Arabistan; Al-i Suud’dan Al-i Salman’a geçiş - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i77366-arabistan_al_i_suud’dan_al_i_salman’a_geçiş_1
Arabistan’da hasta kral Salman’ın Suud hanedanında ikinci kez hakim olan veliaht prensinin seçiminde örf ve adetleri çiğnemesi, Suud kraliyetini ciddi bir değişimin eşine getirdiği ve bir kaç onyıldan beri bu ülkeyi aşiret düzeni ile yöneten Suud rejiminde önemli bir imaj değişikliği yaratacağı belirtiliyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Temmuz 14, 2017 10:46 Europe/Istanbul

Arabistan’da hasta kral Salman’ın Suud hanedanında ikinci kez hakim olan veliaht prensinin seçiminde örf ve adetleri çiğnemesi, Suud kraliyetini ciddi bir değişimin eşine getirdiği ve bir kaç onyıldan beri bu ülkeyi aşiret düzeni ile yöneten Suud rejiminde önemli bir imaj değişikliği yaratacağı belirtiliyor.

Arabistan kralı Salman bin Abdulaziz geçen gün imzaladığı fermanla bir çok Suud yetkiliyi görevden azlederek yerlerine yeni atamalar gerçekleştirdi. Ancak bu fermanın en temel bölümü, Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Naif’i bu mevkiden ve hükümet içindeki diğer tüm mevkilerinden azledilmesiydi. Gerçekte Muhammed bin Naif’in azledilmesi ile birlikte Arabistan kralı Salman’ın oğlu Muhammed bin Salman’ın veliahtlık yolundaki esas engel ortadan kaldırılmış oldu ve kral Salman Suud hanedanına Mekke’de oğlu ile biat etmelerini emretti.

Arabistan’da gerçekleştirilen görevden almalarda ve atamalarda da Muhammed bin Naif’in azledilmesi ile boşalan içişleri bakanlığı koltuğuna yeğeni Abdulaziz bin Suud oturdu.

Öte yandan Suud medyası biat merasiminden önce Arabistan’da bir nevi kurucu meclis niteliğinden olan Biat heyetinin 34 üyesinden 31’i Muhammed bin Salman’ın veliaht ilan edilmesini onayladığını duyurdu. Böylece şimdi Arabistan’ın siyaset arenasında ciddi ve beklenmedik bir hadise yaşanmazsa, 31 yaşındaki Muhammed bin Salman bu ülkede kraliyet koltuğuna oturmasına kesin gözüylü bakılıyor. Bu gelişme yaşandığı takdirde Muhammed bin Salman’ın eğilimlerinden hareketle Arabistan’dan farklı bir imaj yaratacağı söyleniyor.

Peki bu süreç nasıl başladı? Gelin birlikte kısaca bir göz atalım.

Arabistan’da eski kral Abdullah bin Abdulaziz’in ölümünden sonra bu ülke iktidar Suud hanedanının zirvesinde ciddi gelişmelere sahne oldu. Gerçi kral Abdullah hayattayken Suud hanedanının Şimri kanadından bazı prensleri başta kraliyet muhafız alayı olmak üzere bazı anahtar mevkilere atadı.ancak Abdullah’ın ölümü, Arabistan’da Suud hanedanının diğer kanadı yani Şimri kanadının rakibi Sediri kanadının yeniden iktidarın zirvesine geçeceği anlamına geliyordu. Nitekim Salman’ın kral ilan edilmesi ile birlikte Sediri olmayan prensleri ve Arabistan’ın üçüncü kralı Faysal bin Abdulaziz’in ailesine bağlı prensleri iktidardan uzaklaştırma süreci de başlamış oldu.

Bu sürecin en önemli dönüm noktası ise şimdiye kadar Mukren bin Abdulaziz’i veliahtlık koltuğundan azletmek ve yerine Muhammed bin Naif’i oturtmaktı. Bu gelişme bir kaç onyılın ardından Arabistan’da veliahtlık geleneğini kırmıştı. Mukren bin Abdulaziz’i azletmeden öncesine kadar Arabistan’da Suud saltanatının kurucusu Abdulaziz bin Abdurrahman’ın vasiyeti gereği saltanat bir kardeşten öteki kardeşi devrediliyordu. Ancak Muhammed bin Naif’in Mukren bin Abdulaziz’in yerine geçmesi ve veliahtlik koltuğuna ilk kez Suud prenslerinin ikinci kuşağından birinin oturması bu geleneği gözardı etme anlamına geliyordu. Bu seçim Mukren’den başka Abdulaziz’in Tellal, Meş’al, Mat’AB, Bender, Abdurrahman ve Ahmet gibi bir çok oğlu hala hayattayken gerçekleşmişti.

