Arabistan; Al-i Suud’dan Al-i Salman’a geçiş - 2
Gözlemciler Arabistan’ın yeni veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın tecrübesizliği ve ayrıca radikal kişiliği ve yine bölgesel arenada başarısızlıklarına dikkat çekerek iktidarın başına geçmesi Suud rejimini ciddi sorunlarla karşı karşıya getireceğini belirtiyor.
Arabistan’ın hasta kralı Salman bin Abdulaziz geçtiğimiz günlerde Riyad hakimiyetinde önemli bir değişiklik yaparak oğlu Muhammed bin Salman’ı önceki veliaht prensi Muhammed bin Naif’in yerine yeni veliaht prensi ilan etti. Arabistan kralı Salman ayrıca Muhammed bin Naif’i bakanlar konseyi başkanlığı ve içişleri bakanlığı gibi tüm görevlerinden azletti ve Abdulaziz bin Suud’u yeni içişleri Bakanı olarak atadı. Kral Salman’ın kararına göre Muhammed bin Salman da veliaht prensi olmanın yanında Başbakan yardımcısı ve savunma Bakanı olarak bu iki mevkideki görevini sürdürecek.
Muhammed bin Salman ile biat merasimi ise veliaht prensi ilan edilmesinin ardından Mekke’de teravih namazından sonra düzenlendi.
Muhammed bin Salman’ın Arabistan’ın yeni veliaht prensi ilan edilmesi ise Ray El Yom gazetesi, El Ahd haber sitesi ve El Minar haber ajansı gibi Arap medya organlarında geniş yankı uyandırdı.
Ray El Yom gazetesi, Muhammed bin Salman’ın son iki yılda ve özellikle babası Salman Arabistan kralı olduktan sonra devlet kurumlarını kendi çıkarları temelinde yönetmeye başladığını yazdı. Muhammed bin Salman bazı etkinlikler düzenleyerek taraftarı olan genç prensleri önemli eyaletlerle yüksek mevkilere atamaya başladı. Muhammed bin Salman ayrıca Halid bin Salman’ı Arabistan’ın Washington büyükelçisi olarak atadı, albay Ahmet Asiri’yi de Yemen’e saldıran ittifakın komutanı ve istihbarat servisi Başkan yardımcısı yaptı ve Abdulaziz bin Suud bin Naif’i de içişleri Bakanı olarak atadı ve milli güvenli merkezini kurdu ve bu merkezi kraliyet divanına bağlayarak kendisinin güvenlik ve askeri ve iktisadi yetkilerini takviye etti.
Ray El Yom gazetesi, Muhammed bin Salman’ın Amerika’da Donald Trump beyaz saraya girmesinin ardından bu ülkeyi ziyaret etmesi, kral Salman’ın bu atama kararını almasına zemin hazırladığını ve veliaht prensi olarak atanma ihtimalini güçlendirdiğini yazdı. Gazete, bu mevki Donald Trump’ın Riyad ziyaretinden sonra onaylandığını, bu onayın bedeli ise yaklaşık 500 milyar dolar değerinde olan silah anlaşmaları ve Amerika’nın altyapılarında yatırımlar olduğunu vurguladı.
El Ahd haber sitesi ise Arabistan’da yaşanan bu gelişmelerin ABD Başkanı Donald Trump’ın Arabistan’a yaptığı ziyareti ile ilgili olduğunu yazdı. Kuşkusuz Muhammed bin Salman Washington ziyareti ve Riyad’da devasa anlaşmalara zemin hazırlaması ile veliahtlık koltuğuna oturma zeminini hazırlamanın bedelini ödedi, nitekim Amerikalı patronlarının da emrine amade bir kul olacağı belirtiliyor.
Yine Ray El Yom gazetesinin yazdığına göre Muhammed bin Naif veliahtlık koltuğundan azledilen ikinci veliaht prensi sayılıyor ve iki yıl içinde tüm mevkileri elinden alındığı ifade ediliyor. Bunun anlamı ise Muhammed bin Naif’in baş düşmanı ve halefi Muhammed bin Salman’ın bu savaşta işi bitirdiği ve bir süre sonra da kraliyet koltuğuna oturacağıdır.
Aslında Arabistan’da üç taraf Muhammed bin Naif’in kraliyet koltuğundan mahrum bırakılması ve Muhammed bin Salman’ın bu koltuğa oturması gibi kader belirleyici bir kararı onayladı. İlk taraf Amerika, ikinci taraf Suud hanedanı içindeki kurumlar ve üçüncü taraf da başlarında Arabistan başmüftüsünün mensup olduğu Al-i Şeyh ailesinin yer aldığı ulema heyetleri kalıbından dini kurumlardır.
