Musul; Kurtuluşa giden zorlu yol - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i77390-musul_kurtuluşa_giden_zorlu_yol_1
Iraklı güçler yaklaşık 8 ay süren engebeli bir sürece katlanmak ve bölgesel ve küresel düzeyde onca sabotaj ve komploya karşı koymanın ardından sonunda Musul kentini IŞİD işgalinden tam olarak kurtarmayı başardı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Temmuz 14, 2017 12:24 Europe/Istanbul

Iraklı güçler yaklaşık 8 ay süren engebeli bir sürece katlanmak ve bölgesel ve küresel düzeyde onca sabotaj ve komploya karşı koymanın ardından sonunda Musul kentini IŞİD işgalinden tam olarak kurtarmayı başardı.

Iraklı güçler Musul operasyonu çerçevesinde tekfirci IŞİD terör örgütüne bağlı teröristlerle 8 ay süren şiddetli çatışmaların sonunda Musul’u tamamen işgalden kurtardı.

Irak’ın Ninova eyaletinin en büyük kenti Musul’u kurtarma operasyonu yaklaşık 8 ay önce, yani 16 Ekim 2016 tarihinde Irak Başbakanı ve Irak silahlı kuvvetler baş komutanı Haydar İbadi’nin doğrudan talimatı üzerine başladı. Iraklı güçler bu operasyon başladıktan sonra IŞİD’e ağır darbeler indirdi.

Irak silahlı kuvvetleri baş komutanı İbadi’nin Musul operasyonu sırasında aldığı en önemli ve en stratejik karar, Irak halk güçleri Haşedul Şabbi hareketinin de bu operasyona katılmasıydı. Gerçekte Haşedul Şaabi hareketine bağlı güçler bu süre içerisinde Musul’u kurtarma savaşında önemli ve belirleyici rol ifa etti ve bu yüzden Arap – Batı ekseni elebaşılarının sürekli sözlü saldırılarına maruz kaldı.

Aslında Musul’u kurtarma operasyonu ta başladığı günden itibaren engebeli bir süreçle karşı karşıya kaldı. Iraklı yetkililerin Musul operasyonu öncesi ve bu operasyonun başlarında sürekli karşılaştıkları sorunlardan biri, Türkiye yönetiminin bu operasyonun yolunda engel çıkarma gayretleriydi. Türkiye yönetimi Musul operasyonunun başında müdahaleci bir tutum sergileyerek resmen Türkiye ordusunun da bu operasyona katılacağını açıkladı. Ancak Ankara’nın bu tavrı, Iraklı yetkililerin ve ayrıca Haşedul Şaabi komutanlarının sert tepkisi ile karşılaştı.

Haşedul Şaabi komutanları Musul savaşında Türk askeri ile karşılaştıkları takdirde hiç tereddüt etmeden onları hedef alacaklarını açıkladı. Bağdat yönetimi de Ankara yetkililerinin açıklamalarını şiddetle kınayarak Musul’u kurtarma operasyonu tamamen Iraklı silahlı güçlerin katılacağı bir operasyon olduğunu ve hiç bir yabancı askeri güç merkezi yönetimin izni olmaksızın bu operasyona katılamayacağını açıkladı.

Gerçi bu açıklamaların ardından ve Iraklı siyasi ve askeri yetkililerin kesin tavrı ve uyarılarının ardından Türkiye yönetimi başına buyruk Musul operasyonuna katılmaya cesaret edemedi, fakat buna karşın Irak’taki illegal askeri varlığını da sonlandırmadı.

Iraklı güçler silahlı kuvvetler baş komutanı Haydar İbadi’nin emri üzerine Musul’u kurtarma operasyonunu başlattıktan sonra tekfirci teröristlerle savaşta büyük ilerlemeler kaydetmeye başladı. Iraklı güçlerin ilerleme hızı oldukça yüksekti ve bu yüzden ilk günlerde Iraklı yetkililer Musul operasyonu belirlenen takvime kıyasla çok daha hızlı bir şekilde ilerlediğini açıkladı.

Musul operasyonunda ilk ilerlemeler kentin Güney ekseninde başladı. Irak federal polis komutanlığı ilk açıklamasında Musul kentinin güneyinde 352 kilometrekarelik bir alanın teröristlerden  temizlendiğini duyurdu. Irak federal polis teşkilatı komutanı General Şakir Cevdet, polis gücü Ninova eyaletinde operasyon başlattığı günden itibaren şimdiye kadar Musul’un güneyinde 352 kilometrekarelik bir alanı kurtardığını ve teröristlerden temizlediğini belirtti. General Cevdet ayrıca bir köyü de kurtardıklarını ifade etti. Bu gelişmelerin devamında Musul’un güneyinde Suriye ve Mühendis köyleri de IŞİD işgalinden kurtarıldı.

