Vahdet; Musul’un kurtuluş parolası - 1
Irak silahlı kuvvetleri ve halk güçlerinin tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı yürüttüğü savaşta elde ettiği zaferler teröristlere teslim olmak veya ölmekten başka bir seçenek bırakmadı.
Irak silahlı kuvvetleri ve Haşedul Şaabi halk güçleri 17 Ekim 2016 tarihinde Ninova eyaletinin merkezi Musul kentini kurtarma operasyonunu başlattı. Bu büyük operasyon başladığı günden beri Iraklı güçler büyük zaferlere imza attı, ki bu zaferlere Musul kentinin Doğu eksenini tamamen kurtarmak ve Batı eksenini de teröristlerden temizlemek ve sonuçta tüm kenti kurtarmak gibi zaferleri örnek vermek mümkün.
Öte yandan Iraklı güçler bu operasyon sürecinde tekfirci teröristlere çok ağır darbeler indirmeyi de başardı. Şimdi IŞİD’in lojistik destek almak üzere kullandığı bir çok stratejik eksen şimdi Iraklı güçlerce kapatıldı, ayrıca örgütün önde gelen bir çok elebaşı da helak oldu. Bu durum tekfirci terör örgütünün saflarında ciddi dağılmalara ve çöküşe yol açtı. Nitekim şimdiden tekfirci teröristlerin topluca Musul’dan kaçmaya başladıkları haberi de örgütün moralini iyice çökertmeye başladı
Irak ordusu Haşedul Şaabi güçleri ile koordineli bir şekilde yürüttüğü ortak bir operasyonda Ninova eyaletinin Musul kentinin Batı ekseninde stratejik Zencili bölgesine musallat oldu. Iraklı güçler bu bölgeye musallat olma sırasında da onlarca IŞİD teröristini helak etti, bir çoklarını da ağır yaraladı. Bu stratejik bölge kurtarıldıktan sonra ise tekfirci IŞİD terör örgütüne ait yüklü miktarda silah, mühimmat ve askeri teçhizat bulunarak ele geçirildi.
Bu arada Musul’un batısında stratejik Zencili bölgesinin kurtarılması, Iraklı güçlerin bu eksende diğer bölgelere doğru ilerlemelerini büyük ölçüde kolaylaştırdı. Nitekim Iraklı güçlerin bu değerli zaferi Musul’ın Batı ekseninde mevzilenen tekfirci teröristlere ağır darbe niteliğindeydi ve Musul’un kurtuluşunu hızlandırdı.
Gerçek şu ki Haşedul Şaabi güçleri şimdiye kadar Musul’un Batı ekseninin IŞİD işgalinden kurtarılmasında önemli rol ifa etti. Aslında Musul’un Batı ekseninin kurtuluşunda on aylarda Haşedul Şaabi güçlerinin ifa ettiği stratejik rol etkili oldu.
Haşedul Şaabi hareketinin üst düzey komutanlarından Ebu Mehdi Mühendis bir basın toplantısı düzenleyerek Haşedul Şaabi’nin Musul’un Batı ekseninde görevi sona erdiğini belirterek şöyle konuştu: Haşedul Şaabi’nin Musul’un batısında operasyonu üstlendiği tüm görevleri yerine getirerek sona erdi ve Musul’un batısında 360 köyün de aralarında bulunduğu 14 bin kilometrekarelik bir alan kurtarıldı. Haşedul Şaabi güçleri bu operasyonda Musul’un batısında 2 bin IŞİD teröristini etkisiz hale getirmeyi başardı.
Mühendis açıklamasının devamında Haşedul Şaabi güçlerinin Tel Afer kentini kurtarma operasyonunu başlatmaya hazır olduğunu belirterek bunun için Irak silahlı kuvvetleri baş komutanı Haydar İbadi’nin emrini beklediklerini kaydetti. Haşedul Şaabi’nin üst düzey komutanı Mühendis, sınır bölgelerini tam olarak kurtardıktan sonra bu bölgelerin kontrolünü sınır muhafaza güçlerine devredeceklerini vurguladı.
