Arabistan; Al-i Suud’dan Al-i Salman’a geçiş - 3
Arabistan’ın yeni veliaht prensi Muhammed bin Salman dış politika alanında en ağır darbeyi Katar’a indirdi.
Aslında Muhammed bin Salman Arabistan’da alınan son kararların tümünün perde arkasında yer alıyordu ve şimdi artık bunu örtbas etme ihtiyacı duymuyor. Muhammed bin Salman’ın veliaht prensi olarak atanması hiç bir iç muhalefetle karşılaşmazken Arabistan anayasasına göre kraliyet varisinin atanmasını onaylama yetkisi olan konseyin büyük desteği ile de karşılaştı ve Arabistan’da hiç bir şey değişmeyeceği anlaşıldı. Nitekim potansiyel muhalifler bundan önce defalarca sorgulanmak ve uyarılmak üzere Suud mahkemelerine çağrıldı.
Arabistan’ın yeni içişleri Bakanı Abdulaziz bin Suud bin Naif, 34 yaşında genç bir prenstir ve yaş itibarı ile de Muhammed bin Salman’a çok yakındır. Abdulaziz bin Suud bugünden itibaren iç terörle mücadeleden sorumludur. Yani veliaht prensin iç muhaliflerini bastırmakta ona yardımcı olması gerekir.
Arabistan kralı Salman ise halkın bu değişikliklerden mutlu olması için Ramazan bayramı tatilini uzattı. Kral Salman ayrıca hükümetten geri alınan bütçeleri ve devlet erkanlarından ve ordudan atılanların tümünü geri iade edeceğini belirtti. Bu arada maaşlara zam yapmak da Arabistan’da halkı susturmak için her zaman iyi bir yöntem olmuştur.
Muhammed bin Salman Arabistan’ın yeni veliaht prensi ilan edildikten sonra Ortadoğu meseleleri uzman Hasan Hanizade ile bu konuyu görüştük. Hanizade Arabistan’nın iktidar zirvesinde yaşanan bu değişikliği ve eski veliaht prensi Muhammed bin Naif’in azledilmesini şöyle değerlendirdi:
Muhammed bin Naif’in azledilmesi ve Muhammed bin Salman’ın veliaht prensi olarak atanması, Suud hanedanı içinde iktidarı ele geçirme rekabetlerinin sonucudur. Bu ani değişiklik ve yer değiştirme, ABD Başkanı Donald Trump’ın Riyad’a yaptığı ziyaretinin bir sonucuydu. Bunun sebebi de Muhammed bin Salman’ın Amerika ile Arabistan arasında imzalanan 500 milyar dolarlık askeri anlaşmada önemli rol ifa etmesidir. Trump Riyad ziyaretine başlamadan önce Muhammed bin Salman Amerika Başkanı için bu anlaşmanın imzalanması için babası Salman’ı Muhammed bin Naif’i azletme konusunda ikna etmekti, böylece Muhammed bin Salman kolayca onun yerine geçecekti. Dolaysıyla Trump’ın Riyad zirvesine katılması ve yapılan istişarelerin ardından bu değişiklik yapıldı, ki bu da Muhammed bin Salman’ın Arabistan’ın gelecek kralı olması ve iktidarın başına geçmesinin ön hazırlığıdır. Bu konu, Amerika’nın da sürekli gözetlediği bir durumdur. Bu arada unutmamak gerekir ki Muhammed bin Salman bölge gelişmelerinde maceracı bir rol ifa ediyor, ayrıca ABD Başkanı, Dışişleri Bakanı ve diğer bazı cumhuriyetçi parti liderleri ile yakın ilişkileri bulunuyor. her halükarda bu karar, Amerika’nın da etkili olduğu bir karardır ve bölge de gelecekte bir dizi yeni gelişmelere sahne olacaktır. Çünkü Muhammed bin Salman maceracı bir şahsiyettir ve bu yüzden bölgede yeni bir krize yol açabilir.
