Arabistan’ın Trump’ın sayesinde agresifleşmesi üzerine
Batı medyası ve siyaset çevreleri ABD Başkanı Donald Trump’ın ölçüsüz sözleri ve eğilimleri, Ortadoğu bölgesinin şartlarını yanlış bildiğini gösterdiğini ve bunun sonucunda Riyad, bölgede agresif politikalar uygulamakta daha da küstahlaştığını belirtiyor.
Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump’ın ilk yurtdışı ziyareti bir çok tartışmayı ve sonuçları beraberinde getirdi. Bu ziyaretten önce Amerikalı gözlemciler Trump’ın ziyaretini anormal nitelemişti, zira bu ziyaret Amerika’nın önceki başkanlarının geleneğine aykırı bir şekilde gerçekleşiyordu.
Öte yandan bu ziyaret sırasında ve sonrasında da bazı önemli meseleler gündeme geldi. Donald Trump Riyad’da İslam dünyası liderlerine hitaben yaptığı konuşmada, bölgesel konularda Suud rejimine tam destek verdiğini ortaya koyan sözleri sarf etti. Trump seçim kampanyaları sırasında sarf ettiği Arap karşıtı sözlerini unutmuşcasına ve Arabistan’ın uluslararası terörün başlatılmasında başrolü ifa etmesini gözardı ederek Suud rejimi elebaşılarının yanında yer aldığını ve aynı hedefleri güttüklerini beyan etti.
İşte bu yüzden Batı medyası ve siyaset çevreleri ABD Başkanı Donald Trump’ın ölçüsüz sözleri ve eğilimleri, Ortadoğu bölgesinin şartlarını yanlış bildiğini gösterdiğini ve bunun sonucunda Riyad, bölgede agresif politikalar uygulamakta daha da küstahlaştığını belirtiyor.
Amerika Başkanı Donald Trump ilk yurtdışı ziyaretini bir kaç hafta önce Riyad’a gerçekleştirdi. Trump hatta geleneksel beyaz bir elbise ile Riyad’a gelen Katar’ın genç emiri Tamim bin Hamd Al-i Sani ile görüştü. Trump Riyad ziyareti sırasında Amerika ile Katar ilişkilerini çok iyi değerlendirdi ve Doha’nın Washington’da yüklü silah alımından söz etti. Trump Riyad’da Katar emirinden çok iyi söz etti ve Katar’dan Riyad zirvesine katılarak terör örgütleri ile mücadele ve İran’ı kısıtlama konusunda işbirliği yapmasını istedi.
Amerika’nın Newyorker dergisinin internet sitesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu politikaları çelişkili olduğunu ve bu yüzden Amerika’nın bölgedeki müttefikleri için sorun yarattığını yazdı.
Trump Riyad’da iktisadi meselelerin işbirliği için önemli bileşenler olarak açıkladı. Trump’a göre iktisadi anlaşmalar Fars körfezi bölgesine güvenlik getirecektir.
Newyorker şöyle devam etti: Ancak bundan bir kaç gün önce Trump attığı bir kaç twiti ile petrol ülkesi Katar’ı Arap ülkelerinin diplomatik otobüsünden dışarı attı. Ardından bir gerginlik ortaya çıktı ve bölgede Katar ile diplomatik ve ticari ilişkilerde krize yol açtı. Trump şöyle dedi: Riyad zirvesine katılan liderler Katar emirini dini radikalizmin hamisi ilan ettiler. Trump hatta daha sonraki twitlerinde Riyad ziyaretinden hoşnutluğunu dile getirdi ve tüm sorunlar için Katar’a işaret etti.
Newyorker dergisi ABD Başkanı Donald Trump’ın Riyad ziyaretini seçim kampanyalarında sarf ettiği sözlerden tam olarak çark etme şeklinde yorumladı. Trump hatta geçen Nisan ayında savunma Bakanı James Matis’ten Katar’ın önemi yüzünden bu ülke ile stratejik ilişkileri derinleştirmek için çaba harcamasını istemişti. O günlerde ABD savunma bakanlığı da bölgede güvenlik konusunda Amerika’nın Katar’a yönelik yükümlülüğünden söz etti. Şimdi ise ABD Dışişleri Bakanlığı Katar’a karşı çelişkili bir tutum izlemeye başladı. Bu arada Fars körfezindeki Arap rejimlerin tutumunda herhangi bir değişiklik yaşanmadı. BAE Dışişleri Bakanı Katar ile müzakere edilecek hiç bir konu olmadığını açıkladı. Öte yandan Türkiye meclisinin Katar’a binlerce Türk askeri gönderme kararı gerginliği daha da tırmandırdı.