Mukren bin Abdulaziz’in dört aynı veliahtlık süresinin son bulmasından sonra Muhammed bin Naif de siyasi yamaçtan aşağı doğru yuvarlanmaya başladı, öyle ki veliaht prensin iç arenadaki törenlerde veya dış temaslarındaki mevkii kral Salman ve Arabistan’da ikinci güçlü lider konumuna gelen oğlu Muhammed bin Salman arasında paylaşılmaya başlandı. Ve bundan sonra da kral Salman şimdiye kadar görülmemiş bir hareket yaparak oğlunu veliaht prensi ilan etti.

Buna karşın Suud medyası Mukren bin Abdulaziz azlediliği sıralarda Muhammed bin Naif’in Muhammed bin Salman ile biat ettiği anın görüntülerini yayımlayarak Suud hanedanı içinde hiç bir sıkıntı olmadığını sergilemeye çalıştı.

Şimdi Arabistan’da kral Abdullah’ın ölümü üzerinden yaklaşık üç yıl geçtiği bir sırada Suud hanedanının deneyimsiz ama agresif prensi, babası hastalık yüzünden veya ölümü ile kraliyet koltuğunu bıraktığı takdirde babasının yerine oturacağı anlaşılıyor.

Öte yandan Muhammed bin Salman’ın Arabistan’da veliaht prensi ilan edilmesi kısa sürede Ortadoğu bölgesi meseleleri uzmanları ve medya organlarının ilgisini bu gelişmeye çekti. Bu arada Reuters haber ajansı da şu değerlendirmede bulundu: Muhammed bin Naif’in azledilmesi ve Muhammed bin Salman’ın veliaht ilan edilmesi büyük ihtimalle bu iki prens arasında sürtüşmeyi önlemek için gerçekleşti. Bu gelişme Arabistan’ın 2030 ufku için belirlediği hedeflere doğru hızına ivme kazandıracaktır. Böylece Muhammed bin Salman daha gönlü rahat bir şekilde Arabistan’ın iktisadi kalkınması ve petrol gelirine olan bağımlılığının hafifletilmesi ve Arabistan’ın petrol sektörünü özelleştirme gibi idealist hedeflerini takip edebilecektir.

Ancak bir başka açıdan bakıldığında, Arabistan’da Muhammed bin Salman’ın güçlenmesi, Riyad’ın bölgede daha çok savaş çığırtkanlığı yapması ve daha büyük maceracılıklara atılması anlamına geliyor. Muhammed bin Salman Suud rejiminin Yemen topraklarına saldırdığı günden beri bu savaş projesini komuta ediyor ve şimdiye kadar da bir çok kez başta İran İslam Cumhuriyeti olmak üzere bölgede bazı ülkelere karşı hasmane tavrını sergilediği gözleniyor. Örneğin Muhammed bin Salman bir süre önce bölgedeki çatışmaları İran topraklarına bulaştırma tehdidinde bulundu. Arabistan’ın bir başka radikal hareketi Katar ile başlatığı yeni gerginlik dönemi ile ortaya çıktı ve böylece Riyad yönetimi yeni dönemde daha büyük bir ivme ile eski yöneticilerinin politika yapma konumundan savaş çığırtkanlığı yapma konumuna doğru geçiş yapmak istediğini gözler önüne serdi.

Şimdi tüm bu anlatılanlardan hareketle, Suud rejiminin eskiden izlediği Arap dünyasının ağabeyi olma politikasını ve diplomasi anlayışını ve perde arkasında hareket etme siyasetini bir kenara bırakmak ve rakipleri ile yüz yüze ve hasmane bir şekilde karşılaşmak istediğini söylemek mümkün, nitekim Muhammed bin Salman’ın daha da güçlenmesi, Suud hanedanının geçmiş yıllarda izlediği politikaları ile gelecek yıllarda izleyeceği politikaların arasında derin bir uçurum oluştuğu de ortadadır.

Arabistan kralının oğlu Muhammed bin Salman veliaht prensi ile halefi konumları arasında aylarca devam eden sürtüşmeden babası kral Salman’ın yardımı ile zaferle çıktı ve rakibi Muhammed bin Naif tüm mevkilerinden azledildi. Ancak bu gelişmeler Nisan 2015’te yaşanan gelişmeleri akıllara getirdi. O tarihte Mukren bin Abdulaziz veliahtlık koltuğundan azledildi ve böylece yeni kralın oğlunun yolu açılmış oldu.