Haşedul Şaabi güçleri şimdiye kadar Irak sınırlarından bin kilometre kadarında güvenliği sağlamayı başardı, diyen üst düzey komutan Mühendis, bu doğrultuda Irak ve Suriye arasındaki ortak sınırdan da 50 ila 60 kilometre kadarını kurtardıklarını vurguladı.
Haşedul Şaabi komutanlarından Mühendis’in bu açıklamaları ve ayrıca bu hareketin Musul’un batısının kurtarılmasında ifa ettiği rolü hakkında sunduğu rapor başlı başına Haşedul Şaabi’nin tek başına bu eksende stratejik bir rol ifa ettiğini ortaya koyuyor.
Öte yandan Musul’un Batı ekseninde El Beac bölgesinin de kurtarılması Iraklı silahlı güçlerin tekfirci IŞİD terör örgütü ile savaşta elde ettiği bir başka zaferdir. Bu stratejim bölgenin kurtarılması da Zencili stratejik bölgesinin kurtuluşu gibi Iraklı güçlerin Musul’un Batı ekseninde ilerlemesini daha da kolaylaştırdı.
Tekfirci IŞİD terör örgütüne bağlı teröristler Musul’un Batı ekseninde mevzilerini bir bir kaybetmesi onları çok zor duruma soktu. Bu durumun, askeri sahada inisiyatifin Iraklı güçlerin eline geçmesine vesile olduğu anlaşılıyor. Şimdi ise tekfirci teröristler her zamankinden daha çok zayıf konuma düştüğü ifade ediliyor. Bu yüzden tekfirci teröristler Iraklı silahlı güçlerin karşısında hasmane bir şekilde intikam almaktan başka çare göremiyor. IŞİD teröristleri Musul kentinde Iraklı güçlerle savaşta ağır hezimetlere uğradıktan sonra her yenilginin ardından kentte bulunan sivilleri katliam ediyor. Musul kentinin bazı bölgelerine havan topu ile düzenlenen saldırılar, kent halkını toplu halde infaz etmek, tekfirci IŞİD terör örgütünün Iraklı sivillere karşı işlediği cinayetlere birer örnektir. IŞİD teröristleri bu tür cinayetleri ile bir yandan Iraklı güçlere karşı hezimetlerini telafi etmeye ve öbür yandan Iraklı sivillerin arasında panik yaratmaya ve böylece Iraklı güçlere yardım etmelerini engellemeye çalışıyor. Gerçi tekfirci teröristlerin bu tür cinayetleri Musul halkının iradesini etkilemediği ve sadece cinayet dolu karnelerine yenilerini eklediği anlaşılıyor.
Her halükarda şimdi tekfirci IŞİD terör örgütünün Musul’da işi bittiği anlaşılıyor. Gerçi IŞİD’in manevi babası Amerika’nın tekfirci teröristleri içine düştükleri bataklıktan kurtarmak için türlü yollardan harekete geçmesi bekleniyor. Amerika ne zaman tekfirci teröristler sıkıştıysa onlara yardıma koşmuştur. Bu yüzden bu kez yine Washington’un türeterek beslediği ve Musul’a yerleştirdiği tekfirci IŞİD terör örgütünü kurtarmak için ne gibi bir oyun kurduğunu bekleyip görmek gerekir. Çünkü Amerika yönetimi IŞİD’in tekfircilerin başkenti haline gelen Musul’da hezimete uğraması, Amerika’nın Suriye’deki çıkarlarına da zarar vereceğinin bilincindedir.
Amerika’nın Musul operasyonu boyunca bu kentin kurtuluşu yolunda çıkardığı engellerden biri, Haşedul Şaabi hareketinin mevzilerini bombardıman etmekti. Amerikalılar bundan önce de defalarca Haşedul Şaabi hareketinin mevzilerini vurmuştu, gerçi her defasında büyük bir utanmazlık örneği sergileyerek saldırıların yanlışlıkla düzenlendiğini ileri sürdü.