Tekfirci IŞİD terör örgütü Iraklı güçlere karşı ağır hezimetlere uğradıktan sonra bu kez kimyasal silah kullanmaya başladı. Iraklı komutanlar da tekfirci teröristlerin Musul’un bazı bölgelerinde kimyasal silah kullandıklarını doğruladı. Aslında tekfirci teröristlerin kimyasal silahlara yönelmesi, Iraklı güçlere karşı aciz olduklarının işaretiydi. Gerçi teröristlerin nasıl ve hangi yollardan kimyasal silah elde ettikleri ile ilgili soru işaretleri de yerinde duruyordu. Tekfirci IŞİD terör örgütü kimyasal silah kullanmadan önce Amerika bu konuda uyarıda bulunduğuna bakıldığında, Washington’un bu konuda rol ifa ettiği büyük bir ihtimal olarak görünüyor.

Bazı Amerikalı yetkililer o sıralarda Reuters haber ajansına yaptıkları açıklamalarda, Washington IŞİD’in Iraklı güçleri Musul operasyonunda geri püskürtmek için kimyasal silah kullanmasını beklediğinden söz etti. Reuters’in adlarını açıklamadığı Amerikalı yetkililerin belirttiğine göre, Amerika’nın Irak’a konuşlandırdığı Amerikalı askerler IŞİD’in kullandığı mühimmatları ve boş kovanları toplayarak üzerinde bazı deneyler yapmaya başladı ve IŞİD’in kimyasal silah kullanıp kullanmadığından emin olmak istedi. Söz konusu Amerikalı yetkililer IŞİD Amerikalı askerlere veya başını çektiği ittifaka karşı kimyasal silah kullanmadığını ve sadece Iraklı güçlere karşı kullandığını belirtti.

Musul operasyonu başladıktan bir süre sonra ve Iraklı güçlerin tekfirci teröristlere karşı üstünlüğü ortaya çıkınca, Ninova eyaleti güvenlik konseyi, IŞİD elebaşı Ebu Bekir Bağdadi’nin bu bölgeden kaçtığını duyurdu. Konu ile ilgili bir açıklama yapan Ninova eyaleti güvenlik konseyi sözcüsü Muhammed Bayati, IŞİD’in üst düzey elebaşıları kaçacakları yolun Haşedul Şaabi hareketi tarafından kapatılması korkusu ile bir kaç gün önce aileleri ile birlikte Suriye topraklarına kaçtıklarını belirtti. Bayati açıklamasının devamında, IŞİD’in Suriye topraklarına kaçan komutanları arasında IŞİD elebaşı Ebu Bekir Bağdadi ve söz konusu terör örgütünün sözde istişare ve askeri konseyinin komutanı da bulunduğunu, bu yüzden IŞİD hali hazırda Musul’un sol cephesinde savaşta direniş gücünü kaybettiğini vurguladı.

Irak Başbakanı Haydar İbadi ise Musul’u kurtarma operasyonu başladıktan bir süre sonra kentin Batı yakasını kurtarma operasyonunu tamamen Haşedul Şaabi komutanlarına devretti. Haşedul Şaabi güçleri ilk günlerde IŞİD ile savaşta büyük zaferlere imza attı. Iraklı kaynaklar Haşedul Şaabi güçleri operasyona katıldığı ilk günlerde Tel Afer – Sincar karayolunu kesmeyi başardıklarını duyurdu. Söz konusu kaynaklar Haşedul Şaabi güçleri Musul kenti ile Ninova eyaletinin diğer kentleri ile irtibatını tam olarak kesmeyi başardı.

Irak parlamentosu güvenlik ve savunma komisyonu üyesi Abdulcebbar Ubudi ise Iraklı güçler ve Haşedul Şaabi güçleri Tel Afer havaalanını kurtardıktan sonra Rakka’dan IŞİD’e gelen desteğin yolunu kesmek için ilerlemeye devam ettiklerini açıkladı. Ubudi, bu operasyon sırasında şimdiye kadar bir çok köyü IŞİD teröristlerinden temizlediklerini vurguladı. Ubudi, Haşedul Şaabi güçleri Peşmerge güçleri ile birlikte hareket ettiklerini ve bu da kurtarılan bölgelerde IŞİD teröristlerini temizlemekte etkili olduğunu ifade etti.

