya çalıştı, fakat bir çokları açlık ve susuzluk yüzünden hayatını kaybetti, bir kaç bin kişi de IŞİD teröristlerince esir alındı.
Tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak’ta işlediği bir başka cinayet bu ülkenin yüzlerce vatandaşını en acımasız biçimde ve hatta aile fertlerinin gözü önünde infaz etmekti. İnsanların başını kesmek, diri diri yakmak, kurşuna dizmek, derilerini soymak veya toplu halde infaz etmek, IŞİD teröristlerinin Irak’ın çeşitli bölgelerinde Iraklı vatandaşlara karşı uyguladığı cinayetlerdir.
Kadınların namusuna el uzatmak da IŞİD’in Irak’ta işlediği en korkunç beşeriyet karşıtı cinayetlerden biridir. IŞİD teröristleri Irak’ta binlerce kadına tecavüz etti ve başta Hristiyan kadınlar olmak üzere yüzlerce kadını da köle olarak sattı.
Iraklı milyonlarca vatandaşın bu ülkenin içinde ve yurt dışında avare olması da IŞİD’in Irak topraklarının bir bölümünü işgal etmesinin bir başka sonucuydu.
Tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak’ta işlediği en önemli cinayetlerden biri de sivilleri kalkan olarak kullanmaktır. Bu bağlamda BM’nin Irak temsilcisi ve BM heyeti Başkanı Jan Kubis Nisan 2017 tarihinde yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
IŞİD teröristleri kasıtlı olarak sivilleri hedef alıyor ve sivilleri katletmek için mümkün olan her türlü aracı kullanıyor. IŞİD teröristleri sivilleri zorla bir yerden bir başka yere götürüyor ve onları kalabalık ve stratejik yerlerde kalkan olarak kullanıyor. Bazı bölgelerde IŞİD teröristleri sivilleri bombalı tuzak kurdukları binalara yerleştiriyor ve bu mekanlardan güvenlik güçlerine karşı terör eylemleri düzenlemek için yararlanıyor ve Iraklı güçleri geri püskürtmek için buralardan sivilleri hedef alıyor veya Iraklı sivilleri kalkan olarak kullanıyor.
IŞİD teröristleri fiziki güvenliği etkilemenin yanında psikolojik güvenliği bozmak için de halk arasında panik ve dehşete yol açan uygulamalara imza atıyordu. İnsanların kafalarının kesilmesi, diri diri yakılması, derilerinin soyulması, kurşuna dizilmesi ve benzeri manzaralar Irak halkı arasında büyük panik ve korku ve dehşete yol açan manzaralardır, nitekim bu manzaraların uzun yıllar unutulamayacağı anlaşılıyor.
Tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak’ın bazı bölgelerini işgal etmesinin bir başka sonucu, bu ülkenin ekonomisine verdiği zararlardır. I
Irak Başbakanı Haydar İbadi Ocak 2017’de yaptığı açıklamada tekfirci IŞİD terör örgütü 2014 yılından beri şimdiye kadar Irak’ın altyapılarına yaklaşık 35 milyar dolar zarar verdiğini ve bu zarar Irak ekonomisinin tamamen çökmesine yol açtığını belirtti.
Irak parlamentosu mali komisyonu de Şubat 2017’de IŞİD’in Irak’a dayattığı savaşın bedelini 36 milyar dolar olarak açıkladı.
Irak’ın IŞİD’e karşı yürüttüğü savaş bu ülkenin ekonomisine ağır bedel dayattı. Bu bedel Irak’ın gayri safi milli hasılasının %15 kadarına denk geliyor. Irak yönetimi IŞİD ile savaşmak için her gün 10 milyon dolar bedel ödemek zorunda kaldı. Kuşkusuz IŞİD’in Irak ekonomisine dayattığı bedel açıklanan verilerden çok daha fazladır. Zira bu veriler Musul operasyonundan önce açıklandı, oysa Musul operasyonu Irak yönetimine en ağır bedeli dayattı.
Irak’ta IŞİD’in şom varlığından etkilenen iktisadi sektörlerden biri de tarım sektörüdür. Irak bir çok Arap ülkesi gibi gıda maddeleri ithalatçısıdır. Ancak buna karşın Irak’ın ihtiyaç duyduğu gıda maddelerinin önemli bir bölümü de ülke içinde üretiliyor. Fakat Irak tarım bakanlığının açıklamasına göre IŞİD’in saldırısı Irak’ın tarım alanında üretim kapasitesini %40 düşürdü. Bu bağlamda bölgesel gıda güvenliği analiz kurumu da Aralık 2016’da yayımladığı ve IŞİD’in Irak’ın tarımı üzerindeki etkilerini araştırdığı raporunda Irak buğdayının %27 kadarı Ninova eyaletinde üretildiğini, oysa IŞİD bu eyaleti işgal ettiğini açıkladı.