Ortadoğu meseleleri uzman Hasan Hanizade, Muhammed bin Naif’le Muhammed bin Salman’ın bölgesel konulara yönelik bakış açıları hakkında da şu değerlendirmede bulundu:
Muhammed bin Naif’le Muhammed bin Salman başta Katar, Yemen ve hatta İran olmak üzere bölgesel konularda farklı görüşleri vardır. Muhammed bin Naif diğer Suud prenslerine göre daha ılımlı bir bakışı vardı ve konulara agresif bakmazdı. Dolaysıyla bu görüş farklılığı yüzünden Muhammed bin Salman bizzat veliaht olarak işlerini yürütmek ve iktidarda ikinci şahıs olmak istedi. Çünkü Amerikalı yetkililere göre Arabistan kralının ölümü de yakındır.
Ortadoğu meseleleri uzman Hasan Hanizade Arabistan’daki değişikliğin Katar krizi üzerindeki etkisi hakkında da şöyle dedi:
Her halükarda Muhammed bin Salman Katar ile Arabistan arasındaki krizin şiddetlenmesinde etkili kişilerden biriydi. Buna karşın Arabistan’da siyasi durumun geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaştığı anlaşılıyor. Şöyle ki, Arabistan rejiminin akil ve ılımlı liderleri hakimiyetini dengeli ve ılımlı hareket etmeye ve iç ve dış arenalarda maceracılıktan kaçınma yönünü çekmesi beklenirken, Suud kralının son çıkışı Arabistan’ı siyasi intihar noktasına doğru sürükleyecektir. Yani hem kral ve hem hakimiyetin içinde veliaht sıfatı ile ikinci sırada yer alan oğlu bu ülkeyi daha fazla maceracılığa ve kriz yaratmaya çekecektir. Kuşkusuz bu durum bu ülkenin hakimiyetinin içinde bir takım sürtüşmelere yol açacaktır, üstelik Arabistan ile bazı bölge ülkeleri arasında da yeni sorunların yaşanması bekleniyor
Ortadoğu meseleleri uzman Hasan Hanizade İran ve Arabistan arasındaki ilişkilerin ufkunu ve daha karmaşık hale gelip gelmeyeceğini de şöyle değerlendirdi:
İran ve Arabistan ilişkileri tamamen agresif ve geri dönüşü olmayan bir aşamaya geldi. Şimdi Arabistan kralı yani Salman bin Abdulaziz’in kendi oğlunu veliaht prensi ilan etmesinden sonra Tahran ve Riyad ilişkilerinin uygun bir duruma geri dönmesini beklememek gerekir ve hatta iki ülke arasında yeni ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Muhammed bin Salman bölgede direniş eksenine de agresif bir bakışı olan Suud prenslerinden ve yöneticilerinden biridir. Muhammed bin Salman ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ve siyonist rejim Başbakanı yani Benyamin Netanyahu ile yakın ilişkisi vardır. Muhammed bin Salman ABD iradesi ve siyonist lobilerin isteklerine uymak istiyor. Bu yüzden ve anlatılan noktalardan hareketle Arabistan’ın şimdiki kralı yani Salman’ın ölümünü yakın hisseden Amerikalılar ona baskı yaparak oğlunu veliaht ilan etmesini istedi.
Arabistan gelişmeleri her zaman Lübnan medyasının ilgi odağında olmuştur, hele Arabistan’da yeni bir veliaht prensi ilan edilecekse Lübnan medyası bu gelişmeyi yakından takip eder. Ancak bu kez bu gelişmeye bakışlar aynı doğrultuda olmadı ve farklı görüşler ve değişik yorumlar gündeme geldi.
Muhammed bin Salman Arabistan’ın yeni veliaht prensi ilan edildikten sonra Lübnan gazeteleri haberlerinde ve yorumlarında bu olaya geniş yer verdi. Peki ama kim ne dedi?