O günden sonra siyaset, diplomasi ve medya çevrelerinde Muhammed bin Salman babasından sonra yani şimdiki kral Salman bin Abdulaziz’in ardından Arabistan’ın bir sonraki kralı olacağı dile getirildi ve bu yönde çeşitli senaryolar ileri sürüldü. Bu senaryolar, Muhammed bin Salman’ın, Amerika’ya yakınlığı ile bilinen vehiaht prensi Muhammed bin Naif’in kendisine yönelik darbe yapacağı korkusu yüzünden onun elinden nasıl kurtulabileceğine yönelik senaryolardı.

Aslında Muhammed bin Salman, Muhammed bin Naif iktidarın başına geçtiği takdirde Mukren bin Abdulaziz’in başına gelenlerin onun başına da gelmesinden korkuyordu, zira Arabistan’da kim kral olursa veliaht prensini azledebiliyordu. Nitekim Muhammed bin Naif’in de ortaklık ettiği darbe, Mat’ab bin Abdullah bin Abdulaziz’in elinden kurtulmasına yardımcı olmuştu. Bu yüzden Muhammed bin Salman bir plan hazırladı ve Muhammed bin Naif’ten daha erken davranarak onu azletti ve resmen Arabistan’ın veliaht prensi oldu. Gerçi Muhammed bin Salman babası kral olduktan sonra da Arabistan’ın tüm mali ve askeri önemli merkezlerini ele geçirerek Arabistan’ın gerçek hakimi olmuştu.

Buna göre şimdi hangi etkenlerin Muhammed bin Salman’a bu adımı atmakta yardımcı olduğu hakkında bazı sorular gündeme geliyor. Bu adım en basit haliyle tabir edilecek olursa bir darbeydi. Gerçi biat töreninde Muhammed bin Naif’in yeni veliaht prensi yani Muhammed bin Salman'a biat ettiğine şahit olundu. Ancak esas soru, Amerika yönetiminin bu gelişmeleri nasıl karşıladığıdır. Zira Arabistan’ın şimdiki kralının oğlu veliaht prensi olduğunda Amerika ile hiç bir ilişkisi yoktu, oysa Muhammed bin Naif, Amerika’nın Arabistan’da bir numaralı adamı sayılıyordu.

Bu doğrultuda kesin olan şu ki Muhammed bin Salman, Ebu Dabi veliaht prensi Muhammed bin Zayed’in Amerika ile olan ilişkisinden yararlandı, nitekim Muhammed bin Zayed de gergin ilişkileri yüzünden Muhammed bin Naif’in elinden kurtulmak için Muhammed bin Salman ile ortak çıkarları vardı. Aslında Muhammed bin Zayed ile Muhammed bin Naif arasındaki ilişkiler Wikileaks sitesinde ifşa edilen belgelerin ardından bozulmuştu.

Muhammed bin Salman, Ebu Dabi veliaht prensi Muhammed bin Zayed’in ABD ile irtibatından yararlanmaktan başka son zamanlarda da bazı askeri ve iktisadi uygulamaları ile kendisini Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını temin edebilecek güçlü bir lider gibi göstermeye çalıştı. Ancak bu süreçte Amerika ve İslam ülkeleri liderlerinin Riyad’da düzenledikleri ortak zirvenin ertesi günü yaşanan gelişmeleri de göz önünde bulundurmak gerekir. O zirvenin ertesi günü Arabistan yetkilileri ile ABD Başkanı Donald Trump arasında çok sayıda anlaşma imzalandı ve daha sonra da bölgede Arabistan, BAE ve Bahreyn rejimleri Mısır’ı da yanlarına alarak Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kestiklerini ilan etti.

Sonuçta Muhammed bin Salman Suud hanedanı içindeki iktidar üzerinde anlaşmazlıkları ve sürtüşmeleri sonlandırmayı başardı ve bu da babası kral Salman’dan sonra Arabistan’da iktidarı ele geçirmek için büyük bir adımdı. Ancak tüm bu yaşananları sıradan bir gelişme olarak değerlendirmek mümkün değil, çünkü bu gelişme özellikle Arabistan anayasasının 5. Maddesinin B fıkrası değiştirildikten sonra yaşanıyordu.

Şimdi ise esas soru, Arabistan’da gerçekten çatışmalar ve ihtilaflar son mu buldu, yoksa bu uygulamalar geçici olarak gerginlikleri örtbas mı edecek ve gelecekte anlaşmazlıklar yeni şekillerde mi ortaya çıkacak? sorusudur.