Öte yandan El Minar haber ajansı Muhammed bin Salman’ı, önümüzdeki günlerde Arabistan’ın kralı olacak geniş yetkili maceracı ve kibirli ferdi niteledi. El Minar, Muhammed bin Salman Arabistan’ın Abdulaziz torunlarından ilk kralı olacağını belirtti.
İngiliz yazar David Herest ise Suud hanedanı sarayında Muhammed bin Salman’ı kral yapmak için düzenlenen darbeden söz etti. Herest, Arabistan her Suud prensi kral olmak için üç güç odağını hoşnut etmesi gerektiğini, bu üç odak önem sırasına göre ABD, Suud hanedanı ve Arabistan halkı olduğunu, gerçi Arabistan halkının bu süreçte pek fazla önemi olmadığını belirtti.
Gerçekte Arabistan’da bugün yaşanan gelişmeler de Herest’ın yorumunun doğruluğunu gösteriyor. Çünkü hangi Suud prensi kral olacaksa, ilkin ABD’nin ve hanedan içinde güçlü kanadın rızasını kazanması gerekir ve bu süreçte halkın görüşü pek önemli değildir. Arabistan’ta tüm işler kralın elindedir ve o da ancak ABD’nin onayı ile ciddi kararlar alabilir.
Mısır’ın El Bedil internet sitesi ise Muhammed bin Salman’ın veliaht prensi olmasının ardından icraat karnesini masaya yatırdı. El Bedil sitesine göre Muhammed bin Salman iktidarın üst düzeylerinde yer aldığı kısa sürede şahin bir kişilik sergiledi ve başka ülkelerle ilişkilerde ve yaşanan krizlerde diplomasinden anlamadığını ortaya koydu. Nitekim genç yaşı ve tecrübesizliği de Arabistan’ın bir çok uçuruma ve bataklığa sürükledi. Muhammed bin Salman siyaset arenasında da tecrübesiz bir liderdir. Bu durum Arabistan’ın iç ve dış durumunu çok olumsuz yönlere sürüklemeye başladı. El Bedil’e göre Muhammed bin Salman zorbalığa yönelerek komşu ülkelerin içişlerine karışmaya başladı ve açık bir şekilde dini fitneleri körükledi.
Mısır’ın El Bedil sitesine göre, Muhammed bin Salman Arabistan savunma Bakanı olduğu günden beri Riyad ile Arap ülkelerinin arasında daha da açıldı. Hattı bir çok Batılı ülke de Salman bin Abdulaziz’in iktidarın başından çekilmesinden sonra Muhammed bin Salman’ın daha küstahça politikalara yönelmesinden endişe ediyor.
El Bedil sitesi şöyle devam ediyor: Muhammed bin Salman siyasi ve askeri kararları Muhammed bin Naif’ten daha üstün olduğunu hatta küstahlık yaparak ispat etmeye çalıştı. Muhammed bin Salman aldığı kararların sonuçlarını asla düşünmedi ve kararları ve icraatı ile Arabistan’ın musibet boyutunda bir çok krize soktu. Muhammed bin Salman Arabistanlı Şii Müslümanların lideri Şeyh Nemer Bakır Nemer’i idam ederek küstahlıklarına başladı ve bazı ülkelerin bu din adamını öldürmek Arabistan’ın yüzüne cehennem kapılarını açacağı uyarılarına ve taleplerine aldırış bile etmedi.
Evet, Muhammed bin Salman Arabistan’ın veliaht prensi seçildi. Muhammed bin Salman Ağustos ayında 32. Yaş gününü kutlayacak. Hali hazırda Muhammed bin Salman fiilen Arabistan’ı yönetiyor ve şimdiden dış politika alanında güçlü bir konum elde ettiği anlaşılıyor.
Muhammed bin Salman son iki buçuk yılda kral olmak için eğitim aldı. Gerçekte Muhammed bin Salman iki buçuk yıldır babasını temsilen yurt dışı görevlere gitti ve Yemen savaşında savunma Bakanı olarak tüm planları yaptı, gerçi planları başarılı olmadı. Muhammed bin Salman’dan önce amcaoğlu Muhammed bin Naif, Amerika ve özellikle CIA ile ilişkilerden sorumluydu. Ancak özetle Muhammed bin Naif baskı altına alındı ve o zaman Amerika Arabistan’ın güçlü adamının kim olduğunu anladı.
