Musul; Kurtuluşa giden zorlu yol - 2
Ve sonunda Iraklı güçler yaklaşık 8 ay süren engebeli bir sürece katlanmak ve bölgesel ve küresel düzeyde onca sabotaj ve komploya karşı koymanın ardından sonunda Musul kentini IŞİD işgalinden tam olarak kurtarmayı başardı.
Ancak bu zafer Musul’da askeri çatışmaların ve sokak çatışmalarının sona erdiği anlamına gelmiyor, çünkü IŞİD teröristleri hala Musul’un bazı bölgelerinde şom varlığını sürdürüyor.
Irak savunma bakanlığı ise bir bildiri yayımlayarak Musul’da artık hiç bir mahalle IŞİD’in işgalinde bulunmadığını duyurdu. Bakanlık bildirisinde IŞİD’in Irak’taki varlığı ebediyen sona erdiğini belirtti.
Bu arada Irak televizyonu da IŞİD’in Musul’de ilan ettiği hilafet de resmen sona erdiğini duyurdu. Gerçekte Musul’un tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden tam olarak kurtarılması örgüte ağır darbe niteliğindey, çünkü bu kent siyasi ve ayrıca coğrafi konumu itibarı ile stratejik önem arz eden bir kentti.
Kuşkusuz bundan böyle tekfirci IŞİD terör örgütü geçmişte olduğu gibi Musul ile Bağdat arasındaki yakın coğrafi mesafeden yararlanarak bu kentten başkent Bağdat’ta terör saldırıları düzenlemekte yararlanamaz. Öte yandan Musul’u kaybetmek IŞİD’in Suriye’deki teröristlerin de moralinin çökmesine yol açacaktır. Nitekim şimdi IŞİD’in Irak’ta sözde başkent ilan ettiği Musul’u kaybetmesinin ardından Suriye’deki yandaşları da er geç Suriye’deki sözde başkentleri yani Rakka’nın da aynı kaderi paylaşmak zorunda kalacağının farkındadır.
Bu arada Irak’ta Musul kenti IŞİD terör örgütü tarafından üç yıl işgal altında tutulduktan sonra kurtarılması bölge medyasında geniş yankı uyandıran bir hadiseydi.
Lübnan’ın El Ahbar gazetesi, Iraklı güçlerin Musul savaşından geriye kalan enkazın yanında çektirdikleri bir fotoğrafa yer vererek, Musul’dan geriye kalan bu olduğunu yazdı.
Gazetenin başyazarı Muhammed Bedir de “Musul’dan sonra” başlıklı makalesinde şu ifadelere yer verdi: Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin siyasi sebeplere dayanan alelacele IŞİD’in sonu geldiğini ilan etmesi bir yana, Iraklı güçlerin Nuri ulu camiini fethetmesi, söz konusu terör örgütü ile mücadelede önemli bir merhale sayılır, zira hilafet devletinin kuruluşu bu mekandan duyurulmuştu. Buna karşın Musul’un kurtuluşu ile IŞİD ateşinin sonu arasında kolay kolay katedilemeyecek bir mesafenin var olduğu anlaşılıyor.
El Ahbar gazetesi başyazarı Muhammed Bedir makalesine şöyle devam ediyor: IŞİD Musul’da devrildi, nitekim bundan önce de Felluce ve Ramadi ve Beyci ve Cerful Sahar ve diğer bölgelerde devrilmişti. Ancak unutmamak gerekir ki IŞİD bazı coğrafi bölgelere musallat olmadan ve musallat olduktan sonra izleyenleri ve hamileri için bir plan ve bir düşünceydi ve Musul’un kurtuluşu 6 ay sürdüğüne bakarak Tel Afer ve Ninova çölü ve Anbar eyaleti gibi geriye kalan diğer bölgelerin kurtarılması yakınlarda gerçekleşmeyeceğini öngörmek mümkün.
Lübnan’ın El Nahar gazetesi de “IŞİD’in Musul’da hilafetinin sonu” başlıklı makalesine ilk sayfasında yer vererek 850 yıllık mazisi olan Nuri ulu camiini fethetmenin Iraklı güçler için büyük bir simgesel zafer olduğunu belirtti. Gazete, IŞİD iki yıl öncesine kıyasla işgal ettiği bölgelerin %60 kadarını kaybettiğini, ama buna rağmen Irak ve Suriye’de Belçika’nın yüzölçümü kadar bir coğrafyayı işgali altında tuttuğunu kaydetti. Gazete ayrıca hali hazırda Nuri ulu camiine girişin yasak olduğunu, çünkü camiye bomba yerleştirilmiş olabileceğini ve IŞİD’in burada pusu kurma ihtimali yüksek olduğunu kaydetti. Gazete bu savaşın zarar ziyanı çok ağır olduğunu, savaşta askeri hasarın yanı sıra binlerce sivilin de Musul operasyonunda hayatını kaybettiğini yazdı.
