Vahdet; Musul’un kurtuluş parolası - 3
Geçen bölümde en son Suriye ordusu müttefiklerinin yardımları ile Doğu Humus ve Tedmer kentinin doğusundan Suriye sınırında yer alan Tenef güzergahına ulaşabilmek için bu bölgedeki teröristlere yönelik düzenli saldırıları başlattığını anlattık.
Bu bağlamda Suriye ordusu, direniş güçleri ve müttefiklerinin destekleri ile Tenef güzergahının 50 kilometre kuzeyine yaklaşmayı başardı ve pratikte Suriye – Irak ortak sınırına kadar yaklaşmış oldu. Suriye ordusu ayrıca karşı taraftan sınıra doğru ilerleme kaydeden Irak Haşedul Şaabi hareketine bağlı güçlerle de sınırın sıfır noktasında buluşmayı başardı.
Geçen bölümde ayrıca hali hazırda Amerikan ordusunun himayesi altında olan yeni özgür Suriye ordusu adlı silahlı bir örgüt Tenef sınır bölgesinin kontrolünü kendi elinde bulundurduğundan söz ettik.
Yeni özgür Suriye ordusu 5 bin kişiden oluşuyor. Bu ordu Amerika ve İngiltere tarafından Ürdün topraklarında askeri eğitim aldı ve şimdi Ürdün’ü IŞİD’e karşı koruma görevini yürütüyor ve aynı zamanda Suriye’nin yasal ordusunun Irak ve Ürdün sınırlarına doğru ilerlemesini engelliyor.
Bu arada Amerikan ordusu Suriye ordusunun Irak sınırında müttefik güçleri ile buluşmasını engellemek için şimdiye kadar üç kez Suriye ordusuna bağlı birlikleri bombardıman etti. Ancak Amerika’nın hava akınları fayda etmedi ve şimdi Suriye ordusuna bağlı bazı birlikler Irak ve Suriye’nin ortak sınırlarının bir bölümünde konuşlandı.
Gerçi bu operasyonun Suriye’nin müttefiki Rusya açısından değerli bir operasyon sayılmadığını belirtiliyor, ancak bu yorumun aksine Rusya şimdi tüm dikkatini bu operasyona odakladı ve böylece Suriye ordusu ve müttefiklerinin Tenef sınır noktasında nihai olarak konuşlanmasına zemin hazırlamaya başladı.
Bu arada Rusya ve Suriye birlikte Rakka’nın güneybatısında ve Tabaka havaalanının çevresinde yeni bir operasyon başlatarak IŞİD’e yönelik kuşatma çemberini daha da daraltmaya ve aynı zamanda Amerika’nın bu bölgede özgürce hareket etmesini engellemeye başladı.
Peki, bu operasyonların ne gibi getirileri olacak? Bunu gözden geçirelim.
Tenef güzergahının kuzeyinde yeni operasyon ve Iraklı güçlerle Suriye ordusu ve müttefiklerinin Irak Suriye ortak sınırlarında buluşması, Suriye’de yep yeni bir askeri denge oluşturacaktır.
Bu bölgede Suriye ordusunun ilerlemesi pratikte IŞİD teröristlerinin Deyrizzur eyaletinden Suriye’nin güneyine doğru hareket etme yolunu kapatmıştır. Öte yandan gerçi Ürdün Suriye ordusu ve müttefiklerinin bu bölgede ilerlemelerini büyük kaygı ile izliyor, ama aynı zamanda Rakka ve Deyrizzur’da tekfirci IŞİD terör örgütüne indirilen ağır darbelerin ardından örgütün Suriye ile Ürdün arasındaki ortak sınıra doğru hareket etme yeteneğini kaybetmiş olmasından büyük mutluluk duymaktadır.
Gerçi Suriye ordusu ve direniş güçleri ve müttefikleri Tenef bölgesine doğru ilerlemeye ve bu bölgede yeni özgür Suriye ordusu adı ile anılan ve Amerika’nın himayesi altında bulunan terör örgütünün işgalinden kurtarma gücüne sahip olmasına rağmen sırf Amerikan ordusu ile doğrudan karşı karşıya gelmemek için Tenef’in kuzeyine doğru yöneldiler ve 50 km kuzeyinde konuşlandılar. Oysa gerçekte Amerika desteklediği bu gücün asla Suriye ordusu ve müttefiklerinin saldırılarına karşı tek başına direnemeyeceğinin bilincindedir.