Newyorker dergisi yorumunun sonunda Trump’ın twitleri ve Arabistan’ın bölgesel politikaları Katar’ı daha çok inzivaya itmeye yönelik olduğunu belirtti. Bu şartlar hatta Almanya Dışişleri Bakanı Zigmar Gabrial’i tepkiye zorladı. Gabrial, Ortadoğu gibi krizlerle uğraşan bir bölgede ilişkileri Trumpize etmenin tehlikeli olacağını açıkladı. Gerçi Trump Katar ve Arabistan’dan diyalog yoluyla birlikteliklerini korumalarını istedi, fakat bölgeye yaptığı ziyareti ve bu ziyaretin ardından yaşanan gelişmeler, Trump’ın dış politikasının gayri meşru mahiyetini ve programsızlığını gözler önüne serdi.
Amerika Başkanı Donald Trump’a yöneltilen en önemli eleştiri ise biraz önce de belirtildiği üzere, Ortadoğu meselelerini bilmemesidir. Washington Post gazetesi bir raporunda Ortadoğu bölgesi çok karmaşık sorunları olan bir bölge olduğunu, ancak Trump bu bölgeyi bilmediğini yazdı. Bu yorumu yapan Amerikalı gazeteci Ferid Zekeriyya, Donald Trump’ın ilk yurtdışı ziyaretini ABD başkanının Arap ülkeleri ile tarihi yakınlaşması olarak değerlendirdi. Ancak Avrupa ve Ortadoğu bölgesinde bir dizi terör saldırı yaşandığı günden beri Arap dünyasında bir çatlak oluştu. Zekeriyya’ya göre Trump’ın yaklaşımı, Arabistan ile ittifak kurarak terörle mücadeleye yardımcı olmak ve bölgede istikrara vesile olmak gibi bir yaklaşımdır.
Gerçekte Trump bölge ziyareti ile Suud rejimine bölgede dış politikasında agresif ve etnikçi bir çizgi izlemesine yeşil ışık yaktı. Fars körfezi bölgesinde Arabistan’ın en önemli rakibi ise Katar’dır. Suud rejimi Katar’a her zaman sorunlu bir komşu ve Amerikalı askerlere ev sahipliği yaparak uluslararası arenada önemli rol ifa edebilen bir rakip olarak baktı. Katar ayrıca El Cezire TV kanalına açmak ve dünya kupası ev sahipliğini kazanmakla Arabistan’ın diğer komşularına kıyasla ağırlığını arttırdı.
Ancak Trump’ın Katar karşıtı twitleri sorunu daha da derinleştirdi.
Washington Post yorumunun devamında Amerika gibi bir süper güç için en iyi politika, bölgedeki tüm aktörlerle iyi ilişkisi bulunmasından ibaret olduğunu kaydetti.
Amerika yıllarca bölgede güç dengelerini koruma politikasını izledi ve bölgedeki ülkelerle ilişki kurarak bölgeyi yönetti.
Ferid Zekeriyya makalesinde şöyle yazdı: eğer Trump yönetimi Ortadoğu bölgesinde istikrar istiyorsa bölgede güç dengelerini korumaya yardımcı olmalı ve açıkça Arabistan’ın tarafında yer almamalıdır. İran bölgenin büyük aktörü ve gerçek nüfuzu olan bir devlettir ve onun rolünü da tanımak gerekir. Bu eğilim bölgede istikrarı arttırır. Amerika tüm bölgesel güçlerin rol ifa ettiği bir Ortadoğu oluşturmalı ve böylece bölgede vekalet savaşlarını ve terörü yok etmelidir.
Öte yandan bazı medya organları Trump’ın Riyad ziyareti sırasında dile getirdiği sert tutumu Suud rejimini politikalarında daha da küstahlaştırdığını belirtiyor. National Interest sitesi bir raporunda Donald Trump’ın Ortadoğu meselelerini nasıl yanlış algıladığını ele alarak, Trump’ın Arabistan’da konuşması ve Katar krizine gösterdiği tepki önemli noktaları ikaz ettiğini yazdı. Gerçekte Trump’ın Riyad’daki konuşması Ortadoğu gerçeklerini doğru algılamadığını ortaya koydu. Trump ve takımı Obama’nın uygulamalarını yok ederek Ortadoğu bölgesinden yanlış bir tablo ortaya koydu.