Lübnan’ın El Benna gazetesi genel yayın yönetmeni Nasır Kandil de gazetenin başyazısında Musul’un kurutuluşunu ele alarak bu önemli gelişmede kim veya kimlerin zafer kazandığını değerlendirmeye çalışarak şu ifadelere yer verdi:
IŞİD’in yok olmasından sonra artık Amerika’nın Suriye ve Irak’taki askeri varlığının hiç bir haklı gerekçesi olamaz ve IŞİD ile savaş için kurulan uluslararası ittifakın da görevi sona ermiş olur. Terörle savaş bundan sonra uluslararası ittifakın askeri varlığına ihtiyaç olmadığı bir merhaleye girecek ve Irak ve Suriye de terör faaliyetleri gizli terör örgütlerince yürütülen diğeronlarca ülkenin arasında yer alacak. Amerika ve İsrail ve Suud rejimi oyunda kartları karıştırarak savaşı uzatmaya çalıştı, fakat bunların ne tehditleri, ne de kırmızı çizgileri bu zaferlere mani olamadı. Onlar Haşedul Şaabi’nin IŞİD’in Suriye ile irtibat yolunu kapatmasına ve Irak ve Suriye ordularının ortak sınırın sıfır noktasında buluşmasına mani olamadi ve bugün de sona eren savaşın kaderini değiştiremeyecekleri anlaşılıyor, gerçi sabotaj yapmaktan el çekmeyecekleri de ortadadır.
Musul’u kurtarma operasyonu taktik ve strateji ve askeri operasyon boyutları bakımından hem iç ve hem dış arenalarda özel önem arz eden bir operasyondur. Musul operasyonu hem taktiksel ve hem güvenlik açısından operasyonun uygulandığı alanın yüzölçümü itibarı ile de önemlidir ve Irak’ta şimdiye kadar yapılan operasyonların hiç birine bu açıdan benzememektedir, üstelik bu operasyonda oldukça karmaşık taktikler ve teknikler kullanılmıştır ve bu açıdan da büyük önem arz etmektedir.
Bu konuda İran’ın Irak eski büyükelçisi Hasan Kazımi Kumi ise şu değerlendirmede bulundu: Bu operasyonun uygulanmasını zorlaştıran ilk konu, bölgenin özel coğrafi yapısı ve içinde nehirlerin varlığı ve genelde topoğrafik yapısıydı ki bu da IŞİD’e bölgede güçlü savunma hattı oluşturmasına yardımcı olmuştu ve bölgeye nüfuz etmeyi zor hale getirmişti. Öte yandan IŞİD sivilleri kalkan olarak kullanıyordu. Bu arada Amerikalı yetkililerin Bağdat yönetimine bu operasyonun komutasını ittifak güçlerine devretmesi yönünde baskıları da Musul’u kurtarma operasyonunu daha zor ve daha karmaşık hale getiriyordu. Tüm bunlara ise tekfirci IŞİD terör örgütüne verilen lojistik destekleri ve örgütün dayandığı güçleri de eklemeliyiz.
İran’ın Irak eski büyükelçisi Hasan Kazımi Kumi değerlendirmesini şöyle sürdürüyor: ancak tüm bu karmaşıklıklara rağmen Irak ordusu halk güçlerinin yardımları ile Musul operasyonunu Irak içinde milli vahdeti koruma çerçevesinde ve dış arenada ada terörle mücadele doğrultusunda yürüttü e önemli zaferleri eldi etti. Bu operasyon sadece IŞİD’e verilen lojistik destek ve insan gücünün yolunu kapatmakla sonuçlanmadı, aynı zamanda Amerika’nın yeni bölgeleri işgal ederek hayata geçirmek istediği “serbest bölge koridoru”nu da suya düşürdü. Musul’un kurtuluşunun en önemli ilk mesajı şu ki Irak’ın Tel Afer ve diğer bölgelerinin kurtuluşu daha da kolaylaşmıştır. Ancak Musul’un kurtuluşunun daha genel ve uzun vadeli mesajı, bölgede güvenliğin yerel hale gelmiş olmasıdır. Bu operasyon bölge ülkeleri arasında bölgesel dayanışma ve işbirliğini geliştirdi, nitekim şimdi İran, Irak ve Suriye’nin IŞİD ile mücadelede el ele verdiklerine şahit oluyoruz.