Gerçekte Rusya yönetimi Suriye’de Amerika ile her türlü doğrudan karşı karşıya gelme durumundan kaçınmayı sağlayan denklemlere uymaya çalışıyor. Bu yüzden Suriye ordusu ve müttefikleri Tenef bölgesinin esas caddesine doğru yönelmek yerine bu bölgenin kuzeyine ve eski caddesine doğru hareket ederek Amerika’nın eline onlarla yüz yüze gelme bahanesi vermemeye çalıştı. Gerçi Amerikan ordusu üç kez bu güçleri bombardıman ederek ilerlemelerini engellemeye çalıştı, fakat başarılı olamadı.
Öte yandan Suriye ordusu ve müttefiklerinin bu bölgeye konuşlanması Amerika’nın Suriye’ye yönelik tüm tek yanlı planlarını ve özellikle Suriye’nin doğusunu merkezi yönetiminin denetiminden tam olarak çıkarma planını suya düşürdü.
Aslında Amerika ve Türkiye tekfirci IŞİD terör örgütünün Rakka’da işi bitmesi ve örgütün başını ezmek için Deyrizzur’a düzenlenen art arda saldırıların ardından Irak ve Suriye’nin ortak sınırlarına tam olarak musallat olmayı umuyordu. Ancak Suriye ordusu ve müttefiklerini ortak askeri komuta odasının askeri tedbiri, Suriyeli birliklerin ve müttefiklerinin Tenef’in kuzeyinde sınır bölgesine musallat olmalarına ve Iraklı güçlerle buluşmalarına vesile oldu.
Suriye’nin doğusunda yaşanan bu yeni gelişmelerden önce Amerika’nın desteklediği yeni özgür Suriye ordusu atlı terör örgütü Deyrizzur eyaletinin Elbu Kemal sınır noktalarına kadar uzanan bir bölgeye doğru ilerleyerek devriye ekipleri gönderebiliyordu, ancak şimdi Suriye ordusunun Tenef’in kuzeyine konuşlanmasının ardından bu askeri operasyonu yapamaz hale geldiler ve şimdi örgüt kuzeye doğru hiç bir harekette bulunamıyor ve pratikte Deyrizzur eyaletinin güneyinde askeri hareket yeteneğini kaybetmiş sayılıyor.
Bu operasyonun ardından Amerika ve müttefiklerinin Suriye – Irak sınırlarına ve özellikle Irak’ta Anbar ve Ninova eyaletleri ve Suriye’de Deyrizzur eyaletinin sınır bölgelerine musallat olma planı da suya düştü.
Öte yandan Rusya, Amerika hava kuvvetleri, sınıra doğru ilerleyen Suriye ordusu ve müttefiklerinin mevzilerine üç kez hava operasyonu düzenlemesinin ardından Pentagon’u uyardı ve Suriye devleti ve ordusunun bu ülkenin uluslararası sınırlarını koruma hakkına müdahalede bulunamayacağını vurguladı. Rusya bu yönde her türlü engellemenin bundan sonra bu güçlerin sert tepkisi ile karşılaşacağı uyarısında bulundu.
Gerçekte Rusya’nın bu tepkisi, Suriye’nin doğusunda yürütülen askeri operasyonun İran, Rusya ve Suriye ve müttefik güçleri arasında tam koordinasyonla yürütüldüğünü ve ortak bir karar olarak asla bu operasyondan geri adım atılmayacağını ortaya koydu.
Suriye ordusu ve müttefiklerinin yürüttüğü bu operasyon, bir çok askeri uzmanı Amerikan ordusunun bu güçlere karşı beklenmedik bir tepki göstermesinden kaygılandıracak kadar önem arz ediyor. Çünkü bu durumda Amerikan ordusunu Suriye’de doğrudan kara savaşına çekerek savaşın ateşini daha da alevlendireceği düşünülüyor. Kuşkusuz bu kriz Suriye’de daha geniş çapta bir savaş demektir.
Bu arada Irak ve Suriye’yi parçalama tezi Ortadoğu bölgesinin tümünü gölgelediği günden beri, Irak’ın Ninova ve Anbar eyaletleri ve Suriye’nin Rakka ve Deyrizzur eyaletleri iki ülkenin ehli sünnet Müslümanları tarafından yeni bir ülke kurma yönünde önemli adayları olmuştur. Nitekim son bir yılda bazı Arap ve Batı medya organları da bu farazi ülkeden “Sünniistan” adı ile söz ediyor.
Gerçi şimdi Suriye ordusu ve müttefiklerinin bu bölgede son ilerlemeleri bölgenin parçalanma tezini bertaraf edecek kadar önemli gözükmüyor, fakat hiç kuşkusuz Amerika’nın veya daha doğrusu korsan İsrail’in bölgeyi parçalama planı yolunda büyük bir engel oluşturduğu gözleniyor.