Lübnan’ın El Ahbar gazetesi Halil Kevserani’nin kaleme aldığı “Trump amcanın bereketi ile bir darbe” başlıklı bir makalede Muhammed bin Naif’in Muhammed bin Salman ile biat ettiğini gösteren görüntülere işaretle şöyle yazdı: Mekke’nin Safa köşkünde çekildiği söylenen bir kaç saniyelik bu filmde Muhammed bin Naif ve Muhammed bin Salman asla biat salonuna benzemeyen bir yerde görünüyor ve sanki genç veliaht, Muhammed bin Naif’in küçük bir hücreden çıkmasını bekliyor ve onu görür görmez silahlı muhafızı ile beraber ona yaklaşıyor ve saygıda hiç kusur etmiyor. Ancak bu harekete karşı Muhammed bin Naif çok soğuk ve kesik kesik bir ifade ile şöyle diyor: Allah’ın ve peygamberinin sünneti gereği zorlukta ve sıkıntılarda seninle biat ediyorum, ve şöyle devam ediyor: Allah seni korusun. Ben şimdi gönlüm rahatladı. Ardından Muhammed bin Salman’ın omuzuna eliyle vurduktan sonra alelacele o mekanı terk ediyor ve o sırada Muhammed bin Salman’ın şöyle dediğini duyuyor: sizin tavsiyelerinize ihtiyacımız olacaktır.
Lübnan’ın El Ahbar gazetesi şöyle devam ediyor:
Oldukça kuşku uyandıran bu kısa filmin apar topar yayınlanmasından, Suud hanedanı içinde iktidarın büyük bir uzlaşı ve anlaşma içinde el değiştirdiğini telkin edilmek istendiğini kolayca anlamak mümkün. Ancak buna karşın bu tür görüntüler Muhammed bin Naif’i ve konumunu bilenleri asla ikna etmeyeceği kesindir. Gölgede hükümetin prensi tabir edilen Muhammed bin Naif, gerçi tahmin ediliyordu, ama hızlı ve gafil avlayan bir darbe ile karşı karşıya kaldı. Muhammed bin Naif son aylarda ve etrafında sık sık gerçekleşen yeni atamalara karşın son nefesine kadar nüfuz alanlarını korumaya çalıştı ve eğer kendi rızasıyla tacı ve tahtı teslim etmek isteseydi bunu çok daha erken yapabilirdi.
Lübnan’ın El Ahbar gazetesi şöyle devam ediyor:
Hatta azledilme olayından bir kaç saat önce Muhammed bin Naif’in Irak ile ilişkilerin dosyasını teslim aldığı yönünde medyada bir haber çıktı ve Iraklı resmi olmayan bir kaynak da Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin Riyad ziyaretinin ardından Muhammed bin Naif’in de Kuzey komşu ile ilişkileri geliştirmek amacıyla yakın gelecekte Irak’a bir ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı. Tüm bunlar iktidar unsurları tedrici bir şekilde Muhammed bin Naif’in elinden alındığını ve en son da nihai darbe indirildiğini gösteriyor.
Lübnan’ın El Ahbar gazetesi makaleyi şöyle noktalıyor:
Bu süreçte dikkat çeken bir nokta, Muhammed bin Naif’in son bir iki yılda kılıcın sürekli boynuna yaklaştığının farkındaydı ve buna rağmen direnmeye devam etti. Kuşkusuz Muhammed bin Naif son saniyelere kadar iki şeye umut bağlamıştı. Bunlardan biri, Suud hanedanı içinde Salman kanadına karşı kin besleyen kanadın desteği ve ikincisi de Amerikalıların onu Muhammed bin Salman’a tercih etmeleriydi, ki bu ikinci umut, Trump’ın Riyad ziyareti ile birlikte suya düştü. Kuşkusuz Suud hanedanının Mat’ab bin Abdullah, Mukren, Ahmet ve Tellal gibi bir çok muhalif prensleri Donald Trump’ın Riyad ziyaretinden sonra muhalefet etmelerinin asla sonuca ulaşamayacağını anladı ve kinlerini yutarak itiraz etmemeleri daha uygun olacağını fark etti. Nitekim Muhammed bin Naif’in de Amerikalıların nankörlüğüne katlanmaktan başka çaresi olmadığı ortadadır.