İran’ın Irak eski büyükelçisi Hasan Kazımi Kumi değerlendirmesini şöyle sürdürüyor: Musul’u kurtarma operasyonu halk güçlerinin desteklerine dayanarak komuta edildi. Bu durum Irak milleti ve devleti, işgalcilerin ve terörle mücadele gibi sahte bir iddiada bulunanların Irak’taki varlıklarına ihtiyacı olmadığını ve kendi halkına dayanarak Irak’ın güvenliğini tehdit eden teröristlerle mücadele edebileceğini ve kendini hilafet ilan eden IŞİD terör örgütünün planlarını hezimete uğratabileceğini ispat etti. Ancak unutmamak gerekir ki IŞİD’in işi bu operasyonla bitmemiştir ve Irak ordusu ve halk güçleri etnik yapısı karışık olan bazı bölgelerde teröristleri temizleme operasyonunda zorluklarla karşı karşıya gelecektir. Üstelik büyük bir ihtimalle IŞİD Musul’u kaybettikten sonra operasyonlarında taktiğini işgal ettiği bölgeleri koruma taktiğinden intihar eylemleri ve terör saldırıları taktiğine değiştirecektir.
Buna karşın Bağdat yönetimi kurtardığı bölgelerde güvenliği temin etmek için bu bölgeleri teröristlerden temizlemesi ve mültecilerin kurtarılan bölgelere geri dönmesini sağlaması gerekir. Gerçi bu bölgelerin yeniden imarlı hale getirilmesi uğradıkları ağır hasara bakıldığında bölgesel ve uluslararası işbirliği olmadan mümkün görünmüyor.
Öte yandan IŞİD zaten Amerika ve siyonist rejim İsrail’in sömürücü ve sultacı emellerine hizmet etmek üzere türetildiğinden örgüte verilen bu destekler devam ettiği sürece örgütün bekasını sürdüreceği de ortadadır.
Irak yönetimi bu ülkede milli vahdeti korumak için bazı girişimlerde bulunması gerekir. Özellikle Irak yönetimi Musul kentini yeniden inşa etmeye başlar başlamaz sünni bir bölgenin kurulması ve Kuzey Irak’ın bağımsızlık referandumu gibi durumlarla karşı karşıya gelecektir. Oysa Irak IŞİD sonrası dönemde milli vahdete ve toprak bütünlüğünü korumaya her zamankinden daha çok muhtaçtır ve bu yolda en ufak engel bu ülkeyi parçalanmaya doğru sürükleyeceği ortadadır.
Musul’un 10 Haziran 2014’te işgale uraması ve Ebu Bekir Bağdadi kendince hilafet ilan etmesinden sonra tekfirci IŞİD terör örgütü dünyanın en korkunç terör örgütü olarak tanındı. Şimdi Musul’un IŞİD işgalinden tam olarak kurtarıldığı Iraklı resmi kaynaklarca ilan edilmesinin ardından örgüt askeri açıdan Irak’ta yolun sonuna geldi.
Hatırlanacağı üzere IŞİD 2014 yılında çok şaibeli bir şekilde üç gün içinde 108 bin kilometrekarelik bir alanı, yani Irak topraklarının %40’ını ve altı eyaletini işgal etti ve Bağdat kapılarına dayandı.
Kerkük’ün bir bölümünü ve Bağdat’ın çevresinde bazı bölgeleri işgal eden IŞİD vardıkları her kentte ve köyde katliam yaptı ve geride yıkım ve enkaz bıraktı ve kadınları köle olarak esir aldı ve işgal ettiği bölgelerde korkunç katliamlara imza attı. IŞİD bir tek Spiker üssünde 1700 kadar askeri eğitim gören Iraklı genci bir iki gün içinde katliam etti. O hassas günlerlde Amerika Irak yönetimi ile güvenlik anlaşmasına karşın bu ülkeyi IŞİD’in saldırısı karşısında yanlız bıraktı.
IŞİD’in bu denli hızlı ilerleyişi Irak milletinin korkunç bir soykırımla karşı karşıya geleceği sinyallerini vermeye başladı ve Samerra, Kerbela, Necef ve Kazemeyn gibi kutsal kentlerde kutsal mekanların tahrip edilme tehdidi ile karşı karşıya kaldı. İşte bu noktada Iraklı büyük alim Ayetullah Sistani’nin tarihi cihat fetvası Irak’ı yok olmaktan kurtardı.