Tahminlere göre tekfirci IŞİD terör örgütü Irak’ı işgal ettikten sonra bu ülkede üretilen buğday ve arpanın %40 kadarını ele geçirdi ki sadece arpanın %40’lık kaybı Irak için 20 milyar dolar zarara yol açtı. Bundan başka Salahaddin eyaletinde de buğday ve arpa üretimi için elverişli olan arazilerin %70 ila %80 kadara ya zarar gördü ya da tamamen tahrip edildi. IŞİD tarım arazilerinden askeri amaçları uğruna yararlanarak uzun vadede de Irak tarımına ciddi zararlara yol açtı.
Kuşkusuz IŞİD’in Irak’ta varlığının en önemli sonuçlarından biri de bu ülkede kimlik açısından yarattığı zarardı. Bu alandaki sonuçları insani kimliğin aşağılanması ve kültür karşıtlığı olmak üzere iki açıdan ele almak mümkün. İnsani kimlik açısından IŞİD Iraklı vatandaşlara karşı işlediği cinayetleri ile bu ülkenin insanlarının kerametini zedeledi, nitekim bir çok Iraklı vatandaş türlü şekillerde IŞİD teröristlerince aşağılandı.
Irak’ta kimlik açısından aşağılamanın en acı şekillerinden biri, kadınlara ve kızlara ailenin erkeklerinin gözü önünde cinsel tecavüzde bulunmaktı. Gerçi bu bağlamda kesin veriler bulunmuyor, ama bir çok raporda IŞİD teröristlerinin Irak’taki üç yıllık varlığı süresinde bu teröristlerin gayri meşru evlatları olan bir çok çocuk dünyaya geldiği ifade ediliyor.
Kuşkusuz IŞİD teröristlerinin işgal ettiği bölgelerde yaşayan Iraklı vatandaşları belki de yaşamları boyunca asla unutamayacakları acı sahnelere şahit oldular. Nitekim bugün Irak nüfusunun önemli bir bölümü IŞİD cinayetleri yüzünden muğlak bir geleceğe doğru ilerliyor.
Öte yandan IŞİD’in Irak’ı işgal etmesinin bir başka kimlikle ilgili sonucu, bu ülkenin milli simgelerinin yok olması veya bir başka ifade ile kültürel asimilasyonudur. Örneğin Musul’un yakınında bulunan tarihi Nemrud kentindeki tarihi eserleri Asuri medeniyetinin en önemli kentlerinden biriydi ve üç bin yıllık mazisi söz konusuydu, fakat tüm bunlar IŞİD tarafından yok edildi. Yine Irak’ın bir çok tarihi eseri IŞİD tarafından yağmalanarak tarihi eserler karaborsasında satışa çıkarıldı.
IŞİD’in bir başka cinayeti, Musul merkezi kütüphanesinde binlerce cilt tarihi kitabı yakması ve bu değerli kültürel mirası yok etmesiydi. UNESCO Başkanı İrina Bokova Şubat 2015’te Musul merkezi kütüphanesinin yakılması ve Irak’ın kültürel eserlerinin tahrip edilmesini IŞİD teröristlerinin cinayeti niteledi ve bu cinayetin beşeri kültürel mirası alınında eşine ender rastlanan cinayetlerden biri olduğunu belirtti.
Ortadoğu meseleleri uzmanı Hüseyin Ruyveran da bu konuda şu ifadelere yer verdi: Musul Asuri medeniyeti ve imparatorluğunun önemli bir bölümüdür. Tarihi eserler yok edildiğinde kültürel kimlik yok edilmiş olur. Musul Hamdaniler devletinin en önemli merkezlerinden biriydi. O döneme ait çoğu el yazması kitap yok olduğunda bu kentin kültürel kimliği yok olmuş olur. IŞİD’in yaptıkları ise bir kentin kimliğini yok etmektir.
Kuşkusuz tüm bu anlatılanlar tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak topraklarını işgal etmesinin doğurduğu olumsuz sonuçların küçük bir bölümüdür ve bu sonuçların daha derin bir şekilde incelenmesi gerekir.