Irak’ta IŞİD’in ortaya çıkışı ve çöküşü – 3
Bugünkü sohbetimizde Amerika’nın başını çektiği sözde IŞİD karşıtı uluslararası ittifakın Irak’ta IŞİD’in çöküş sürecinde nasıl bir rol ifa ettiğini gözden geçirmek istiyoruz.
Aslında Amerika’nın başını çektiği sözde IŞİD karşıtı uluslararası ittifakın Irak’ta IŞİD’in çöküş sürecinde nasıl bir rol ifa ettiğini gözden geçirmek için ilkin Washington’un Irak’ta IŞİD terörüne karşı nasıl bir strateji izlediğini irdelemek gerekir.
Amerika tekfirci IŞİD terör örgütüne ilk etapta sürekli bir araç ve bir sermaye gözüyle bakmıştır. Bu bakışın çerçevesinde IŞİD Amerika için bölgede İran İslam Cumhuriyeti, Irak, Suriye ve genel anlamda Ortadoğu bölgesinde İslamî direnişe karşı baskı uygulama ve tehdit yaratma aracı olarak önem kazanmıştır. Dolaysıyla bu bakışın çerçevesinde IŞİD sadece yok olmaması gereken bir örgüt değil, aynı zamanda türlü yollardan ve özellikle bölgedeki irticai rejimlerin yardımları ile takviye edilmesi gereken bir örgüttür, fakat aynı zamanda bu örgütün Amerika ve Ortadoğu bölgesindeki müttefiklerinin hizmetinde ve kontrolü altında bulunması gerekir. Bu yüzden IŞİD’in Amerika ve ülkeler gibi hukuki müttefikleri ve kişiler ve politikacılar gibi hakiki müttefikleri gibi bölgesel müttefiklerinin yeşil ışık yakması ile Irak topraklarına girdiği ve bu ülkenin bazı bölgelerini işgal ettiği söylenebilir.
Gerçekte Amerika’nın tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı bu bakışının değişmesi ve örgüte karşı mücadele ve kısmen hasmane bir tutuma yönelmesinin sebebi, IŞİD’in Amerika ve müttefiklerinin kontrolünden çıkmasıydı. Bu doğrultuda tekfirci IŞİD terör örgütü sözde İslamî hilafet kurmak için Kuzey Irak bölgesine doğru harekete geçti ve İzedi azınlığın yaşadığı Sincar kentini işgal etti ve hatta Peşmerge güçleri ile çatışmaya girdi ve Kerkük’ü işgal etme sevdasına kapıldı.
Aslında bu süreçte IŞİD Amerika’nın kontrolünden çıktı ve Washington’un müttefiki olan Kuzey Irak bölgesine yönelik tehdide dönüştü ve sonuçta Sincar kentinde bu kentte barınan İzedi azınlığa yönelik büyük bir faciaya imza attı. Bu yüzden Amerika yönetimi IŞİD’e bakışını değiştirerek Eylül 2014’te yaklaşık 60 ülkenin katılımı ise sözde IŞİD karşıtı uluslararası bir ittifak kurdu.
Ancak bu gelişmeden sonra sürekli sorulan soru, neden Amerika yönetimi IŞİD’e karşı uluslararası bir ittifak kurduğu halde IŞİD bu ittifak kurulduktan ancak 34 ay sonra Irak’ta çökertilebildi? Sorusudur. Yine kamuoyunun sorduğu bir başka soru, söz konusu kurulan IŞİD karşıtı uluslararası ittifakın Irak’ta IŞİD ile mücadelede Iraklı güçlere nasıl bir yardımda bulunduğu sorusudur.
Gözlemciler Amerika’nın başını çektiği sözde IŞİD karşıtı uluslararası ittifak esas görevinde yani IŞİD terörü ile mücadelede başarısız olduğunu ve örgüt ancak Iraklı güçlerin ortak çabaları sonucu çökertildiğini belirtiyor.
Bu arada Amerika’nın başını çektiği sözde IŞİD karşıtı uluslararası ittifak esas görevinde yani IŞİD terörü ile mücadelede başarısız olduğu konusunda çeşitli nedenler ileri sürülüyor, ki bu nedenlerin arasında iki önemli neden dikkat çekiyor.
Amerika’nın başını çektiği sözde IŞİD karşıtı uluslararası ittifak esas görevinde yani IŞİD terörü ile mücadelede başarısız olduğu konusunda gündeme getirilen ilk neden, bu ittifakın esas amacı IŞİD’ı yok etmek olmadığıdır. Gerçekte söz konusu uluslararası ittifakın IŞİD ile mücadelede başarısız olmasının en önemli sebeplerinden biri, bu ittifakın hatta IŞİD Amerika ve müttefiklerine karşı ciddi bir tehdide dönüştüğü sıralarda bile bu örgütü tamamen yok etme peşinde olmaması ve sadece zayıflatılmasını istemesiydi. Çünkü Amerika ve müttefikleri için zayıflatılmış bir IŞİD yok edilmiş bir IŞİD’den daha iyi sayılıyordu.