Gerçi son aylarda ve son yıllarda başta Irak ve Suriye olmak üzere Ortadoğu bölgesini parçalama ve nüfus ve coğrafi yapısının haritasını değiştirme pazelinin parçaları bir bir aydınlanıyor, ancak buna rağmen bölgede parçalanma sürecinin başladığı ve bu tür farazi ülkelerin varlığını ilan edeceği söylenemiyor. Ancak her halükarda ortada duran gerçek şu ki Amerika’nın Ortadoğu bölgesine yönelik güdümlü kaos planı bu bölgenin parçalanması üzerinde oturtulan bir plandır ve korsan İsrail’in bu bölgede güvenliğinin temin edilmesi ile da örtüşmektedir.
Suriye ordusu ve müttefiklerinin Suriye – Irak ortak sınırlarına ulaşmasına paralel olarak Suriye ordusu Rakka’nın güneybatısından da bu kente doğru ilerleme operasyonu devam ediyor. Öte yandan Tedmer’in doğusunu IŞİD teröristlerinden temizleme operasyonu da başladı ve böylece Suriye’nin doğalgaz sahaları tamamen Şam yönetiminin denetimine geçiyor. Pratikte üç cephede eşzamanlı yürütülen bu operasyon başarılı olursa o zaman IŞİD’in Suriye’de dosyası kapandığı söylenebilir ve bu durumda askeri dengeler de Suriye yönetiminin lehine değişeceği kesindir.
Bundan sonra iki cephe, iki pakt veya iki askeri ittifak Suriye’nin doğusunda karşı karşıya geliyor ve bu bölgede tüm askeri ve güvenlik gelişmeleri bu iki taraf arasında yaşanması bekleniyor. Birinci cephede Rusya, İran, Suriye ve müttefik güçleri yer alıyor. Bu cephe Suriye’nin doğusuna yönelik yeni bir strateji izliyor. Bu cepheye Irak yönetimi, halk güçleri, ordusu ve Haşedul Şaabi hareketini de eklemek gerekir. Bu güler Irak’tan bu büyük ittifaka katılıyor.
İkinci cephede Amerika, YPG ve YÖSO adı ile anılan yeni özgür Suriye ordusu adlı terör örgütü yer alıyor. Bu cephe Rakka kentini kurtararak Suriye’nin doğusunda ve Irak – Suriye sınırında konumunu güçlendirmek istiyor. Bu yüzden bu iki cephenin önümüzdeki aylarda Suriye, Irak ve Ürdün sınır üçgeninde karşı karşıya gelebileceğinden söz ediliyor.
Aslında Amerika’nın başını çektiği ikinci cephe Suriye’nin doğusunda şimdiden IŞİD’in Irak’ın Musul kenti ve Suriye’nin Rakka kentinden çekilmesinden sonra IŞİD’den geriye kalan teröristlerin Deyrizzur eyaletine çekilmesi ve buradan Suriye ordusu ve müttefiklerine karşı ateş gücünü koruması gibi bir senaryonun peşinde oldukları anlaşılıyor. Öte yandan Ürdün’de eğitim alan ve Amerika tarafından desteklenen teröristler de Suriye’nin güneyinde Dera eyaletinde şartları kendi lehine çevirerek Suriye yönetimi ve ordusunun bu bölgede nüfuzu engellenmeye ve daha sonra Deyrizzur eyaletinde yeni bir cephe açmaya ve sonuçta bu eyalette ve Irak ile ortak sınır bölgesinde inisiyatifi kendi elinde tutmaya çalışıyor. Ancak bu askeri senaryo Amerika ve desteklediği güçlerden oluşan ikinci cephe ile Suriye ordusu ve müttefiklerinden oluşan birinci cephenin karşı karşıya gelmesi için yeterli sebepleri oluşturacağı anlaşılıyor.
Her halükarda Suriye gelişmeleri bu ülkeyi Amerika’nın müdahaleleri sonucu saran krizin siyasi çözümü için şimdilik hiç bir net seçeneğin bulunmadığını gösteriyor. Öte yandan Suud rejimi ve müttefikleri ile Katar arasında yaşanan kriz ve Türkiye’nin bu krize yönelik tepkisi de Suriye’de yaşanan krizin siyasi çözüm ufkunu kararttığı anlaşılıyor. Nitekim Suriye’nin doğusu ve Irak’ın batısında yaşanan gelişmeler bu bölgede savaş şimdilik ilk ve son sözü söylediğini ortaya koyuyor. Ancak Suriye’de hakim olan askeri dengeler, bu savaşta hiç bir tarafın da tam olarak zafer kazanamayacağını gösteriyor. Bu durum Amerika İsrail’in güvenliği tehlikede olduğunu hissettiği sürece devam edeceği anlaşılıyor.