Bu bağlamda Irak’ın Haşedul Şaabi hareketine bağlı Nuceba halk direniş hareketi sözcüsü Seyyid Haşim Musevi Amerika’nın muhtemel komplosuna gösterdiği tepkide, Amerikalılar böyle bir ahmaklığa kalkıştıkları takdirde Amerikalı askerleri gördükleri her yerde hedef alacakları uyarısında bulundu. Sözcü Musevi ayrıca, Amerika’nın bu tür komploları sürekli uygulamasının amacı Irak’ta tekfirci terör örgütlerini korumaktan ibaret olduğunu ve Irak’ta ve Suriye’de direniş güçlerini engellemeye çalıştığını vurguladı.
Öte yandan Irak’ta şii sünni veya Arap Kürt anlaşmazlığı gibi ihtilafların yayılması hiç kuşkusuz İran’ın milli güvenliği açısından birer tehdit niteliğindedir. Bu yüzden İran’ın bu konuya yönelik tutumu sürekli Iraklı tüm siyasi ve dini ve etnik grupları milli vahdet ve birlikteliğe davet etmek olmuştur ve olmaya da devam etmektedir.
Bugün Irak’ın yeni yapısında tüm siyasi, dini ve etnik gruplar kendilerine göre payı bulunuyor. Bu gruplar el ele vererek Irak anayasasını hazırladı ve Irak milleti olarak da bu yasayı onayladı. Irak anayasasında her kesimin taleplerinin önemli bir bölümü yer alıyor. Bugün Irak’ta Kürtlerin de çok iyi durumda oldukları gözleniyor. Iraklı Kürtler anayasada Kürt dilini eklediler ve yaşadıkları bölge için özerklik hakkını da yasallaştırdılar. Yine Irak anayasasında bu ülkenin genel bütçesinin %17 kadarı da Kuzey Irak yerel yönetimine tahsis edilmiş bulunuyor.
Irak İran İslam Cumhuriyeti’nin komşusudur ve iki ülke arasında uzun ortak sınırın yanı sıra tarihi, dini ve kültürel ortaklıkları söz konusudur. Irak İran için stratejik önem arz eden bir ülkedir ve iki taraf siyasi, iktisadi, güvenlik ve kültürel alanlarda yüksek düzeyde ilişkileri bulunmaktadır.
Öte yandan Irak çeşitli dini ve etnik grupları barından bir ülkedir ve belkide bu ülkenin sosyal ve siyasi şartlarının karmaşık olmasının sebebi de ülkenin çeşitli bölgelerinde farklı dini ve etnik grupların yan yana yaşıyor olması ve her grubun kendi çıkar ve hedeflerini gütmesi ve bu süreçte bazen Irak’ın milli çıkarları gözardı edilmesidir.
Irak toplumu kuzeyde yaşayan ve Irak’ın 30 milyonluk nüfusunun %15 ila %20 kadarını oluşturan Kürtler, güneyde yaşayan ve Irak nüfusunun %60 ila %65 kadarını kapsayan Şii müslümanlar ve Irak’ın merkezinde yaşayan ve kürtler gibi Irak nüfusunun %15 ila %20 kadarını içeren Sünni Müslümanlar olmak üzere üç önemli kesimden oluşuyor.
Bu arada İran’ın milli güvenliği ve Irak’ın dini ve etnik yapısı açısından İran için önem arz eden ve bir tehdit olması muhtemel olan mesele, Irak’ta Şii Sünni veya Kürt Arap ihtilaflarının dış aktörlerce ve içerideki işbirlikçilerinin üzerinden körüklenmesidir. Nitekim bu süreç Saddam rejimi devrildikten sonra türlü komplolarla sürdürüldü, İran İslam Cumhuriyeti ise sürekli Iraklı grupları sağduyulu davranmaya ve milli birlik ve beraberliğini korumaya davet etti.