Muhammed bin Salman sadece ABD ile değil, aynı zamanda Rusya ile de güçlü ilişki kurdu. Arabistan’da kraliyet koltuğunun adayı defalarca Rusya lideri Vladimir Putin’i ziyaret ederek İran ve Suriye’ye karşı politikalarını uyumlu hale getirmeye çalıştı.
Aslında Muhammed bin Salman’ın veliaht seçilmesi Amerika ve korsan İsrail için çok iyi bir haberdi, çünkü İran karşıtı sert tutumu onu bu iki rejimin önemli ortağı yapacaktır. Bu durum sadece İran ile mücadele konusunda geçerli değildir. Muhammed bin Salman aynı zamanda Rusya’nın bölgede nüfuzunu önlemesi ve böylece Beşar Esad yönetiminin devrilmesine zemin hazırlaması ve aynı zamanda tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı da sert tutum sergilemesi gerekiyor. Muhammed bin Salman aynı zamanda ihvanilere ve Hizbullah hareketine karşı de sert tepki vermesi gerekiyor.
Son iki yılda bir çok Arap medya organı Muhammed bin Salman’ın siyonistlerle görüştüğünü ifşa etti. Arap medyasında çıkan haberlere göre bu görüşmeler 2015 yılında başladı ve daha sonra da bu yılın Mart ayında Ürdün’de düzenlenen Arap birliği liderler zirvesinin kulisinde tekrarlandı.
Öte yandan Arabistan ve İsrail yetkilileri Ürdün’de ortak savaş odasında görüşmeler gerçekleşiyor. Bu görüşmelere Amerika’nın da katıldığı anlaşılıyor.
Ancak henüz netlik kazanmayan bir durum, Muhammed bin Salman’ın ne ölçüde İsrail ile Filistin arasında sözde barış sürecini ilerletmek istediği veya bunu yapabileceğidir. Bu konu ABD Başkanı Donald Trump’ın gündeminde yer alıyor.
Müçtehid adlı ünlü Arabistanlı weblog yazarı geçtiğimiz günlerde attığı twitlerinde Muhammed bin Salman ve Muhammed bin Zayet Al-i Nahyan’ın Katar’da darbe yaptırma komplolarını ifşa etti. Müçtehid daha önce de bazı twitlerinde bunları anlatmış ve hepsini de ispat etmişti. Müçtehid’in Arabistan kraliyet mahkemesine mensup olduğu düşünülüyor.
Müçtehid bir twitinde, Salman ve Muhammed bin Zayet Al-i Nahyan’ın Black Water ajanlarını Katar’a yollamak ve BAE ordusunun yardımı ile Katar’da yönetimi devirmek ve ardından onlara bağlı olan Al-i Sani hanedanından birini iktidarın başına geçirmek istediklerini yazdı. Buna göre Salman ve Muhammed bin Zayet Al-i Nahyan Katar kuşatmasını hafifletmek ve en son bu ülkeyi Arabistan’a bağlamak istiyor. Bu konu Amerika tarafından da onaylandığı anlaşılıyor.
Her halükarda bu bilgiler şimdilik doğrulanmış değil ve Müçtehid’in twitlerine de pek güvenilmiyor. Ancak kesin olan şu iki Arabistan ve BAE’nin kraliyet koltuklarının varisleri küresel misyonları veya en azından Arap dünyasındaki misyonları için ortak bir eksen kurmak istiyor, fakat ne var ki bu ikilinin Ortadoğu için asla uygun liderler olmadıkları anlaşılıyor.
Arap dünyasının Katar’ın 37 yaşındaki kralı Tamim bin Hamd Al-i Sani’yi de kapsayan yeni genç liderleri şimdiye kadar sadece bölge ülkelerini krizlere sürüklemiştir.
Öte yandan Mısır lideri Abdulfettah Sisi ve Ürdün kralı Abdullah Arabistan’ın dış politikasında yaşanan sıkıntıların farkındaydı, ama davranışları ile bedel ödedi. Arabistan Mısır’a petrol ihracatını sırf Mısır Rusya’nın Suriye’de izlediği politikalara destek verdiği ve Sanafir ve Tiran adalarını Riyad’a vermekten vazgeçtiği için kesti. Arabistan Ürdün’e de yardımlarını askıya aldı, çünkü Suriye ordusu ile savaş için asker göndermemişti.