National Interest sitesi raporunda Trump’ın İslam dünyası liderleri ile buluşmasının atmosferi Obama’nın Mısır ziyaretinde hakim olan atmosferden farklı olduğunu belirterek şöyle yazdı: Başkan Trump’ın Suud rejimine ikili görüşmede veya zirvede söylediği şey, tam da Suud rejiminin duymak istediği şeydi. Trump’ın Riyad’da vurguladığı politikaların temel eksenlerinden biri iyilik ve kötülük arasındaki savaştı. Trump bu ülkelerden Ortadoğu bölgesinde terör ve istikrarsızlıkla mücadelede ABD’ye katılmalarını istedi. Trump Amerika bu süreçte Arabistan ve müttefiklerinin yanında yer alacağını kaydetti. Ancak Trump’ın Arabistan’a destek gibi dengesiz tutumu, FKİK içindeki ilişkileri etkiledi ve Riyad’ı konsey içinde her türlü muhalefeti bastırmakta küstahlaştırdı ve tüm bölgeyi kendi sultası altına çekmeye yönlendirdi. İlk darbeyi ise Katar aldı.
Amerika Başkanı Donald Trump’ın Arabistan ziyaretinden on gün sonra Suud rejimi ve bazı Arap müttefikleri Katar ile teröre destek ve İran ile ilişki yüzünden ilişkilerini kesti.
Amerika Başkanı Trump’ın İran’a yönelik sert tutumunu eleştiren National Interest sitesi, Trump’ın Riyad’daki davranışının en önemli nedeni eski Başkanı Obama’nın politikalarından hoşnutsuzluğuydu. Başkan Trump’ın bu şekilde davranmasının bir başka sebebi ise Arabistan’ın ideolojisini ve jeo politik saiklerini doğru düzgün bilmeden kendisini tatmin etmek olabilir.
Ancak Katar krizi, Amerika Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu bölgesinen yönelik politikası tam ters sonuç doğurduğunu ortaya koydu. Gerçekte son günlerde Arabistan ve müttefiklerinin Katar ile karşı karşıya gelmesi Fars körfezi bölgesinde ihtilafların derinleştiğini ve bölgedeki ülkelerin birbirinden uzlaşmaya başladığını gözler önüne serdi. Nitekim bölgede siyasi gerginliğin yatışmasına rağmen Katar ile Arabistan arasındaki krizin daha derin izler bırakacağı anlaşılıyor.
Son dönemde Riyad’ın Lübnan gelişmelerinde rolünün gerilemesi, Suriye’de desteklediği teröristlerin art arda hüsrana uğraması, Bağdat yönetiminin Suud hakimiyetinin nüfuz çemberinden çıkması, Yemen’de siyasi ve askeri hezimete uğraması ve en önemlisi bölgedeki en önemli rakibi yani İran İslam Cumhuriyeti’ni münzevi etme çabalarının boşa çıkması, bu rejimi yeni bir maceracılığa atılmaya yöneltti. Bazı çevreler ise Katar ile çıkarılan krizi Suud elebaşılarının deneyimsizliğine ve geleceği iyi okumamalarına ve akılsızca hareket ederek kendilerince başka devletleri cezalandırmaya kalkışmalarına bağlıyor.
Öte yandan Amerika Başkanı Donald Trump’ın Suud rejimine verdiği desteğe rağmen bazı gözlemciler Trump’ın Suud rejimi için güvenilir bir dayanak olamayacağını belirtiyor ve bunun için de beyaz sarayın çıkarcı eğilimlerini ve özellikle Trump’ın kendi Dışişleri Bakanı ile anlaşmazlığını gerekçe gösteriyor.
Bu arada Katarlı kaynaklar bu ülkenin emiri geçenlerde Trump’ın onu Washington’a davet ettiğini, fakat bu daveti reddettiğini belirtiyor. Yine bu süreçte Rusya gibi etkili bir aktörün de Fars körfezindeki yeni gerginliklerde rol ifa etmeye başlaması da dikkat çekiyor. Gerçi Ruslar tarafları müzakere etmeye davet etti, fakat Katar Dışişleri Bakanı’nın Moskova ziyareti ve Rus mevkidaşı ile görüşmesi manadar olarak değerlendirildi ve en azından Rusya’nın Arabistan’ın yanında yer almadığını ortaya koydu.
Türkiye de Ortadoğu bölgesinin önemli bir aktörü olarak İran ve Rusya gibi ihtilafların ve gerginliklerin müzakere edilerek sonlandırılmasına vurgu yaptı, ancak pratikte Türkiye bölgede İhvanileri destekleyen bir ülke olarak Katar ile aynı safta yer alıyor. Nitekim Türkiye meclisinin Katar’a 5 bin asker gönderme tezkeresini onaylaması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu kararı onaylaması Ankara’nın Doha’nın yanında yer aldığını ortaya koydu.
Öte yandan Suud rejiminin kurduğu askeri ittifakta en önemli ortağı olan Pakistan da Katar ile ilişkilerini kesmeyi kabul etmedi. Bu şartlara göre Arabistan’ın Katar’ı cezalandırma kararı Suud rejimi için karmaşık bir hale geldiği ve Doha ile Riyad arasındaki sürtüşmeyi onur meselesine çevirdiği söylenebilir.