Suriye’de Rusya ve İran İslam Cumhuriyeti ve direniş ekseninin destekleri ile Halep kenti kurtarıldıktan sonra Amerika’nın başını çektiği uluslararası ittifak, teröristlerin ister IŞİD terör örgütü ister başka terör örgütü üyesi olsun, Irak ve Suriye’de yok olmaya başladığı ve Irak’ta da Iraklı güçlerin IŞİD’i yenebilecek güçte olduğu sonucuna vardı.
Gerçekte Amerika bir yandan IŞİD’in artık Washington’un işine yaramadığı sonucuna vardı ve öbür yandan da Iraklı güçlerin Amerika’nın desteği olmaksızın da IŞİD’i yenebileceklerini farketti. Bu yüzden bu aşamada Amerika’nın başını çektiği ittifak IŞİD ile mücadele eden Iraklı güçlere destek güç rolünü ifa etmeye çalıştı, fakat Irak’ta IŞİD’in çöküş sürecinde pek fazla etkili olamadı, çünkü IŞİD’i çökermek için hava kuvvetlerinden ziyade kara kuvvetlerine ve gerilla savaşı yapabilen güçlere ihtiyaç vardı, oysa uluslararası ittifakın Irak’ta böyle bir gücü yoktu.
Amerika’nın başını çektiği sözde IŞİD karşıtı uluslararası ittifak esas görevinde yani IŞİD terörü ile mücadelede başarısız olmasının bir başka önemli sebebi, bu ittifakın mahiyeti ile ilgilidir. Gerçekte bu ittifakı, bizzat IŞİD’in temelini atan ve türeten ve daha sonra da besleyerek destekleyen ve Irak’ta bazı bölgeleri işgal etmesine zemin oluşturan ülkeler oluşturuyordu. Amerika, hatta bu ülkenin şimdiki Başkanı Donald Trump seçim kampanyaları ve demokrat rakibi Hillary Clinton ile rekabeti sırasında açıkça IŞİD’in Amerikan patentli bir terör örgütü olduğunu ve Amerika tarafından kurulduğunu itiraf ettiği halde IŞİD karşıtı kurulan uluslararası ittifakın liderliğini üstlendi. Yine Arabistan, BAE ve Türkiye ve bazı AB ülkeleri de IŞİD’in Irak ve Suriye’de yok olmasını asla istemedikleri halde bu ittifakta yer almıştı.
Öte yandan Amerika’nın başını çektiği sözde IŞİD karşıtı uluslararası ittifakta Rusya ve İran İslam Cumhuriyeti gibi IŞİD ile hakikaten mücadele eden devletler yoktu, oysa bu iki ülke Irak ve Suriye devletleri ile omuz omuza tekfirci terörle mücadeleye öncülük ediyordu.
Dolaysıyla uluslararası ittifakın yapısı ve İran ve Rusya gibi terörle gerçekten mücadele eden ülkelerin bu yapıda yer almaması, ittifakın IŞİD ile mücadele sloganı sadece basit bir slogan olduğunu ve örgüte karşı ciddi bir mücadele yürütülmesi amaçlanmadığını gösteriyordu.
Amerika’nın başını çektiği sözde IŞİD karşıtı uluslararası ittifakın terörle mücadele iddiasının bir slogandan öteye gitmediği konusunda İran savunma Bakanı General Hüseyin Dehgan Aralık 2016’da Russia Elyom TV kanalına verdiği mülakatta şöyle dedi: IŞİD karşıtı kurulan uluslararası ittifak göstermelik ve sahtekarlıktır ve Batılılarda Irak ve Suriye’de terörle mücadele iradesi yoktur.
Sonuçta tekfirci IŞİD terör örgütü Irak’ta üç yıl işgalin ardından çöktü, fakat bu zaferi Amerika’nın başını çektiği sözde uluslararası ittifak değil, Iraklı güçler elde etti. Uluslararası IŞİD karşıtı ittifakın bu mücadelede ifa ettiği rolü, kısıtlı düzeyde Iraklı güçlere hava desteği sağlamasıydı, ama bu destekte bile bir kaç kaz siviller hedef alındı ve yüzlerce Iraklı sivil hayatını kaybetti veya yaralandı.
Gerçekte bu ittifak evvela esas amacı IŞİD’i yok etmek olsaydı ve ikincisi IŞİD ile mücadelede siyasi bakış operasyonel bakışı arka plana itmemiş olsaydı başarılı olabilir. Oysa bu mücadelede siyasi bakışın galip geldiğinin en önemli işareti, İran ve Rusya’nın bu ittifakta yer almamasıydı.