Öte yandan başta Amerika ve Arabistan rejimleri olmak üzere Arap – Batı ekseni elebaşılarının Haşedul Şaabi güçlerinden Musul’u kurtarma operasyonunda yararlanmamaya yönelik Bağdat yönetimine uyguladıkları baskıları arttırmalarının ardından Irak parlamentosu gayet zekice bir adım atarak Haşedul Şaabi hareketini Irak silahlı kuvvetlerinin yapısına ilhak etti ve böylece bu harekete yasal askeri bir güç olarak resmiyet kazandırdı. Irak parlamentosunun Suud rejimi ve ABD elebaşılarının yüzüne indirilen sert bir tokat niteliğinde olan bu hareketin ardından Amerika savaş uçakları defalarca Haşedul Şaabi hareketinin mevzilerine operasyon düzenledi ve bu harekete bağlı güçlerden bazılarını şehit etti veya yaraladı. Amerika bu cinayeti işlediği her seferinde saldırının yanlışlıkla yapıldığını ileri sürerek geçiştirmeye çalıştı. Her halükarda Haşedul Şaabi hareketinin Irak’ın resmi silahlı kuvvetlerine katılması Amerikalı yetkililere ve Suud rejimi elebaşılarına batan bir diken gibi oldu ve bu dikenin acısına ebediyen katlanmak zorunda olduklarını anladı.

Bu arada başta Amerika ve Arabistan rejimleri olmak üzere Arap – Batı ekseni elebaşıları Ninova eyaletinde devam eden Musul’u kurtarma operasyonu sırasında defalarca İran İslam Cumhuriyeti ve Kudüs ordusu komutanı General Kasım Süleymani’ye yönelik haksız suçlamalarda bulundu. Oysa General Süleymani Bağdat’taki merkezi yönetimin resmi izni ile ve askeri istişare vermek amacıyla Irak topraklarında bulunuyordu. Bu bağlamda Irak Nuceba hareketi adlı İslamî direnişin sözcüsü Seyyid Haşim Musevi Amerika ve Arabistan başta olmak üzere Arap Batı ittifakının İran İslam Cumhuriyeti’e karşı komplolarına gösterdiği tepkide, Tahran yönetiminin IŞİD ile savaşta Iraklı güçleri desteklediğini belirtti. Musevi, İran Irak’a askeri müsteşar ve silah ve askeri teçhizat göndererek bu ülkede terörle savaşta önemli rol ifa ettiğini vurguladı.

Peki ama neden Batı ve Arap medyası Irak’ta askeri müsteşar olarak bulunan General Kasım Süleymani’yi hedef tahtasına oturttu? Neden Arap rejimlerin elebaşıları Irak’ta bulunan binlerce Batılı askeri müsteşarden söz etmiyor?

Irak Nuceba hareketi adlı İslamî direnişin sözcüsü Seyyid Haşim Musevi bu konuda da şu açıklamada bulundu: biz General Süleymani’yi hedef alanlara soruyoruz: eğer bu kadar General Süleymani’den korkuyorsanız, neden kendiniz Irak’ta terörle mücadele için müsteşar göndermiyorsunuz? General Süleymani Irak’ın perceresinden değil, kapısından girdi ve bugün Irak milleti, devleti ve din alimleri onun yanındadır.

Irak silahlı kuvvetleri Musul kentini kurtarma operasyonu üzerinden geçen 8 ayda Haşedul Şaabi hareketinin işbirliği ile büyük zaferlere imza attı. Iraklı güçler en son El Hadin camiini kurtardı ve IŞİD terör örgütünün önemli elebaşılarından Ebu Bekir Mısri’yi Musul’un eski bölgesinde helak etmeyi başardı. Bundan başka Irak’ın 9. Zırhlı tümeni de Musul’un batısında Şifa mahallesini IŞİD teröristlerinden temizledi ve Baştabian kalesini ve Yahya Ebulkasım türbesini ve bir zindanı da ele geçirdi. Iraklı güçler Musul’un eski bölgesinde ilerlemelerinde Şam’un kilisesine de musallat oldu.

Irak federal polis komutanı General Şakir Cevdet Iraklı güçlerin Babul Ebyez bölgesine musallat olduktan sonra ilerlemelerine devam ettiğini açıkladı. General Cevdet IŞİD eski Musul’da savunma mevzileri ve hayati noktalarından %60 kadarını kaybettiğini ve eski Musul’un yedi mahallesinden ancak üç mahallesine musallat olduğunu belirtti.